korku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
korku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2015 Pazartesi

Layers of Fear (2015)

Geçenlerde Steam'i açtığımda erken erişimde bir oyun dikkatimi çekmişti, Layers of Fear isminde bir korku-gerilim oyunu idi bu. Oynasam mı diye düşünürken Kediler ve Kitaplar'ın "çok güzel, mutlaka oynayın" tavsiyesini görünce artık 1 dakika bile düşünmeye gerek yok dedim ve 18 TL'ye Steam'den oyunu indirdim.



Neyse efendim oyun indi, açtım. Kara bir ekran. Sonra oynadığım karakter yani ressam eve geldi. İçeri girdik. Ev bomboş, dışarıda yağmur fırtına... Evde dolanmaya başladık. İşte adventure oyunlardan alışkın olduğum üzere her çekmeceyi, dolabı açıyorum bakıyorum ama bu öyle bir oyun değil. Amaç eşya toplamak değil. Sağda solda okuduğum ufak ufak notlarla ilerlemeye başladı oyun, ressamın atölyesine girmek için çalışma odasında anahtarı bulmak gerekiyordu. Üst kata çıktım. Ama evin her tarafı meşhur tablolarla bezeli, huzursuz müzik, fırtına sesi, camlara vuran ağaç dalı gölgeleri ile olağanüstü bir atmosfere sahipti. Ve incecik, buz gibi bir kıymık gibi, hep tuhaf bir his var evde.

Sonra ufak ufak olaylar başladı, ben de "Aaahhhh", "Ananı bacınıı", "Allahhhhh" diye heyecanlanmaya başladım. Hiç anlatıp da keyif kaçırmayacağım korkmayın. Sadece şunu diyebilirim, oyunda öyle ne bileyim Bio Shock'daki gibi lönk diye köşeden çıkan zombileri öldürmüyorsunuz ya da ceplerinize bir sürü eşya doldurup tuhaf bulmacalar çözmüyorsunuz. Oda oda evi dolaşıyorsunuz ama bir noktada benim tüylerim havaya bir dikildi, dört saat inmedi. Bağıra bağıra oynadım desem yeridir, "yeteeerr artık dayanamayacağımmm" diye inledim ama devam ettim. Bir kapı daha açtım, bir köşeyi daha döndüm. Felaknasfelaknasfelaknas diye korka korka arkama dönüp baktım.

Oyun baştan sona olağanüstü bir atmosfer yaratıyor ve sizi bununla geriyor. Başınız dönüyor, inanamıyorsunuz. Ama devam etmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Çok korkuç ve çok güzel bir oyun bu. Mutlaka oynayın!

Ekran görüntüleri Steam'den:












29 Ocak 2012 Pazar

El Orfanato - The Orphanage (2007)

Cumartesi gecesi evdeysen yapılacak en zevkli iş herhalde korku filmi izlemektir. Ben de aldığım fırsat dvd'lerinden birini izleyeyim de biraz korkayım dedim. Fakat El Orfanato-The Orphanage salt korku filminden öte müthiş bir dram, nefis bir filmmiş meğer dostlar.

Film, İspanyol yapımı, başrolde Belen Rueda harika oynamış. Film deniz kenarında müthiş bir malikaneye kurulmuş bir yetimhanenin etrafında dönüyor. Belen'in oynadığı kahramanımız Laura çocukken bu yetimhanede yaşamış evlat edinilene kadar. Yıllar sonra, 37 yaşında, evli ve çocuklu Laura bu koskocaman malikaneyi satın alıp ailesiyle buraya yerleşiyor. Ah gerizekalım, öyle yürüdükçe yer tahtaları gıcırdayan, kapıları garç gurç açılıp kapanan kocaman bomboş bir evde oturulur mu, zaten hata burada. Neyse, Laura ve kocası Carlos'un sevimli oğulları Simon'un hayali arkadaşı var 2 tane. Ama bu eve gelince çocuk 6 tane daha arkadaş bulduğunu söylüyor. Laura oğlanı ciddiye almasa da, Simon ortadan kaybolduğunda hayali arkadaşların bundan sorumlu olduğuna inanmaya başlıyor.



Film klasik korku filmi kalıplarını kullanıyor elbet, kendine kendine dönüp duran gıcırtılı salıncak, duvarların içinden gelen ürkünç sesler, çat çut açılan kapılar... Ama kendi hikayesini anlatırken gayet ürpertici olmayı başarıyor film, yeminle en az 2 sahnede "ananıbacını" diye yerimden sıçradım. Beri yandan film annenin evladına duyduğu sevgiyi alabildiğine güçlü bir dille anlatıyor. Öyle ki film bittiğinde korku ya da gerilim değil, çok çarpıcı, sağlam bir dram izlemiş gibi hissediyorsunuz.


Bu arada filmde kullandıkları klasik kalıplar bana çok çok eski başka bir filmi anımsattı. Hani adam tek başına kocaman bir eve taşınıyor, evde ufak bir çocuğun hayaleti mi ne varmış, merdivenlerden lastik topu atıp tutuyor, tekerlekli sandalye kendi kendine yürüyor filan... Anneeeeee:!


El Orfanato, şahane görselliği, klasik yetimhane hikayesi, ürkütücü olduğu kadar derin duygusal sahneleri ile harika bir film.  Bir gece evde yalnızken ışıkları kapatıp izleyin derim.)

xo xo