agatha christie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
agatha christie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2011 Cumartesi

İkinci Sahaf Seferi

Geçen hafta Sahaf Şenliğinin süresinin uzatıldığını öğrendim ve ikinci kere sahafları ziyaret etmeye karar verdim. Hatırlarsanız ilk seferimde pek az Agatha bulduğumdan bahsetmiş, nerede bu kitaplar  diye epeyce sızlanmıştım. Sağolsun arkadaşım Biblio bana Agathalar'ın dükkanların arkasında gizlenmiş olduklarını, belli bazı tezgahlarda sergilendiklerini söyledi ve nerede bu kitapları bulabileceğime dair çok güzel tüyolar verdi.

Şimdi bu Agatha takıntımı da açıklayayım. Biliyorsunuz, geçen Mart ayında kendime BBC'nin harikulade Poirot setini almıştım. David Suchet'in sevgili dedektifimizi ta kendisi olarak canlandırdığı bu kocaman seti bayılarak izliyordum ki, Poirot maceralarının çoğunu okumamış olduğumu farkettim! Sadece kitabını önceden okumuş olduğum maceraları izledim önce. Sonra da seti rafa kaldırıp kendimi Hercule Poirot külliyatını okumaya adadım. Evet, ülkemizde yayınlanmış tüm Poirot maceralarını okuyacak ve daha sonra da okuduğum kitabın filmini izleyecektim. İşte bu sebeptendir ki, deli gibi sahaflara koşup bir sürü Poirot aldım.

Salı akşamı işten çıkıp Taksim dolmuşuna bindim, dolmuş çevre yolundan gidip Tarlabaşı'ndan yukarı çıktı. Şİmdi trafikte meydana kadar çıkacaktı., meydandan Odakule'ye geri yürüyecektim. Ben de amannn diyip Tarlabaşı'nda indim dolmuştan, üçbuçuk ata ata,  koşturarak Odakule'ye attım kendimi. Ömrümde ilk kez orada yürümüştüm, kitap alacağım diye çektiğim korkuya bak:)))

Biblio'cuğun tüyolarını takip ederek her dükkana tek tek, üşenmeden "Agatha Christie var mı?" diye sordum, mimli tezgahları karıştırdım. Sonunda tam 6 tane Hercule Poirot macerasını külliyatıma eklemeyi başardım. Bu sene epey bereketli geçti benim için sahaf şenliği.

İşte aldıklarım :



Yakut Kana Bulandı (Mavi Trenin Esrarı) (The Mystery Of The Blue Train) : Altın Kitaplar, basım yılı yazmıyor. Thalassapolis arkadaşım anlattığından beri okumak istediğim, Riviera'da geçen egzotik bir Poirot macerası. Kitabın içinden eski sahibesinin diyet listesi çıktı:)))

Özge Hanım'ın 8 Kasım 1991 tarihli listesi şöyle:
Sabah : ekmek, peynir
Öğlen : 1 patates, yaım kase yoğurt
Ara : 2 elma
Akşam : et, sebze, salata
ve 1 fincan çay hakkı varmış.


Bu tarihte 71,8 kg olan Özge Hanım 29 Kasım'da 64,5 kiloya düşmüş. Ne kadar hızlı? Sonra ne  oldu acaba? Bu da eski kitaplarda bulduğumuz diğer sırların yanına gidecek bir hikaye:)

Devam edelim kitaplara:



Elmayı Yılan Isırdı (Halloween Party) : Altın Kitaplar 1970 baskısı. Poirot ve Ariadne Oliver'lı bir cinayet romanı. Mrs Oliver'ı da çok severim, Poirot maceralarına elma tadı katıyor bu sevimli karakter.

Ariadne Oliver bir nevi Agatha Christie'nin kendi karikatürüdür. Mrs Oliver meşhur bir cinayet romanı yazarıdır. Kahramanı Finlandiyalı dedektif Sven Hjerson'dur. Mrs Oliver kendi yarattığı bu karakterden nefret eder, kırçıl saçlarının modelini sürekli değiştirir, habire elma yer. Evhamlı, kolay panikleyen biri olsa da İngilizlerin tabiriyle sportmen bir kadındır ve Poirot ile beraber karıştığı davalarda katili hep yanlış tahmin etmesiyle ünlüdür:))

David Suchet'e ise Mrs Oliver olarak bizim Harry Potter'ın uçuş profesörü Zoe Wannamaker eşlik ediyor.



Filler de Hatırlar (Elephants Can Remember) : Altın Kitaplar 1973 baskısı. İsminden dolayı epeydir merak edttiğim bir roman. Kitabın içinde bir damga var: "Hekimoğlu Kitaplığı. Okudunuz. İade Ediniz." yazıyor:))
Ariadne bu romanda da dedektifimize eşlik ediyor.


Üç Perdelik Cinayet (Three Act Tragedy) : Altın Kitaplar 1990 baskısı. İşte benim lise çağlarımda okuduğum Agatha kitapları hep bu tarz kapaklara sahipti. Bu kitabı aldığım sahaf çok hoş bir de ayraç verdi, sahaf fuarı kitap ayracı:)



Sonuncu Kurban (Dead Man's Foley) : Altın Kitaplar 1966 baskısı. Bu arada aldıklarım hepsi Gülten ve Gönül Suveren kardeşlerin çevirileri. Güncel baskılar da bu çeviriler üzerinden devam ediyor. Sonuncu Kurban ise Ariadne Oliver ve elmalarının sevgili dedektifimize eşlik ettiği bir diğer  Poirot macerası.


Cenazeden Sonra (After The Funeral) : Altın Kitaplar 2006 baskısı. Bu kitap 2000'lerdeki güncel basımlardan. O yüzden  5 lira değil 7,5 liraya aldım. Şaşırtıcı derecede kalın bir Agatha Christie romanı.



Agatha Christie kitapları çok uzun yıllardır yayınlanıyor ülkemizde. Altın Kitaplar birkaç yıldır isimleri orijinaline uygun olarak yeni kapaklarla tekrar basıyor bu romanları. Ben eski kapakları daha çok sevdiğime karar verdim. Ya siz?

xo xo

17 Eylül 2011 Cumartesi

5. Beyoğlu Sahaf Şenliği ganimetleri

Günler aylar su gibi akıp geçmiş ve bu seneki Beyoğlu Sahaf Şenliğine gitme vakti gelmişti. Salı akşamı işten çıkıp Taksim'e giderken geçen seneyi düşünüyordum. Zamanın akışı bana her zaman çarpıcı gelmiştir. Bir sene önce aynı sergiye gittiğimde başka bir yerde çalışıyordum, gözlüklerim vardı, kimbilir ne zamandır maaş almadığım için dertleniyor, bir kaç aydır devam ettiğim diyetimi yapıyordum. Bu sene yeni bir işim vardı, gözlüklerim gitmiş, diyeti başarıyla yaparak incelmeyi başarmıştım. Ama kitaplarla olan ilişkimde değişen hiç birşey yoktu. Yine tanesi 5 liraya kelepir romanlar bulmak ümidiyle eski ciltleri karıştırmaya gidiyordum.

Geçen sene Gezi parkında yapılan şenliği bu sene Odakule'nin arkasına, eskiden Tüyap Kitap Fuarının düzenlendiği yerin önündeki park alanına almışlar. Sanırım daha genişlemiş alan böylece, oldukça da kalabalıklaşmış. Zor gezdim sergileri.


Ben şenliğe 5 liraya kelepir Agatha Christie kitapları bulurum diye gittim. Alanı ilk tur dönüşümde 1 tane bile Agatha göremedim, çok şaşırdım. Bu sene kitaplar daha çeşitliydi, yani tam sahaf gibi salt ikinci el yenice kitaplar değil, gerçekten eski kitaplar ve dergiler doluydu fuarda. Özellikle eski dergilerin çeşitliliğine şaşırdım. Kitaplardan eski ciltli olanlara bir ümit el attım, çoğu Barbara Cartland ve Victoria Holt romansları idi. Dolandım, dolandım, bir türlü alacak bir şey bulamayıp moralimi bozacağım anda, Dido'yu buldum. Kitap Fuarına gittiğimde de böyle olurum, elime ilk kitap torbamı almadan rahat edemem:))


Kitabın kapağı ilgimi çekince içini inceledim, "aşkın, ihanetin ve intikamın tutku dolu hikayesi" yazıyordu. İhanet, intikam benim temalarım ayol diyerek hemen kaptım Dido'yu. Mitolojiden esinlenerek yazılmış bir roman Dido. Yazar Adele Geras.

Dolaşmaya devam edip ilk turda göremediklerimi yakalamak için ikinci bir tur attım alanda. Güzel ciltli romanların dolu olduğu bir standda şu kitabı buldum: Bir Çalgıcının Seyahati.



Aaa ben de bir seyyahım diyerek kitabı biraz inceledim, enteresan geldi. 1976 basımı ve yazarın adı yok! Almancadan çevirenin Mehmet Tevfik olduğu yazıyor sadece kitabın içinde. Kitap ülkemizde ilk kez 1907 senesinde basılmış ve o baskıda dahi yazar adı değil; salt çevirmen Mehmet Tevfik'in adı yazıyormuş. Kitabın kahramanları Alfred Müller ve Fridrih Şüller okuyucular tarafından o kadar çok sevilmişler ki; eski harflerle 2 kere daha basılmış kitabımız, 1911'de ve 1926'da. Yeni harflerle ilk basımı 1945 yılında olmuş. Birkaç kere de özet halinde yayınlanmış, özetleştiren kişi ise Kemal Tahir'miş. Benim elimdeki 1976 baskısını yapan Rakım Çalapala; Kemal Tahir'le görüşmüş ve Tahir'in demesine göre Almanca bir eserden esinlenerek yazılmış bir Türk romanıymış bu aslında. Altın Kitapların çakma Christie'si gibi bir durumla karşı karşıyayız yani:) Yayıncı pes etmemiş, Kemal Tahir'den başka pek çok kişiyle görüşerek gerçeklere ulaşmış, bu romanın yazarı aslında çevirmen olarak geçen Mehmet Tevfik imiş, küçük bir Alman romanından (Bir Haylazın Hayatı)  esinlenerek bu kocaman romanı yazmış. ne yazık ki, Rakım bey Mehmet Tevfik hakkında başkaca bir bilgiye erişememiş. Böyle çok sevilen bir romanın gerçek yazarı da sahafçı dükkanlarında anonim kalmaya mahkum olmuş.

Bu kadar hoş bir hikayesi olan kitabı gerçek bir sahaf hazinesi kabul edip hemen aldım tabii dostlar. İçindeki ithafiyla, karton cildi ve şömiz kabıyla tam bir eski roman Bir Çalgıcının Seyahati, okuduğum bir kaç paragraf da oldukça akıcı geldi. Güzel olacağı kanaatindeyim.


Fakat Agathalar neredeydi? Neden tezgahlarda üstüste yığılmış bir sürü Christie romanı bulamıyordum? Artık kızıp eve dönecektim ki, dükkanlardan bir tanesinde, en dipte, bir sürü eski Agatha Christie kitabı beni bekliyordu! Nihayet! Kitaplar epey eskilerdi, 2 tanesi Altın Kitaplar basımı bile değildi, belki de onları almamalıydım. Ama sonuçta 5 liralık bir Christie romanı ne kadar kötü olabilir?



4000 Yıl Önce İşlenen Cinayet (Death Comes As To End), Nil Yayınevi tarafından basılmış. Ne yazık ki basım senesini yazmamışlar, ama İstanbul telefon numaralarının 6 6 haneli olduğu senelerden kalma bir kitap. Antik Mısır'da geçen bir cinayet romanı. Daha güncel Altın Kitaplar basımının adı Yılan İçini Döktü.

Köşkte Cinayet (The Hollow) 1978 senesinde Selkan yayınları tarafından basılmış. benimle aynı yaşta yani bu kitap! (Ben daha iyi görünüyorum) . Baskısı Altın Kitapların aynısı, başta karakterlerin tanıtıldığı sayfa bile aynı. Altın Kitaplar bu romanı Ceset Katilini Arıyor ve daha sonra da Hollow Malikanesi Cinayeti diye yayınladı, yani Christie kitapları habire isimleri değişerek yayınlanıyor ülkemizde. O yüzden kitap alırken orijinal ismini kontrol etme şansnız varsa mutlaka yapın.

Briç Masasında Cinayet (Cards On The Table) 1980 Altın Kitaplar basımı. Bu kitabı aynı isimle ve farklı kapaklarla yayınlıyorlar hala.

Nil'de Ölüm (Death On The Nile) defalarca filmini izleyip (Hem David Suchet hem Peter Ustinov versiyonunu izledim)  kitabını nedense okumadığım bir Christie şaheseri. Altın Kitapların 1980 baskısı bu da. Aynı şekilde kapağı değişerek basılıyor hala. Ama ben güncel kapaktansa bu elimdeki versiyonu çok daha fazla beğendim.

Fare Kapanı (Three Blind Mice) Altın Kitaplar basımı, ne yazık ki senesi yazmıyor üzerinde. Yalnız diğerleri 75  Lira görünürken bu 100 Lira imiş, demek ki 80 sonrası basım diyebiliriz. Değişik olarak bu kitabın kapağına orijinal ismini de yazmışlar. Bence Agatha romanları için şart bu. Kitap kısa öykülerden oluşuyor, Fare Kapanı öyküsünün farklı bir versiyonunda uyarlanan oyun ise uzun yıllardır Londra'da sergilenmekte.

Cinayet Alfabesi (The ABC Murders) 1978 Altın Kitaplar basımı. Farklı kapaklarla güncel basımları yapılan bir başka Agatha romanı da bu.

Bu seneki sahaf seferimden de oldukça memnun kaldım dostlar. Christie daima iyidir ve diğer kitaplar da enteresan görünüyor. Tabii fuara kadar hiç kitap almayacağım lafımı epey bir yemiş oldum:))

Peki siz en son hangi kitapları aldınız bakalım?

xo xo

17 Mart 2011 Perşembe

Almalı mı ? Almamalı mı?

Bir süre önce Amazon İngiltere'de muhteşem bir şey görmüştüm. Agatha Christie ve Poirot sevenler bilir, David Suchet'nin meşhur dedektifimizi canlandırdığı bir dizi vardı, işte o diziyi 61 bölüm tekmili birden muhteşem bir DVD seti yapmışlar, tam 28 dvd, 11 sezon, 61 bölüm bütün dizi burada.



Fakat fiyatı öküz gibi pahalı 160 Pound idi, tabii o zaman almayı aklımın ucundan bile geçirmeyerek kalbime gömmüştüm bu güzel seti.

Şimdi az önce Amazon kardeşten bir email geldi, bu setin fiyatı 60 Pound'a düşmüş dostlar.

Ooofff ne yapmalı, almalı mı? unutmalı mı? Gereksiz bir masraf mı bu? Gidip sahaflardan Agatha teyzenin kitaplarını alıp okusam daha mı iyi? Karar veremedim. Bu ayki gereksiz masraf hakkımı MAC Wonder Woman koleksiyonuna harcamak istiyor idim. Başka da harcama yapamam zaten. Öff yaa.

Ne yapayım ben şimdi:(

edit : gönderi bedeli ne kadar tutacak diye merakla satın alma sayfasına gittim, eğer satın alırsam fiyatı 50 pound'a düşüyor, gönderi bedeli de 4 pound. Ayayayayay biri beni tutsun:)) Alıyorum galiba Poirot aşkına...
Sansüre karşı bildirimiz :  Bloguma Dokunma!


Blogları özgürce okuyabilmek için lütfen destekleyin : http://www.facebook.com/blogumadokunma

9 Ekim 2010 Cumartesi

Yuvarlanıp gidiyoruz:)))

Bu karanlık ve soğuk haftasonunda, evde yatıp yuvarlanmaktan; eski filmleri izleyip klasik detektif romanları okumaktan daha güzel birşey olamaz:))



Sabah İskemlede BeşCeset'i bitirip Doğu Ekspresinde Cinayet filmini izledim. Film 1974 yılında çevrilmiş. 1935 yılında İstanbul'dan kalkan Şark Ekspresinde işlenen cinayeti anlatıyor. Filmin başında sinirlerim zıpladı, 1935 yılında sanki Türk değil de Arapmışız, çapulcuymuşuz, fesli şalvarlı dolaşıyormuşuz... Yani o bayılana kadar oryantalist İstanbul sahnelerinden, Poirot'nun yemeklerden ve kahveden sızlanışından nefret ettim dostlar. Neden neden? 1935 yılında Atatürk hayatta idi, Türkler belki şimdikinden daha modern ve şık idiler. Fes mi kalmıştı 1935'de? Bu ırkçı sahnelerden çok rahatsız oldum.

Filmin kadrosu dehşetti. Ancak Poirot rolünde Albert Finney'i fazla karikatür buldum, Poirot olarak Peter Ustinov daha iyi bence. Kontes Andrenyi rolünde Jacqueline Bisset nefes kesecek kadar güzeldi. Sekreter McQueen'i canlandıran Anthony Perkins'in ne kadar harika bir aktör olduğunu unutmuşum, kendisini izlemek bir zevkti. Ama filmin en şahane oyuncusu, Bayan Hubbard rolündeki Lauren Bacall idi. Ah neden, neden bu karakterin kitabın sonundaki tiradını filme koymamışlar? Bütün kitabın en güzel ve etkileyici anı filmden neden atılmış, anlamak mümkün değildi.

Filmin müziği ise çok hoşuma gitti dostlar.

Şimdi de Ölüm Oyunu filmini izliyorum. Film o kadar eskiydi ki, Maggie Smith (McGonagall hocam:)) genç kadın rolünde dostlar:))))

işte böylece yuvarlanıp gidiyoruz:)

6 Ekim 2010 Çarşamba

İdefix paketim geldi

Pazartesi sipariş vermiştim, Çarşamba kutum geldi. Ne kadar sevinçliyim. İşte kutumu açtım ve şunlar çıktı :

Çavlan'cığımın tavsiyesi, Roger Ackroyd Cinayeti

Yine bir Hercule Poirot polisiyesi , Büyük Dörtler

Agatha Christie DVD Seti, 4 adet film içeren harika bir box set, fiyatı 21,50 TL . Bence 4 dvd için süper fiyat.

1.Film : Doğu Ekspresinde Cinayet. Kadro dehşet : Albert Finney (Poirot), Lauren Bacall, Ingrid Bergman, Sean Connery...

2.Film : Nil'de Ölüm. Oyuncular: Peter Ustinov (Poirot), Bette Davis, Mia Farrow


3.Film : Ölüm Oyunu. Oyuncular : Peter Ustinov (Poirot), Jane Birkin, Maggie Smith

4.Film : Ve Ayna Kırıldı. Oyuncular : Angela Lansbury (Miss Marple), Elizabeth Taylor, Rock Hudson, Tony Curtis, Kim Novak (oha demek istiyorum bu kadroya)



Haftasonu yağışlı olacak diyorlar:) Evde kediye sarılıp yuvarlanmalı, eski detektif filmleri izlemeli, bol bol kitap okumalı.

Ya siz, haftasonu evdeyseniz nasıl zaman geçirmeyi seversiniz dostlar?

3 Ekim 2010 Pazar

Polisiye sever misiniz?

Ben bayılırım polisiyeye, kitabına da filmine de, dizisine de... Hemen her polisiye sever gibi ben de bu türe Agatha Christie okuyarak başladım. Cinayet kraliçesi diye ünlenen bu yaşlı İngiliz hanım, dünyada en çok satan yazar aynı zamanda.




Agatha teyzenin en meşhur karakteri tabii yumurta kafalı, pos bıyıklı, ufak tefek cin Belçikalı detektif Hercule Poirot. Şeytanın aklına gelmeyecek fikirlerle en acayip vakaları çözen bu egzantrik detektife zaman zaman Ariadne Oliver ya da Arthur Hastings gibi ekürileri eşlik eder maceralarında.

Bir de Agatha teyzenin vazgeçemediği klişeleri vardır, mesela her kitabın başında önce karakterler tanıtılır

Olaylara karışanlar:
Ramiz Karaeski : yaşlı bir adam, eski bir suçluydu ve hiçkimseyi umursamaz bir hali vardı
Kenan Birkan : Oldukça zengin ve kültürlü bir lord, Hindistan'da kaplan avlarken esrarengiz şekilde öldürülmüştü
Eyşan Atay : Lord Kenan'ın metresi, çok güzel ve soğuk bir kadındı
Ezel Bayraktar : Ramiz'in avukatı, genç ve heyecanlı bir adamdı

vs vs böyle bütün tipler anlatılır, sonra detektifin elindeki ipuçları sayılır dökülür

Poirot'nun elinde şu ipuçları vardı:
Ramiz'in bıçağı
bir bigudi
küçük dantel bir don

ve sonra da cinayetin çözlmesi için cevap bulunması gereken sorular sıralanır:

Poirot cinayeti çözmek için şu soruları cevaplamalıydı:
Küçük dantel don kimindi?
Lord Kenan'ın sırtındaki kurşun yarası nereden çıkmıştı
Ramiz o gece gerçekte ne kadar içki içmişti

vs vs, böylece Agatha teyze kitabın başında bize ipuçlarını verir, detektifimizle beraber olay yerinde dolaşır; şüphelileri sorgular, olayların içine gireriz. Ama ben hiç bir kitapta katili doğru tahmin edemedim, açıkça söyleyeyim:)))

Sonracığıma, Agatha teyzenin kitaplarında kızıl ya da sapsarı saçlı muhteşem güzellikteki kadınlar ya ahlaksız ya da kuşbeyinlidir. Bundan da Agatha'nın biraz kıskanç olduğu fikrine ulaşıyoruz:) Daima bir Albay vardır, Hindistan'dan gelmiştir ve cinayeti çözmeye yadımcı olur. Veya şişman, bıyıklı bir polis müfettişi olayın başından sonuna kadar katili yanlış tahmin eder ve sonunda Poirot katili ortaya çıkartınca şaşıp kalır. Her kitabın sonunda, olaya karışan herkes bir odada toplanır, Poirot cinayeti baştan sona anlatarak gerçekte olanları bir bir açıklar. Bize de "anaa katil bu muymuş" diye apışıp kalmak düşer.

Bugüne dek okuduğum tüm Agatha Christie romanlarını Kitap Muhabbeti'nde listeledim. Merak etmeyin, hiçbirinde kesinlikle spoiler, ipucu filan yok:) Elimde 5 tane okumadığım kaldı, onları da haftaya kadar okumuş olur ve eklerim.

Kitap Muhabbeti

Sizin favori polisiyeleriniz hangileri?