25 Mayıs 2017 Perşembe

Nicole Kidman Cannes Kırmızı Halı

Ay tövbelerceee, yıllar sonra bloga dönüş yaptım. Nicole Kidman'ın bu seneki Cannes kırmızı halı performansını izleyince çok yazasım geldi, hayretim olsun :) Okuyan olur mu bilmiyorum ama niyetim bu yazının ardından Pippa Middleton'ın düğününü sonra da muhteşem Amsterdam seyahatimi paylaşmak.

Neyse, Nicole ablamız bütün dolgularını botokslarını yeniletip elden geçirmiş ve vampirsi suratıyla Cannes'da kırmızı halıda boy göstermiş. Artık biraz ürkütücü olmaya mı başladı nedir?


Christian Dior Couture :


Nicole'ün Cannes'de giydiği ilk kıyafeti gördüğüm anda bu yazıyı yazacağımı biliyordum. Elbiseyi çok beğenmiştim çünkü. Hoş o askılar beni sinir ederdi, sütyen askısı düşmüş gibi habire düzeltesim gelirdi ama olsun.








Calvin Klein By Appointment:


Nicole'ün ilk gece giydiği kıyafetin eteği 200 metre tül perdeden 150 saat uğraşılarak yapılmış. Sallamıyorum valla, Vogue'da okudum. Bence kaynakların gereksiz kullanımına güzel bir örnek olmuş, Nicole'ün yaşı geçti annem artık böyle tütüleri giymek için. Bir de yanında köylü kocasını getirmiş, yazık kadına yaa:) Beğenmedim ben bu balerina cif modelini.


balerina cif benim adım


temizlik bezinizim


Bu kadınceğizin kaderi hep kısa ufak tefek angut tipler

suratına ne olmuş tövbe estağfurullah birşey olmuş


Versace :


İkinci günün sabahı Nicole'ü çok beğendim. Siyah her zaman güzeldir anacım.




Tam bir Firdevs Yöreoğlu

Doğruya doğru : Yardırmış!

Armani Prive :


Gece ise çok güzel desenli bir kıyafet giymiş. Bunu da beğendim. Laf sokamadım valla.










Alexander McQueen:


Üçüncü günün sabahı Nicole, bizim Düşes Kate'in favori markasını tercih etmiş. Fakat cildi o denli beyazken bir de gidip bu tonları giymesini hiç anlamıyorum, kadın ortadan kayboluyor bu soluk renklerin içinde. Kıyafet çok hoş ama Kate'e daha çok yakışabilirdi. Ama bu modeli de Kate giyemez, ancak Nicole giyebilir. Bu ne yaman çelişki yaleppim???








Michael Kors Collection:


Son gece ise Michael Kors'un bu son derece eğlenceli kıyafeti içinde tanrıça gibi bizim Nicole. Sanki kankan dansçısı günlerine geri dönmüş.








püsküller harika :)


Nasıl buldunuz Nicole'ü?


xo xo

13 Kasım 2016 Pazar

35.İstanbul Kitap Fuarı Serüvenimiz : Bu yıl iyi polisiye yaptı

Yepyeni bir kitap fuarı serüveniyle karşınızdayım benim canımdan çok sevdiğim takipçilerim. Bu sene fuar keyfimizin üzerinde kocaman bir gölge vardı; tutuklu gazeteciler, tutuklu yazarlar, tutuklu milletvekilleri ile karanlığa doğru düşen ülkemizin gölgesi. Yine de günler öncesinden La Capitana ile planlar programlar yaptık; fuar dönüşü ne yiyeceğimize kadar kararlaştırdık. Sonra kaderin acı bir cilvesi ile Kaptan'ın Cumartesi günü işe gitmesi gerekti; ağlaya ağlaya başka gün gideriz dedik. Ve yine kaderin ufak bir oyunu ile Cuma gecesi Kaptan işe gitmesini gerektiren konunun iptal edildiğini öğrendi. Böylelikle Cumartesi günü Edirne'ye doğru yollara düştük.



Gidişimiz 1 saat sürdü arabayla, fuarda 2,5 saat gezdik, sonlara doğru kitap yükümüz iyice belimizi büktü, neyse ki bir ara yükümüzün bir kısmını aslan Fifiucan'a teslim edebilmiştik, yoksa ikinci kısmı atlatamazdık.



Fuar bildiğiniz gibi, indirimler %20-%30 gibi, misal Can Yayınları %30 indirim yapmış, hoştu. Çoğu yayın evi %20 indirim yapıyor ki, bu ufacık indirim için metrobüs veya arabayla saatlerce yol gelip gitmeye; bir de üste para verip fuara girmeye ne gerek var diye düşünüyor insan.




Monokl çok hoş bir stand hazırlamıştı, dikkat çekiciydi.



Kırmızı Kedi  biraz daha indirim isteyince reddetmeyen yayıncılardan. Biz fuarda kitap alacağımız zaman  kitapların internet satış sitelerindeki fiyatını kontrol ediyoruz, tabii internette daima kitaplar daha ucuz. Yayın evlerine internet fiyatını söylüyoruz ve genellikle bu fiyata epey yaklaşıyorlar. Üstelik yayıncılarla muhabbet etmek, çok çeşitli kitapları görüp yeni yazarlar keşfederek gezmek de fuarı vazgeçilmez kılan sebeplerden.



 Domingo'da 3 kitap 45 tl kampanyası vardı.



Tudem'in ciltli çocuk kitaplarını çok beğendim. Savaş Atı'nı basmışlar, hani Spielberg birkaç sene evvel filmini çekmişti. Kapağı da çok güzeldi ama almadım, canınız çeksin diye şuracığa koyuyorum yine de.



Martı Yayınevi her sene olduğu gibi fuarın hakkını veriyordu. Kitaplar 5 lira, 10 lira, 15 liradan satışa sunulmuştu. Ama ben kendimi tuttum, bu sene Martı'dan kitap almadım. La Capitana 2 büyük boy sepeti doldurdu :)







Ephesus Yayınları sert kapaklı ve şömizli yayınlamaya başlamış kitapları, çok güzel görünüyorlardı. İndirim konusunda da anlayışlı davrandılar. Ayrıca çok güzel bir bez torba hazırlamışlar, taşıması pek rahattı.



Oğlak Yayınlarının standı epey geniş ve güzeldi, çok hoşuma gitti. Ayrıca bir sürü yerli polisiye yayınladıkları için de seviyoruz kendilerini.

AQFD

Koridor Yayınları da pek çok kitap basan (Özellikle John Verdon polisiyeleri) ve fuarda gayet uygun fiyatlar sunan bir yayıncı.



April Yayınlarında yine editörler görev alıyor fuar standında, dolayısıyla doya doya kitap muhabbeti yapabiliyorsunuz, indirimi de güzeldi , bana özel indirim yapıldı elbet :) April'in imza günü 19 Kasım günü olacak. Ama benim en sevdiğim yazarlarım Algan Sezgintüredi ve Sezgin Kaymaz bu sene yoklar imzada. Yeni kitaplarını da yeni yılda okuruz inşallah, bekliyoruz bakalım.




Bu sene Epsilon'daki hanımefendi ile de çok güzel sohbet ettik, onu söylemesem olmaz. Standart %20 indirim vardı Epsilon'da ama muhabbetimiz hatırına biraz daha düştü fiyatlar, düşmese de alırdık, çok zevkli idi geçirdiğimiz dakikalar. 


Elimiz kolumuz kitap dolu olduğundan Everest'e, Metis'e bakamadım. Pegasus'a da La Capitana sordu ve fiyatları gayet yüksekti. Gençler okuyor bu Pegasus'un kitaplarını, ne olur ki biraz güzel indirim yapsalar da millet okusa. Bana gelince, kahramanlarının yaşı benden pek küçük olan kitapları okumak istemiyorum artık :)))

O halde artık aldığım kitaplara geçebiliriz :


Kırmızı Kedi Yayınevi



Hayalet Koşucu : Bir Makana polisiyesi, geçen seneki fuardan beri bekliyordum bu kitabı. İlk iki kitap hakkında Kitap Muhabbeti yazılarım burada.

Paramparça : Karin Slaughter'ın polisiye romanlarını denemek istiyordum epeydir, bakalım nasılmış.


Sel Yayıncılık



Komik Kız : Epeydir göz koyduğum bir kitap.

April Yayınları



Gece Ana : Algan Sezgintüredi yeniden çevirmiş kitabı, o halde okuyalım.

Yeni Moda Turuncu : Orange is the new black ?

Süperpoze : Merakımdan aldım. Aslnda ne bassa okurum dediğim yayıncı Domingo, roman seçimlerine bayılıyorum. April de yavaş yavaş o kıvama geliyor .




Sıcak Kafa : April Yayınları editörü Nazlı Berivan Ak'dan bir hediye,  merakla okuma sırasına ekledim. Çok teşekkür ediyorum güzel sohbet için :)


Koridor Yayıncılık




Psikoz : Polisiye gerilim.

Asla Geri Dönme : Jack Reacher karakterinin bir macerası. Tabii polisiye.

Kurt Gölü : John Verdon'un Dedektif Gurney polisiyelerinden biri. 3 kitap 40 liraydı, ben de bunu üçüncü seçtim. Serinin ilk kitabı Aklından Bir Sayı Tut hakkındaki Kitap Muhabbeti yazım burada.


Aylak Kitap

 

Kurma Kız : Hugo ödüllü bir distopya.


Domingo Yayınevi



Bakir İntiharlar : Filmini izlemiştik, yazar Jeffrey Eugenides'in Middlesex romanına da bayılmıştım. Middlesex yazım burada.

Eş : Domingo güzel romanlar basar ön yargısı ile aldım.

Bin Yıllık Dua : 3 kitap 45 liraydı, bunu üçüncü seçtim. Yayın evi de tavsiye etti, bakalım nasıl çıkacak.


Oğlak Yayıncılık- Maceraperest Kitaplar



Öldüren Kumpas ve Düşman : Lee Child'ın Jack Reacher polisiye serisinden iki kitap. Bu seride yirmiden fazla kitap var, çok azı basılmış bizde. Bulduğumuzu aldık. 




Başkomiser Galip polisiyeleri : Yaşasın yerli polisiye diyerek keşfetmek istediğim bir seri.


Epsilon Yayınları




İblis Döngüsü Serisi : Çok merak ettiğim fantastik bir seri, kitaplar da tuğla gibi maşallah. 


Ephesus Yayınları



Ephesus'un güzelim ciltli kitapları oldukça albenili.

Ölüm Patikası Paravan ve Dönüş Yok : Tim Weaver'ın David Raker polisiye serisinin üç kitabı. Aradan bir tanesini almayı atlamışım :( Onun da adı Tünel. 




Cinayetin Şifresi : Marie Lightwood polisiyelerinin ilki.

29.Oda : Korkunçlu gerilim romanı.


Bu kadar kitabı yüklenip eve döndüğümüzde hepimiz kurt gibi acıkmıştık. Önce klasik fuar yemeğimizi yedik (kuru fasülye-pilav-bol salata), üzerine de çay saatinde La Capitana'nın elleriyle hazırladığı çikolatalı pasta ve mercimek köftesiyle kendimize ziyafet çektik.

Bu yılın macerası da böylece sona ermişti. Şimdi odamda bu kitaplar için yer bulmak zorundayım, işim çok zor :)

Xo Xo


1 Ekim 2016 Cumartesi

Küçük Prens George ve Yazık Prenses Charlotte Ortaya Çıktılar

William ile Kate'in Kanada turu yavaş yavaş sona yaklaşırken, turun en beklenen günü de geride kalmıştı. Çoluk çocuk tüm Cambridge ailesi bir partiye katıldılar ve Prens George ile Prenses Charlotte'ı yakından görebildik.



George her zamanki gibi çok sevimli idi, on yüz baloncuk yaptı, minyatür midilliye bindi. Gazetecilerin dediğine göre birşey yapmadan önce hep Kate'e dönüp izin istiyormuş hatta. Demek ki Kate disiplinle yetiştiriyor çocukları, aferim.









Prenses Charlotte ise çok üzgünüm ne yazık ki annesinin güzelliği dururken babasının çirkinliğini almış, donuk suratlı Windsor sülalesine çekmiş ya olacak iş mi :( Biz bu çocuğun Prenses Diana'ya benzemesini beklerken gitti Kraliçe Elizabeth'e benzedi, ne yapsın bu küçücük prenses şimdi dostlar?






Bu fotoğraf da skandal, Kate yine götü açık yakalanmış, bir öğrenemedi bu kız da frikik vermeden giyinmeyi yahu.









Ayy büyüdükçe güzelleşir, çirkin ördekten zarif kuğuya dönüşür, annesine benzer inşallah ne diyeyim? Bir de Kraliçe beni vurdurtmaz inşallah bu yazılarım yüzünden :)







Sizce Charlotte kime benziyor?

Xo Xo