tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2014 Pazar

Bir Bodrum Yazısı

Ağustos ayının son iki haftası Bodrum'da tatildeydim. Sımsıcacık güneş, lacivert deniz, mis gibi hava ne güzeldi!

Yüzerken karşımızda güzelim kale vardı:









İlk akşam yemeğini Sünger Pizza'da yemiş ve Bodrum'un gece manzarasını izlemiştik.



Bu yaz, Bodrum'da ömrümde görmediğim kadar gün batımı izledim. Her biri harikulade idi:


























İki sefer BERK BALIK'da yemek yedik. Burası tam Halikarnas'a çıkan yokuşun başında. Biz hep terasa tırmandık ve önce mükemmel manzaranın, sonra mezelerin ve balığın tadını çıkarttık.


Berk Balık






Kabak çiçeği dolması, çiğ balık mezesi


Kalamar

Acılı patlıcan ezmesi muhteşemdi

Berk Balık terasından manzaramız



Bol bol yürüdük. Çarşı çok kalabalıktı, adam adama markajı aşmak epey zordu:)









Yürüyüşün üzerine de ya Yunuslar Karadeniz Pastanesinin efsanevi karışık meyvelisini...

Yunuslar KAradeniz Pastanesi

karışık meyveli
... ya da Bitez Dondurmacısının muhteşem doğal dondurmalarını yedik.

Bitter çikolata, karadut, mandalin, sakız

Bir gece kalede Erol Evgin konserine gittik. Çok eğlenceliydi. Adam o yaşta jilet gibi ceketini hiç çıkartmadan iki, iki buçuk saat ayakta şarkılar söyledi, anılar hikayelerle bizi eğlendirdi.






Bir gece de Antik Tiyatro'da Timur Selçuk & Nükhet Duru konserine gittik. Harikaydı. Nükhet Duru adeta bir minik Bülent Ersoy tadında, Beni Benimle Bırak'ı söylerken mikrofonu attı, çıplak sesiyle Antik Tiyatro'yu inletti. İzleyiciler arasında Mehmet Teoman da vardı ve bu sanki ona yapılmış bir sevgi gösterisi idi. Unutulmaz bir an olduğu şüphesiz.



Nükhet Duru

Timur Selçuk



Mercan Selçuk, danslarıyla atmosfere dokunaklı, adeta büyülü bir hava kattı:

Mercan Selçuk


Bodrum gecesi :



Bodrum bu sene yine güzeldi, umarım hep böyle kalır! Orada tüm güzellikleri ile bizi bekleyip durur. Canım Bodrum.














20 Ekim 2013 Pazar

Bayram Gezmesi : Sultanahmet

Bayramın ikinci günü La Capitana ve küçük prens Ertuğ ile buluşup Sultanahmet'e gittim dostlar. Tabii hava pek güzel idi ve binlerce insan aynı şeyi düşünmüş olduğundan Sultanahmet  bir kişi daha gelse şişip patlayacak denli kalabalıktı.




Olsun yine de tam gezme havasıydı ve biz kafamıza estiği gibi serseri serseri dolanırken pek keyiflenmiştik. Oğlana pamuk helva, kendimize kestane alıp ellerimiz yana yana yedik, ne tatlı gelir o kestane insana:) Meydanda dolandık, arastayı gezdik, bütün tezgahları kurcaladık. Bol bol fotoğraf çektik.





Destuuuurrrr diye bağırarak Topkapı Sarayına girdiğimizde ise şokla bok arasında gidip geldik sevgili izleyiciler, iki kilometre kuyruk vardı saray kapısında. (Niye destur diye bağırdığımı bilmiyorum, iki kere Muhteşem'i izledim, sürekli "destuuuurrr sultan sülüman han hazretleriiii" diye bağırasım geliyor)




Bozum olmuş çıkarken sarayın yenilenmiş müze mağazasını gördük. Ah aman, iyi ki girmişiz, kocaman, ferah, nefis bir mağaza yapmışlar nihayet. Bazı konularda ne kadar geriden geliyoruz, inanılır gibi değil! Ben üniversitede iken Istanbul hakkında şöyle resimli, güzel baskılı kitap bulunmuyordu. Yıllar sonra güzel eserler, almaya değer hatıra eşyaları yapılmaya başlandı neyse.

İndirimli çok nefis 2 parça kaptım mağazadan dostlar.

Birincisi Topkapı Sarayı Müzesindeki resim koleksiyonu ve padişah portreleri, 35 liradan 5 liraya inmiş!



İkincisi de sert kapaklı, yanı telli, kağıdı krem rengi defter! O da 10 lira idi:




İkisini de çok sevdim, hatta deftere kitap fuarı için notlarımı almaya başladım bile:)




Mağazadan çıkınca oğlan artık acıkmıştı ve La Capitana bize köfte ısmarladı heeyy:) Tam Tarihi Sultanahmet Köftecisinde yer bulup sandalyelere ilişmiştik ki, arkamızdan adeta açlar ordusu geldi. Biz köfteleri yutup çıkarken kapıda bildiğin kuyruk vardı.




Köfteciden çıkınca hemen biraz ileride Edebiyatçılar Kıraathanesini keşfettik. Girişte antika bir kitapçı, içeride ağız sulandıran ve hepsini yalamak istediğim nefis görünümlü tatlılar ve tabii mis kokulu Türk kahvesi!. Kahvelerimizi ağız tadıyla burada içtik.



Sonra vurduk kendimizi yola, Beyazıt'a yürüdük, Çorlulu Ali Paşa Medresesinde, nargile kokusuyla kafaları bulduk:) Tezgahları karıştırdık, Ertuğ'a fes takıp küçük Kamran yaptık oğlanı:) Buradaki tonton amcaya da kanım kaynadı, fular aldım bir tane:



 Amcanın da bize içi ısınmıştı, dükkanın  ışıklarını yakıp söndürerek lambaları seyretmemizi sağladı.






Artık iyice yorulunca Çemberlitaş'tan tramvaya tıkışıp dıgıdık dıgıdık Kabataş'a geldik ve evlere dağıldık.

Ne güzel, tam bayram gezmesi olmuş değil mi:)

Sizin de tatiliniz güzel geçti mi? Siz de bileklerinize jilet atmak istiyor musunuz Pazartesi'yi düşündükçe? :))))

xo xo