gitti bilgisayar gitti çöktü dondu bitti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gitti bilgisayar gitti çöktü dondu bitti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2011 Salı

Vay perükamın başına gelenler!

Yahu şu aylarca hayalini kurduğum, yeni işe girip kredi kartımın borcunu biraz öder ödemez hemen tekrar borçlanarak büyük umutlarla aldığım HP Pavilion dv6 laptopum bozuldu sevgili dostlar. Evit, temmuz ayında alınmış, daha borcu bitmemiş, ne bileyim stickerları sökülmemiş gıcır gıcır laptop, Ekim ayında bir sabah açmamla SMART DISK ERROR 301 mesajını verdi. Püü, başımdan aşağı kaynar sular döküldü tahmin edersiniz ki, işin içinde hard disk varsa o iş piçe sarar netekim.

Neyse, hata mesajı veriyordu da, cihaz çalışmaya da devam ediyordu. Baktım ettim neymiş bu error diye, ecnebi formlarda epey bir buldum, bu HP dv6 modeller patlakmış, bu hata sık karşılaşılan bir durummuş 301 error, filan fıstık. Aletin servise gitmesi gerekiyor!


HP web sayfasına girdim, garanti kapsamında olduğumdan oradan bir form doldurdum, 2 gün sonra HP müşteri ilişkilerinden Salih bey email ile geri dönüş yaptı ve bir test uygulamamı istedi. Bilgisayarı açarken Bios'a düşüp o testi yaptırdım, aman saatler sürdü, uykum geldi, gittim yattım, sonucu da sabah aldım. Sonuç şu idi : SMART DISK ERROR 301

Bu error neymiş derseniz, anladığım kadarıyla, bu zeki Smart kardeşin bir uyarısı, hard disk henüz çökmemişken "her an çökebilir, sen de ayvalardasın" demeye çalışıyor. Ayvayı yemeden yedeklerini al demek istiyor. "Ülen daha yeni bilgisayar, içi boş zaten, oyun oynamaktan da soğudum, bütün hevesimi kaçırdın bilgisayar, alacağın olsun" diye söylene söylene aletteki fotoğrafları cd'ye aktardım, sonra da sildim hepsini. Neme lazım tamire gider de, tamirci kardeşler şapkalı fotoğraflarımı sapık emellerine alet ederler filan :))))) ben ne olur ne olmaz sildim fotoşlarımı:)

Test sonuçlarını Salih'e bildirdim. Pek hoş, bilgisayarın servise gitmesi gerekiyor, servis İzmir veya Ankara'da var, İstanbul'da yok. Ne de olsa İstanbul bilgisayar kullanımında geri kalmış küçük bir kasaba, gerek görmemişler burada bir merkez açmaya. İzmir ya da Ankara'da olmadığım için Salih benden kargo bilgilerimi istedi, HP kargo gönderip kendi alacaktı bilgisayarı. İyi peki, bayramda evdeyim, lazım olur, bayram sonrası yollayayım diye karar verdim.

Bayram haftası bizim şirket komple tatil olmuştu, yani Perşembe-Cuma günleri işe gitmemiştim. Perşembe günü bilgisayar kafayı yedi, hiç çalışmamaya başladı, benim de canım tak etti, "eeeh gelin alın bunu beee" diye Salih'e adresimi, telefonumu filan verdim.


Cuma akşam üzeri manda gibi yayılmış, Barbaros Şansal'ın kıyafet yarışmasını izliyorken, cırt bir sms geldi, HP benim için bir kayıt oluşturmuş, cihazımı aldıracakmış. Aaaa demeye kalmadı, UPS'ten mesaj geldi, kurye size yönlendi diye! Ama öyle ki, kurye geldiğinde adama garanti belgesi ile faturanın fotokopisini vermem gerekiyor. Ay nasıl giyinip evden çıktım, Arnavutköy'de bir kırtsiyede fotokopi çektirip kan ter içinde geri koştum bilmiyorum, sinirden ter boşalttım resmen, son anda mı haber verilir yahu??

Tabii yanlış alarmmış, UPS kargo, ta ertesi gün öğlen geldi:))) HP cihazı paketlemem için bir kutu yollamıştı. HP'den gelen mailde, "kutudan bir veri bilmemnesi yazısı çıkacak, onun önünü arkasını imzalayıp yollamaz iseniz, tamir etmeden gerisin geri göndeririz bilgisayarı haa!" diyordu. Ama dostlar, kutudan yazı mazı çıkmadı tabii, ben öylece paketledim gönderdim, içimden ne küfürler etim , "3 ayda bozulan bilgisayar yapan HP, tamir etmeden gönderecekler bilgisayarımı hüüüü" diye ağlandım. Sonra HP'ye mail attım öyleyken böyle, form çıkmadı kutudan diye. Birkaç gün sonra cevap geldi, anam bunlar daha hala cihazı servise yönlendiriyorlarmış, o form gerekirse bana haber verilecekmiş falan filan, cart curt.

Ben de dolabın üzerine atılmış, eski takoz, tuşları eksik, space'i iyi basmayan hakiki IBM laptopumu çıkarttım (lenovo değil ibm), işte onunla yazıyorum bu yazıyı. Takoz dedim, çirkin diye aşağıladım, hor gördüm ama hala çalışıyordu işte naber?

Vay arkadaş, bu bilgisayarlardan çektiğimiz nedir ya, ne zaman bitecek bu???


xo xo

11 Haziran 2011 Cumartesi

Laptoplara Mezarda Emeklilik

Bu güzel cumartesi sabahında, beni şeytan dürttü, bilgisayarsızlık başıma vurdu. Gittim evdeki hani gereksiz döküntülerin doldurulduğu odada yıllardır tozlanmakta olan antika pc kasasını, eşşek ölüsü gibi ağır monitörü  kaldırdım, odama taşıdım. Kasanın o kapağı aralık, içinden ölü sinekler dökülüyor düşünün! Neyse, yere dizdim makineleri, kabloları taktım, fareyi sokacak yeri bulamayınca arkasına eğildim kasanın, bu esnada makine termik santral mübarek, gürül gürül çalışmakta...Kafamı uzattım, arkadan hava üfürdü suratıma, gözlerim toz doldu, hayminako. Neyse açıldı bilgisayar, Windows 98 ahahahah, amma velakin fare çalışmıyor, fare çalışsa ben bunu nasıl internete bağlayacağım bilemedim, yenilgiyi kabul edip kapattım makineyi. Ulan ekranda "BİLGİSAYARINIZI KAPATMAYI UNUTMAYINIZ" yazısı çıktı, hatırladınız mı o yazıyı AHAAHAHHA .

Ne yapayım, vazgeçtim, pes ettim, halime gülüp kaldırdım eski mezarlığına makineyi. Aşağıda bir veda yazısı döşediğim takozu açtım bir umutla, yine siyah ekran çıktı. Aklıma abimin "bu makinanın içinde her türlü kurtarma bilgisi var" dediği geldi. Kapadım bir daha açtım, açarken mavi renkli "Access IBM" tuşuna bastım. Kurtarma ve Tamir sayfası çıktı heyyoooo! Bu sayfadan formatı basıp fabrika ayarlarına geri dönderme şıkkını seçtim:))) Aaaaa oldu ayol! İşte yine açıldı ve çalışıyordu has orijinal, herşeyi içinde depolu mükemmel IBM R52 takoz laptopum.



R52'nin emekliliğini iptal ettim, bir süre daha çalışacak yavrucak. Asla da atmam ben bunu, ne sağlam, ne dayanıklı, ne vefakar bir makineymişsin sen canım!

Görüşemediğimiz geçen hafta boyunca geçen akşam kızçelerle Taksim'e çıktım, bu akşam da La Capitana'nın terasında deniz manzaralı keyif yaptık Tarabya'da ... Yarın güzel bir haftasonu yazısı döşenirim artık:))

Yaşasın IBM, yaşasın dünyanın en dayanıklı laptopu:)))

xo xo

16 Kasım 2010 Salı

Bilgisayar gidici, az kaldı.

Cumartesi oturmuş çalışıyordum, tıkır tıkır Kitap Kulübü'ne Paris kitaplarımı listeliyordum ki, bilgisayar dondu kaldı. Kapattık, açtık... Sıfır açıldı bilgisayar, yani dedi ki sizin profilinizi okuyamıyorum, al sana sıfır profil, ama bu sıfır profilde yaptığın hiç bir değişiklik kaydedilmez. Oldu.

Neyse, hemen herşeyi kopyalamıştım önceden, takoz laptopa güvenim kalmadığından. Hoş o da ne yapsn, 5 yılı geçince laptopu kullanmamak gerek zaten. Sadece telefondan aktardığım fotoğraflar vardı, onları kopyalamak lazımdı. Artık gece gece birşey yapamayacağımdan varıp yattım.



Pazar günü bismillah başladım bilgisayarı kurcalamaya. Yine profili okuyamadı, sıfır açıldı ama kurcalayınca o profildeki belgelerimi buldum ohhh, en azından duruyorlar aletin içinde bir yerde. İşte bütün pazarım o fotoğrafları kopyalamakla geçti, bilgisayar bin kere filan dondu kaldı, bin kere baştan açtım aleti, beri yandan kızgınım, sıkkınım.  Pazar günü böyle haybeye geçti gittti .

Sonunda olacak gibi değil bluetooth ile fotoğrafları telefona geri doldurdum, bin tane fotoğraf oldu kuş kadar telefonda, ona da asabım bozuldu. Bugün ise abimden aldığım akılla güvenli kipte açtım bilgisayarı, o zaman biraz daha rahat USB'ye kopyalayabildim fotoşları ama yine kızdım, çünkü Pazartesi de böyle haybeye geçti. En azından sıfır profilde açılınca internete bağlanıyor alet. Başka bir halt olmaz zaten, mesela Hotmail'e mi girdin, sonra birşey oldu,  bilgisayar dondu, kapattın açtın, sıfır profilde yine sıfırsın, ne mailini, ne ziyaret ettiğin sayfayı kaydediyor, hiçbir değişiklik kaydedilmiyr of yaleppim .

Ama 2 günde 2 kitap okudum, Behzat Ç. polisiyeleri "Her Temas İz Bırakır" ve "Son Hafriyat". Kusursuz ve okuması çok zevkli, çok lezzetli kitaplardı, kısmet olur laptop patlamazsa Kitap Kulübü'ne yazacağım.

İşte öyleyken böyle dostlar. Çarşamba sabahı Harry Potter'a gidiyorum, bari onu da yazabileyim ya n'olursun birkaç ay daha sabret, nasıl bilgisayar alayım ki ben şimdi???