8 Haziran 2013 Cumartesi

Taksim Meydanı Bizim, Gezi Parkı Bizim, İstanbul Bizim

Dün akşam işten çıkıp Taksim'e gittim yine arkadaşlarımla.  Taksim Meydanı belki ömrünün en güzel zamanlarını yaşıyor. Geçen haftadan beri meydanda hayat var, her tür her renk bayrak; her telden ses, her yaş boy ve cinsten insan meydanda adeta panayır yapıyorlar. Tabii satıcılar maske, düdük, bayrak gibi direnişte gerekli malzemelerin piyasasını oluşturmuş. Biz sanırım meydanı özlemişiz, hep beraber dışarı çıkmayı, açık havada beraberce vakit geçirmeyi, meydanda olmayı özlemişiz. Sokak sanatını bile özlemişiz yahu.















Gezi Parkında ise gerçek direnişçi kardeşlerimiz çadırlarını kurmuşlar, öncekine göre oldukça fazla çadır vardı. Direniyordu Gezi Parkı.









Meydandaki yeni moda ise çuval bezinden yapılmış fenerleri havaya salmaktı. Biri bunlara dilek feneri demiş, yersen:) Ama gökyüzüne süzülen fenerlerin görüntüsü çok güzeldi.













Dün gece bir kere daha Taksim'i ne çok sevdiğimi anladım. İstiklal Caddesi her daim nereye gidelim dediğimizde ilk aklımıza gelen yer, çünkü orada herkese göre bir şeyler var. Zara da Terkod da var. Kitabevleri de var sahaflar da var. Cafe de var Mandabatmaz kahvesi de var. 5 liraya shot da var, 25 liraya manzaralı kokteyl de var. Ve yeniden bulduğu kimliğiyle, Taksim'i daha da çok seviyorum. Taksim'de bu şehrin gerçek bir parçası olan tarihi Gezi Parkı'nın yokedilerek  irticayı temsil edecek bir yapının dikilmesine tüm varlığımla karşı çıkıyor ve direniyorum.










2 yorum:

  1. AVM yapimina duyulan tepkiyle avmlere kapanan toplumdan, meydanlara cikan topluma dönüstük, ne guzel. Sonuna kadar katildigim bir yazi olmus. Eline saglik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sürekli meydanlardayız, özlemişiz değil mi gerçekten?

      Sil

Yaz ki muhabbet olsun.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...