star wars the force awakens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
star wars the force awakens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2015 Salı

Star Wars The Force Awakens

Arkadaşlar,

Ranini TV'ye Star Wars'ın tarihi ve The Force Awakens hakkında uzun mu uzun bir yazı yazdım. Aynen bloga yazarmış gibi sayfalar doldurdum, sonra küfürleri sildim tabii:))) Ranini de yayınladı sağolsun.


Buradan okuyunuz lütfen, çok güzel bak, George Lucas'ın ilk Star Wars'u nasıl yaptığından girip J.J.Abrams'dan çıktım:)





Episode VII
THE FORCE AWAKENS

Luke Skywalker has vanished.
In his absence, the sinister
FIRST ORDER has risen from
the ashes of the Empire
and will not rest until
Skywalker, the last Jedi,
has been destroyed.

With the support of the
REPUBLIC, General Leia Organa
leads a brave RESISTANCE.
She is desperate to find her
brother Luke and gain his 
help in restoring peace
and justice to the galaxy.

Leia has sent her most daring
pilot on a secret mission
to Jakku, where an old ally
has discovered a clue to
Luke's whereabouts....

18 Aralık 2015 Cuma

SPOILER İÇERMEZ : Star Wars The Force Awakens


Çarşamba gece yarısına doğru evden çıkıp bir taksiye atladım. Taksi şöförü de Yoda'dan halliceydi, neyse adamcağız Force'un rahmetine kavuşmadan İstinye Park'a getirdi beni. Sinemaya indiğimde fuaye dolmuştu bile, bende ise heyecan artık tavan yapmış, sürekli "naaa naaa nananaa naaa naa" Star Wars temasını mırıldanıyorum:)




Fuaye epey kalabalıktı, hiç çocuk yoktu ortalıkta. Geceyarısı ilk seansa benim gibi 3 ay evvel bilet almış gençlerle orta yaş grubu Yıldız Savaşları müdavimleri ile doluydu etrafım. Bi ara filmin posterini dağıtmaya başladılar, ben de aldım bi tane.

Sonra kapılar açıldı ve cümbür cemaat salona doluştuk, gözlüklerimizi alıp koltuklara yerleştik.

Ben en az yarım saat reklam izleriz diye düşünürken cart diye LUCASFILM yazısı ekranda belirdi.

derken



Ve sinema tarihinin gelmiş geçmiş en güzel film müziği bir anda patladı, sinema salonundan çığlıklar arşa yükselmişti, herkes bağırıyor, alkışlıyor, haykırıyor, gülüyordu.Ben sadece var gücümle çığlık atıyordum. O anı anlatmam mümkün değil, salt bu coşkuyu yaşamak için bile gitmeye değermiş gece yarısı seansına.


Sonra STAR WARS EPISODE VII THE FORCE AWAKENS başlığı ve efsanevi kayan yazılar akmaya başlayınca ben de kendimi koyverdim, gözlerimden yaşlar boşaldı, bütün kayan yazı boyunca ağladım. Gözlüklerin buğulanmasından korkmasam epey kendimi bırakıp hüngür sümük ağlardım.


Film boyunca aynı coşku devam etti. Klasik kahramanlardan biri çıktığı anda salonda alkış koptu, çığlıklar, heyecanlı bağırışlar eksik olmadı. Alkış kıyamet izledik filmi, müthiş zevkli bir deneyimdi.


IMAX 3D teknolojisi ise beni büyüledi, ben ömrümde böyle sinema izlememiştim. Ortamın içinde gibisiniz, uzaydasınız. Olaylar etrafınızda cereyan ediyor. Yıldız destroyeri burnumun ucuna geldi mesela, her şeye dokunabilirmiş gibi hissettim. Misal kar yağarken, üstünüze başına yağıyor sanki. Harikulade idi. Fırsatınız varsa muhakkak IMAX ekranda izleyin filmi. Belli ki çok özenerek çekilmiş.


Filmle ilgili genel olarak düşüncelerime gelirsek,

Bence film prequel üçlemeden daha iyi! Orijinal üçlemenin ruhuna daha yakın buldum bu bölümü.

İlk yarıyı epey beğendim, ikinci yarı fazla nostalji treni gibi geldi.

John Williams'ın müziklerinden en çok Rey'in teması dikkatimi çekti ve aklımda kaldı. En güzel tema Rey'e yazılmış. Finaldeki tema da akılda kalıcı idi. İnşallah John Williams Force'un rahmetine kavuşmadan 8. ve 9. bölümlerin de müziğini yazar.

Yeni genç kahramanları çok sevdim. Rey nefis bir karakter. Asla kurtarılması gerekmiyor, daima başının çaresine bakabilen çok güçlü bir kız. Finn eğlenceli karakterimiz. Korkmayın, filmdeki mizah gayet dozunda idi, sululuk yoktu yani. Poe Dameron ise galaksinin en iyi pilotu imiş. Müslüm Gürses'in gençliğini andırmakla beraber onu da sevdim, tam bi Star Wars kahramanı olacak adam bu Poe.

Yeni ponpon droidimiz BB-8 şahane tek kelimeyle. Kedi canını seni!


Ayy böyle bir şeyden bahsetmeden anlatmak çok zor. İkinci yazımda köküne kadar spoiler vereceğim, bütün filmi anlatacağım, savulun!

xo xo

29 Ekim 2015 Perşembe

Ekim'de Paris Soğuğu Başkadır

Ekim ortasında yine iş sebebiyle Paris'e gittim dostlar. 20 derece ılıman Istanbul'a karşılık Paris'te 3 derecelik havayla karşılaşmak acı oldu tabii. Elbet gitmeden havayı kontrol etmiştim, pofidik kalın yeleğim vardı montumun altında. Yine de soğuk fena çarptı, şoke olduk.

Bu sefer otelimiz Montmartre'da Moulin Rouge'a bir kaç adım mesafede Place de Clichy'de idi. Burası benim 10 sene evvel Paris'e ilk geldiğimde Lady Charlotte ile kaldığım bölge! O yüzden Place de Clichy'i çok severim!

Place de Clichy

Penceremden meydan manzarası

Otele yerleştikten sonra müşterilerimizle buluşup yemeğe çıktık. Bizi götürdükleri yer tipik bir Fransız bistrosuydu, ufak ve kalabalıktı ve masalarda kareli örtüler seriliydi. Tabii etleri nefis ve yumuşacıktı. Ben her zamanki gibi çok pişmiş istedim, Fransızlar da her zamanki gibi beni kınadılar. Ama onların çok pişmişi bizim az pişmişe denk zaten.








Yemekten ve müşteri ziyaretlerinden sonra akşam olmuştu. İşimiz bittiğinde Tronchet'deydik. Buradan Concorde'a yürüyüp metroyla Champs Elysees'ye çıktık. Tam Disney mağazasının önünden metrodan çıktığımızda "beni buraya gömün!" diye feryad ettim:)



Disney dükkanı Star Wars The Force Awakens oyuncakları ile dolup taşıyordu. Yeni filmin topik droidi BB-8'in 2 farklı oyuncağı vardı. Biri yakında D&R'da 600 TL'ye satılacak olan (burada 180 Eur) minnacık, yuvarlanarak giden, telefona indirdiğiniz uygulama ile kontrol ettiğiniz süper bir elektronik cihaz. Diğeri kocaman, ağır, sadece Disney dükkanlarında 40 Eur fiyattan satılan, düğmesine basınca ötüp yürüyen plastik oyuncak. Tabii ucuz olanı aldım! O kadar güzel ki ona sarılıp uyuyabilirim.



Ertesi gün epey ziyaretimiz vardı. Sabah otelde tıka basa kuruvasan ve brie peyniri yedikten sonra akşama kadar Paris'in bir ucundan diğerine gittik. Gittiğimiz yerlerden biri Eiffel'e çok yakındı.



Soğuktan burnum donsa da güzelim Paris'te yürümek harika bir zevkti.




Akşam işimiz bittiğinde Champs Elysees'deki Chez Clement'de güzel bir yemek yedik. Tabii escargot yemeden Paris'ten dönmek olmaz. Salyangozları yuttuk, o harikulade sosuna baget bile bandık. Çok nefis bir şey gerçekten.


Soğan çorbası

Escargot

Burger
 Hardalı çok sevdim, otelin yanındaki marketten 1-2 Euroya bir kaç tane hardal aldım.



Yemeği hazmetmek için bu güzel caddede bir tur attık.

Champs Elysees


Peugeot mağazası rüya gibiydi. Şunun güzelliğine bakın:





Cuma akşamı arkadaşları alıp hakkında okuduğum bir kokteyl bara gittim. İsmi À La Française
Adresi : 50 rue Léon Frot, Charonne metrosundan indikten sonra 2 dakika yürüme mesafesinde.


A La Française

Üst katı restoran olan mekanın alt katı müthiş bir bar. Sayısız kokteyller yapıyorlar ve kullandıkları tüm malzeme Fransız. Barmen Tristan, süper İngilizcesi ile size içtiğiniz her kokteylin hikayesini anlatıyor. Kokteyl seviyorsanız illa gitmeniz gereken bir mekan Paris'te.


Cici Tristan:)

Cumartesi sabahı ziyaretlerimiz otelin civarında idi.









Öğleden sonra nihayet işler bitince bir kaç saat Paris'te kafama göre gezmek için vaktim kalmıştı. Klasik rotalarımdan ilkini takip ettim. Rivoli'den Saint Honore'a çıkıp Louvre'a kdar yürüdüm.




Rue Saint-Honoré

Louvre

Louvre ile Palais Royal'i ayıran meydan yine çok güzel ve renkliydi.







Palais Royal'e girip bahçeyi boydan boya yürüdüm.














Angry bird:)









Palais Royal bahçesinden Rue Des Petit Champs'e çıktım. Sola dönüp dümdüz yürüdüm, Opera'ya ulaşmaktı hedefim. Bu sokak üzerinde güzel bir pasaj da var. Passage Choiseul. İşte bu pasajda irili ufaklı her türden ve sadece Totoro ürünleri satan minnak bir dükkan var dostlar! Tabii kendime bir Totoro almalıydım:



Totoro'yu çantama attıktan sonra Opera meydanına çıktım. Ama bunu da ikinci yazıda anlatayım, bu çok uzun oldu sanırsam.

xo xo