fal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2011 Pazartesi

Neyse Halim Çıksın Falim

Cumartesi günü havanın soğuk ama kuru olmasını fırsat bilerek Lady Charlotte ile kendimizi İstiklal'e attık dostlar. Bizim en eski şirketten sevdiğimiz bir arkadaşımız da bizimleydi, Yaya diyelim ona.

Yaya İstanbul'da oturmuyor amma bu yedi tepeli kadim şehirdeki bütün falcıları, cinli hocaları, üfürükçüleri bilir. Fal baktırmayı çok sever, sık sık bizim burnumuzun dibinde olduğu halde adını sanını duymadığımız falcılara kaderini kısmetini okutturur. Ara sıra sonuçtan çok memnun kaldıysa ikinci seansa bizi de çağırır.



Yaya ile gittiğimiz falcıların en bombası Remziye idi. Remziye abla Küçük Çekmece'de, derme çatma bir evde oturuyor idi, ev o kadar eskiydi ki, tuvalet bahçede idi düşünün, tam eski romanlardaki ayakyolu muhabbeti:)) Ama işte Remziye öyle ver parayı bur karayı bi falcı değildi, giderken yanımızda çiçekler, lokumlar götürür; kadını bir güzel okkalar, rica minnet fal baktırırdık. Üste para bayılmak ayrı, saygıda kusur etmemişsen 20 lira mı neydi vizitası:)))  Remziye'nin tipi de evlere şenlik, tövbeler olsun yaleppim, günah yazma kınamıyorum valla billa çok ürkütücüydü, böyle bizi teker teker arka odasına alıp falımızı fallarken yüzüne pek bakmamaya çalışırdım, çarpılırım marpılırım diye tırsardım. Bütün bunlar yıllar yıllar önce olan işlerdi. Şimdi Remziye bu yazılarıma malum olup cinlerini bana musallat etmez işalla yaleppim dinimiz amin.

İşte cumartesi günü Yaya arkadaşımız bizi son keşfettiği falcıya götürmeyi önerdi. Bu sefer İstiklal'deki sıra sıra fal kafelerden birine gidecektik, haa iyi bunlar ciddi değil, gayet geyik olur eğleniriz diyerek kabul ettik. Melekler Kahvesi (Kafe Dezanj)'nin karşısındaki Sembol kafe'de NESİL bakacaktı bu sefer kaderimize kısmetimize. Yaya saatler öncesinden arayıp sıraya yazdırmıştı bizi.



Dükkanları gezip, yemek yedikten sonra pahalı kahvelerimizi içmek üzere Sembol Kafe'ye gittik. Neyse çok fena değildi kahveler. Sonra Nesil sırayla bizi kabul etmeye başladı. Önce Yaya çıktı, o meğersem daha önce gelmiş, tasdik etmiş onaylamış, bizi o yüzden getirmiş Nesil'e:)) Falı fallanan Yaya pürtelaş heyecanla geri döndü, Lady Charlotte gitti bu sefer fallanmaya. Merakla bekledik, aaa o da bir heyecan geri dönmesin mi, amanın işte benim sıram gelmiş idi.

Merak içimi kemirirken, heyecanımı bastırmaya çalışarak daracık ahşap merdivenlerden Falcı Nesil'in yanına çıktım. Aaaa! Gencecik eli ayağı düzgün sevimli bir delikanlı idi bu. Ne bileyim Nesil bey diye Yaya öyle bir babalamıştı ki adamı, böyle Oz Büyücüsü gibi bir tip karşıma çıkacak zannediyor idim:)) Önce o cihetten bir şaşkınlık yaşadım.


Nesilcik benim fincanı açıp kenara koydu, yani fincana bakmadı hiç, yüzüme bakıp falımı söylemeye başladı, makineli tüfek gibi takır takır konuşuyordu, tuhaf cümleler kuruyordu... Öyle sana 3 vakitte deve yüküyle kısmet var gibi basmakalıp falcı lakırdıları etmiyor, daha ütopik ve de metafizik takılıyordu:))) Bir de bu cihetten şaşırttı beni.

Nesil bana önce işimle ilgili falımı söyledi. Yaptığım işte belli bir müfredat varmış, problem çözmeye yönelikmiş, yaratıcı zekamı kullanamıyormuşum, çok sıkılmışım, gün dolduruyormuşum işyerinde vs vs. Aferin doğru bilmişti. "Geçen dokuz yıla bakıyorum" gibi konuştu falımı söylerken, peki ama nereye bakıyordu? Çok merak ettim:) Nesil benim hep çalışacağımı, sakın işi bırakmamamı, ama 2012'de iş dışında yaratıcı zekamı kullanabileceğim bir ek iş gibi fırsat yakalayacağımı söyledi.
Sonra da gönül işlerine geçti, yine hızlı hızlı konuşarak sevgilim olmamasının sadece benim suçum olduğunu; sevgililik müessesesinin gereksiz olduğuna inandığım ve ortak ilgi alanı bulamadığım, ayrıca da çabucak ilgimi kaybettiğim için kimseleri beğenmediğimi söyledi. İyi aferin bunlar da güzel. Nesil lafları ardı ardına hızla sıralarken bana çıkıştı adeta, sonra da dedi ki, "mesela adamın biri geldi sana, beraber birşeyler yapalım dedi, ne diyeceksin?" Ben de yapıştırdım hemen "Star Wars izleyelim!" Ahahahaah çocuk puahahaha diye gülmeye başlamasın mı? Ondan sonra falım geyiğe döndü, "tabii küçük Anakin'in büyümesini izlersiniz, üzerine Yüzüklerin Efendisi, bir de Avatar patlatırsınız" dedi, aaa böyle deyince Nesilcik gözüme pek sevimli göründü birden dostlar, hem şirin hem Star Wars seviyor, kafamdan "canım gel sana Star Wars koleksiyonumu göstereyim, hem de hepsi orijinal" diye geçirmeye başladım, belki zihnimi okur, Nesil'le çıkarım ben de fena mı olur diye düşünüyordum bir yandan ahahahaah:))) O kadar eğlendim ki anlatamam dostlar. Sonunda yeni yılda isminde A-L-E-M olan biriyle tanışacağımı öğrendim. Sülalem mi mesela ahahahah:))) Polat Alemdar olmasın da:)))

Böyle geyiklerle bir fal seansının da sonuna geldik dostlar, ben birşey anlamadım faldan ama finalde  Nesilcik merak etmememi, Star Wars seven birini bulabileceğimi söyledi, eh iyi madem o zaman:)))

Var mı sizin de unutamadığınız fal maceralarınız?
xo xo

18 Şubat 2007 Pazar

Sulu Remziye

Cuma günü maaşlarımız alınca Yeşim ve Ceyda ile hemen Taksim'e alemlere aktık sayın seyirciler, bu sefer hedefimiz Kadınlar Kahvesi'nde sulu fal baktırmaktı. Önce Çin Büfe'de jumbo karides, erişte, çıtır sebze, kıtır çin mantısı yedik, sonra koşturarak falcıya gittik. Kadınlar Kahvesi, Emek Sineması'nın karşısındaki sokaktan dümdüz aşağı iniyorsun, Melekler Kahvesi'nin karşısı (eskiden bu Cafe Des Anges'da Nigar'a kahve falı baktırırdık , hey gidi)

Kadınlar Kahvesi'nde bize kapıyı pek fena suratlı bir adam açtı, valla bu adam bize ilaçlı kahve içirip satar diye korkmadım değil! Daracık ve basamak aralıkları çok yüksek olan merdivenlerden yukarı çıktık, sonra kurbanlık koyunlar gibi sırayla arka odadaki sulu Remziye'nin yanına girmeye başladık.

İlk sırada ben vardım, Remziye, annemin adını ve benim adımı sorup elindeki bir parça kağıda bunları yazdı. Sonra mırmır okuyup üfleyerek bu kağıdı elindeki plastik şaşal su bardağına daldırdı, bardağın üzerinde benden önce bu faldan medet ummuş diğer şaşkolozların kağıtları yüzmekteydi!




Sonra Remziye suların kendisine ilham verdiği öngörüleri bana aktarmaya başladı; işimden memnun olduğumu, 2 ay sonra birisi ile tanışacağımı söyledi. hatta bir parça kağıda, bu esrarlı sevgilinin yaşını, boyunu posunu, ismindeki harfleri yazıp bana verdi, bu adamı bulunca sakın kaçırma hemen bana gel diye tembihledi. Sonra da hadi yallah kızım diyerek dehledi.

Böylece fallarımız fallandıktan, halimiz çıktıktan sonra; Starbuck's'ta kahve içip kendimize geldik, eve dönerken Koska Helvacısı'ndan güzelim şekerlemeler, lokumlar aldık, evlere dağıldık. Ceyda ile az kalsın Tarlabaşı'nda otobüsler bizi çiğneyecekti sayın seyirciler. Elimizde torbacıklarımızla gülmekten yürüyemeyince...

19 Ocak 2007 Cuma

Elemterefiş kem gözlere şiş!!!


Bu akşam 5 kız ve bir Aras işten çıkıp İstiklal'de fal baktırmaya gittik sayın seyirciler. Patronumuz "haydi şeytanınız bol olsun" diyip koparak uğurlamıştı bizi. Taksim'e gelince ilk iş koşa koşa Mona Lisa isimli kahveye gittik. Biz 1 saatte geleceğiz diyerek falcı bacı Duygu'yu rezerve ettik. Valla bugüne kadar hiç falcı rezervasyonu yapmamıştım, bu ilk oldu!

Yemek için Cafe Crepen'e gittik. Cafe Crepen coşmuş, git git bitmek bilmeyen, kocaman devasa bir restoran olmuş, bar eklenmiş, bahçe balkon eklenmiş arka tarafa. Olacak şey değil. Artık sigara içilmeyen bölümü de var tabii. İşte biz de orada oturduk. Ben Rodrigo burger yedim; Didoş ıspanaklı krep; Ceydoş cevizli roka salatası, Aras acısız soslu acayip bir Fransız eti, Neşe çizburger, Zübik de Akdeniz salatası yedi. Yani menüdeki pek çok şeyi denedik, hepsini de sevdik. Ben daha önce yediğim burgerlere pek bayılmamıştım, bu sefer ben de beğendim.

Crepen'den sonra tıııırrrrr uçtuk Mona Lisa'ya . Ortamda Leonardo'nun Mona posteri yanında Julia Roberts'in Mona Lisa Smile filminin posteri yan yana asılıydı ahahahaah. Ayrıca eski Hayat dergi kapakları, Türkan Şoray afişleri duvarları süslüyordu. Biz bir masaya tünedik sonra iyi saatte olsunlar Duygu apla geldi. Anneeeee böle gözleri felfecir bakışlı estirikli terelelli bir hanım. Tabii önce helecanlı Zübiş koştu, Allah böle yarrım saat bekledik sonra sıra bana geldi. Duygu abla bana sol elimle kağıtları karıştırıp seçtirdi. Sonra bööle bir kal geldi kendisine, baktı baktı baktı baktı. Ondan sonra pat diye 2-3 ay içinde biriyle tanışacan, işyerinde de 5 aya kadar durumlar düzelecek, başka da bir derdin yok evladım didi, benim fal 5 dakikada bitti dostlar. O noktada bana kal gelmişti artık tahmin edersiniz ki. Sonra 5 soru hakkım da vardı , ama mavi ekran vermiştim bir kere ne sorayım? seyyahat edecek miyim diye sordum tabii aahahahahaah Şubat ayında yol var dedi abla. Eh hayırlısı. Zengin olacak mıyım dedim (sağlık ve ölüm sormak yasak demişti) eh işte falan dedi. Ben kös kös yerime döndüm. Tabii mekandan çıkarken aklıma desteyle soru geldi ama... püahahaha
ha yukarıdaki resim de, Galatasaray'da bir bakkalın camekanı... 2 şarap alana bir bornoz hediye, gecenin dumuru oldu!!! ne tür bir fantazi , nasıl bir promosyondur, anlayan varsa beri gelsin!!!

16 Eylül 2005 Cuma

Alemlerin en kral falcısı


ne Cinli Remziye (Haşa huzurdan elemterefiş kem gözlere şiş tütütütüttü) ne de ipne İsmail.

Benim Çello teyzem. Kendisi Akçay'da ikamet eder, az söyler öz söyler. Kısa bir zaman aralığı için (Short Term) öngörüde bulunur. Dediği de çıkar. Bana geçen 2 fal baktı, ikisi de çıktı. Hala inanamıyorum. Tak tak, 2 cümle, ikisi de tuttu... Destuuuuurrrrrr.

18 Mart 2005 Cuma

seansa gel

küçük türk tipi oturma odası, 2 adet kadın, 1 adet falcı bacı, 4 adet salak biz. ortada kadınlardan birinin ufaklık koşturuyor, babası da boncuk misali yanımızda, abi zaten kankamız. oda kadınların şen kahkahalarıyla zangır zangır aman Allaaahh alem var alemmm, uğur dündar bassa evi yeridir, ortalık toz duman olur vallahi. khveler içiliyor, falcı bacı bizi teker teker arka odaya çekiyor kehanetlerini sıralamak için, biz rustic'le beraber girdik neyse ki! falcı pek şen şatır, laklak şakşak bir abla! falcı dediğin biraz ağır olur, esrarlı olur, efsunlu olur, buncağız 5 ytl'ye fal baktığı gibi pek te lalettayin bir havası var! halbuki remziye'ye 20 ytl ödeme yaptığımız gibi , elini öpüyor, başımıza koyuyor, hediyeler bilem götürüyorduk ona ama remziye cinlerini alıp hapse gitti, ne varki bu başka bir hikaye.

bizim hikayemiz de güzelce fitlenmemizle bitti, gazı aldık, popomuza kaçan 5er ytl'den kurtulduk rahatladık, iyi mi???

   

12 Aralık 2004 Pazar

2005 FALLAMALARI

2005 yılında başımıza nelere gelecek??

buyrun bu linklerden burcunuzun 2005 yılı öngörülerini okuyun, rahatlayın!

http://www.astroprofile.com/2005sunsignpredictions.htm

http://www.cafeastrology.com/2005yearlyhoroscope.html

hizmetlerimiz devam edecek...

real fiesta adminliği.