Atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2013 Pazartesi

9 Eylül 1922

Dumlupınar Meydan Muharebesi'nin kazanılmasının ardından Yunan Ordusu'nu önüne katan Türk Ordusu, işgal altında bulunan İzmir'e girdi.

Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa!

10 Kasım 2011 Perşembe

10 Kasım 2011

Her sene daha da kötüye gidiyoruz Atam. Başbakan laik olmadığını açık açık beyan etti. Van depremini sebep gösterip Cumhuriyet bayramı kutlamalarını iptal etti. Teröristlerle savaşıp canlarını veren onlarca, onlarca gencecik şehitlerimizin ardından ilan edilmeyen ama halkın tuttuğu yası , bayramı iptal etmek için kullandı evet. Bu ülkenin en büyük bayramı, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu sene kutlanmadı.

Biz bayramımızı kutladık, seni hep düşündük, bugün daha da çok düşünüyor; özlemimizin ve sevgimizin hiç bir zaman bitmeyeceğini bir kere daha dile getiriyoruz.




30 Ekim 2011 Pazar

Bu yurdun kızları hepsi de yavuz... Biz çalar oynarız... CUMHURİYETİMİZ KUTLU OLSUN ATAM

Çok güzel bir türkü...Ağlatır beni her dinleyişte

Manastır'ın ortasında var bir havuz, canım havuz
Bu yurdun kızları hepsi de yavuz, biz çalar oynarız

Manastır'ın ortasında var bir çeşme, canım çeşme
Bu yurdun kızları hepsi de seçme, biz çalar oynarız

Manastır'ın ortasında var bir pınar, canım pınar
Bu yurdun kızları hepsi de çınar, biz çalar oynarız










Cumhuriyetimiz kutlu olsun ATAM

29 Ekim 2011 Cumartesi

Cumhuriyet Bayramımızı KUTLUYORUZ

Yıllardır toplanan deprem vergileri ile bize duble döşeyen Tayyeap'in  (yol döşemiş canım) Van depremini bahane ederek CUMHURİYET BAYRAMI  kutlamalarını iptal etmesi bu millete edilmiş bir hakarettir. Ülkemizin bağımsızlığı için savaşmış Gazi Mustafa Kemal Paşa ve tüm silah arkadaşlarının, Kurtuluş Savaşı'ndan kanını canını vermiş gazilerimizin ve şehitlerimizin anısına saygısızlıktır.  Deprem olmasaydı, teröre kurban verdiğimiz ve vermekte olduğumuz onlarca gencecik şehitlerimizin anısına da bu kutlamaları iptal edecek miydi acaba Tayyeap?

Atatürk'ün ölüm döşeğinde yatarken iptal etmediği CUMHURİYET BAYRAMI kutlamalarının şimdi iptal edilmesini aklım sırrım almıyor dostlar. Anıtkabir'e gitmekten imtina etmek için iptal ettiler herhalde kutlamaları, bakalım 10  Kasım'da ne bahane bulacaklar???

Ben CUMHURİYET BAYRAMIMIZI bütün varlığımla kutluyorum! Yaşasın Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları , Yaşasın Cumhuriyet!





10 Kasım 2010 Çarşamba

Atam

Sen kalk ben yatam

ya da

Ankara'nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak,uyan uyan Gazi Kemal, şu ülkenin haline bak

demek istemiyorum. Ayıp. Sen yaptın, kurdun, yol gösterdin, gelecekte karşılaşacağımız tehlikelere karşı uyardın. 

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

dedin. 

Artık sonrası bize kalmış. Mirasını yaşatacağız. Ya da onu batıranlara göz yumacağız. Kaçacağız ya da kalıp savaşacağız.  Ama kalk da yardım et demeyeceğiz, ayıp. Önümüzde açtığın yolda bize yol gösteren, aydınlatan fikirlerin bizimle. Ve onlar daima bizim yol göstericimiz olacaktır.




İşte sirenler duyuldu ve ben ağlıyorum Atam. Karşı apartmanda komşu teyze cama çıktı, bakındı, sonra sana dualar gönderdi Atam. Ofisten bakıp dalga geçtiğimiz çocuk bakıcısı teyze ufak kızı da alıp cama çıktı, seni anlattı kıza, pos bıyıklı kırmızı suratlı amca apartmandan çıkıyordu, durdu ve seni düşündü Atam. Biz seni sevenler, kalplerimizde ve aklımızda beraberiz. Bu sevginin hiç bitmeyeceğine gerçekten inanıyorum ben.

3 Mart 2010 Çarşamba

VEDA

Dün gece uzun zamandır beklediğimiz VEDA filmini izledik sevgili seyirciler.


Filmin anlatıcısı Atatürk'ün yaveri ve de çocukluk arkadaşı Salih Bozok. Bozok 10 Kasım sabahı oğluna yazdığı veda mektubunda, Ata ölürse eğer, neden kendi hayatına son vereceğini açıklıyor. Ama anlıyor muyuz bu nedeni? Hayır. Bu yönden bakınca filmin Salih Bozok ile Mustafa Kemal Paşanın dostluğunu anlatacağını bekliyoruz. Ama izlediğimiz ana başlıklarıyla bir Atatürk biyografisi oluyor. Film kısa kısa Atatürk'ün çocukluğunu, kumandanlığını, milli mücadeleyi başlatışını anlatıyor ama herşey o kadar kısaca geçiyor ki, Ata'nın dünyayı dize getirdiğini , vatanımızı kurtarıp yeni Türkiye'yi kurduğunu ve ardı ardına devrimlerle görülmemiş şekilde yepyeni bir toplum yarattığını bilmeyen biri filmi izlese herhalde bunları anlamaz.


İşte bence filmin sorunu bu, bu film neyi anlattığını bilememiş, konusu yok. Filmin ana izleği Mustafa Kemal ile Salih Bozok'un dostluğu mudur? Göremedik biz bu dostluğu, yaver ortada yoktu ki (hatta bir noktada Deniz dedi ki, savaşta ortada yoktu sofra kuruldu yaver yemeğe geldi) Eğer Atatürk biyografisi yerine bu dostluk üzerine eğilse eminim daha iyi bir film olurdu. Ya da film Mustafa Kemal ve Zübeyde Hanım üzerinden bir ana oğul filmi de olabilirdi. Bu durumda son sahne de anlam kazanmış olacaktı. Veya Gazi Paşa'nın kumandanlığı, askeri dehası anlatılır, Kurtuluş Savaşımız üzerine bir film yapılabilirdi. Ya da eşi benzeri görülmemiş inkılapları ve genç Türkiye Cumhuriyeti ile ülkenin sevgilisi devrimci Mustafa Kemal Paşanın hikayesi anlatılabilirdi. O da değil. Veda filmi bunların hepsini göstermeyeçalışmış maalesef. O yüzden de hiçbirini hakkıyla anlatamamış.


Filmde kostümler , mekanlar ve müzik kesinlikle kusursuz. Sinan Tuzcu'yu da Mustafa Kemal Paşa rolüne ben yakıştırdım ve hatta çok beğendim. Bu kadar başarılı olacağını beklemiyordum. Zübeyde Hanım'ı canlandıran Dolunay Soysert'i beğenirim zaten, yine beğendim. Dolunay Soysert, Cumhuriyet dizisinde Latife Hanım'ı canlandırmış ve balkondan Kemal Kemal diye seslenmişti, şimdi aynı sahneyi Ezgi Mola canlandırıyor. Bu arada Latife Hanım'a karşı bu tavrı da anlamadığımı söylemeliyim. O sonuçta dünyaya gelmiş en muhteşem adamla sadece 22-23 yaşında iken evlenmiş bir genç kızdı. Çok zeki , kültürlü ve mükemmel eğitimli idi ama düşünsenize ne kadar gençti. Ve ayrılıklarından sonra öldüğü 1975 yılına kadar ağzından tek bir kelime bile çıkmamıştır. Sırf bu tavrı için bile saygıyı hakeden Latife Hanım'ın filmde adeta bir şeytan gibi tasvir edilmesi beni çok rahatsız etti.


Bunların dışında filmde benim anlamadığım nokta İsmet İnönü'nün olmayışı idi, ne adı geçti ne sanı, şaşırdım kaldım. Sanki öyle biri hiç varolmamış, hiç bir şey yapmamış gibiydi. Atatürk'ün yanında Nuri Conker vardı, Salih Bozok vardı... Kazım Karabekir ile ilgili bir sahne vardı ... İnönü yoktu.

Filmin sonunda da bir yazı çıktı , Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet bugün 87 yaşında diye, peki o arkadaşların içinde İnönü de yok muydu?



10 Kasım 2009 Salı

Benim hala umudum var

9'u 5 geçe yerlerimizden kalktık ve 1 dakika boyunca sadece onu düşündük. Pencereden sokağı görüyorduk. İnsanlar yürümeye , koşmaya devam ediyorlardı, ama bazıları durdu ve bu 1 dakikada bize katıldı. Arabalar durdu, bazı sürücüler araçlarından çıkıp ayakta durdular. Kornalar çalındı. O zaman bizim için hala umut varolduğunu düşündüm.

Bize herşeyimizi veren Atamıza yılda sadece 1 dakika mı?

Bizim sevgimiz ve özlemimiz hiç geçmeyecek, 1 dakika değil, 1 ömür.

10 Kasım 2007 Cumartesi

10 Kasım Benim En Büyük Yasım!

Hiç unutmam dostlar , sekiz yaşındaydım ve tabi 10 kasımdı tarihlerden tıpkı bugün gibi..
O zamanlar da ülkemiz siyasi olarak karışık durumdaydı , 80’ ler …
Üstümde İç Anadolu Yöresi’nin kıyafetleriyle başım dimdik , gururla ve Mustafa Kemal’in Kağnısı şiiriyle bir şiir okuma yarışmasına katılmıştım. Elim ayağım titremişti okurken , sanki okuyamazsam , en ufak bir hata yaparsam ATA’ma layık olamayacakmışım gibi hissetmiştim.Gözlerim dolmuş , minik kalbim pırpırlanmıştı , o nasıl bir duyguydu öyle , sanki bir küçük asker oluvermiştim o an , tüm dünyaya onun çabasını , onun savaşını anlatan…

‘ Yediyordu Elif kağnısını, Kara geceden geceden. Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu, Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar, İnliyordu dağın ardı, yasla, Her bir heceden heceden. ‘

uzak cephelerin acısını hissetmiştim en derinimde , ananelerimizin , dedelerimizin acılarını… ve onların yaşadıkları birer birer gözümün önünden geçmişti, sanki bir küçük asker oluvemiştim o an ,bu ülke uğruna onun hemen arkasında savaşan , sonuna kadar onun arkasında olacak olan , liderliğini tüm benliğiyle , kalbiyle ve aklıyla kabul eden yaşadığı sürece onun ilkelerinden asla ödün vermeyecek olan…

İşte bugün dostlar , belki ATA’mızın ölüm yıldönümü ama bizim her seferinde yeniden doğdumuz gün.Sonuna kadar KEMALİSTİM, Sonuna kadar ATATÜRKÇÜYÜM, sonuna kadar CUMHURİYETÇİYİM , kim döndürebilir beni yolumdan, kim ayırabilir beni onun ilkelerinden, kim?

Ve bazı gerçekleri unutan arkadaşlar için :

ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ (Orijinal)
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Ankara, 20 Ekim 1927

Acaba herkes okuduğunda anlayabiliyor mu?

Ey anlamayanlar! sayınız öyle çok ki , öyle çabuk çoğalıyorsunuz ki, keşke biraz da anlamaya çalışsanız , keşke anlayabilseniz ama herkes anlayamaz değil mi?

Ey anlayanlar! Unutmayalım , unutturmayalım, anlatamaya çalışmaktan vazgeçmeyelim……

İçime Atatürk sevgisini böyle derinden koyan aileme binlerce teşekkürler , 5 yaşında dedemin bana okutturmaya başladığı nutuklara , tek adamlara , babamın anlattığı görünmeyen, bilinmeyen tarih gerçeklerine , ananemlerdeki Atatürk kitapları rafına binlerce teşekkürler…. Her şeyin ötesinde ATATÜRK’e binlerce teşekkürler , sen olmasaydın ben olmayacaktım , biz olmayacaktık! Bana bu dünyaya gelme şansı ve senin askerin olma şerefi verdiğin için sana binlerce teşekkürler!

9 Kasım 2007 Cuma

İş Bankası reklamını izlerken ağlamak

Arkadaşlar, arkadaşlar !
Siyah beyaz bir reklam, film olmalı idi, maalesef ki sadece bir reklam
Haluk Bilginer Mustafa Kemal Atatürk 'ü canlandırıyor, o olduğunu o benzersiz sesinden anlıyoruz
Çünkü sanki gerçekten Atatürkümüzü izliyoruz ekranda, kareli süveter, kaşlar, burun, uçuşan sarı saçlar...
Fazla söze hacet yok
Onu nasıl özlüyormuşuz bunu farkedip içimiz sızlıyor
Bu sevgimiz, özlemimiz hiç bitmeyecek!!!

http://www.youtube.com/watch?v=6K9vMIFVC3U




29 Ekim 2007 Pazartesi

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin , namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım."
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

19 Mayıs 2007 Cumartesi

19 Mayıs

Bugün 19 Mayıs, 1919 yılında Atamız bizlere bizim olan bir vatan bırakmak için Samsun'a ayak bastı.

İzmir’in dağlarında çiçekler açar.
Altın güneş orda sırmalar saçar.
Bozulmuş düşmanlar hep yel gibi kaçar.
Yaşa Mustafa Kemal Paşa,yaşa;
Adın yazılacak mücevher taşa.

Ankara 19 Mayıs Stadyumu’ndaki törenlerde ilginç manzaralar yaşandı.

- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 19 Mayıs Stadyumuna geldiği anda tüm stad ayağa kalkarak alkışladı. Normalde protokol tribünü kalkar. Ancak protokol tribünü ayağa kalkınca bütün tribün kalktı ve Cumhurbaşkanı’nı alkışladı.

- 19 Mayıs Stadyumu’nda Ankara’da değişik okullarından gelen öğrenciler şiirler okudu. Bir öğrenci Atatürk’ün Gençliğe Hitabı’nı okudu. Stadyumdakiler “…iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler” kısmına gelince alkış ve ıslık yağmuruna tuttu.

- Cumhurbaşkanı Sezer’in görevdeki son 19 Mayıs kutlaması olduğu için normalde görülmeyen bir uygulama gerçekleştirildi. Stadyumdaki ”Türkiye ve Cumhurbaşkanı için” diye anons edildi. Tüm öğrenciler “Sağol sağol sağol” diye cevap verdi. Normalde “Türkiye için” diye yapılan anonsta Sezer’e jest yapıldı.

30 Nisan 2007 Pazartesi

Atatürk'ün hiç bilinmeyen fotoğrafları

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer görev süresi dolarken, 7 yıldır süren çalışmayı bitirdi.

"Atatürk Terekesi" adlı çalışmada Mustafa Kemal'in tüm eşyaları, belgeleri kayıt altına alındı.
Atatürk'ün hiç yayınlanmayan fotoğrafları gün ışığına çıkarıldı.

İşte Çankaya sitesinde yer alan o fotoğraflar.

Atatürk'ün hiç bilinmeyen fotoğrafları

10 Kasım 2006 Cuma

Kimdi bu adam?

http://www.milliyet.com.tr/2006/11/10/yazar/asik.html

7 yaşındayken babasını kaybetti ve yetim kaldı. 8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı...
10 yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde, yeni okulundaki hocasından dayak yedi. Ailesi onu okuldan aldı.
17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı.
24 yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına bir hücrede hapis yattı.
25 yaşında sürgüne gönderildi...
27 yaşında kendisinden bir yaş büyük meslektaşı kendisinin de üyesi bulduğu derneğin çalışmalarıyla kahraman ilan edilirken, kendisi hiç önemsenmiyordu.
30 yaşında kendisi başka şehirleri düşman elinden kurtarmaya çalışırken, doğduğu şehir düşmanların eline geçti.
30 yaşında amiri, onu kendisinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağladı. Yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş kaldı.
37 yaşında böbrek hastalığından Viyana'da 2 ay hasta ve yalnız halde yattı.
37 yaşında komutan olarak yeni atandığı ordu, dağıtıldı.
38 yaşında Savunma Bakanı tarafından görevinden atıldı.
38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve başkasından bir redingot ödünç aldı. Ayrıca cebinde sadece 80 lirası vardı. 38 yaşında kendisi için tutuklama kararı çıkarıldı.
39 yaşında idam cezasına çarptırıldı.
Sonra ne mi oldu? 42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu!

Bu öykü efsanevi lider Mustafa Kemal Atatürk'e aittir.

Mümin Sekman, bu öyküyü, insanoğlunun azmine örnek olarak yazmış. Diyor ki:
- Başarınızın önündeki engel ne? Paranız mı yok? Atatürk'ün de yoktu! Sağlığınız mı bozuk? Atatürk'ün de bozuktu! Çevrenizde sizi çekemeyenler mi var? Atatürk'ün de vardı! Bazı yakın arkadaşlarınız sizi arkadan mı vurdu? Atatürk'ün de başına geldi! Aileniz çok zengin değil miydi? Atatürk'ünki de değildi! Amirleriniz hakkınızı mı yiyor? Atatürk'ünkini de yemişlerdi! vs..vs...vs..
Özeti: Çaresizlikten yakınmayın.. Çare sizsiniz..

9 Kasım 2006 Perşembe

GENÇLİĞE HİTABE























Ey Türk gençliği !

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
20 Ekim 1927

11 Kasım 2005 Cuma

Londra Madame Tussaud’s taki Atatürk heykeli Koç Grubu tarafından gerçeğine uygun hale getirildi

Londra Madame Tussaud’s taki Atatürk heykeli Koç Grubu tarafından gerçeğine uygun hale getirildi

Yıllardır süren bi geyikti bu, meşhur mumya müzesindeki Atatürk heykelinin ne kadar fena olduğu yazıldı, çizildi.Sonunda Koç Grubu  düzgün bir heykel yaptırmış. Teşekkürler Koç Grubu.