formula1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
formula1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Eylül 2006 Pazar
Şumi 15 yıllık kariyerini noktalıyor
27 Ağustos 2006 Pazar
Formula1 Turkish GP - İstanbul Park
Muhteşem bir yarış sonunda yine göt olduk sayın seyirciler. Massa birinci, Şumi ikinci idi ama Pedro De La Rosa mıdır nedir, hıyarın biri yolda kalınca güvenlik aracı girdi ve Şumi ile Alonso arasındaki fark kapandı, sonra Ferrari pitinde birşeyler oldu ve o da ne, Şumi Alonso’nun arkasındaydı, tüm yarışı ayakta seyrettim ama Şumi ikinci olamadı ve Alonso 12 puana çıkardı aradaki farkı.

Şumi şu İstanbul’dan birinci çıkmayacak mı yahu? Aldığım Ferrari tişörtüylen Ferrari şapkası da aynen popoma kaçmış oldu. Eğer Şumi bu yıl emekli olursa hakkımı helal etmem ona, en az iki sene daha yarışsın da şu tişörtle şapkayı kullanalım, paraları çıksın!
Şumi şu İstanbul’dan birinci çıkmayacak mı yahu? Aldığım Ferrari tişörtüylen Ferrari şapkası da aynen popoma kaçmış oldu. Eğer Şumi bu yıl emekli olursa hakkımı helal etmem ona, en az iki sene daha yarışsın da şu tişörtle şapkayı kullanalım, paraları çıksın!
26 Ağustos 2006 Cumartesi
Formula1 İstanbul 2006 GP - Sıralama Turları
İşte İstanbul Park pistinde muhteşem bir gün daha geride kaldı. Hafa nefis, ortam harikulade, sıralamalar çok çekişmeliydi. Sonunda Ferrari’nin seneye kovulacak olan 2. pilotu Felipe Massa , Şumi’yi geçerek pole pozisyonu kazandı. Şumi de 2.sırada yarışa başlayacak. Renolar hemen arkalarında 3-4 başlıyor.

Bu sene Akfırat belediyesi beleş ikram çadırı kurmuş alana sayın seyirciler, simit, meyveli yoğurt, su dağıtıyorlar, bu çabalarından ötürü Akfırat belediyesini takdir ettim, gelecek seçimlerde oradan seçmen yazılayım bari! Ama bu yıl kulak tıkaçları beleş değil tam 5 ytl olmuş, tabii bizim yanımızda geçen yılki beleşlerden vardı, onları tıkadık kulacıklarımıza. Kutu kola 5 ytl, Foster's birası 7 YTL, 1 adet hamburger 8 ytl. Kumanyamızı yanımızda götürmüştük, o yüzden bunlara para saçmadık. Üzerine Trident kızları deliler gibi beleş sakız dağıtıyorlardı, ondan çiğnedik. Hatta abim karısına hediye olarak bu beleş sakızlardan aldı ahahahaha, yuh be! Sonra ben 50 ytl'ye Ferrari şapkası aldım, ne yapayım, tek şapkam üzerinde İSMİ LAZIM DEĞİL eski şirketimin logosu bulunan bir şapka idi ve onu çöpe atmayı o kadar istiyordum ki,gözümü karartıp kredi kartıyla aldım, Allahım kredi kartı borcum hiç bitecek mi?

Sonra pistte ring çalışan otobüslerle geze geze güzel bir yer bulduk kendimize açık alandan. Pistin karşısında da Alonsocu İspanyollar konuşlanmışlardı ve GAYDA çaldılar, ilk anda hoş geliyor insana böyle Braveheart sanıyorsun kendini, ama gel zaman git zaman üzerimden git zaman, artık o tekdüze ses batıyor insana, "o çaldığın zurna kötüne girsiiin" diye bağırıyorsun ama zaten sesin duyulmuyor, o derece gürültülü ortam yani.
GP2 serisinde de Jason Tahincioğlu 17. oldu püaaahahaha
Formula 1 muazzam bir şov, hatta İstanbul'da gerçekleşen en büyük gösteri bu. Bunu geçecek tek şey Olimpiyat Oyunları olacak. Yarın herkesi İstanbul Park'a bekleriz, Formula 1 istanbul'da kalmalı arkadaşlar.
Bu sene Akfırat belediyesi beleş ikram çadırı kurmuş alana sayın seyirciler, simit, meyveli yoğurt, su dağıtıyorlar, bu çabalarından ötürü Akfırat belediyesini takdir ettim, gelecek seçimlerde oradan seçmen yazılayım bari! Ama bu yıl kulak tıkaçları beleş değil tam 5 ytl olmuş, tabii bizim yanımızda geçen yılki beleşlerden vardı, onları tıkadık kulacıklarımıza. Kutu kola 5 ytl, Foster's birası 7 YTL, 1 adet hamburger 8 ytl. Kumanyamızı yanımızda götürmüştük, o yüzden bunlara para saçmadık. Üzerine Trident kızları deliler gibi beleş sakız dağıtıyorlardı, ondan çiğnedik. Hatta abim karısına hediye olarak bu beleş sakızlardan aldı ahahahaha, yuh be! Sonra ben 50 ytl'ye Ferrari şapkası aldım, ne yapayım, tek şapkam üzerinde İSMİ LAZIM DEĞİL eski şirketimin logosu bulunan bir şapka idi ve onu çöpe atmayı o kadar istiyordum ki,gözümü karartıp kredi kartıyla aldım, Allahım kredi kartı borcum hiç bitecek mi?
Sonra pistte ring çalışan otobüslerle geze geze güzel bir yer bulduk kendimize açık alandan. Pistin karşısında da Alonsocu İspanyollar konuşlanmışlardı ve GAYDA çaldılar, ilk anda hoş geliyor insana böyle Braveheart sanıyorsun kendini, ama gel zaman git zaman üzerimden git zaman, artık o tekdüze ses batıyor insana, "o çaldığın zurna kötüne girsiiin" diye bağırıyorsun ama zaten sesin duyulmuyor, o derece gürültülü ortam yani.
GP2 serisinde de Jason Tahincioğlu 17. oldu püaaahahaha
Formula 1 muazzam bir şov, hatta İstanbul'da gerçekleşen en büyük gösteri bu. Bunu geçecek tek şey Olimpiyat Oyunları olacak. Yarın herkesi İstanbul Park'a bekleriz, Formula 1 istanbul'da kalmalı arkadaşlar.
22 Ağustos 2005 Pazartesi
KERMiT KURTKÖY İSTANBUL PARK'TAN BİLDİRİYOR
Ailecek toplandık, sırt çantalarımız doldurduk, Bart Simpson’lu yastığımızı bile aldık :)) vee sabah sekiz’de İstanbul Park’taydık, uçsuz bucaksız bir pist, official merchandise satış yerleri vıngır vıngır, bir şapka 60 YTL, bir bayrak 50 YTL. Almadım tabii! Her milletten insan, yakışıklı İtalyanlar, neşeli Yunanlılar, sapsarı Finliler, ortalık cümbüş yeri. Silver 2 tribününün önündeki açık alana örtümüzü serdik, yastıkları dizdik, yayıldık. Yeme içme faslı Tili’nin çantasından çıkan Eti Cin’le başladı, bu arada Polo Ladies Cup dönüyordu pistte, ardından benim mısır-pirinç patlağı geldi, GP2 ve Jordan F1 arabasında Jason Tahincioğlu geçti, alkışladık. Bu esnada gelen telefonlara göre İstanbul’da sel gitmiş, piste 5 dakika yağdı, Renault’un dağıttığı zımbırtıyı taktık kafamıza, sonra güneş açtı, ben de tişörtümü attım, pikinimle başladım kızarmaya. Tilek de çantasında börek, gazoz, cips, kurabiye, galeta, krik krak, anasonlu tuzlular çıkartarak bizi beslemeye devam etti yarışmalar boyunca, etrafımız da doldukça doldu, mahşeri bir kalabalık pistin etrafını kapladı,
bizse durmadan yiyorduk. Nihayet Türk Yıldızları uçtu, Sertab İstiklal Marşı’nı çığırdı, hepimiz kalktık ayağa eşlik ettik. Sonra klasik otomobillerin geçişi, Aman Allah, Michael Schumacher dehşet tezahürat aldı.Belediyenin beleş dağıttığı tıkaçlarla kulaklarımızı tıkadık ve yarış başladı. Allahım ne enerji, ne heyecan. Fotoğraf makinesinin hafızası doldu, telefonla çektik, o bitti MP3 player’a ses kaydettik, kameranın kasetleri taştı, yetmedi
Şumi için çok kötü bir yarıştı. Ben de akşam 9’da evdeydim. Midem bulanıyor, başım ağrıyordu, güneş yanığı olmuştum. Ama haftaya yarış var deseler yine giderim. Seneye ana tribünden izlemek istiyorum, start-finish düzlüğünün oradaki. Tribünler de çok güzeldi, yarıştan sonra 1 saat tribünde dinlendik, kalan börekleri , tuzluları yedik :))
Şahane bir eğlence bu Formula 1
bizse durmadan yiyorduk. Nihayet Türk Yıldızları uçtu, Sertab İstiklal Marşı’nı çığırdı, hepimiz kalktık ayağa eşlik ettik. Sonra klasik otomobillerin geçişi, Aman Allah, Michael Schumacher dehşet tezahürat aldı.Belediyenin beleş dağıttığı tıkaçlarla kulaklarımızı tıkadık ve yarış başladı. Allahım ne enerji, ne heyecan. Fotoğraf makinesinin hafızası doldu, telefonla çektik, o bitti MP3 player’a ses kaydettik, kameranın kasetleri taştı, yetmedi
Şumi için çok kötü bir yarıştı. Ben de akşam 9’da evdeydim. Midem bulanıyor, başım ağrıyordu, güneş yanığı olmuştum. Ama haftaya yarış var deseler yine giderim. Seneye ana tribünden izlemek istiyorum, start-finish düzlüğünün oradaki. Tribünler de çok güzeldi, yarıştan sonra 1 saat tribünde dinlendik, kalan börekleri , tuzluları yedik :))
Şahane bir eğlence bu Formula 1
15 Mayıs 2005 Pazar
Bugün bir Formula1 aracı burnumun dibinden uça uça geçti sayın seyirciler
O bir Ferrari değildi, Şumi de değildi, ama olsun Şumi’nin efsaneliğe adım attığı Renault aracıydı, pilot ta Fernando Alonso.
Kesinlikle bir Pazar günü oturup 2 saat süresince yarış seyretmeyecek olan her tipte insan Sultanahmet Meydanı’ndaydı, minicik kucak çocukları, başörtülü yaşlı başlı teyzeler, onlar neyi görmeye gelmişlerdi? Hiç anlamadım. Biz kalabalıkta zorlukla bir yer bulduk, yolun etrafındaki tellerin tam gerisinde , ikinci sıra.

Kesinlikle bir Pazar günü oturup 2 saat süresince yarış seyretmeyecek olan her tipte insan Sultanahmet Meydanı’ndaydı, minicik kucak çocukları, başörtülü yaşlı başlı teyzeler, onlar neyi görmeye gelmişlerdi? Hiç anlamadım. Biz kalabalıkta zorlukla bir yer bulduk, yolun etrafındaki tellerin tam gerisinde , ikinci sıra.
Birinci sırada sürü sepet araba görmeye gelmiş iki aile vardı, minicik çocuklar en önde sıkışmış, tellere tırmanmaya çalışırken bir yandan anneleri kızar, beri yandan “sekürütü” abi azarlar, yandan yaşlı teyze kaynak olur... sıkış, ezil, ayakların çiğnensin... arkamda çoktan üçüncü, beşinci sıralar oluşmuş. Ağaçlarda armut misali sallanan meraklılar... herifin biri de Sultanahmet camii imamına ne dediyse artık minareye çıktı!
Neyse, kalabalıktan bunalınca biz de dedikodu yaymaya başladık, “dörtte başlayacak, başlamayacak, çıkmaz bu herif” derken önümüzdeki sıralar söylediklerimizden korkup kaçmasınlar mı? Kendimi en önde buldum. Bir ara tam bizim önümüzde yola su fışkırdı, adeta küçük bir dere oluştu hipodrom pistinde. Çalı süpürgeli staff süpürdü de süpürdü, suyu kenara akıttı:

Bu dere padokta epey sorun yaratmış olacak, motorsikletli kerli felli ak saçlı bi amca ile Mümtaz Tahincioğlu bizzat gelip kontrol ettiler “pistin” sürüşe uygunluğunu. Nihayet üzeri açık bir arabada Alonso 2 tur atıp “halkı” selamladı, çığlık kıyamet koptu:

Derken birkaç antika araba geçti artık protesto çığlıklarına , yuhalamalara başlayan halkı yatıştırmak için, sonra Renault ralli araçları, Le Mans aracı, 1979’dan kalma Formula1 aracı müthiş gürültüler çıkartarak turlarını attılar.
Ama hiçbirşey gerçek arabanın gürültüsü gibi olmadı sayın seyirciler, o patlamalı ses adeta midemden geçti, kulaklarım bizzat acıdı ve etraftaki tüm çocuklar ciyak ciyak ağlamaya başladılar, abim ve ben ise çılgınca heyecanlı çığlıklar atmaktaydık, böyle bir zevk olamaz, elim ayağım titredi, müthiş bir ses, hız ve heyecan. Alonso yaklaşık 10 tur attı , çok zevkliydi bunu izlemek. Saatlerce beklediğime bile pişman olmadım, olaydan sonra köprüaltında 2 bira çakınca yorgunluk falan kalmadı, oooh, yarabbi şükür!
Ama hiçbirşey gerçek arabanın gürültüsü gibi olmadı sayın seyirciler, o patlamalı ses adeta midemden geçti, kulaklarım bizzat acıdı ve etraftaki tüm çocuklar ciyak ciyak ağlamaya başladılar, abim ve ben ise çılgınca heyecanlı çığlıklar atmaktaydık, böyle bir zevk olamaz, elim ayağım titredi, müthiş bir ses, hız ve heyecan. Alonso yaklaşık 10 tur attı , çok zevkliydi bunu izlemek. Saatlerce beklediğime bile pişman olmadım, olaydan sonra köprüaltında 2 bira çakınca yorgunluk falan kalmadı, oooh, yarabbi şükür!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Eksik kalan 69. ve70. bölümleri valla yazacağım, seriyi tamamlayacağım diyerek Ezel'in 71. ve de en sonuncu bölümüne geçelim. DİKKAT...
-
***Dikkat! Bu yazı Ezel dizisi hakkında spoiler içermektedir*** Birinci Kısım burada: Ezel, Bir retrospektif - 1.Kısım Ezel, romanı andır...