beyoğlu sahaf şenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyoğlu sahaf şenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2014 Pazar

8.Beyoğlu Sahaf Festivali

3 senedir Sahaf Şenliğine gitmiyordum dostlar. Ayrıca bir buçuk aydır bloga da yazmıyordum ya, Cuma akşamı Paris'ten dönerken hava alanında yanıma gelip, blogu çok sevdiğini, hep okuduğunu söyleyen dünyalar tatlısı genç kıza çok teşekkür ederim. Yıllardır maceralarımı yazdığım bu günlüğü bırakamayacağımı bir kere daha anladım:)


Dediğim gibi 3 senedir sahaf şenliğine gitmiyordum. Böylece Euphoric ve Unicorn arkadaşlarım Pazar günü sahaf fuarına gidelim mi deyince tabii kabul ettim. Unicorn'un işi çıkınca da Euphoric ile Şişhane metrosunda buluştuk. Metro çıkışı Tomalar, polisler, panzerlerle doluydu. Caddede yürüyüş vardı ve de adım atacak yer yoktu bize. Gezi'den beri gaz yememişim, bağışıklığım gitmiştir diyerek arka sokaktan Tepebaşı'na iniverdik :) Kahve almak için Odakule'ye bir hamle edecek olduk, bir tümen polis üzerimize doğru koşunca kaçıp kitapların arasına sığındık.


Sahaflar bildiğiniz gibi, eski kitap kokuyordu buram buram. Kitaplar 5 lira, 10 lira, daha yeniceler 12 lira idi. Bazıları 10 liraya 3 kitap veriyordu, en iyisi onlardı. Kitapların yanı sıra, bol bol eski Resimli Tarih ve Hayat mecmualarını gördüm. Babamlar çok bahseder bu dergilerden, deli gibi okurlarmış eskiden.


Pekiii bunca, binlerce kitap arasından ne aldım derseniz, ucuza Martin Mystere çizgi romanları buldum da onları aldım derim dostlar:) Roman almadım, tuttum kendimi. Daha yeni İlknokta.com'dan güzel bir İthaki seçkisi almıştım, onlar varken başka kitap alasım gelmedi, hayret!


İşte size Sahaf Fuarından bir dolu görüntüler, bol bol kitap, eski kağıt kokusu :)

xo xo














































24 Eylül 2011 Cumartesi

İkinci Sahaf Seferi

Geçen hafta Sahaf Şenliğinin süresinin uzatıldığını öğrendim ve ikinci kere sahafları ziyaret etmeye karar verdim. Hatırlarsanız ilk seferimde pek az Agatha bulduğumdan bahsetmiş, nerede bu kitaplar  diye epeyce sızlanmıştım. Sağolsun arkadaşım Biblio bana Agathalar'ın dükkanların arkasında gizlenmiş olduklarını, belli bazı tezgahlarda sergilendiklerini söyledi ve nerede bu kitapları bulabileceğime dair çok güzel tüyolar verdi.

Şimdi bu Agatha takıntımı da açıklayayım. Biliyorsunuz, geçen Mart ayında kendime BBC'nin harikulade Poirot setini almıştım. David Suchet'in sevgili dedektifimizi ta kendisi olarak canlandırdığı bu kocaman seti bayılarak izliyordum ki, Poirot maceralarının çoğunu okumamış olduğumu farkettim! Sadece kitabını önceden okumuş olduğum maceraları izledim önce. Sonra da seti rafa kaldırıp kendimi Hercule Poirot külliyatını okumaya adadım. Evet, ülkemizde yayınlanmış tüm Poirot maceralarını okuyacak ve daha sonra da okuduğum kitabın filmini izleyecektim. İşte bu sebeptendir ki, deli gibi sahaflara koşup bir sürü Poirot aldım.

Salı akşamı işten çıkıp Taksim dolmuşuna bindim, dolmuş çevre yolundan gidip Tarlabaşı'ndan yukarı çıktı. Şİmdi trafikte meydana kadar çıkacaktı., meydandan Odakule'ye geri yürüyecektim. Ben de amannn diyip Tarlabaşı'nda indim dolmuştan, üçbuçuk ata ata,  koşturarak Odakule'ye attım kendimi. Ömrümde ilk kez orada yürümüştüm, kitap alacağım diye çektiğim korkuya bak:)))

Biblio'cuğun tüyolarını takip ederek her dükkana tek tek, üşenmeden "Agatha Christie var mı?" diye sordum, mimli tezgahları karıştırdım. Sonunda tam 6 tane Hercule Poirot macerasını külliyatıma eklemeyi başardım. Bu sene epey bereketli geçti benim için sahaf şenliği.

İşte aldıklarım :



Yakut Kana Bulandı (Mavi Trenin Esrarı) (The Mystery Of The Blue Train) : Altın Kitaplar, basım yılı yazmıyor. Thalassapolis arkadaşım anlattığından beri okumak istediğim, Riviera'da geçen egzotik bir Poirot macerası. Kitabın içinden eski sahibesinin diyet listesi çıktı:)))

Özge Hanım'ın 8 Kasım 1991 tarihli listesi şöyle:
Sabah : ekmek, peynir
Öğlen : 1 patates, yaım kase yoğurt
Ara : 2 elma
Akşam : et, sebze, salata
ve 1 fincan çay hakkı varmış.


Bu tarihte 71,8 kg olan Özge Hanım 29 Kasım'da 64,5 kiloya düşmüş. Ne kadar hızlı? Sonra ne  oldu acaba? Bu da eski kitaplarda bulduğumuz diğer sırların yanına gidecek bir hikaye:)

Devam edelim kitaplara:



Elmayı Yılan Isırdı (Halloween Party) : Altın Kitaplar 1970 baskısı. Poirot ve Ariadne Oliver'lı bir cinayet romanı. Mrs Oliver'ı da çok severim, Poirot maceralarına elma tadı katıyor bu sevimli karakter.

Ariadne Oliver bir nevi Agatha Christie'nin kendi karikatürüdür. Mrs Oliver meşhur bir cinayet romanı yazarıdır. Kahramanı Finlandiyalı dedektif Sven Hjerson'dur. Mrs Oliver kendi yarattığı bu karakterden nefret eder, kırçıl saçlarının modelini sürekli değiştirir, habire elma yer. Evhamlı, kolay panikleyen biri olsa da İngilizlerin tabiriyle sportmen bir kadındır ve Poirot ile beraber karıştığı davalarda katili hep yanlış tahmin etmesiyle ünlüdür:))

David Suchet'e ise Mrs Oliver olarak bizim Harry Potter'ın uçuş profesörü Zoe Wannamaker eşlik ediyor.



Filler de Hatırlar (Elephants Can Remember) : Altın Kitaplar 1973 baskısı. İsminden dolayı epeydir merak edttiğim bir roman. Kitabın içinde bir damga var: "Hekimoğlu Kitaplığı. Okudunuz. İade Ediniz." yazıyor:))
Ariadne bu romanda da dedektifimize eşlik ediyor.


Üç Perdelik Cinayet (Three Act Tragedy) : Altın Kitaplar 1990 baskısı. İşte benim lise çağlarımda okuduğum Agatha kitapları hep bu tarz kapaklara sahipti. Bu kitabı aldığım sahaf çok hoş bir de ayraç verdi, sahaf fuarı kitap ayracı:)



Sonuncu Kurban (Dead Man's Foley) : Altın Kitaplar 1966 baskısı. Bu arada aldıklarım hepsi Gülten ve Gönül Suveren kardeşlerin çevirileri. Güncel baskılar da bu çeviriler üzerinden devam ediyor. Sonuncu Kurban ise Ariadne Oliver ve elmalarının sevgili dedektifimize eşlik ettiği bir diğer  Poirot macerası.


Cenazeden Sonra (After The Funeral) : Altın Kitaplar 2006 baskısı. Bu kitap 2000'lerdeki güncel basımlardan. O yüzden  5 lira değil 7,5 liraya aldım. Şaşırtıcı derecede kalın bir Agatha Christie romanı.



Agatha Christie kitapları çok uzun yıllardır yayınlanıyor ülkemizde. Altın Kitaplar birkaç yıldır isimleri orijinaline uygun olarak yeni kapaklarla tekrar basıyor bu romanları. Ben eski kapakları daha çok sevdiğime karar verdim. Ya siz?

xo xo

17 Eylül 2011 Cumartesi

5. Beyoğlu Sahaf Şenliği ganimetleri

Günler aylar su gibi akıp geçmiş ve bu seneki Beyoğlu Sahaf Şenliğine gitme vakti gelmişti. Salı akşamı işten çıkıp Taksim'e giderken geçen seneyi düşünüyordum. Zamanın akışı bana her zaman çarpıcı gelmiştir. Bir sene önce aynı sergiye gittiğimde başka bir yerde çalışıyordum, gözlüklerim vardı, kimbilir ne zamandır maaş almadığım için dertleniyor, bir kaç aydır devam ettiğim diyetimi yapıyordum. Bu sene yeni bir işim vardı, gözlüklerim gitmiş, diyeti başarıyla yaparak incelmeyi başarmıştım. Ama kitaplarla olan ilişkimde değişen hiç birşey yoktu. Yine tanesi 5 liraya kelepir romanlar bulmak ümidiyle eski ciltleri karıştırmaya gidiyordum.

Geçen sene Gezi parkında yapılan şenliği bu sene Odakule'nin arkasına, eskiden Tüyap Kitap Fuarının düzenlendiği yerin önündeki park alanına almışlar. Sanırım daha genişlemiş alan böylece, oldukça da kalabalıklaşmış. Zor gezdim sergileri.


Ben şenliğe 5 liraya kelepir Agatha Christie kitapları bulurum diye gittim. Alanı ilk tur dönüşümde 1 tane bile Agatha göremedim, çok şaşırdım. Bu sene kitaplar daha çeşitliydi, yani tam sahaf gibi salt ikinci el yenice kitaplar değil, gerçekten eski kitaplar ve dergiler doluydu fuarda. Özellikle eski dergilerin çeşitliliğine şaşırdım. Kitaplardan eski ciltli olanlara bir ümit el attım, çoğu Barbara Cartland ve Victoria Holt romansları idi. Dolandım, dolandım, bir türlü alacak bir şey bulamayıp moralimi bozacağım anda, Dido'yu buldum. Kitap Fuarına gittiğimde de böyle olurum, elime ilk kitap torbamı almadan rahat edemem:))


Kitabın kapağı ilgimi çekince içini inceledim, "aşkın, ihanetin ve intikamın tutku dolu hikayesi" yazıyordu. İhanet, intikam benim temalarım ayol diyerek hemen kaptım Dido'yu. Mitolojiden esinlenerek yazılmış bir roman Dido. Yazar Adele Geras.

Dolaşmaya devam edip ilk turda göremediklerimi yakalamak için ikinci bir tur attım alanda. Güzel ciltli romanların dolu olduğu bir standda şu kitabı buldum: Bir Çalgıcının Seyahati.



Aaa ben de bir seyyahım diyerek kitabı biraz inceledim, enteresan geldi. 1976 basımı ve yazarın adı yok! Almancadan çevirenin Mehmet Tevfik olduğu yazıyor sadece kitabın içinde. Kitap ülkemizde ilk kez 1907 senesinde basılmış ve o baskıda dahi yazar adı değil; salt çevirmen Mehmet Tevfik'in adı yazıyormuş. Kitabın kahramanları Alfred Müller ve Fridrih Şüller okuyucular tarafından o kadar çok sevilmişler ki; eski harflerle 2 kere daha basılmış kitabımız, 1911'de ve 1926'da. Yeni harflerle ilk basımı 1945 yılında olmuş. Birkaç kere de özet halinde yayınlanmış, özetleştiren kişi ise Kemal Tahir'miş. Benim elimdeki 1976 baskısını yapan Rakım Çalapala; Kemal Tahir'le görüşmüş ve Tahir'in demesine göre Almanca bir eserden esinlenerek yazılmış bir Türk romanıymış bu aslında. Altın Kitapların çakma Christie'si gibi bir durumla karşı karşıyayız yani:) Yayıncı pes etmemiş, Kemal Tahir'den başka pek çok kişiyle görüşerek gerçeklere ulaşmış, bu romanın yazarı aslında çevirmen olarak geçen Mehmet Tevfik imiş, küçük bir Alman romanından (Bir Haylazın Hayatı)  esinlenerek bu kocaman romanı yazmış. ne yazık ki, Rakım bey Mehmet Tevfik hakkında başkaca bir bilgiye erişememiş. Böyle çok sevilen bir romanın gerçek yazarı da sahafçı dükkanlarında anonim kalmaya mahkum olmuş.

Bu kadar hoş bir hikayesi olan kitabı gerçek bir sahaf hazinesi kabul edip hemen aldım tabii dostlar. İçindeki ithafiyla, karton cildi ve şömiz kabıyla tam bir eski roman Bir Çalgıcının Seyahati, okuduğum bir kaç paragraf da oldukça akıcı geldi. Güzel olacağı kanaatindeyim.


Fakat Agathalar neredeydi? Neden tezgahlarda üstüste yığılmış bir sürü Christie romanı bulamıyordum? Artık kızıp eve dönecektim ki, dükkanlardan bir tanesinde, en dipte, bir sürü eski Agatha Christie kitabı beni bekliyordu! Nihayet! Kitaplar epey eskilerdi, 2 tanesi Altın Kitaplar basımı bile değildi, belki de onları almamalıydım. Ama sonuçta 5 liralık bir Christie romanı ne kadar kötü olabilir?



4000 Yıl Önce İşlenen Cinayet (Death Comes As To End), Nil Yayınevi tarafından basılmış. Ne yazık ki basım senesini yazmamışlar, ama İstanbul telefon numaralarının 6 6 haneli olduğu senelerden kalma bir kitap. Antik Mısır'da geçen bir cinayet romanı. Daha güncel Altın Kitaplar basımının adı Yılan İçini Döktü.

Köşkte Cinayet (The Hollow) 1978 senesinde Selkan yayınları tarafından basılmış. benimle aynı yaşta yani bu kitap! (Ben daha iyi görünüyorum) . Baskısı Altın Kitapların aynısı, başta karakterlerin tanıtıldığı sayfa bile aynı. Altın Kitaplar bu romanı Ceset Katilini Arıyor ve daha sonra da Hollow Malikanesi Cinayeti diye yayınladı, yani Christie kitapları habire isimleri değişerek yayınlanıyor ülkemizde. O yüzden kitap alırken orijinal ismini kontrol etme şansnız varsa mutlaka yapın.

Briç Masasında Cinayet (Cards On The Table) 1980 Altın Kitaplar basımı. Bu kitabı aynı isimle ve farklı kapaklarla yayınlıyorlar hala.

Nil'de Ölüm (Death On The Nile) defalarca filmini izleyip (Hem David Suchet hem Peter Ustinov versiyonunu izledim)  kitabını nedense okumadığım bir Christie şaheseri. Altın Kitapların 1980 baskısı bu da. Aynı şekilde kapağı değişerek basılıyor hala. Ama ben güncel kapaktansa bu elimdeki versiyonu çok daha fazla beğendim.

Fare Kapanı (Three Blind Mice) Altın Kitaplar basımı, ne yazık ki senesi yazmıyor üzerinde. Yalnız diğerleri 75  Lira görünürken bu 100 Lira imiş, demek ki 80 sonrası basım diyebiliriz. Değişik olarak bu kitabın kapağına orijinal ismini de yazmışlar. Bence Agatha romanları için şart bu. Kitap kısa öykülerden oluşuyor, Fare Kapanı öyküsünün farklı bir versiyonunda uyarlanan oyun ise uzun yıllardır Londra'da sergilenmekte.

Cinayet Alfabesi (The ABC Murders) 1978 Altın Kitaplar basımı. Farklı kapaklarla güncel basımları yapılan bir başka Agatha romanı da bu.

Bu seneki sahaf seferimden de oldukça memnun kaldım dostlar. Christie daima iyidir ve diğer kitaplar da enteresan görünüyor. Tabii fuara kadar hiç kitap almayacağım lafımı epey bir yemiş oldum:))

Peki siz en son hangi kitapları aldınız bakalım?

xo xo