İşten sonra, şirketten bir grup kızçeyle, Pirpirim diye bir Antep restoranına iftara gittik. Patronumuz sağolsun sponsor olmuştu iftar şöleni ziyafetimize:)) Bu durumda yiyebildiğin kadar ye menüsü geçerliydi bizim için:))
Pirpirim de neymiş diye merak ettiyseniz; semizotuna Antep'te verilen admış, ne kadar enteresan değil mi?
![]() |
| Pirpirim semizotu imiş meğersem |
Restoranın fiks iftar menüsü çok güzeldi, ben bu tarz menüleri seviyorum aslında. Yerimde oturuyorum, hiç uğraşmıyorum, sürekli yemek geliyor, sadece yiyorum:))
Yemeğe gittiğimizde sofranın üzeri donanmıştı haliyle, sabırsızlıkla ezan okunmasını bekledik, sonra da yemeklere gömüldük.
Çorba olarak soğuk aş denilen yoğurt çorbası verdiler, içinde nohut da vardı, hoşuma gitti. Masadaki bulgur pilavının içine de nohut koymuşlar, hoştu. Çiğ köfte acı ve nefisti.
Başlangıçlardan sonra ara sıcaklar geldi: fındık lahmaç, kuru patlıcan dolması, içli köfte!
Lahmaç iyidi, köfte güzeldi, dolma ise muhteşemdi, parmaklarımı yedim dostlar. Ana yemek olarak da, biraz Ali Nazik, biraz tavuk, biraz da kuzu tandır verdiler. Hepsini yedim yuttum yaladım:)))
O esnada masanın altından bir kedicik peydah oldu, hani bu kebapçılarda filan illa olur ya, böyle güzel, siyah beyaz, daha çok genç ama kilosu yerinde, pamuk gibi bir hayvandı. Bizim kızlar birden çığlık atmaya, iskemle tepelerine tırmanmaya başladılar, yuh dedim ya, sakin olsunlar diye diller döktüm, dinlemediler. Ben de masanın altına uzanmış keyifle poposunu yalayan kedişi kucağıma aldım, nasıl yumuktu anlatamam. Hiç tepinmedi, kuzu kuzu kucağımda oturup kafasını kaşıttı:)) Özlem yemeğe küçük kızını getirmişti, Umay'ı, Umaycık da kediyi çok sevdi, okşadı, ben de onu çok sevdim öyle olunca. Hayvansever insanları ve çocukları seviyorum dostlar:)
![]() |
| tonton kedi, Judy, Umay |
İşte bu düşüncelerle ilk gelene binmeyip daha boş görünen ikinci metrobüse atladım. Gayriihtiyari arka tarafa ilerledim. Aman bir de ne göreyim, arkada 3 tane çingen , def, darbuka, keman çalıp şarkı söylüyor, bildiğin canlı canlı fasıl yaparak yolcuları coşturuyorlardı.
Hele o keman çalan, inletti resmen yayları, Zincirlikuyu'ya gelene kadar çalıp söylediler, yol nasıl geçti anlamadım, o kadar eğlendim ki, eve geldiğimde ağzım kulaklarımda idi.
Abim, Siboş ve Pelinsucuk bize gelmişlerdi, olimpiyatlar 1500 metre kadınlar final yarışını bekliyorlardı. Ben de yetiştiğime sevindim. Üstümü müstümü değişmeden kendimi koltuğa attım, yarışı beklemeye koyulduk.
![]() |
| Gamze Bulut - Aslı Çakır Alptekin |
Bundan sonra olanları nasıl anlatabilirim dostlar? Gencecik iki atletimiz; Aslı Çakır Alptekin ve Gamze Bulut'un bizlere yaşattığı mutluluğu nasıl yazabilirim? Yarış başladı, Gamzecik önde gitti hep, Aslı arkada onun açtığı yoldan koşarak enerjisini korudu, sonra Aslı öne çıktı, o sakladığı enerji ile hep önde gitti, Gamzecik 5.liğe kadar düşmüştü bu esnada, ailecek hepimiz ayaktaydık son turda... Gözlerimizin önünde efsane yazılıyor, Aslı olimpiyat şampiyonluğuna koşuyordu. Ve inanılmaz şekilde, 5.sırada koşan Gamzecik, o efsanevi deparıyla önce üçüncülüğe ve gözyaşları, çığlıklarla ikinciliğe çıktı dostlar. Türk spor tarihinin en büyük başarısını canlı canlı izlemiştik, hepimiz ayakta çığlıklar atıyor ağlıyorduk. Bütün gece yarışın tekrarlarını izledik, her seferinde aynı coşkuyu, aynı heyecanı yaşadık. En güzeli de, sporcularımızın en başından beri sahip oldukları serinkanlı ve kendinden emin tutumları ile gülen yüzleri idi. Onlar kazanacaklarından emindiler sanki, bu özgüven başarıyı getirdi. Bize de büyük gurur yaşattı. Bu gece de madalya töreninde marşımız stadyumda çalınacaktı işte.
![]() |
| Arkandayım Aslı ablaaaaaaa |
Valla ne diyeyim dostlar, 20 kere izledim yarışı, her seferinde gözlerim doluyor.
TRT spikeri kendinden geçti :
Gamzeciğin ailesi yarışı böyle izlemiş, muhteşem:
Aziz başgana da buradan tebriklerimi iletiyorum, meğersem Fenerbahçe bir sürü atlet ve sporcu yetiştiriyormuş. Aferim.
İşte o yarış :
İzlediniz mi yarışı?
xo xo






