İşte bir doğum haftası şenliğini daha atlatmış bulunuyoruz benim canımdan çok sevdiğim izleyenlerim. Bundan sonra kutlama filan yapar mıyım bilmiyorum. Artık yaşım geçti gibi hissediyorum böyle pasta kesmek için filan:)) Tabii fikir değiştirme hakkımı saklı tutuyorum.
Ayın 14'ü güzel bir sürprizle başladı, Çito arkadaşımdan olağanüstü güzel bir çiçek sepeti ve Dior Hypnotic Poison parfümü geldi şirkete:))) Sepet gördüğüm en güzel aranjmandı kesinlikle:
Burnumu daldırıp daldırıp o şahane kokularını içime çektim, o erengülleri öpücüklere boğdum. Rengi ve kokusuyla masal gibi bir sepetti gerçekten.
Çiçekleri sekreterden alıp ofise döndüğümde bir alkış koptu :))) İnsanlar "buldun mu? buldun mu?" diye sorular sordular:)) Sonra da "aaa Çiğdem göndermiş" diye burunları düştü püahahah, ama sepet efsane oldu, kızlar bütün gün gidip gelip kokladılar çiçeklerimi:)))
Sonra, akşam üzeri şirkette sürpriz bir kutlama yaptı arkadaşlarım bana, o kadar sevindim ki anlatamam. Böyle sürprizleri, eğlenceleri çok seviyorum:))) İşyerimde de görece yeni sayılırım, 2 yılım Mayıs'da dolacak. O yüzden bu kutlama benim için çok değerliydi:)
 |
| Pastalar şirketten:)) |
O gün akşamı ise eski bir arkadaşım suşi ısmarladı sağolsun, Teşvikiye'deki Sushi&Noodle House'da.
Tabii sadece suşi yemedik, miso çorbası, ördek, karides ne varsa götürdük:))) Hatta ertesi gün çırçır olur muyum diye epey meraklandım ama taş gibiydim çok şükür. Bu esnada köhür köhür öksürmeye devam ettiğim için yemeğin yanında kafama diktiğim öksürük şurubundan başka birşey içemedim. Şirkette de nasıl adım çıktıysa, herkes nereye gideceğimi, nasıl içip dağıtacağımı sordu bütün gün:)) Öksürük şurubunu fondip yaptım ben de:))
 |
| Miso çorbası (yosun çorbası) |
 |
| Ördek |
 |
| Karides |
Cumartesi günü ise hava 15 derece birden soğudu, fırtınadan çatılar uçtu, yağmurdan gözgözü görmedi... Üstelik kızçelerle Nişantaşı Kırıntı'da kutlama yapacaktık, nasıl sinir oldum anlatamam. Ve mesela yarın güneş açacak... Bana kaderimin bir oyunu muydu bu yaleppim? Her sene doğumgünümde havanın bozması İllüminati'nin hain bir planı mıydı neydi dostlar?
Cumartesi sabahı, fırtınaya karşı sarınıp sarmalanarak Küçük Bebek'e yürüdüm. Öksüre tıksıra Pelit'in önüne gelip kafamı kaldırınca bir de ne göreyim??? Pelit pastanesi kapanmış! Daaannn! Ulan inanamadım artık, gözlerimi kırpıştırıp bir daha baktım, yok valla kapanmış. Söylene söylene taksiye binip Etiler'dekine gittim ben de ne yapayım. Çünkü doğum pastası olarak kızçelere ekpa almak istiyordum.
 |
| Doğum pastam : çilekli ekpa |
Ya bu ekpa'dan yediniz mi bilmiyorum? Rejim filan yapıyorsanız aman uzak durun, bağımlılık yaratan bir lezzet çünkü. Ben ömrümde böyle bir pasta yememiştim dostlar.
Bu pasta, kek yerine profiterol toplarının malzemesi ile yapılıyormuş, içinde krem şanti asla yok, profiterolün içindeki dolgu kreması var. Dışı beyaz çikolata, ayrıca içi seçiminize göre çilek ya da muz dolu.
Ve pastayı kestiğinizde içinden ılık ılık çikolata sos akıyorrrr allaaaahhhhhh


Böylece, yağmur soğuk demeden uzaklardan benim için yollara dökülen canım Kızçelerimle Kırıntı'da buluştuk. Yemeklerimizi yedik; bira-şarap içtik. Her doğumgünü, nişan, düğün ve kınada verdiğimiz klasik pozlarımızla bol bol fotoğraf çektik:
 |
| Kızçeler :) |
 |
| Klasik pozum |
 |
| Doğum pastamı keserken |
 |
| Klasik askerlik hatırası pozumuz:))) |
Ya bu çok komik, arkadaki televizyonda maç vardı, Lady Charlotte ile her pozumuzda ekranda yere kapaklanmış dömelen ya da dil çıkartan bir adam görünüyordu. Ben de fotoşopla tv ekranını sansürledim:)))
 |
| Televizyondaki popoyu sansürledim:)))) |
 |
| Hararetli dedikodular:)) |
 |
| Minik Sino |
 |
| Sevalkuş |
 |
| Denizo ile Arzuşka |
 |
| Canım Lady Charlotte ile... tv ekranına sansür koydum yine:)) |
Her sene severek kutlama yaptığım Kırıntı, bu yıl çok hayalkırıklığına uğrattı beni. Happy Birthday çalmadılar, garsonlar tepemize gelmedi, cümbüş olmadı. Pastayı kesip servis etmediler. Üstelik pasta kesimi ve servisi için 20 TL alıyoruz dediler yüzsüz yüzsüz. Ben de vermiyorum üleyynn dedim. Bir daha da Kırıntı'da doğumgünü kutlamam. Bu kadar basit.
Neyse, böylece gecenin sonunda kızçeler eve dağıldı, biz de Çiğdem ile Beşiktaş Plaza'nın tepesindeki Vogue Restorana çıktık. Burası nefes kesici İstanbul manzarası ile gerçekten gidilesi bir mekan. Çito ile birer kokteyl aldık ve üniversitede Migros'dan bira alıp Kadıköy kayalıklarında içtiğimiz günleri yadettik:)) Nereden nereye dostlar:)) Ara sıra böyle hovardalık yapmayacaksak ne diye çalışıyoruz değil mi?
 |
| Vogue'ın terasndan Akaretler |
 |
| Boğaz Köprüsü |
Harika bir kutlu doğum haftası geçirdim, dostlarım sayesinde. Beraber nice mutlu senelerimiz olur inşallah:)
xo xo