uçurum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uçurum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2012 Perşembe

Kerem Deren'in Kaleminden : UÇURUM

Ezel’in ve unutamadığımız karakterlerin yaratıcısı Kerem Deren’in yazdığı UÇURUM isimli dizi Salı gecesi başladı, eve gidene kadar başını biraz kaçırsam da dizinin devamı beni oldukça etkiledi.


Hikayenin odak noktasında ülkelerinde yokluktan Türkiye’ye kaçan Moldovalı kızlara zorla fuhuş yaptıran acımasız bir çete var. Çetenin en tepesinde büyük patron (bence pek olmamış Mahmut Gökgöz), onun altında işleri yürüten asıl kötü adam Yaman (evlere şenlik Erdal Yıldız), Yaman’a satılacak kızları bulan, çarkı döndüren post modern mama Nur (Esra Ronabar) var. Müşteri memnuniyetsizliğinden doğan bir olay yüzünden büyük patron Yaman’ı tehdit edip yeni kızlar bulmazsa başına gelecek olduğunu bildiriyor. Nur da Yaman için Moldova’dan yeni gelmiş iki kızcağızı kandırıp ağına düşürüyor bir güzel. Kızların büyüğü Eva (Lavinia Longhi) ülkesinde doktorluk yapan, akıllı, sempatik bir kız. Fakirlikten usanmış artık, bir de kıymetli küçük kız kardeşine iyi bir hayat yaşatamadığı için azap içinde, herşeyi bırakıp Türkiye’ye geliyor. Oyuncu çok şahane olmasa da sevdim kendisini. Kıymetli, nazlı küçük kardeş Felicia (Denise Capezze) ise abla sözü dinlemeyip onun peşinden otobüse atlıyor ve ikisi, doğruca “sizi ajansa kaydedelim, halkla ilişkilerde çalıştıralım, siz de kazanın biz de kazanalım” diyen Nur’un kucağına düşüyorlar. Nur önce güzel giysiler ve otel odasıyla bunların gözünü boyayıp sonunda diğer kızların hapis tutulduğu izbele odaya kapatıyor. Ardından Yaman gelip orospuluğu öğretiyor kızlara... Korkunç bir an bu, o kıymetli kızkardeşinin önünde ırzına geçilecek Eva'nın, ama Felicia'yı götürüyorlar odadan ve beklenmedik şekilde kaçmayı beceriyor Eva. Kızkardeşini başka bir odada 2 adamın altında çırpınırken buluyor. Adamlar silah çekince ne yapsın? Çaresizlik işte böyle birşey!!! Felicia'yı bırakıp kaçan Eva kendini Adem'in (Mehmet Ali Nuroğlu) taksisine atıyor.  Askerden yeni dönmüş Adem ise bu esnada intihar etmeye kalkışıyor idi.


Dizinin başında, hikayenin duygusallığı fazla ağır geldi bana ama kızlar İstanbul’a gelip ağa yakalandıkları anda, çarpıldım. Hikaye dramatikti tabii ama “Ajitasyon! Ajitasyon! Ajitasyon!” draması değil, çirkin gerçeği olduğu gibi adamın yüzüne çarpan cinsten bir dramaydı. O pezevenk Yaman'ın kadınlara işkence etmesi, Eva'nın ırzına geçmeye çalışıp, bir sürü gariban kıza zorla fuhuş yaptırması korkutucu sahnelerdi. Çok etkilendim. Keza Mehmet Ali Nuroğlu'nun karakteri.. dışarıdan kahraman asker olarak tanınan ama iç yüzünü ancak kendi bildiği ağır bir yükü taşıyan, hatta taşıyamayıp intiharın eşiğine gelen biri… Kerem Deren’in ustası olduğu geriye dönüş sahneleri ile tanık olduğumuz hikayesinde görüyoruz ki,  çatışmada yaralanan arkadaşını kurtarmaya çalışırken ölümüne sebep olmuş aslında Adem. O sahnede arkadaşının sarfettiği “ben bu dağlara ölmeye mi geldim?”  lafı ise  dünyalara bedeldi bence, çok dokundu bana. Bu konuda sarfedilmiş en gerçek söz buydu belki de, “ben Arnavutköylüyüm, bunları tanımam etmem, ben bu dağlara ölmeye mi geldim?”


Selçuk Yöntem ise, taksi şöförlüğü yapan kahramanımız Mehmet Ali’ye öylesine çay ikram eden kalender mahalle berberi rolüyle ilk bölümde ucundan kıyısından göründü ancak. O, bu hikayenin Ramiz dayısı mı olacak? Mehmet Ali ile bir olup fuhuş çetesini mi çökertecek? Aslında başka biri mi, bildiğin mahalle esnafı berber amca mı? Henüz bilemiyoruz. Fakat Kerem Deren’in bu karakterleri bir araya getirişi gayet başarılı idi. Artık hepsinin yolu bir şekilde birleşecek, biliyoruz.


Fakat bu hikayenin yıldızı benim gözümde Yaman karakteridir. Pek eşi benzeri görülmemiş derecede kötü bir karakter bu, tam rahmetli Erol Taş misali yollarda dayak atılası bir tipleme ve de kesinlikle tek boyutlu, karikatür bir kötülük değil bu. Gerçek manada korkutucu biri Yaman. Kerem Deren acaba bu hikayede en çok onun üzerinde mi çalıştı, kendisine sorabilmeyi çok isterdim. Misal, Ezel’de yazarımız, hiç rastlanmamış derecede çapraşık bir kadın karakteri, Eyşan’ı yaratmıştı. Bu hikayede de Yaman’ı yazmış işte. Adam ekrandan beni korkutmayı, kendinden tiksindirtmeyi başardı. Hani Ezel’in ilk sezonunda bir Kenan Birkan efsanesi oluşmuştu; gözünü kırpmadan hasmının evlatlarını öldürten acımasız bir adam olarak tanımıştık Kenan Birkan’ı. İşte bu Yaman, o efsanelerdeki Kenan Birkan’ın cismani hali. Gerçek ve ürkütücü, tabii onun da bir geçmiş hikayesi var, çok kısa bir anına şahit olduğumuz… inşallah sadece ilk bölüme has değildir bu geri dönüşler ve ilerleyen bölümlerde keşfederiz olanları. Çünkü Yaman’ın beraber çalıştığı mama Nur, bu pislik adama deliler gibi aşık. İnanılmaz bir hikaye bu, o iğrençliğin, alçaklığın, işkencelerin ortasında, bunların müsebbibi olan tipler arasında deli bir aşk var. Ha adam tarafında pek emin değiliz, gerekirse Nur’u bile satabileceğini açıkça belirtti Yaman çünkü. Ama Nur yüzdeyüz, koşulsuz aşık bu canavara. Nur kızları kandırıyor, bunu Yaman için yapıyor. Yaman ırzlarına geçip tehdit ederek fuhuş yaptırıyor kızlara. Nur ona yine de aşık. Neden, niçin, nasıl? Aklım almadı, bu hikayeyi de çok merak ettim açıkçası.

Dizinin görüntü kalitesini beğendim,  jeneriği şahane olmuş, müzikleri Alp Yenier yapmış, epey duygusal. Yönetmen Cem Karcı, Ezel’in ikinci yönetmeniymiş, ellerine sağlık onun da. Zaman zaman Uluç Bayraktar Son’u bırakıp buraya mı kaçtı diye düşünmedim değil.  


Yerli diziler çok uzun oldukları için sizlere aman kaçırmayın izleyin diyemiyorum, bunca saati diziye gömmek ister misiniz bilemem ama ben izleyeceğim. Umarım dizi yayında kalır, bu çarpıcı hikayeyi başından sonuna kadar izleyebiliriz. Kerem Deren’in ve tüm ekibin ellerine sağlık.

xo xo