29 Mart 2014 Cumartesi

Türkiye'nin vicdanı kazanacak!

Özgürlük için, barış için, kentlerimizi, parklarımızı, sokak hayvanlarımızı ve tarihi eserlerimizi korumak için oy verelim !

Bu seçim, seçim değil; AKP diktasından kurtulma savaşımızdır. Tatava yapmayalım, bulunduğumuz ilde AKP'nin karşısındaki en güçlü partiye oyumuzu basıp geçelim. Gücümüzü gösterelim.












Birleşe birleşe kazanacağız. Umudunuzu kaybetmeyin.

xo xo

16 Mart 2014 Pazar

Resmen Yaşlandım!

Geçen hafta o kadar ağlayıp üzülünce, doğumgünü kutlayamam, eğlenenem diye düşünmüştüm. Berkin, Burakcan, polis Ahmet ve Gezi direnişinde kayıp giden canlar;  hiç biri benim bastığım bu yaşı göremeyeceklerdi. Ben nasıl eğlenecektim ki? Amma gel gör ki insanoğlu ikiyüzlü. Vah gidene deyip hayata devam ediyoruz.

Doğumgünümde, işten çıkıp Fifucanlarımla buluştum. Yani La Capitana'cığım ve kocisi Erkan Fifucan:) Beni Yeniköy'deki Kavak Balıkçısına götürdüler. Bütün gece durmadan konuştuk, katıla katıla güldük. O kadar mutlu oldum ki anlatamam. Canım Fifucanlarım, sizi çok seviyorum.

Fifucanlar

Masamıza yerleştikten sonra, bütün restoran çalışanları etrafımızda fır döndüler. Çok geçmeden, Fifucanlar rakı eşliğinde, ben Bomonti birası ile; tadı damaklara seza mezelere, ara sıcaklara, balık güzellemelerine gömüldük. Mis gibi mısır ekmeği de cabası. Ben ömrümde böyle güzel deniz mahsülleri yememiştim dostlar.


Lakerda nefis, patlıcan ezme nefis, marine levrek nefis

Balık mantısı! Kendimden geçtim!

Levrek simidi! İnanılmaz !



İyi ki doğdun Judy :) 36 Yaş hatıram.

Yahu şu kalamara beni gömün dedim, harikulade bir lezzetti. Resmen zevkten inleyerek yedik:)



Kalamar detayı:)


Vee tabii gecenin finalinde buzlu bademlere gömüldük:)))



 
Sürpriz doğum pastam bile vardı:)))



Cumartesi günü ise Kızçeler'le Bakırköy'de buluştuk. Midpoint'te sofra kurduk :) Evet biliyorum,  haftasonu diyeti gömmüştüm doğumgünü bahanesiyle. Artık önümüzdeki maçlara bakacağız.




Minik minik başlangıçlar, ara sıcaklar eşliğinde bira içtik. Ve tabii bol bol konuşarak son maceralarımızı paylaştık:))) Farkettiyseniz kadro eksik, Arzu gelmedi çünkü! Evde kalıp bütün gün buzdolabının gelmesini beklemek zorunda kalmıştı:( 

Kızçeler

Bu arada neden geleneksel olarak gece Kırıntı'da buluşmadığımızı merak ediyorsanız, en minik kızçemiz Seval kuş hamile de ondan:) Akşam pıt diye uyuduğu için buluşmamızı erkene kaydırdık. Hatta bir sonraki kızçeler etkinliği bebek partisi olacak sanıyorum:)))

Yemeğin üzerine kahve ile tatlı yedik, hepsi de çok nefisti. Benim favorim dondurmalı Mud Pie.

Mud Pie

Tiramisu

Sufle

Karayip Katları

Tatlı faslından sonra da sarılıp öpüşüp hepimiz Istanbul'un bir tarafına dağıldık. Böylece bir kutlu doğum haftasının daha sonuna gelmiş bulunuyorduk. Dilek hakkım varsa, ülkemde insan sevgisi, adalet ve özgürlüğün esas olacağı güzel günlerde yaşamayı diliyorum. 

Unutmadan, bunlar da babamın doğumgünü çiçekleri. O kadar büyükler ki odama ağaç dikti sandım:)))







xo xo

9 Mart 2014 Pazar

Şahane Cumartesi

Size öğlen 1'de başlayıp Pazar sabaha karşı 5'te biten Cumartesimi anlatacağım dostlar.

Sabah uyandığımda saat henüz 7 idi, sanki işe gitmeye geç kalmış gibi panikle sıçramıştım ama sonra haftasonu olduğu aklıma geldi. Üstelik gece dışarı çıkacağım için biraz daha uyumak istiyordum. Gözlerimi yumdum, ıkındım sıkındım, kendime ninni söyledim... (soft kitty, warm kitty..) Sonra gözümü açtım ki öğlen 1 olmuş! Yuh.

Yüzüm gözüm uykudan şişmiş vaziyette kalktım, tabii kahvaltı filan hak getire. Abimler gelmişti, onlarla beraber öğlen yemeği yedim. Kahve içtim. Sonra giyinip kuşandım ve beraberce Zehra Halama, aile toplantısına gittik.

İnanılmaz bir manzaraydı! Sofradaki börekler, baklavalar, sarmalardan bahsetmiyorum. Beraber büyüdüğüm kuzenlerimle beraberdik, hepsi evlenmişti, biri dışında hepsinin kucağında bebesi, ağzına mama tıkmaya uğraşıyorlardı! Tabii küçük prens Ertuğ hariç, canııım,  tabağını almış koltuğun ucuna ilişmiş, kendi kendine böreğini yiyordu o :)

Börülce yemedim

Baklava da yemedim

Sarmadan 3 tane

Bu börekten 1 tane yedim. Su böreği de vardı, onu da yemedim.

Kek yemedim

Hepimiz yanyana dizilip fotoğrafımızı çektirdik, hem üzülmesinler diye gelinlerle damatları da aramıza aldık:)))



Sonra çılgınca selfie çektik, ayy görmemişin selfiesi olmuş!

La Capitana ile Miss Judy

Kaptanımla selfie çektiğimiz odada ne hatıralar, ne hatıralar! O odaya kapanır, deliler gibi gülerdik. Kaptan bana makyaj yapardı, sonra onun beyaz dizilerine gömülür, ağzımızın suları akarak; çelik grisi gözlü erkeklerle inatçı kızların aşk maceralarını okurduk:)


Güzel Sibel, Judy ve La Capitana


Abim niye gırtlağıma sarılmış, onu anlamadım:)

Akşamın sonunda artık ufaklıkları eğlendirme vakti gelmişti, Amca,dayı, enişte, hala, yenge, kim varsa oturduk hep bir ağızdan "Domatesin çekirdeği kırmızı kırmızı", yok efendim "daha dün annemizin kollarında", eyvah eyvah, ben o şarkıda hep ağlarım  "benim annem, güzel annem", hep bir ağızdan güldür güldür söyleyip alkış tuttuk minikler eğlensin diye. Komşular, mahalleye Moskof indi deyip polis çağırmadı ya, hayret! Kuzenlerim ise benim şokla bok arasında gidip gelen suratımla dalga geçtiler epey. Ben de "eve gidip Star Wars izleyeyim de fabrika ayarlarıma geri döneyim" dedim:)


Güleryüzlü, tatlı kuzu Irmak

Miniş, minicik Mina kuzusu

Kalkma zamanı gelince abime beni Cevahir'e bırakmasını reca ettim. Watsons ile Gratis'in Kadınlar Günü indiriminden anneme yüz kremi alacak idim. Kalabalık boğucuydu ama herhalde uykumu aldığımdan mı nedir, cin gibiydim. Gık çıkartmadan kuyrukta bekleyip anneciğimin kremlerini %50 indirimli olarak aldım, sonra metro ile Gayrettepe, oradan otobüs ile Etiler, oradan taksi ile eve geldim. Saat akşam 8 olmuştu. O yağmurda taksi nasıl buldum, ben de hayret ettim.

Saatler 9'u gösterdiğinde giyinip kuşanıp süslenip, Çito, Neşe, Gökçe ve Kadriye ile buluşmaya gittim. Ayy ne macera, gece 10:15'te vapur varmış Kadıköy'e ! O vapura binip karşıya geçtik. Bağdat Caddesindeki Nispet isimli kulübe gittik dostlar, Çito ve Gökçe'nin doğumgünü kutlaması için. Evet, bizim tarafın suyu çıkmış gibi taa buralara gelmiştik.


Aman sabahlar olmasın

Kudurrrr


Bora Öztoprak, Kaan Öztürk, Equip


Bora Öztoprak'ı hayatımda ilk kez dinledim herhalde ne bileyim? Bardak kadar bir adam. Çok eğlenceli bir program yapıyor. 90'ların meşhur Türkçe pop şarkıları teması tutturmuşlar ekibiyle, yanında Kaan diye biri var, her frontman'in ihtiyaç duyduğu nefis bir lead guitar. Hem harika çalıyor, hem de harika söylüyor o da. Bunlar takır takır şarkı söylüyorlar, arada muhabbet edip izleyicilere takılıyor, hem de bazen şarkı sözleriyle oynayıp Tayyo'ya giydiriyorlar bir güzel. Türkçe pop ve 90'lar seviyorsanız mutlaka gidin, şahane kudurur, kurtları dökersiniz. 100TL, sınırsız yerli içki, çerez, patlamış mısır eşliğinde:) Vestiyer paralı.



İndirimden aldığım Maybelline mercan rengi rujum çok şahane:)

Ayyy sadece tek kötü bir şey vardı, gece 3'ten sonra sigara yasağı bitiyormuş. Ne gerzekçe değil mi? Kulüp dediğin yerin altında, kapalı, kutu gibi bir mekan. Üstüne millet denyo gibi sigara içmeye başlayınca bütün keyfim kaçtı haliyle. Program bitene kadar, 1 saat zehir soluduk. Allah kahretsin, bu yasaktan önce biz nasıl Mojo'da sabahlıyorduk, inanamıyorum. Kendimi zor attım dışarı.

Eve dönüşümüz de çok kolay oldu, taksiye atlayıp bomboş yollardan cırt diye bizim tarafa geldik. Kııız, karşı yaka ne kadar durgun ve sıkıcıydı. Bağdat Caddesi dışında her yer derin bir sessizliğe gömülmüştü. Bizim yakada hayat vardı, millet kudurmuş gibi sabahın 4:30'unda sokaklarda idi:)))

Etiler'den geçerken de trafik durdu bir an, Ayta Sözeri geçmesin mi önümüzden! O da programını bitirmiş aracına gidiyordu gidiyordu herhalde. Ay çok severim Ayta Sözeri'yi, bir kere Taximhane'de programına gitmiştim, harikulade idi.

Neyse efendim, kızlar beni eve bıraktılar ve gece burada bitti sanıyorsanız bir daha düşünün derim. 

Taksiden indim, el salladım, sonra kapıya hamle ederken bizim mahallenin 5 köpeğinin koşa koşa bana doğru geldiklerini gördüm. Bir tek Fındık yoktu, Fındık minnacık bir cins köpekti, hep büyüklerin arkasından, en sonda koşardı. Gazeteci İsmet Berkan'ın tekmesiyle araba altında kalıp öldü. Hep üzülürüm onun o pıtır pıtır koşmasını anımsadıkça.

Üzerime koşan köpekleri görünce hemen evde sakladığım kemik şeklindeki bisküvi torbasını alıp sokağa geri döndüm. Sabahın 5'ince köpüşlerle parti yaptım, bir güzel yediler bisküvileri takır takır. Tontikler ya.










Yalnız bir hariç. Buncağız bisküvi yemedi, Ne yaptı biliyor musunuz, ben çömelmiş diğerlerinin ağzına bisküvi tıkalarken, bu geldi kocaman kafasını bana yasladı, öylece bekledi. Canım ya, bütün canlılar gibi sadece sevilmek istiyordu. Şu yavrucaklara kalkan eller ayaklar kopsun inşallah.






Bisküviler bitince eve girdim, sesim duyup uyanan, sonra da fırt diye bahçeye kaçan şişko kedimi yakaladım, onu da yatırdıktan sonra nihayet yatağa girip uyuyabildim.

Ne inanılmaz bir günmüş değil mi?

Ve böylece kutlu doğum haftama girmiş bulunuyorduk:)))


xo xo


3 Mart 2014 Pazartesi

Elveda Oscar Amca:(

Ne kadar üzgünüm bilemezsiniz dostlar. Bu sene Oscar törenini paralı kanal satın almış. Dolayısıyla işten eve gelip törenin tekrarını izlemek hayallerim suya düşmüştü. O dijitürk'e de uyuz oluyorum zaten. Blogları kapattıran pis kanal. Sonuçta ne ağlamalı ödül kabul konuşmalarını, ne In Memoriam'ı; ne de şarkıları; hiç birşey izleyememiştim:( Allahtan internetten çalıp çırptığımız fotoğraflar var da, kırmızı halı yazısı yazıyoruz.

Öncelikle insan değil, Olimpos dağından aramıza lütfetmiş kategorisinden tanrıça Angelina Jolie ile başlayalım.

50 yaşında ihtiyar koca, 15 tane çocuk derken şuurunu kaybetmiş olacak ki, ne olduğunu anlamadığım şu elbiseyi giyip gelmiş törene:


Kııız, Brad Pitt, bildiğin Zenginler de Ağlar'daki Luis Alberto Salvatierra'ya benzemiş yaşlanınca. Bir tek o gudik favorileri eksik:)))

kocam 50 yaşında, ben taş!


Yani bir sorun var bu elbisede, pek süklüm püklüm derken durumu çözdüm: Ablanın kötü yoktu! İnanmayan aşağıya baksın. Ölçüleri 120-40-40 olunca; elbise de sümük gibi sarkmış üzerinden, sanırsam daha götlü biri giymeli idi bu pırıltılı kıyafeti.

Annah! Kötüm! Kötümü kesmişler Holivut 'un izbe sokaklarında!


Herkesin pek beğendiği Kate Hudson'a ben de bayıldım. Çok asil ve toşbilli bir abla gibi görünüyor. Bu gocuklu elbise modasını da 2 sene evvel Gwyneth Paltrow çıkartmıştı hatırlarsanız. Ondan sonra da patlama yaptı. Valla Kate çok hoş göründüğü için buna laf sokamadım. Geçelim.








Kate'in annesi, bir zamanların meşhur komik aktrisi Goldie Hawn ile cici babası Kurt Russel da törene katılmışlardı. Maalesef. Keşke evde oturaydılar da, şu suratlarını çekmek zorunda kalmasaydık. Kııız, doğal yaşlanın dediysek insan gibi görünmeyin, işkembe gibi gezin demedik! Gidin de bi botoks yaptırın be.



Eskilerden keşke gelmeseydi dediğimiz bir diğer konuk da Liza Minelli idi. Bu da botoks ile suratının kalıbı çıkarttırmış, saten pijamalarını giyinip gelmiş. Botoksa o kadar para harcamış ki, sütyen bile alacak kuruşu kalmamış.

Üzgünüm ama bu fotoğrafı çeken adam kör oldu :

Vasfiye teyze ağladı beee

İçimiz açılsın, Lupita'ya geçelim. Bu sezon bütün ödül törenlerinde çok hoş görünen Lupita, Oscar töreninde de prensesler gibiydi.







Vee ödülünü almak üzere sahneye çıkarken şu zerafete, güzelliğe bakın. Hatırlarsanız geçen sene Jennifer Lawrence merdivenlerde serilip kalmıştı.



Pek güzel ve yetenekli bulduğum Jennifer deli gibi zayıflamış, peplum giyecek kıvama gelmiş. Gelgelelim, kırmızı halıda yine yerlere yuvarlandı salak:) Elbiseye gelince, boylu poslu bir kız, ben ona kabarık etekli kıyafetleri daha çok yakıştırıyorum sanırsam.





Genelde güzel giyinen kızıl saçlı afet Amy Adams'a nazar değmiş. Büyük Millet Meclis açılışına gidercesine lacileri çekip gelmiş.

sıkıcısın




Sandra Bullock ise şirazesi kaymış vaziyette yüzü gözü dağılmış geldi törene:



Ahahaha, sevmiyorum ya, en iğrenç fotoğrafını arayıp buldum:))

Julia Robert ise perdelik güpürden yaptırdığı manasız elbisesi ile hayal kırıklığı idi. Hele o peplumların rezilliği inanılacak gibi değil, insan bi ütü basar onlara, kanatlanmış nereye uçuyorsun?





Anna Kendrick ise cin olmadan adam çarpmaya kalkanlardan. Bardak kadar boyuyla, varoşik avamella elbisesiyle Angelina Jolie'yi taklide kalkışıp ağlayarak kırmızı halıyı terkediyor.




Anne Hathaway her sene pek havalı giyinirdi. Oscar kazandığı geçen sene ise bir yanlışlık sonucu pek gudik bir kıyafet ile törene katılınca nevri döndü. Artık iflah olmaz, yazık. Saçmasapan taşlı tuşlu assolist elbisesi ve kırpık saçları ile pek mutsuz görünüyor idi.




Charlize Theron'a da laf sokamıyoruz haliyle, bu heykelsi duruşuyla hepimizi döver:




Ben küçükken annemim başucunda 60 senelik abajurlar vardı, aynen böyle püsküllü:)) Jennifer Garner sanki ça ça çaa diye bağırıp püsküllerini yüzümüze sallayacaktı  :))





Yalnız yazdıkça içim daralıyor, meğersem ne rüküşmüş Holivut ahalisi. Misal şu teyze Morticia Addams kılığında törene katılmış:



Susam Sokağı ile büyüyen bir diğeri ise Minik Kuş kılığına girmiş. Keşki Kurabiye Canavarı olsaymışsın diyecektim ama aşağıdaki o işi halletmiş



Bu manyak, Allah muhafaza Laleli kreasyonlarının en şahanesi üzerine geçirip gelmiş, o yanar döner kadife midir nedir içim kıyıldı :)))



Bu sene kırmızı halıda dikkat çeken diğer bir akım da kefenimi giydim geldim modası idi. Demek bu gerizekalılık bulaşıcıymış, taa Holivut'a kadar gitmiş dostlar:)




Allah cezanızı verecek, siz de ölükler gibi çarşafa sarınıp Oscar törenine gelmenin hesabını vereceksiniz!

Bilmem farkettiniz mi, biricik Meryl Streep artık her sene aynı elbisenin farklı renklerini giyiyor sanki. Bu sene de sade ve rahattı. Canımız. Sana laf yok!



Bir zamanların Hermione'si Emma Watson, genelde başarılı seçimler yaparken; ilk kez katıldığı Oscar töreninde korkunç bir hanımteyze eteği seçmiş. Ne yaptın kızım, o etekleri keseydin de iki çocuğu giydireydin. Heçç beğenmedim.




Güzel ve de karizmatik Cate Blanchett ise pırıltılı elbisesi ile pek hoştu. Sana da laf sokamadım, geç otur. Küpelerine de bayıldım.






Bir de sinema sektörü ile ilgisi olmayıp yine de her sene ısrarla törene gelenler var ki ben de bunlara her seferinde tekrar tekrar gıcık olmaktan kendimi alamam. Misal Heidi Klumm.

Bu sene tövbe haşa Lady Gaga da Oscar kırmızı halısında yürüdü. O çirkin elbisesinin altına da rahmetli Zeki Müren'in genç kızlık ayakkabılarını giymemiş mi ayyyy terlikle ağzına ağzına vurasım geldi. Neyse pirzoladan, kalamardan bir elbise de giyebilirdi. Yapmadığı iş değil.




Bu gereksiz tayfasının bir gediklisi de Kelly Osbourne. Ozzy Osbourne'un kızı bu, bir zaman şişmandı, sonra zayıfladı, saçını maviye filann boyadı. Niyeyse her yıl Oscar törenine katılıyor. Fakat vermeyince mabud, neylesin sultan Mahmud? O suratla, Cesur ve Güzel'in beşgen çeneli Riç Foristir'inden hallicesin Kelly'cim. Artık uğraşma istersen.




Ayy dayanamiycim, çok uykum geldi. Yazımızı güzel bir şekilde bitirmek için canımız Veronica Mars'ımız Kristen Bell'e geçip şu güzelliğe bir göz atalım. Çok özel bir elbise olmayabilir ama elbisenin içinde pek mutlu bir hali olduğu için şahane görünüyor:



Gördüğüm fotoğraflar içinde en çok bunu beğendim:)




Son olarak, resimleri tararken şöyle bir şekil gördüm.  Görmez olaydım dostlar: kendisine edecek tek lafım var : Hay senin ağzına sıçalar!





Not: Fotoğrafları Zimbio'dan aldım, hiçbiri benim değil. Lütfen beni hapse atmayın. Tişikürler.

xo xo
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...