Öğlen vakti buluştuğumuz için güne Midpoint'te yemekle başladık tabii, aç ayı oynamaz da gezmez de:))) Salata, et, köfte yedik. Deli gönül isterdi ki pizzalar, üzerinde peynir eritilmiş nachoslar, kızarmış mozarellalar yiyelim ama çılgın diyetisyenimiz Perihan saçımızı başımızı yolar diye listelere uymayı uygun gördük.
Yemekten sonra Terkos pasajında gezindik ama tezgah karıştıramadık pek, çok kalabalıktı. Bershka'ya baktık burada da tişörtler pek hoşumuza gitmedi. Buna karşılık yemekten önce Şişli'de gezdiğimiz Koton'da güzel tişörtler var idi ama onları İstiklal'de göremedik. Aslında ben Koton'dan Türkan Şoray koleksiyonu almak istiyordum fakat bunların da arkaları tüllü, işçilikleri biraz ucuz görünümlü idi. Bulamadım gönlüme göre bir Sultan tişörtü:(
Sıcak havada mağaza gezmekten bunalınca Özsüt'e girip en esintili köşeye oturup kahvelerimizi içtik. Oh iyi geldi kahve, gözümüz açıldı. Sonra tatlı ne yiyelim diye düşündük ve menülere baktık, ah bakmaz olaydık. Özsüt'te masaya oturduğunuzda kişi başı 3 tane menü veriyorlar, kahve-dondurma-pasta menüleri ayrı ayrı. Ahhh o pasta menüsü nasıl bir güzelliktir yaleppim? Çalıp eve getiresim, o ağız sulandırıcı resimleri kesip defterlerime yapıştırasım, gizli gizli bakıp iç geçiresim geldi, az kalsın menüyü yalayacaktım dostlar:))) Ne yapalım, hiç birşey zayıflık kadar lezzetli değildir diyerek dondurmamızı yiyip oturduk:)))
Yeterince yiyip içip, tıklım tıkış tükkanlarda bıkana kadar dolaştıktan sonra evlere dağılma saati gelmiş idi. Ah ah, ben dağılamadım ama, Taksim'e futbolcu Ronaldo gelmiş, izdiham olmuş, meydana yürümek imkansızlaşmıştı. İstiklal'in arka sokaklarına dalıp hiç görmediğim dar yollardan meydana çıkmak zorunda kaldım. Sahil yolu trafiğini çekmemek için metroya daldım, trenin en uçtaki vagonuna sığıştım güç bela, kapıya yapışık arkamda 30 tane adam, pek şenlikli bir seyahat sonucu bir taraflarımdan terler akıtarak Gayrettepe'ye vardım. Buradan otobüsle Etiler'e ulaştım. Yahu eve gitmeden markete uğrayayım, havuç, ekmek, peynir filan alayım dedim. Sonra da aklıma MAC'den alacağım bir krem geldi. Böylece bir tek krem almak için bomboş ve ferah MAC mağazasına girdim.
![]() |
| MAC Fast Response göz kremi |
Alacağım bir göz kremi idi, bu göz altlarımın görüntüsü artık beni üzmeye başlamıştı, krem hakkında okuduğum olumlu yazılardan sonra denemek istemiştim. Ama sonra mağazadaki adam beni koltuğa oturttu. Ah işte o tuzağa düşmeyecektim dostlar, koltuğa oturdun mu bittin. Yüzüme hafif ışıltılı Prep and Prime cilt bazı sürdü, "cildiniz çok güzel, pudraya fondötene ihtiyacınız yok" dedi, sağolsun. Ama sonra "bu bazı ve üstüne şu Mineralize Skin Finish'i sürerseniz canlı ve ışıltılı görünür yüzünüz" dedi, demez olaydı:)))
![]() |
| MSF Soft and Gentle |
Off, böylece yüzümün haline aldanarak adamın gazladığı malların hepsini alıp mağazadan çıkmıştım, olacak şey değil. Bilgisayar paralarını böyle yiyip bitirirsem ne yaparım sonra??? O yüzden kesin karar verdim, bir süre kitap, dvd, kozmetik, Nine West'deki güzelim yeşil çanta, Hotiç'deki çiçekli yazlık sandalet alınmayacak. (Sonra gidip Glamour ve 46 dergilerini aldım ama onlar dergi, sayılmaz)
Şu göz kremi işe yarayacak mı bakalım, haber vereceğim:))
Sizin hafta sonunuz nasıl geçiyor?
xo xo



