künefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
künefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2012 Perşembe

Son İftar Şöleni Ziyafeti

Daha geçenlerde, şirketin Avrupa ekibi olarak hep birlikte iftara gitmiştik, patron da sponsor olmuştu hatırlarsınız dostlar. Ondan sonra da sağolsun, cümle şirketi iftara götürmeye karar verdi aslan patron. Böylece Pazartesi akşamı şirketten çıkıp sürü sepet Aksaray'a iftara gittik.

Aman bu Aksaray'ın kebapçıları meşhurmuş meğersem dostlar, hiç haberim yok idi. Hoş, haberim olsaydı da kız başıma Horhor'a kebap yemeye gitmezdim herhalde ahahah:))  Bizim gittiğimiz mekanın adı Has Kral Hatay Sofrası imiş, tam Vatan Caddesinden Horhor'a saptın, sağda kalıyor. Biz zaten trafiğe kalıp iftarı kaçırdık, ezan okunduktan sonra yetişebildik lokantaya. Trafik de gayet kalabalık, sıra sıra kebapçıların alayı ağzına kadar dolup taşmış, gayet yükünü almıştı Horhor. Zor bela kalabalığı aşıp lokantaya ulaştık.

İçerisi ağzına kadar dolu idi, burası da fiks iftar veren yerlerden. Masaya oturduğumda çorba ılınmıştı ama yine de hoşuma gitti, nohut vardı çorbada, hepsini içtim. Sonra da güzelce kızartılmış içli köfteyi lüplettim.


Upuzun masaların üstü yiyeceklerle dolu idi, yine de masada gereksiz kalabalık yoktu çünkü gayet seri bir sistem kurmuşlar, çorbalar içilir içilmez şak kaseler gidiyor, hop tabağına bir sonraki yemeğin bırakılıyor. Bir sürü garson var ve hiç bekleme yapılmıyor. Tak tak tabaklar geliyor, yiyip içiyorsun, şak şak toparlanıyor, yenisi geliyor. Bu şekil arkamızdan atlı kovalıyormuş gibi, önümüzden yemeğimizi alıverecekler korkusuyla hızlı hızlı yedik yemekleri.

Şimdi bakalım neler tatmışız Has Kral'da. Dikkaaat!! Yazının geri kalanını tok karnına okumanız tavsiye olunur:))

Masanın üzeri doluydu demiştim. Şunlar vardı :

Çiğ köfte acılı ve nefisti:



Haydariyi süzme yoğurttan yapmışlar, belli:



Humus vardı:



Keşkek ağır ama lezzetli idi. Ben bunu sanki Akçay'da yediğim Sakındırık ile mi karıştırıyorum, bilemedim. İşte buğdaylı, etli, nohutlu; protein bombası bir meze:)



Bu salata acaba zahter miydi, sormayı atlamışım maalesef. Maydanoz ve kekikle yapılmış; yeşil zeytinle süslenmişti. Galiba zahter :)



İştah açıcı olarak tavuk butlarını da masaya sıralamışlar, herkes bunları Tarkan filmlerindeki Erol Taş gibi eliyle tutup ısıra ısıra yiyordu. Aaa buralarda adet böyleymiş deyip ben de aynı şekilde yedim. Ve fakat, o tavukların altında kalan bulgur pilavının nefasetini anlatamiycim:)

Tavuk,balık, kelle - Bunlar yenir elle:))

Ana yemek olarak önce sahan kebabı geldi, bu benim için biraz fazla koyun kokulu idi:


Ardından gelen kağıt kebabına ise bayıldım, gayet nefisti:



En son olarak gelen karışık etler ise kapışa gitti, bilhassa patlıcana sarılmış olan adı artık her ne ise, mükemmeldi ve ağızda eriyordu:



Tabii böyle yemeğin üzerine ancak künefe yiyerek final yapabilirdik dostlar:



Künefe nar gibi kızarmış, peynirleri mükemmelen erimişti:


:)))


Yahu tam tatil öncesi, bikini giymeye günler kala intihar gibi oldu bu iftar şöleni ziyafetleri ama bulmuşken yememek hem ayıp hem günah olurdu, değil mi :))

xo xo