haluk bilginer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haluk bilginer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2010 Salı

Ezel 2.Sezon 4.Bölüm : BAŞLANGIÇ - BİTİŞ

Dün akşamki bölümle ilgili hislerim karışık. Öncelikle geçen sezon bizi heyecanlandıran oyunlu, zeka eseri, heyecanlı bir bölümü bu sezon hala izleyemedik, duygusaldan devam ediyorlar. Halbuki o heyecanı, klişelerden uzak durması, bizi sürekli şaşırtması idi Ezel'i sevmemin nedeni. Kıvanç Tatlıtuğ'u dün akşam çok beğenmeme rağmen hikaye açısından diziye dahil olmasının çok yanlış olduğunu düşünüyorum. Hatta Kıvanç bence dün gece Kenan İmirzalıoğlu'ndan bile daha iyi oynadı, Behlül'ü silip attı üzerinden diye düşünüyorum. Ancak genel olarak 37. bölüm güzel güzel başlamasına rağmen sonunda arabeske ve klişeye bağlayarak maalesef beni hayal kırıklığına uğrattı. Umarım en kısa zamanda dizimiz eski temposuna kavuşur. Sonuçta ilk sezon finalinde gördüğümüz sahneye doğru ilerliyoruz ama bu yolculukta klişe istemiyoruz Ezel'den sayın senaristler. Biz sizin özgün olma ihtimalinizi sevdik unutmayınız.

Diziyi anlatmaya geçmeden önce söylemeliyim ki, dün gece resmen bir HALUK BİLGİNER senfonisi izledik. O kadar muhteşemdi ki, tek onun sahneleri bile değiyor şu Ezel'i izlemeye amma daha fazlasını istiyoruz yine de.

Bakalım dün gece neler olmuş :


DİKKAT ! SPOILER!!! READ AT YOUR OWN RISK!!!!!

EZEL 37.BÖLÜM

BAŞLANGIÇ - BİTİŞ



Bölüm kahramanlarımızın Dayı'yı hastaneye yetiştirmesi ile başladı.

Birkan Malikhanesi'nde, Kenan, Eyşan ve Can yemek masasındalarken, Sekiz geldi. Kenan onları tanıştırırken, Sekiz "Ben Ramiz Karaeski'yim dedi, bu adı hakettim sonunda" Kenan Birkan altüst oldu. İntikamı alınmıştı... Ama Ramiz abisi ölmüştü... "özgürlük ne güzel"

Acilde Ezel yıkılmış halde, Ali ile Cengiz hiç yanından ayrılmadılar bunun. Doktorlar Dayı'yı ameliyata aldılar, "kendinizi hazırlayın" dediler.

Kenan Birkan 30 senedir sakladığı şarabı çıkarttı ve muhteşem bir tiradla mantarını açtı. Haluk Bilginer'e tapındım lan resmen bu bölümde, Kenan'ın resmen Ramiz'in kanını içtiğini izledik. Ama sonunda ilk yudumu aldığında Kenan Birkan'ın gözünde yaşlar vardı.

İğrenç sarı ayakkabıları ile Selma Yenge hastaneye yetişti. "Yaşıyor mu, Ramizim yaşıyor mu?" Bu kadın ilk sezonda tam leydi gibiydi, bu sezon bi rüküşleşti, neden yeğen? Bizimkilerin ağlamsık suratlarını göünce çok kızdı Selma. "Ramiz öğretmedi mi bunu size? Neden korkuyorsunuz umut etmekten? Ya gidin, ya da yaşayacak deyin" Böylece Secret gücü ile Dayıyı yaşattılar dostlar:)))

Kenan Birkan şarap mahzenine inmişti, Sekiz oğlan geldi peşinden. Kenan artık görev tamamlandığı için Sekiz'in ölüme gideceğini biliyor idi.
"ne desem?"
"vaz mı geçerim? merak etsen vazgeçerim, kal burada desen vazgeçerim baba, yaşa de yaşarım"
Zavallı Sekiz baba dediği bu adamın onu asla sevmediğini biliyyordu, hayatta tek istediği ailesi tarafından sevilmekti sanırsam. "Senden istediğim tek şey var, arkamdan çiçek dikme" dedi. O esnada Kenoş'a bi telefon geldi ve Dayı'nın hayatta ve hastanede olduğunu öğrendiler.

Sabah, malikhanenin balkonunda Sekiz ile küçük Can muhbbet ettiler, baba özlemi üzerine. Sonra Eyşan geldi, çocuğu içeri yolladı. Aklınca Sekiz'den birşeyler öğrenecekti amma Sekiz "Sen Ezel'i öldürmeye gelmedin mi Kenan'ın yanına, doğru yere geldin!" diye yapıştırdı cevabı.

Hastanede Ezel yoğunbakıma Dayı'nın yanına dalıp bi hikaye anlatmaya başladı, kendi hikayesi. Ali ile Cengiz peşindeydiler Ezel'in ve Ezel çaresizce Dayı'ya ağlarken ikisi de Ömer'i gördüler orada HARİKA bir sahneydi dostlar. İlk sezonda aslna kaplan kesilen Ezel'in şimdi elinde hiç birşey kalmamış, zavallı Ömer'e dönmüştü tekrar. Çünkü Kenan Birkan onun yutabileceği bir lokma değildi.


Ezel ağlayarak çıkıp gitti, Ali ile Cengiz de peşinden koştular.

Malikhanede Sekiz arabasında, Kenan bahçede, konuşuyorlardı. Sekiz'in damarına bastı Kenan, çok kızdı Sekiz, "anla baba, gülmeyince, cevap vermeyince gitmen gerektiğini anla" Kenan kudurdu."senin gözlerinde o bakış var ya, o bakış benim. O öfke, o delilik benim! intikamın var ya intikamın, o intikam benim. Senin ismin var ya o isim benim!" dedi." Ben senin hiçbirşeyinim sen benim silahımsın, artık o silahı kullan" dedi ve Sekiz bu lafların üzerine dedesini öldürmeye gitti.

Hastaneden çıkan Ezel, zenginlik günlerinde gittiği lüks bir restorana girdi. Yedi içti, viskiyle kafayı buldu. Sonra" hesabı ödemeyecem, hatrım yok muu" diye ortalığı dağıttı. Ali ile Cengiz yetiştiler, tam deniz kıyısındaki masaya oturdular Ezel'e mukayyet olmak için. Ezel dedi ki "bu masa, o gazinodaki ön masa. O zaman o, şimdi bu, bu masanın hayali hepimizi yuttu, içimizde güzel olan ne varsa sildi götürdü. Ben artık bu masadan kalkıyorum. Sevdiğim herkesi bu masanın yarışına kaptırdım, arkadaşımı, sevgilimi ustamı..." Restoran dağıtma gereksiz görünse de bu tirad güzeldi dostlar. Bunun üzerine Ali'nin garsona dönüp "çay getir lan pezevenk" demesi ise mükemmeldi :)))

Eyşan ile Kenan boğaz manzaralı malikhanenin bahçesinde keyif yapıyorlardı. Eyşan Kenan'a gidip Ramiz'i görmesini tavsiye etti. Kurt Kenan "siz bu tavsiyeyi kendinize de yapıyorsunuz Eyşan" diye saptadı.

Ezel, Ali, Cengiz, bi taksi tutmuşlar, armut gibi dizilmiş oturuyorlardı. Gidecek yer yok, depte para yok. Ali'nin şöföre "sana gidiyoruz bu durumda" demesi süperdi:))) Sonra dolanırken Cengiz gözüne kiralık bi ev kestirmiş, orada durdular. Yazı tura attılar, Cengiz Ezel'i alıp çıktı, şimdi Ali'nin taksiden kaçıp koşması lazımdı amma kapılar kilitliymiş meğersem:))) Şöförle muhabbet edeyim dedi, herif bıdıbıdıya başlayınca tepesi attı bi yumruk çakıp kaçtı taksiden salak haahahahah. En sevdiğim karakter Ali işte:)))

Bunlar kiralık eve gittiler. Cengiz artık Ömer'i kurtarmak istiyor gerçekten ama Ezel'den çekiniyordu. Fakat Ezel ayıldı, ona baktı "Cengiz, açım" dedi. Ali ile Cengiz buna hardallı sandöviç yaptılar:))) Sonra Ali "yatacak yer buldum" dedi, meğersem evin çocak odasında ranza varmış, o odayı döşemişler. Ezel ranzanın altına uzandı "bura benim" Cengiz de üst kata zıpladı hemen. Ali abi kaldı sap gibi :))))

Gece tıkırtılar duyuldu evden, Ezel "noluyo" deyince Cengiz "Ali abi kerpeteni şıklatıyo" demesin mi" ne kerpeteni lan" diye kızdı Ali. Meğersem hani kırılacak eşyaları sardıkları baloncuklu naylonlar olur ya, onları sermiş yere onun üzerinde uyurmuş, sağa sola döndükçe de pıtırdarmış Ali:)))) Burada Cengiz "karanlıkta nasıl gördün " gibilerden birşey sordu Ezel'e. Ali gülmüştü, Ezel Ali'nin güldüğünü görmüştü . "Sekiz sene karanlıkta kalınca öğreniyorsun" dedi Ezel/Ömer. Ezildi bunlar cevabın altında. Ali ayağa kalktı pıtır pıtır tabii :))) Ben hayattayken bi daha karanlıkta kalmayacaksın Ömer" deyip oradaki lambayı yaktı ama ayıcıklı çocuk lambasıymış meğersem, bunlar koptular. Böylece Ezel/Ömer-Ali-Cengiz arkadaşlığı yeniden başlamış oldu. Bu sahneler dün gece ne sevdiğim yerler oldu.

Ertesi sabah haberler geldi. Kenan Birkan hastalı çıkartıyor, yoğun bakımı boşalttırıyordu. Dayı tehlikede idi. (Godfather'da Don Corleone'nin hastanedeki hali gibiydi bu sahneler:)

Kenan Dayı'nın yanına gitti."Ben seni nasıl yendim biliyor musun Ramiz Abi? Hiçbir şey hissetmeyeceğime kendime söz verdim.Hani sen o bıçağı aldın, benim içimi oydun ya, işte ben seni öyle yendim Ramiz Abi. Bir daha içine hiçbir şey koymadım." Hiçbirşey hissetmediğine kendini inandırmak istiyordu Kenan ama olmadı "Ramiz abiieeeeee" diye höykürerek Dayı'nın yatağına kapanıp ağladı, ağladı.... Haluk Bilginer'e muhteşemdi demek benim haddim değil tabii ama yine tapılası ve harikulade idi bu sahnede de.

Ezel hastaneye gelip Sekiz'e yetişti. Ekranların en yakışıklı 2 jönü, genç yunan tanrılarını andıran bir edayla dövüştüler bu sahnede dostlar.


Ali, Cengiz, Azad yetiştiler ve Azad'ın "yapmaa" feryadı üzerine Sekiz kaçıp gitti.

Sekiz gittikten sonra Ezel, Ali,Cengiz, Azad, Tefo bir araya gelip konuştular. Kenan Birkan'ı nasıl yeneceğiz? "Biz yenemeyiz" dedi Ezel ve bir plan yaptılar.

Cengiz Kenan Birkan'ı arayıp Can'ı parka getirmesini rica etti. Ezel ise Eyşan'la çay bahçesinde buluşma ayarladı. (Ay bu HÖÖMERİMMM sahnelerinden bıktım he, aşk olmasın bu dizide nolur anam ya)

Ali ise Azad'la Sekiz'in izini sürüyordu. Burada turuncu tıbbi atık tulumuyla hastaneye girme sahnesinden midem bulandı, çok basit, salakça olmuş.

Neyse Ali ile Azad hastane odasında Sekiz'e yetiştiler. Azad Sekiz'i iknaya çalıştı, senin ailen var, bize gel. Bu esnada Cengiz bu konuşmayı Kenan Birkan'a dinletti. Kenan şaşırdı "beni tuzağa düşürmek için kendi çocuğunuzu mu kullandınız?" "birbirimize ne kadar benziyoruz" diye güldü Cengiz. "Sekiz onu kullandığınızı anlayınca size ne yapacak" diye tehdit etti Kenan'ı.

Çay bahçesinde Hömerr Eyşann muhabbeti devam ederken Ezel çaktırmadan Eyşan'ın cebini çaldı. Sonra Eyşan'ı gönderip akşam olunca da bu telefondan Kenoş'u aradı. kenan ona açıkça "benim dengim değilsin, beni yenemezsin" dedi "evet ama karşımda oturan adam yenebilir" dedi Ezel. Sekiz'i size karşı gelmeye ikna etmedim ama onu şüphelendirdim." "Ne istiyorsun" dedi Kenan. "Sekiz'i bana verin" dedi Ezel. Kenan telefonu kapattı tak diye. "Bu konuşma bitmiştir"

Sekiz gerçekten de Ezel'in karşısındaydı, Dayı'nın ofisinde idiler. "5 dakkan var" dedi Ezel'e. "ben katil değilim, görev dışında öldürmem -adam komando - ama kafamı siktiniz dırdır" ahahahah

Ofiste Ezel Sekiz'e dedesinin ona olan sevgisinin kanıtlarını gösterdi, Dayı'nın tavlada sakladığı hatıraları sayıp döktü. Sekiz dellendi, ağladı -Kıvanç çok iyiydi hakkını vermek lazım- Meğersem Dayı 3 kere hapisten kaçmış, Sekiz'in kabakulak olduğu zaman, mezuniyetinde ve bir kumaş parçası alabilmek için. Her seferinde de fazladan hapis yatmış. Ramiz aslında Sekiz'i büyütmüş. Sekiz kabul edemedi bunu "önce görev, önce görev" diye höykürerek çıkıp gitti.

Kenan Birkan Ezel'i aradı. "302 nolu oda, içkisine ilaç katacağım, bir şartım var sen yapacaksın" dedi. Ezel'in Sekiz'i öldürmesini istiyordu. Ezel kabul etti.

Sekiz vedalaşmaya geldi , Kenan'a sarıldı. "şimdi ne yapacaksın?" "biraz daha yaşarım, öğrenmek istediğim şeyler var" Kenan ilaçlı limonata içirdi Sekiz'e ve bir kere daha Dayı'yı öldürmesi için yolladı.

Ezel elinde bıçak 302 nolu odada Sekiz'i bekliyordu. Sekiz odaya girince çocuğu duvara dayayıp piçağunu da gırtlağına koydu. "şimdi anladın mı, herşeyi Kenan yaptı, seni öldürmemi istedi"


Sekiz "Ramiz nerdeeeeee" diye höykürüp Ezel'den kaçtı, Ezel'i odaya kapadı, Ramiz'i buldu, silahını çıkarttı, masanın üzerine koydu ve iskemleye oturup "dideee, dideeee dideee" diye ağlamaya başladı. Vay dedenin kemiğine yeğen dedik bu sahnede dostlar:))) Sekiz dedesiyle halleşti, aslında gerçekleri anlamış, Kenan'ın orçoluğunu kabul etmişti Sekiz. Asla dedesini öldürmeyecekti artık. Ezel'in odadan çıktığını duyunca silahı aldı ama kurşunları yere atıp Ramiz'i vuracakmış gibi doğrulttu ki silahı, Ezel onu durdursun, öldürsün. Hay Allah belanı versin, git kafana sık manyak kendini başkasına öldürtmek ne ya?? Ezel koşup geldi "yapmaaa" diye bağırıp atladı, Sekiz de Ezel'in piçağına atladı, böylece ruhu teslim etti koç gibi komando Sekiz. "sağol Ezel görev tamamlandı" demeyi de ihmal etmedi. Ağzına sıçayım senin , git el bombası patlat Kenan'ın evinde gerizekalı. Böylece Ezel/Ömer'in eli ilk kez kana bulanmış oldu. Tam bu esnada Kenan tarafından hastaneye gönderilmiş olan barışmaya niyetli Eyşan , Ezel'in katil olduğunu gördü ve dehşet içinde oradan kaçtı.

Sonuç :
Kenan Birkan , Ezel'i bitirdi şeytan planıyla. Plan plan dellendik, alın ulan Kenan ağzina sıçtı Ezel'in. Hem Sekiz'i Ezel'e öldürttü, hem Dayı ile Ezel'in arasına torun kanı soktu, hem de Eyşan'ın cinayeti görmesini sağladı.Böylece gerçekten Ezel'in Kenan'la başedemeyeceğini anlamış olduk.

AMA

Elinin kana bulanması bu karakteri mahvetti bence. Senaristlerden daha zekice bir çözüm beklerdim. İlla Kıvanç'a uydurdunuz madem başka türlü gitseydi Sekiz.

İşte bu yüzden hayal kırıklığına uğrattı dün gece Ezel.

Peki ya siz dostlar? İzleyen var mı? Nasıl buldunuz diziyi?

xo xo


23 Eylül 2010 Perşembe

Peki kitap bulamazlarsa ne alsınlar?

Akşam işten çıktım, Beyoğlu Sahaf Şenliğine bir uğramak istiyordum aslında amma , hava soğuktu ve yağmur çiseliyordu ; ben de Cevahir AVM'deki D&R mağazasına gitmeye karar verdim, amacım Emrah Serbes'in Ankara polisiyelerini almak idi tabii, iki tane kitap alacak, eve dönüp okumaya başlayacaktım, niyetim bu idi.

Maalesef, koskoca D&R'da istediğim kitaplar yoktu. Bilgisayardaki listelerine baktılar, var; rafları aradılar, yok! Ne yapayım, ben de mağazada dolandım, fırsat reyonundan 2 tane dvd aldım:

1)Titanic : hee evet, James Cameron'ın bildiğimiz kırk yıllık Titanik :))) hazır fırsat reyonuna düşmüş, arşivde bulunsun diye aldım

2)Dick Tracy : taa 1990 senesinden bir çizgi roman uyarlaması, Warren Beatty gerçekten de filmi çizgi roman renkleri ve görüntüsüyle çekmiş idi, Al Pacino kötü adamı oynuyordu filmde, tipi tanınmaz halde:) Sevgilisi de Madonna. Şimdi böyle yazınca şaşırdım yahu, ne acayip kast yapmışlar . Sinemada izlemiştim ilk çıktığında, bi de Madonna'nın bu filmin soundtrack kasetini almıştım hey gidi. Neyse yani çok eğlenceli filmdir dostlar.

Sonra bir de grafik roman aldım : STAR WARS : Darth Vader , Türkiye özel cildi. Gerçekten enfes bir şey, Star Wars grafik romanlarındaki Kara Lord ile alakalı hikayeleri biraraya getirip müthiş bir cilt hazırlamışlar.




D&R'dan çıkınca "madem asıl istediğim kitapları bulamadım ya, bir de Watsons'a uğrayayım" dedim. Garnier roll on göz altı kapatıcı aldım, artık gözlerim yaşlı ve yorgun görünüyor; bu da cilt bakımı için bitkisel içerikle hazırlanmış hem nemlendiren hem kapatan ince bir ürün, denemek istedim. Hazır gelmişken de her zamanki göz çevresi ve günlük yüz bakım kremlerimi aldım Loreal'den. Bi de aseton aldım, artık nedense ev aseton doldu, sanki her gün oje sürüp siliyorum dostlar yahu, tutuşmayız inşallah aseton deresinde ne diyeyim.

Torbalarımı yüklenip durağa koştum Etiler otobüsüne atladım, eve inmeden bir Akmerkez'e bakayım, ulan kesin burnumun dibinde bulurum kitapları diye içimden geçirdim. Ama heyhat, Remzi kitabevinde de yoktu benim Ankara polisiyelerim. Fakat Remzi'ye girince gözüm döndü, kitap, kitap, kitap; o kadar çok kitap vardı ki almak istediğim, gece gündüz işe gitmek yerine kendimi kaybedercesine okumak istediğim... Of ya, ne kadar az zamanımız var yaşamak için aslında? Bütün gün çalış, gece evde kendine ayırabildiğin bikaç saat kitap mı okuyacaksın, internette mi gezeceksin, oyun mu oynayacaksın yoksa kediye şefkat mı göstereceksin, ne yapacaksın? Hele çoluk çocuk varsa herhalde 100 kat daha zordur... Ooof of dostlar.



Her neyse, hikayemizin bu noktasında kitapları yine bulamadığıma göre artık omuz silkip eve dönüş yapmalıydım ammaaa, hazır Remzi'ye gelmişken 46 dergisini alayım diye düşündüm, Haluk Bilginer'in etkileyici röportajını okurum, hem devasa Ezel posteri hediyeli dedim:)) Kasaya vardığımda ise bal dudaklı Benicio Del Toro'nun Kurtadam filminin DVD'si ile karşılaştım.....

Nihayet kendime geldiğimde, 2 kitap almaya çıkıp; onun yerine 3 dvd, 1 dergi, 1 çizgi roman, 1 göz altı kapatıcısı, 1 göz kremi, 1 gündüz kremi, 1 aseton ile eve dönmüş idim sevgili seyirciler:)

xo xo

14 Eylül 2010 Salı

Ezel 2.Sezon 1.Bölüm : İMKANSIZ

Bol SPOILER içerecek yazıma başlamadan önce diziyle ilgili tek rahatsız edici noktayı söylemek istiyorum. Ne olur devamlılık konusuna da dizinin kalanı kadar özen gösterilsin. Sahnenin başından sonuna oyuncuların saçı başı değişmeşin; ya da tişörtle koşmaya başlayıp ceketle varmasın kahramanımız koştuğu yere.

Ayrıca Ekşi Sözlük sağolsun farkına vardığımız bir durum: Kenan Birkan ile Ramiz Dayı kumarhanede tanışmamışlar mıydı? Ramiz dayı ceylan gözlü kızına bunu böyle anlatmıştı. Dün akşam ise farklı bir hikaye izledik. Cin senaristlerimizin buna da bir açıklık getireceğine inanarak, yazımıza geçelim.

O halde bakalım neler izledik?


DİKKAT SPOILER İÇERİR - READ AT YOUR OWN RISK





Hatırlarsanız Ezel efsane bir finalle ilk sezonu kapatmıştı. Kahramanlarımızın hikayeleri kesişmiş, sahneler doruk noktasında donmuş ve bir anda 6 ay ileri giderek son bir sahne izlemiştik. İşte yeni sezon ilk bölümde tam olarak o hikayelerin donduğu, zamanın durduğu anlara geri gittik ve zaman yine bizim bildiğimiz bugünde akmaya başladı.


Bölüm Kenan Birkan'ın sesiyle açıldı. Aylarca beklenen, dizinin daha ilk bölümlerinde sırf isminin geçmesiyle efsane olan, Dayı'nın can düşmanı Kenan Birkan. Yani Haluk Bilginer. Haluk Bilginer'ir incelip kalınlaşan, içinde hem trajedi hem de komedi barındırınan harikulade sesinden dinlemeye başladık, bu esnada Kenan Birkan , saray yavrusu evindeki müthiş tren maketleri ile oynamakta idi.

Yeni oyun,, yeni oyuncular.
Biri asker. Ne kadar düşse hep yeniden ayağa kalkıyor. -Ali , kenafir gözlü psikopat katille karşı karşıya-. Biri üçkağıtçı, hilekar, o hep birinden kaçıyor - Cengiz, Ezel ile karşı karşıya, Ömer olduğunu öğrendiği an-
Biri has adam. Bu adamı geçip eski dosta ulaşacağız. Asıl rakip eski dost.

Eyşan ile Kenan Birkan'ın buluşma anındayız. Kenan sordu "benim için imkansızı başarabilir misiniz?" Eyşan'ın cevabını iyi belleyin dostlar, çok iyiydi cevabı "olur mu öyle şey. Ama belki ben buradayım diye siz başarırsınız" Kenan Birkan herkesle sizli bizli konuşuyor dikkat. Büyük sanayici, yönetim kuruluna toplantıya gidip ardından bakanla yemek yiyen, sonunda Japon heyeti ile vakit geçiren bir adam.

Cengiz-Ezel hesaplaşmasında, Cengiz meğersem ateş etmiş amma Ezel önceden mermiyi çıkartmış tabancadan. Odanın ışıklarını kapatıp Cengiz'i sorgulamaya başladı Ezel, önce Ömer olduğuna inansın diye sor dedi, ilk gittiğimiz filmi sor, Cengiz demez mi "ben nereden bileyim be" Ezel unutmamış ama "Jaws" Böylece karanlık odada, elindeki el fenerini Cengiz'in gözüne soka soka sorguladı Ezel Cengiz'i. Sor dedi sor, sadece Ömer'in bilebileceği, kimseye söylemeyeceği birşey sor. Cengiz şunu sordu "Ömer'in yaptığı en kötü şey nedir bu hayatta" Ezel cevap verdi, ortaokulda saat çalmış bunlar. Cengiz onun Ömer olduğuna inanınca, bir sezon boyu beklediğimiz soru geldi, "niye? Neden Cengiz? Bendim o? neden öldürdünüz beni?" El cevap "sensin diye, çok iyisin diye, sana her baktığımda kendi kötülüğümü görüyorum diye" Ezel'in bu sahnede indirdiği Osmanlı tokatları şahaneydi.


Ali-Kenafir gözlü maviş katil hesaplaşmasında, katil yerlerde kan içinde, Ali'nin elinde bıçak.

Ve Dayı'nın ofisinde, Kaya ile Dayı karşı karşıya. Kaya bıçağı elinden bıraktı. Dayı'nın karşısında bıçak çekmeye cesaret edemedi. Dayı kendi bıçağını verdi ona "bıçağı tutan değil, bıçağı tutanın kalbini tutan bilir zamanı, vakit geldi mi?" Kaya artık Kenan Birkan'a ne söyleyeceğini biliyordu. Kenan Birkan onun telefonuna sadece "eve getir" diye cevap verdi.

Kenan bahçeye inip gelen arabayı keyifle izledi, amma arabadan bizim Tefo çıkınca suratını görmeliydiniz. Sonra bi araba daha geldi, Ali kenafir gözlüyü getirmiş, herif kanlar içinde, Kenan'a titreyerek "kestii" dedi püaahhaahahah, meğersem Ali katilin işaret parmağını kesmiş, "artık av sensin, avcı benim, her an bekle beni" dedi, Kenan'a doğru savurdu, "al bu katilin" kanlı bir parçayı da ayaklarına attı "bu da kalanı" .Bahçenin öte tarafından da Ezel geldi, o da Cengiz'i getirmiş "al bu da hainin"

"Ramiz sizi iyi yetiştirmiş" dedi Kenan Ezel'e, "size Dayı'nın son dersini getirdim" dedi Ezel. Diğerleri bahçeden çıktı, Ali ile Cengiz hesaplaştılar. Bahçede ise Kenan ile Ezel konuşmakta idiler. Kenan dedi ki "Ben haklıyım" Yani bu dehşet bir nokta. Zamanında Cengizlerin Ömer'e yaptığı gibi birşeyi Dayı da Kenan'a yapmış. Ne yapmış? Neden yapmış? Göreceğiz.

Ezel ona birşey önerdi, polisi çağırdım dedi, Kenan da kabul etti Ezel'in istediğini. Ezel çıktı gitti ekibin yanına. Ali "ben yansaydım da o herifi öldürseydim neden Ömer" dedi. Polis gelince Cengiz onu teslim edecekler sandı amma Ezel kenafir gözlüyü gösterip "Kamil'in, kandıralı'nın , Bahar'ın katili budur, suçu Cengiz Atay'a atmış" deyince, oha dedik. Kenafir gitti, Cengiz de karakola gidip teslim olursa serbest kalacakmış.Hoppaaa, bir anda bitti mi Ezel'in intikamı?

Bu arada Kenan, Eyşan ile muhabbete geri dönmüş idi. Malikhanede bir de sera varmış, saksı saksı çiçekler, pek severmiş Kenan çiçekleri. Eyşan huzursuzlandı . "Bir tane de Bahar için diktim, bu bahçenin en güzel çiçeği olacak" demesin mi adam? "Kimsiniz siz, ne istiyorsunuz" dedi Kenan'a, "siz ne istiyorsunuz" "kardeşimi vuran adamı" dedi ve Eyşan fıttırdı, saksıları filan dağıttı.Gitmeye yeltendi. Kenan istifini bozmadı, "burası benim savaşımın bahçesi" dedi Eyşan'a. "Önce bütün sevdiklerimiz yanımızdadır, intikam almaya başlayınca sevdiklerimizi de birer birer kaybederiz". Psikopat manyak meğersem bütün öldürdüğü ve öldürttüğü insanlar için bi saksı çiçek koymuş, orman yapmış evin içinde. Eyşan bunun üzerine geri döndü, bunlar oturdular muhabbete. Kenan'ın kahya kadını gelince Kenan anneanne kurabiyesi istedi, kadın aman şekeriniz var dokunur filan diyince öyle bi bakti ki , aman aman, ne istiyorsa verin şuna canım dedirtti. Yani meğersem koskoca efsane Kenan Birkan kurabiye canavarıymış annem:)))


Bunlar bütün gece konuştular, sonuçta Kenan Birkan Ezel'in kim olduğunu bilmiyoruz dedi.

Ezel ise Cengiz ve Ali'yi laflarıyla döve döve eski mahalleye getirdi. Herşeyinizi elinizden aldım, paranızı, kumarhanenizi, otelinizi karını bile aldım filan falan. Ömer'in evine götürdü bunları ailesinden özür dilesinler diye. Tabii Cengiz eline yüzüne bulaştırdı, Mümtaz amca kovdu bunları evden. Ezel bunları alıp köprü altına gitti ve beklenen hesaplaşma gerçekleşti. Ali'yi "bana Ömer deme" diye azarlayan Ezel (bu arada tersi de çok pis bu Ezel'in Kenan İmirzalıoğlu kızdı mı iyi kızıyor, gözleri filan berkeltiyor yani) Cengiz'e de bir daha Can'ı ve Eyşan'ı görmeyeceğini söyledi. Ali tek arkadaşı Tefo'yu; Cengiz tek sevdiği varlık Can'ı kaybedecek; hayatlarına sıfırdan başlayacaklardı, serbest bırakıyordu Ezel onları. Ezel onları bırakıp giderken; Ali çok üzgün, pişman; cin çarpmış Cengiz ise hemen anlamıştı "saf Ali abi, Can'a mı gidiyor sanıyorsun, Eyşan'a gidiyor, hala deli gibi aşık ona"

Kenan Birkan Dayıyı aradı (hepimizi dayısı:) telefonu Ezel açtı "bundan böyle Ramiz'le aranızda ben varım, önce beni geçmen gerek" dedi, postasını koydu Kenan'a. Kenan'ın bir notu vardı Dayı'ya "emaneti bende, emanete gözüm gibi baktım, almak ister mi?" (Kenan'ın elinde tahta bir kutu var idi dostlar, kutuda da piçak:)

Ezel ne demek istediğini sorunca Dayı boşver deyip Ezel'le muhabbete başladı. "Ali'yi Cengiz'i kışkışlamışsın, Ömer'i yoketmek; intikamı boşverip gitmek istiyorsun" dedi. Ezel Dayı'nın ona karşı çıkacağını sanıp sıkılarak bekledi. Bu arada kalkıp hanın bahçesinde yürümüşler, bir anda kurulan masaya oturmuşlardı. Dayı rakı bardağını alıp ayağa kalktı; "ben de sana diyorum ki, şerefe yeğen! uğurlar olsun, helal olsun. Ömer de seninle gurur duyuyor" dedi. Ooohhhh bunlar bigüzel içtiler, Ezel çok sevindi. Dayı da hababam gazı verdi, "artık biraz duralım, çok şeyler başardık kutlayalım, yüzündeki gergin ifade gitsin, yüreğinde yeni umutlar yeşersin, şimdi Eyşan'a gideceksin, kadın kısmı zordur, önce bi şerbetlen" Bunlar bi de Müzeyyen Senar dinleye dinleye bi güzel kafaları çektiler.

Ertesi sabah, Eyşan babacık ile sahilde harap bir balıkçı evinde idi. Babacık'ın saçları kesilmiş sakalı uzamış, Eyyvah Eyvahh'daki tipe bürünmüş dostlar Salih Kalyon, ikinciyi çekiyorlar ya ondandır :)) Eyşan babasına Kenan Birkan'ı öldüreceğini söyledi, ama Babacık çok korkmuştu bu sefer, bu adam Eyşan'ın içirip sarhoş edip paralarını çaldığı adamlar gibi değildi ki. Kızını göz göre göre kaybedecekti babacık.



Ali ile Tefo Cengiz'i karakola getirdiler, Cengiz vedalaşmak istedi, Ali eğilince sarılacak sandık meğersem kapıyı açmak içinmiş. Cengiz arabadan inmeden Tefo'ya "sen de karar ver onunla mısın bununla mısın, şebek etin hepimiz" demez mi, harikaydı:)))

Ezel köprü altında şarkı söyleyerek sabahlarken, Dayı da Selma'ya gitti. Ezel Kenan'ı yendiğini ama aslında kutlayacak fazla günü kalmadığını söyledi. Biz ikimiz Ezel'le kendi ellerimizle sonumuzu alnımıza yazdık dedi. "Eyşan ve Kenan bunlar bizim sonumuz olacak. Çünkü inkar etse de Ezel hala onu seviyor, ben de hala seviyorum kendi yarattığım canavarı"

Kenan Birkan sabah ilk iş askeri bir kampı arayıp Ramiz Karaeski'yi telefona çağırdı. Bu işte Ramiz'in yıllar önce öldürülen oğlunun yanındaki çocuk, Ramiz'in torunu. İsmiyle değil lakabıyla tanıyor herkes onu : SEKİZ. "vakit geldi çocuk" dedi Kenan. İkinci olarak Eyşan'ı arayan Kenan, güzel kadınla Haydarpaşa Garında saat 2'de randevulaştı.

Eyşan haldır haldır yürürken zırr telefon, bu sefer de Ezel arıyordu, Ezel'in "neredesin?" sorusuna Eyşan'ın "çelme mi takacaksın?" cevabı en sevdiğim repliklerden oldu:))

Bu arada Ali dönüp dolaşıp Mümtaz amcalara geri gitti af dilemeye. Cengiz ise gözaltına alınmıştı, Kenan Birkan geldi karşısına "aynı insana defalarca ihanet etmek imkansız değil"

Ezel ve Eyşan Beşiktaş iskelesinde karşı karşıya geldiler, birbirlerini seviyorlardı ama olan biten herşey affedilebilir miydi, Bahar affeder miydi, Ömer affeder miydi, sevgi neydi? sevgi emekti:))) Ezel'in aklı başına geldi neyse, "seni affedemem ama seni serbest bırakabilirim, bu beni son görüşün Eyşan, sonsuza kadar"

Kenan Ramiz abisini aradı ve bu sefer ulaştı ona, Ezel yoktu ki yanında. İskeleye gelip Eyşan'a silah veren Serdar babacık ise yaptığına pişam olup Ezel'e koştu, "kızım silah alıp Kenan Birkan'a gitti, ben verdim silahı, kurtar onu" diye ağladı.

Kenan Birkan Haydarpaşa Garında oturmuş Babalar ve Oğullar kitabını okuyordu "ben de gençtim, aşkın peşinden koşardım, o gitmeye karar verince aşka yetişmek imkansız. artık akıllandım, ıslık çalınca kimi istesem ayağıma geliyor"



Ezel gelip Kenan'ın karşısına dikildi ve işte bu sahnede Kenan Ezel'i piç etti, eline ayağına yüzüne verdi dostlar. "Siz buraya neden geldiniz Ezel? Eyşan'ı kurtarmak için mi? Yoksa Eyşan'ın beni öldürmesini önlemek için mi, beni kurtarmaya mı geldiniz, canımmm" HALUK BİLGİNER BİR İLAH MIYDI DOSTLAR BU SAHNELERDE???



"Önce tanışalım Ömer Uçar "dedi. Ulan! Nasıl öğrenmiş?? "Size bir daha ihanet etti" dedi, Ezel Cengiz'in söylediğini anladı. Kenan ise şeytanlığını konuşturuyordu "Siz bu insanlardan intikam aldınız mı Ezel? İşi yarım bıraktınız, sonuna gelip kaldınız. Siz bana Ramiz'i getirin ben sizin yarım bıraktığınız işleri tamamlayayım"

Bu arada Ali'yi gördük, Bahar'ın mezarlığına gitmiş, burada bi kadına saldıran adama müdahale edeyim derken kadın bunun ensesine iğneyi dayadı, hoopppaaa Ali'yi götürdüler izbele garajına. "Ali pişman, cezada indirim yaptım" dedi Kenan Birkan. Cengiz tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi, "ihanet, yine ihanet, cezası ölüm" dedi Kenan Birkan. "Cengiz bugün ölümü bulacak" Cengiz Eyşan'la buluşmaya gittiğini sanırken pusuya düştüğünü anladı, kafasına torbayı geçiriverdiler Cengiz'in. "Eyşan gerçeği öğrenecek ben söyleyeceğim" dedi Kenan Birkan son olarak.

Ezel "seni öldürürüm" deyince de Kenan onu iyice maymun etti "seni ööldürürüm bu ne canım daha akıllıca birşey söyleyin" Ezel "ne istiyorsun?" diye sordu bu sefer "Seyretmek, üçüne birden yetişemezsin, hangisini en çok seviyorsun bakalım hangisini kurtaracaksın? "

Ezel telefona sarılıp koşarak gitti, Eyşan geldi, elinde silah, bu arada garajda kadın Ali'nin parmaklarını kerpetenle sıkıştırıyor. Cengiz'in kafasına torbayı geçiriyorlar, Cengiz'in karşısında Kaya Bey var "Kenan Bey'in ne kadar güçlü olduğunu anladınız mı Cengiz Bey, o birşey sorunca söyleyeceksiniz" ulan! meğersem Cengiz ötmemiş bu sefer ihanet etmemiş. Torbayı yine geçirdiler kafasına, Kaya gitti, tam boğulurken Ezel koşarak yetişti, Cengiz'i boğan 2 adamı osmanlı tokadıyla devirip Cengiz'i kurtardı. Tefo ise Ali'yi kurtardı, aman Ali'nin suratı dehşetti bu sahnelerde, Barış Falay büyüksün. Cengiz ise, önce "ben söylemedim" dedi Ezel'e; sonra "benim söylediğimi sandığın halde gelip beni kurtardın" diye aklı başına geldi ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı "affet beni, affet" Yiğit Özşener büyüksün.

Kenan Birkan ise Eyşan'a Ömer'in hikayesini anlatmakta idi. Ne olursa olsun seni vuracağım diyen kadın gitti, Ömer geri geldi diye göbek atan başka bir kadın geldi. Ama Kenan "Ezel'in intikamı herşeyi tersine çevirmek" dedi, "elinizde ne var ne yok aldı, onun intikamı böyle, Bahar'ın yaşaması için Ömer'in ölmesi gerekiyordu, Ömer'in yaşaması için de Ezel Bahar'ı öldürdü" ulan herif Bahar cinayetini Ezel'e attı, salak Eyşan da hemen inandı, Kenan'a sarıldı, Kenan silahı elinden alıp kenarda beklermiş meğer bi adamına verdi, sonra Eyşan'ı gönderdi.

Yeni oyuncular, yeni oyun ama asıl rakip eski.

Cengiz zırlarken, Ezel de oflayıp poflarken uyandı salak, "benimle işi yok ki, dayıyı istiyor, dayıya ulaşmak için sizi kullandı beni aradan çıkarttı"

Kenan Birkan perona çıktı, Ramiz Abisiyle karşı karşıya geldi. Flashback ile 1971 yılına gidip Ramiz'in İstanbul'a geldiği güne döndük, Kenan'ı kovalayan adamlara posta koyup Kenan'ı kurtarmış Ramiz, hem de aynı yerde Haydarpaşa Garında.

Bugünde ise, "Buyurun" deyip abisine saygıda kusur etmedi Kenan, Ramiz oturunca banka yanına oturdu, "vakit gedi mi abi? " "geldi" dedi Dayı. Sonra Kenan bi soru sordu yaleppim, bütün hikaye burada düğümleniyor sanırsam "niye abi, bendim o, bana nasıl yaptın" diye sordu len, aynen Ezel gibi.

Dayı cevap vermedi, Kenan tiradına devam etti. "Artık yeniler eskilerin yerini alacak, sende laf bende güç var." Dayı dedi ki "bende biraz yürek, biraz onur, biraz gurur, bir dirhem de bilek kaldı" El cevap : "şimdi zaman yüreği, onuru, gururu hiçe sayanların zamanı , NE SEN NE DE SENİN YETİŞTİRDİĞİN HAYALPEREST ÇOCUK, BENİM YETİŞTİRDİĞİM KAHRAMANLA BAŞA ÇIKAMAZSINIZ" dayı kızdı "senin kahramanın mı, benim kanım Kenan!"

Herkes ayaklandı, Ezel koşup yetişti, Dayının arkasında durdu. Tren perona yanaştı. Kenan Birkan kocaman gülümsemesiyle trene bakıyordu

-Kızıma birşey yapma Kenan
-Yapacağım
-Yaptırmam!

Trenden biri indi


-Ezele birşey yapma
-Yapacağım
-Yaptırmam Kenan ! Yaptırmam !

-İmkansız!

Kenan yürüdü kahramanının yanına vardı, elindeki tahta kutuyu verdi ona. Kenan'ın yetiştirdiği psikopat manyak katil pis pis gülerek Dayı'ya baktı, ne de olsa o babasını dedesinin öldürdüğünü bilmiyor muydu?


Böylece Behlül'ün kaça kaça Ezel'e kaçtığını öğrenmiş olduk dostlar. Ay aman. Artık Behlül Ezel esprileri alıp yürüyecek, yok Selma yenge kendine dikkat etsin, yok şimdi Eyşan düşünsün, yok Dayı'nın bitek kulak arkası kalmıştı da :))) Umarım Kıvanç düzgün düzgün oynar, dizimizi yakışır. Yoksa sakalını da alıp gitsin . Ama tipi iyi olmuş, yara izi filan Ananınki Skywalker'a benzemiş inceden:)

İşte böylece, yeni sezona muhteşem bir açılışla başlamış olduk. Bu bölüm toparlama ve özet gibi geçsede artık kıran kırana bir savaş bizi bekliyor. Ramiz + Ezel vs. Kenan + Sekiz. Kim iyi kim kötü? Kötü salt kötü mü , iyi neden iyi, saf mı salak mı? Hepsini ilerleyen bölümlerde göreceğiz.


Burada birşey daha söylemek isterim ki; Tefo-Cengiz-Kerpeten ekranda belirince ben "aa Sarp Akkaya, Yiğit Özşener, Barış Falay" demiyorum. Pire gibi zıp zıp Kerpeten abimiz geldi deyip keyifleniyorum, Cengiz kafayı sıyırdı diyorum; Tefo yürü be filan diyorum. Yani bu adamlar bana kendilerini unutturup karakterlerini gösteriyorlar olağanüstü şekilde. Ezel'i izlerken ise Kenan İmirzalıoğlu ne kadar iyi oynuyor, diye düşünüyorum. Yani çok başarılı amma bir adım daha öteye gidip kendini unutturması lazım diye düşünüyorum. Gerçekten Cengiz ve Ali dün gece inanılmazdılar. Tefo'nun fazla rolü yoktu ama onu da rahatlıkla bu üçlüye sokabiliriz. Haluk Bilginer ise ne diyeyim; resmen şeytanı oynadı, şeytanın da bir melek unutmadan hem de. Bu rolü başkası oynayamazmış dedirtti. Helal olsun. Bu dizi bu sezon tam efsane olacak.


xo xo

27 Ağustos 2010 Cuma

Ezel komalarına girmemize çok az kaldı dostlar

Geçen sezon ekran karşısında heyecandan ayılıp bayılarak izlediğim yegane dizimiz EZEL, ikinci ve de son sezonuna 13 Eylül'de başlıyor. Tabii sağır sultan bile duydu, Ramiz Dayının can düşmanı, insanları en zayıf noktasından rahatlıkla vurup masumları gözünü kırpmadan öldürten, ismi dizinin ilk bölümlerinde zikredildiğinden beri ağızlarda efsane gibi dolaşan, tv tarihimizin en merak uyandırıcı karakteri haline gelen Kenan Birkan'ı HALUK BİLGİNER canlandıracak. Ay allah aman şimdiden içim sıkışıyor dostlar.





Kurtiz'le Haluk karşılıklı ses karizmalarını konuşturacak, hatırlarsanız Güneşin Oğlu filminde Haluk Bilginer müthiş sesiyle "Böyle bir kara sevda"yı söylemişti, Ramiz'in geçmişini ve Ramiz-Selma-Kenan üçlüsünün yaşadıklarının özeti, anahtarı gibi bu şarkı. Artık karşılıklı patlatırlar şarkıları, bize de ekran karşısında yuvarlanmak düşer.


xo xo