20 Ekim 2015 Salı

Mendilleri Hazırlayın : Güç Uyanıyor

Önce, filmin başında Disney logosunun görülmeyeceği açıklandı. İçimize soğuk sular serpildi çünkü Star Wars bir geleneğe sahip. Lucas Film yazısı çıkar, "A long time ago in a galaxy far far away..." der ve bam! Meşhur kayan yazılar ile filmimiz başlar. 1977'den beri aynı şekilde süregelen bu açılışa minnoş Disney logosunu sokuşturmak tam bir cinayet olacağından bir kere bundan vaz geçmişler.

Sonra poster yayınlandı. Aman yaleppim, Prenses Leia, Han Solo minnak tipler gibi ortada; yedek parçacı cüretkar kızımız Rey ve ilk teaser'da dan diye ekrandan fışkırıp ödümüzü patlatan Finn ön plandalar. En tepede ise fantastik kılıç tasarımı ile göz alan yeni kötümüz Kylo Ren var. Luke Skywalker ortalarda yok.



Ve nihayet onlarda gece, bizde bu sabaha karşı, Star Wars Episode VII The Force Awakens filminin fragmanı yayınlandı. Sabah uyanınca ilk iş bir kere izledim, sonra koşa koşa servise yetiştim. Servise yetişince oturup rahatça ağlaya ağlaya 10 defa seyrettim. Benim sorunum ne dostlar, o müziği duyunca, Han Solo'yu görünce foşşşşş diye Japon anime karakteri gibi yaşlar fışkırıyor benden:)

İşte Güç Uyanıyor'un fragmanı:



Fragmanı çok beğendim hemen söyleyeyim.




Fragmanda ilk gördüğümüz genç kadın kahramanımız Rey. Rey'in eski gemileri yağmalayıp hurda parça topladığını, yanında toparlak yeni droidimiz BB-8 ile çöllerde dolandığını tahmin ediyoruz. Bu arada geçen hafta iş için Paris'e gitmişken Disney dükkanından kendime kafam kadar bir BB-8 aldım, ne güzel değil mi:)



İşte, Rey'in tipi fena halde Keira Knightley'e dolayısıyla Natalie Portman'a benziyor. Acaba Leia'nın kızı mı? Yoksa Luke'un kızı mı? Filmde 3 tane genç tip var:  Rey, Finn ve Poe. Bunlardan birinin Skywalker soyundan gelmesi olası çünkü önceki teaser'da Luke'un birisine "The force is strong in my family, you have that power too" dediğini duymuş idik. Rey Leia ile Han'ın kızı olabilir veya fragmanda Kylo Ren'in işkence ettiği Poe da yeni nesil Skywalker olabilir, bilemedim.




Neyse devam edelim, fragmanda hala yeni tema müziği çalarken imparatorluğun uzantısı gibi devam eden First Order'ı ve Finn'i görüyoruz. Finn "Bir tek şey için yetiştirildim ama uğruna savaşacağım hiç birşey yok" diyor. Finn bir Jedi şövalyesiymiş gibi algıladım, sanki stormtrooper'ların içine casusluk etmek için girmiş gibi geldi bana. Ne bileyim, ilk teaser'dan beri bunu düşünüyorum, yani Finn'in stormie olduğu hiç aklıma bile gelmedi. Lando Calrissian ile bir ilişkisi var mı, onu da düşünemedim.

Ve yeni temanın yükseldiği anda Kylo Ren'i görüyoruz. "Yolumuzu hiç birşey kapatmayacak, senin başladığını bitireceğim" diyor Bane'i andıran bir sesle yeni kötümüz. Darth Vader maskesini görüyoruz. Çok çarpıcı bir an ve müzik HARİKULADE. John Williams bir dakika dinlemekle kalbimi çarptıran bir tema bestelemiş dostlar!

Sonra da mükemmel bir geçişle Han ile Leia'nın klasik aşk temasına evrilen müzik eşliğinde Millenium Falcon sahneye giriyor.

Finn diyor ki : There are stories about what happened.

Han Solo da durur mu, cevabı yapıştırıyor : It’s true. All of it. The Dark side. The Jedi… they’re real.



Tabii ben de durur muyum, başlıyorum ağlamaya:)

Offf ortada Jedi yok, o zaman Endor savaşından sonra ne oldu? Luke, yeni Jedi düzenini kurmadı mı? İmparatorluğun uzantısı First Order ile Asi Birliğinin devamı "Direniş" arasında nasıl hala savaş var? Luke nerede, büyük Jedi ustası? Hiç çırak yetiştirmedi mi, yetiştirdi de karanlık tarafa mı kaptırdı ay ne oldu ulan?

Fragman tabii bu sorulara cevap vermiyor, Mükemmel The Force teması eşliğinde X-Wing ile Tie Fighter savaşından, Direniş üssünden ve galaksinin en unutulmaz aşkından sahneler görüyoruz:


I love you
I know...

Nihayet, mavi ışın kılıcı taşıyan Finn ile kırmızı kılıçlı Kylo'nun çarpıştıkları an fragman bitiyor. Bir kadın sesi diyor ki:

The Force. It's calling to you. Just let it in.


Çok beğendim dostlar, fragmanda müzik muhteşemdi. Bolca Han Solo var gibi. Ağırlık yeni üçlüde olacak sanırsam. Rey'i şimdiden sevdim. Topik droidi de sevdim. Fakat filmi klasik üçlemenin devamı olarak ve sevdiğim esas kahramanlar için izleyeceğim. Han, Luke, Leia, R2 ve 3PO.

May the force be with you, always!




23 Eylül 2015 Çarşamba

Muhteşem Yüzyıl : TOPKAPI SARAYI

Ayyy konu başlığına Muhteşem Yüzyıl'ı çakınca reytingim artar diye düşündüm dostlar ahahahah:) Bugün bize tam gün tatildi, böylece Istanbul'da isek her bayram yaptığımız gibi La Capitana ve küçük prensimiz Ertuğ ile gezmeye gittik.



Geçen sefer Topkapı Sarayı'na gittiğimizde uçsuz bucaksız kuyruklardan sebep girememiştik içeri. La Capitana da ben de en son saraya gideli seneler olmuş, illa gezmeyi kafaya koymuştuk. Böylece sabah erkenden buluştuk, ama yanımızda şemsiye, yağmurluk var; ben bir de tişörtümün içine fanilemi giymiştim. Yuh, iç donu da giyseydin manyak dediğinizi duyar gibiyim:) Çünkü hava raporunda vay efendim sağanak geliyor, Istanbul'da öyle böyle değil deli yağmur yağacak dedi ama hava nasıl sıcak, nasıl boğucu idi anlatamam.





Sultanahmet'te tramvaydan indik, aaa bir baktım La Capitana koşuyor, saraya gireceğiz, kararlıyız ya! Minik Ertuğ anne kestane, anne dondurma diye miyavliyor. Ben piştim, blucin dötüme yapıştı, Sülüman'ı her izleyen Topkapı'ya gelmiş, deli bir kalabalıkta koşturuyoruz. Benden ter fışkırdı. Ertuğ yine miv miv bir şeyler istedi. Ben de o ateşle "Ananın a*ı" deyiverdim ahahahah La Capitana da "Aman oğlum evladım sen duymaaa" diye atıldı. Ertuğ'a da okulda öğretmeni "Oğlum, evladım" diyormuş, meğersem çocuk sinir oluyormuş öyle deyince, O da beri yandan "bana evladım dimeee" diye böğürdü. Ayyy La Capitana deliler içinde kaldı dostlar:)))

Soluk soluğa koşup bilet sırasına girdik, insanımsı bir kalabalık vardı, çabucak sıra bize geldi. Sonra tıkış tepiş kontrolden geçtik; ben "Destuuur Sultan Süleyman Han hazretleri" diye bağırdım ve saraya girdik.

İçeride Mehteran gösterisi vardı, cümle mehter takımı davullu zurnalı önümüzden geçtiler. Çok ilginç bir deneyimdi:)




















Önce mutfaklar kısmını gezdik. La Capitana da ben de, önceki ziyaretlerimizde burada çok çok daha fazla obje gördüğümüzü anımsıyorduk. Sergi alanları değişmiş, daha az eşya camekanlarda sergileniyor. Yenilenmiş ferahlamış sanki ama görmediğimiz eşyalar nerededir? Bilemedim:(



Çanak çömleği gördükten sonra ben artık sıcaktan boğuluyordum. Sarayın orta yerinde bir banka çöktüm, tişörtün kollarından elimi sokup fanilamın askılarını indirdim, sonra aşağıdan çekip belime topladım ve La Capitana'nın faltaşı gibi olmuş gözlerinin önünde fanilamı hoop çıkartıverdim. Etraftan millet donumu mu çıkarttım diye merakla baktılar ama havalarını aldılar. Oh ben de rahatladım.

Fanileyi çıkartmadan önce gergin gülümseme

Fanileyi çıkarttıktan sonra huzur dolu gülümseme

Standart klasik sanatsal fotoş





Sonra hazine bölümlerine gitmek istedik, oralarda tadilat vardı sanırım. Kaşıkçı Elması ile Topkapı Hançeri görülebiliyordu tek. Fakat o upuzun kuyruğa girip sıcakta beklerken ağlayacak mıydık, tabii ki hayır. Söylene söylene gidip kaynak olduk önden, kimse de bir şey demedi. Ama biz, gayet ciddi, bizim önümüzdeki kocasının yanına geçmek isteyen kadını azarladık ahahahah:)))










Aha da bu kuyruğa girmedik, en önden kaynak yaptık:)

Mücevherat tabii yine göz kamaştırıcı idi. Kaşıkçı Elması masal gibi, Topkapı Hançeri pek oryantalist idi.  Ayrıca bu odanın önündeki ufak terası açmışlar, engin Boğaz manzarasına karşı manyak gibi selfie çektik:)










La Capitana'nın canı epeydir buradaki kafede oturmak istiyormuş. Süper kıvrak bir manevra ile bize tam kenardan masa buldu, manzaraya karşı yayıldık ama arkadaşlar restoran da cafe de korkunç derecede pahalı. Yani çok lazım değilse burada değil Sultanahmet'te bir restoranda oturun. Biz kahve içtik, oğlana sandöviç yedirdik, sağolsun La Capitana ısmarladı ama azıcık sarsıldı kuzum:)
















Dinlendikten sonra gezmeye devam ettik, çinili köşkün, seyir terasının bulunduğu kısım en sevdiğim yeri sarayın. Orada da çılgınca selfie çektik benim pembiş çubuğumla:)






























Artık akşam olmuştu. Bahçede yavaş yavaş yürüyüp fotoğraf çekerek gezimizi bitirdik, ben son bir kez "Destuuuur Sultan Sülüman Han Hazretleri" diye bağırdım, müze mağazasını da gezdik ve saraydan çıktık.


































Yıllar boyunca müzecilik anlayışının nasıl geliştiğini görmek adına ilginç bir ziyaretti. Müze mağazası son bir kaç yılda büyüdü ve gerçekten güzel ürünlerle zenginleşti. Son moda ise padişah ve cariye kılıkları giyip 20 Liraya fotoğraf çektirmek. Turistler bayılıyor valla, kuyruk vardı. Bir sürü güzel kitaplarla dolu mağaza. Eskiden çirkin bir Türkiye kitabıyla yetersiz bir Topkapı Sarayı kitabı bulabilirdiniz ancak. Bunlar hoşuma gitti. Akın akın turist gelmesi de pek güzel tabii. Beri yandan her odasına rahatça girip üst üste sergilenen sayısız objeyi görebildiğim eski halini de zamanında defalarca görmüş olduğuma sevindim:)


Çok güzel bir gündü be! Devamında da Taksim'e çıkıp Sahaf Fuarına gittik ama yağmur bastırınca tezgahları örttüler biz de vazgeçip çıktık. Zaten yorgunluktan bitmiş idik. Şişhane'den yürüyüp metroya bindik, evlere dağıldık:)

Herkese iyi bayramlar!

Xo Xo