Green Cafe, Ortaklar Caddesinde, Mudo Outlet'in çaprazında imiş, hazır gelmiş, outlet bulmuşken buraya da bir uğradık Kübra'yla, kavanoz aldı Kübracık evine. Ben de kardan adamlı porselen kumbara beğendim, belki sonra alırım, çünkü bir kardan adam istiyorum epeydir. Boyner mağazasında bir tane ev süsü kardan adam görmüştüm ama onu alıp eve koysam Kedicik tırnak törpüsü olarak kullanarak parçalar zannediyorum. Bunları düşünerek mağazada dolanırken Deniz bizi yakaladı, hatta Fatoooş diye seslendi bana her zamanki gibi:))
Birbirimizi bulunca hemen çıkıp mekanı aradık, biraz ileride, kaldırım hizasından aşağıda, yerin dibindeydi gittiğimiz yer. Kafenin girişinde kocaman bir palmiye vardı; ortalık tropik orman gibiydi, kapının ağzına da kurbağa koymuşlar kocaman bitane; gelip geçen oldukça vırraklıyordu eleman.
Restoran kısmında, duvarın tavana yakın kısmına çepeçevre tren ağı döşemişler, arada sırada çuf çuf dönüp duruyor idi tepemizde, hoşumuza gitti.
Ben önceki bir yazımda bahsettiğim 1960'lar esintili kısa elbiseyi giymiştim, yollarda dondum bütün gün tahmin edersiniz ki bu kıyafetle; Lady Charlotte da oturduğumuz sırada "aaa götün görünüyor Judy" demesin mi, bilemedim artık, inşallah şirkette adım çıkmamıştır dostlar :((
En fazla övgüyü ise elbiseye uysun diye aldığım renkli boncuklar topladı tabii, ben de onları çok sevmiştim biliyorsunuz. Tanesi 10 liraya kaldıysa 2 tane daha alıp boynuma kat kat dolasam; çok mu Mr T gibi olurum, onu kestiremedim henüz.
Yemekte çok güldük, en çok da büyü bozma hikayesinde yerlere yattık. Birinin bir tanıdığı, adına Mişka diyelim; evini dayısının oğlunun arkadaşlarına mı, dıdısının bıdısına mı artık kimse, 7 tane ergen oğlana vermiş birkaç gün kalsınlar, iyilik olsun diyeymiş. Garsoniyer vermek ne zamandır sevap oldu anlamadım ama ahahaha:))) Neyse sonra bu Mişka evine döndüğünde ne görsün? Duvarlara biri elleriyle yağ sürmüş, (ya da ergenler çok mu eğlendiler acaba??) ödü patlamış Mişka'nın, aklına tek gelen birinin ona büyü yaptığı ve duvarlara domuz yağı sürdüğü olmuş. Yemeden içmmeden annesiyle beraber bir hocaya gitmişler, hoca da "ananla ikiniz aynı kaba işeyeceksiniz, evin duvarlarına o çişi dökeceksiniz, öyle bozulur büyü" demiş aaahahahahah:))))) Bunlar da eve gelip ana kız göt göte vermişler, Lombak gibi lan aynen, leğene işemişler şar şar, sonra da şırıngayla büyülü duvarlara çiş zerketmişler ahahahaha. Büyü bozulmuş mu bilmiyorum ama biz çok güldük bu olanlara:))) Acaba leğeni de hoca efendi mi tutuyordu onu da öğrenemedik, öyle ya adamın da bir karı olmalı idi bu işten hey yaleppim :)))
Yemekte antrikot, fileminyon, ızgara tabağı, mozarellalı bonfile seçtik. Izgara tabakları dopdolu idiler; antrikotlar kocamandı; fleminyon da gayet iyiydi... Bizim bonfileler ise cücük kadar geldi yeminle; berikilere bol keseden dağıtıp etin kalanını bize pay ettiler de ufacıcık mı kaldı bize anlamadım. Ben doydum tabii midem küçük olduğu için yine ama diğerleri epey bir söylendi:)) Benim de gözüm doymadı:)
Ama asıl bomba filtre kahve idi, doğum pastasıyla içmek için kahve söyledik, ay amaannn french press'in yarısına kadar kahve koyup getirmişler, şoka girdim ben bir kahve bağımlısı olarak, bakakaldım. Ömrümde bu kadar az kahve görmemiştim dostlar. Garson küçük bir kızdı, "ben birşey bilmiyorum" dedi çıktı işin içinden. Biz de onun üstünü çağırıp bir posta olay çıkarttık; hızımızı alamayıp bir posta da hesap ödeme esnasında olay çıkarttık. Hesabı ayrı ayrı ödeyeceğiz dedik, tabii garson kızcağıza inme indi, 9 kişiydik, tek tek hesaplaması imkansızdı... Tabii biz her zaman hesabı kaç kişiysek bölüp öyle öderiz. Tek tek o bunu yedi, ben şunu yedim diye hesaplamayız. Bunu bilemeyen kızcağız gitti, geri geldi, süklüm püklüm bizi kasaya davet etti... O zaman ben de uzatmadan "pos makinesi getir, herkesten şu kadar çekeceksin evladım" dedim. Arzu niye parayı buçuklu söyleyip kızın başına iş çıkartmadım diye kızdı. "Ayol kızcağız senin yarı yaşında" deyince sustu ama:)))
Restorandan çıkınca yine üşüdüm, öff güzel olmak ne kadar zor kardeşim, şıklık uğruna titredim yahu zangır zangır. Neyse ertesi gün mis gibi uzun paçalı içdonumu giydim, sıcacık geldim işime de rahat ettim ohhh:)))
Aman dikkat, üşütmeyin kendinizi bu havalarda.
xo xo
NOT: yahu elimde değil, o işeme olayını her dinleyişimde aklıma şu görüntü geliyor ahahah:





