oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2015 Pazartesi

Layers of Fear (2015)

Geçenlerde Steam'i açtığımda erken erişimde bir oyun dikkatimi çekmişti, Layers of Fear isminde bir korku-gerilim oyunu idi bu. Oynasam mı diye düşünürken Kediler ve Kitaplar'ın "çok güzel, mutlaka oynayın" tavsiyesini görünce artık 1 dakika bile düşünmeye gerek yok dedim ve 18 TL'ye Steam'den oyunu indirdim.



Neyse efendim oyun indi, açtım. Kara bir ekran. Sonra oynadığım karakter yani ressam eve geldi. İçeri girdik. Ev bomboş, dışarıda yağmur fırtına... Evde dolanmaya başladık. İşte adventure oyunlardan alışkın olduğum üzere her çekmeceyi, dolabı açıyorum bakıyorum ama bu öyle bir oyun değil. Amaç eşya toplamak değil. Sağda solda okuduğum ufak ufak notlarla ilerlemeye başladı oyun, ressamın atölyesine girmek için çalışma odasında anahtarı bulmak gerekiyordu. Üst kata çıktım. Ama evin her tarafı meşhur tablolarla bezeli, huzursuz müzik, fırtına sesi, camlara vuran ağaç dalı gölgeleri ile olağanüstü bir atmosfere sahipti. Ve incecik, buz gibi bir kıymık gibi, hep tuhaf bir his var evde.

Sonra ufak ufak olaylar başladı, ben de "Aaahhhh", "Ananı bacınıı", "Allahhhhh" diye heyecanlanmaya başladım. Hiç anlatıp da keyif kaçırmayacağım korkmayın. Sadece şunu diyebilirim, oyunda öyle ne bileyim Bio Shock'daki gibi lönk diye köşeden çıkan zombileri öldürmüyorsunuz ya da ceplerinize bir sürü eşya doldurup tuhaf bulmacalar çözmüyorsunuz. Oda oda evi dolaşıyorsunuz ama bir noktada benim tüylerim havaya bir dikildi, dört saat inmedi. Bağıra bağıra oynadım desem yeridir, "yeteeerr artık dayanamayacağımmm" diye inledim ama devam ettim. Bir kapı daha açtım, bir köşeyi daha döndüm. Felaknasfelaknasfelaknas diye korka korka arkama dönüp baktım.

Oyun baştan sona olağanüstü bir atmosfer yaratıyor ve sizi bununla geriyor. Başınız dönüyor, inanamıyorsunuz. Ama devam etmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Çok korkuç ve çok güzel bir oyun bu. Mutlaka oynayın!

Ekran görüntüleri Steam'den:












18 Şubat 2012 Cumartesi

Her Telden : Oyun, Sevgililer Günü, Kate, Angie

Geçen haftasonu Star Wars 1. Bölüm'e gitmiştim ya, filmden çıkınca koşa koşa oyuncakçıya gidip yeni SW dalgasına teslim oldum dostlar. Tam tüketim çağı çocuğuyum işte: daya filmi, daya oyunu, oyuncağı; elalemi zengin etsin :)) Darth Vader aldım bir tane, kütüphaneme yerleştirmek için. Konya'dan getirdiğim bembeyaz Mevlevi dervişinin yanında kapkara Sith Lordu tuhaf görünceğinden Vader'ı başka bir bölmeye yerleştirdim tabii, ama önce kediyi epey bir kızdırdım ahahaah, sinir oldu heyvan Vader'a! Sürekli pençe attı, ısırdı, aman vermedi kara Lorda:))


Haftasonunun kalanında Lego Star Wars PC oyun serisinin üçüncüsünü, Clone Wars oyununu oynadım. Oyunu Steam'den aldım. Steam'i Çavlan ve güzelim Limbo yazısıyla keşfetmiş idim sağolsun:) Yeni oyunları satın alıp indirebileceğiniz, demoları oynayıp forumda diğer oyuncularla fikir alışverişi yapabileceğiniz bir oyun platformu Steam. D&R'da 99 liraya satılan Lego Star Wars III The Clone Wars, Steam'de 20 USD (46 lira çıktı ekstrede) . Paypal ile güvenli bir şekilde satın alıp, bilgisayarınıza indiriyor ve oyun keyfine başlıyorsunuz. Misal, Lego Harry Potter Years 5-7 henüz buralarda görülmedi ama ben an itibariyle Steam'den indiriyorum:)) Böyle şahane bir oluşum işte Steam.

Victory? Victory, you say? Master Obi-Wan, not victory. The shroud of the Dark Side has fallen. Begun, the Clone War has! 
 
Oyun ise gayet zevkli, Star Wars aleminin benim pek bilmediğim bir bölümünde maceralar geçtiği için benim için daha da heyecanlı oluyor tabii. Zaten şu Lego oyunlarını ayrı bir yazıda ele almak istiyorum. Hemen hepsini oynadım.  Çok seviyorum bu basit, renkli, eğlenceli oyunları:))

Geçen haftanın aman aman herkesi heyecanlandıran meselesi Sevgililer Günü idi tabii. Biz de birbirini seven arkadaşlar olarak biraraya geldik, ne kadar şahane değil mi? Minik Sinem bizimle buluşamadı yalnız, çünkü memleketten babası gelmiş idi. 


Valentine'i kutlamak için (o ne lan?:)) kızçelerle beraber fajita yedik, kırmızı şarap kadehlerimizi tokuşturduk, bol bol sohbet ettik... Gecenin en eğlenceli muhabbeti ise benim çocukluk tekerlemelerim oldu. Size de olur mu, dünkü şeyleri anımsamazsın da ufacık bir veletken ezberlediğin küfürlü şeyler hep aklında kalır. Mesela bir tanesi şu:

Toros dağlarının etekleri, götüne girsin bal petekleri
Bal peteklerinde ballar, götüne girsin ayağımdaki postallar
Ayağımdaki postalların bağları götüne girsin Toros dağları...

Sanki böyle sonsuz bir döngüyle uzayıp giden bir şiirdi işte, 20 seneden fazla olmuş ki hala aklımda. Bir diğeri de sayılarla ilgili olan tekerleme idi, mesela bunu Deniz de anımsamıştı, o da söylermiş küçükken bunu:

Bir! Pirenin götüne gir!
İki! Tilkinin siki!
Üç! ???
Dört! Dön de götünü ört!
Beş! Beşikten düş!
Altı! Babanın bıyığı yolda kaldı!
Yedi! Yengem seni yedi!
Sekiz! Serçe boku ağzına sakız!
Dokuz! Götüne kıllı topuz! (ahahah bu iyiymiş)
On! Osman'ın götüne kon! (bir klasik)

Böylece çok eğlenceli bir sevgililer günü yaşamıştık sevgililerimle dostlar:)

Sevgililer Günü'nde boş durmayan bir başkası da Cambridge Düşesi Catherine idi. Prens kocası William, askeri görevi için Falkland adalarına gidince, Catherine de hamisi olduğu hayır kurumlarını ziyaret etmeye başlamıştı. Sevgililer gününde, Catherine, Liverpool'da bir çocuk hastanesini ziyaret etti. Sade kahverengi palto ve düz siyah etek-kazak giyerek dikkatleri kıyafetinden uzaklaştırıp hayırseverliğe çekmeye çalışmıştı sanırsam. O kadar sadeydi ki, Kate Alert yapmadım. Ama çocuk hastalarla çektikleri fotoğraflar beni etkiledi. Çok sıcak ve gerçekten ilgileniyormuş gibi görünüyordu. Aferim Kate!




Bu haftanın son güzelliği ise Angelina Jolie'den geldi. Angie bu aralar Brad ile beraber yönetmenliğini yaptığı Blood & Honey filminin tanıtımı için Avrupa'yı turluyor. Paris'teki halini o kadar çok beğendim ki anlatamam, şuracıkta bir fötösü olsun istedim:





 Kıyafet Ralph and Russo tasarımı imiş.



Brad ve Angie hiç ayrılmasınlar istiyorum. Güzellikleri, yetenekleri, dünya çapında hayır işleri ve boy boy, renk renk, her cinsten yavrularıyla gerçek bir kraliyet ailesi onlar bence.

Cuma günü de bekledik, afet inecek, tufan kopacak acaba nasıl birşey görelim dedik ama çok şükür, soğuk ve biraz kardan başka bir facia yaşanmadı.

İşte bir hafta böyle geçti, mutlu ve eğlenceli haftasonumuz başladı dostlar:)

yaşasın Cumartesi!

xo xo

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Gökten zembille inmiş bir site : Friv.com

Eğer bazen siz de benim gibi, kitap okumak, müzik dinlemek, film izlemek istemeyip çok sıkılıyorsanız; derdime derman olan bu sitede vakit geçirmeyi deneyebilirsiniz:

http://www.friv.com/


Bir sayfada 250 tane flash oyun bulunuyor, seç seç oyna. Bazıları bağımlılık yaptığı için takılıp kaldım, diğerlerine bakamadım, yani henüz çok azını denemişliğim var. Kıytırmasyon dress up oyunları da var, zekice oyunlar da, Karayip Korsanları bile var.

Bu sitede bana bağımlılık yapan oyun : Hall of the Wild. Ne yazık ki Cumartesi gece yarısı keşfettim ve istediğim kadar çok oynayamadım. Şu an parmaklarım karıncalanıyor, uyuyakalıp yere düşene kadar bunu oynamak istiyorum.



Oyun çok basit, ama grafikler çok şirin. Maymun arkadaşımızla okula dağılmış olan beslenme çantalarını topluyoruz. Ok tuşlarıyla ilerleyip, space ile zıplıyoruz yani klasik bildiğiniz kontroller.  Arkadaşımız neden maymun diyene cevabım okul müdürü de kurbağa olacak:))) Maymun bazı yerlerde daha ileri zıplamamıza yardım ediyor, okulda her ne hikmetse tepeden sallanan lastikler, sarmaşıklar ve içine zıpladığımızda bizi bir yerden bambaşka bir yere uçuran su boruları var. Bunlar da oyunun ilerleyişini hareketlendiriyor. Grafikler de çok renkli ve sevimli olduklarından benim oynadıkça oynayasım geldi.


Ayrıca çok güzel bir öneri : Online oyunlara meraklıysanız mutlaka KEDİLER VE KİTAPLAR'ı ziyaret edin ; Umut'un tanıttığı muhteşem oyunlara mutlaka göz atın, bayılacaksınız.

Allahım akşam olsa eve gitsem de bayılana kadar oyun oynasam:)))

22 Temmuz 2010 Perşembe

Bu oyunu oynamazsa ölecek hastalığına yakalandım koşun:))) LEGO Harry Potter : Years 1-4

LEGO oyunlarına bayılıyorum biliyorsunuz. Yani Lego'nun sevdiğimiz filmlerden uyarladığı oyunları kastediyorum. İlk oynadığım Lego Indiana Jones idi. Indy filmlerindeki maceraları Lego evreninde yaşamak çok zevkliydi, o küçük Lego adamcığı gerçekten Indy olmuştu gözümde. Sonra Lego Star Wars ve Lego Batman oyunlarını oynadım. Bu oyunlar o filmi tamamen Lego evreninde yaratıyorlar. Gerçekten filmdeki maceraları baştan sonra yaşıyorsun, ama konuya esprili yaklaşıyorlar, Death Star'daki vıjjtt vıjjttt cam silici Stormtrooperlar gibi:))) Hikayede ilerlerken hazineleri topluyorsun, düşman Lego adamcıkları ve parçalanmaya uygun herşeyi patlatıp çıkan parçalardan yeni araçlar yapıyorsun, bilmeceleri çözüp gizli geçitleri açıyorsun, yok işte uzayda Millenium Falcon 'u yönetip astreoid tarlasından kurtulmaya çalışıyorsun . En son oynadığım Lego Batman'de oyunu bitirdikten sonra hikayenin villain kısmını da oynayabiliyordun, yani bu Kedi Kadın, Penguen, Joker, Riddle; ukala Batman gelip oyunlarına çomak sokmadan neler yapmışlar, tuzakları nasıl hazırlamışlar, hepsini birebir yaşamak çok eğlenceliydi. (En zevklisi de Joker olmaktı tahmin edersiniz ki. , sürekli diğer karakterlerle tokalaşıp cazırt cozurt kızarmalarını yapıyordun) Tabii oyun boyunca filmlerin ikonik müzikleri de bize eşlik ediyor. (Batman için Tim Burton filmleri temel alınmış, yeni filmler değil:)

Veee , işte Lego nihayet Harry Potter serisine de el attı ve Harry'nin ilk 4 yılına kapsayan LEGO HARRY POTTER : YEARS 1-4 oyunu yayınlandı. Oyunun resimlerine bakınca bile ağzımın suları aktı dostlar. Ayrıca oyun sanırım kitaplara daha bağlı kalmış, Peeves karakteri yokmuş gibi davranmamış mesela. Bu Lego oyununda da çeşit çeşit karakterlerden herhangi biri olarak oynama şansımız var, hatta Crookshanks ya da Scabbers bile olabiliyoruz (küçük deliklere girmek için) . Her karakterde farklı özellikleri kullanabiliyorsunuz.

Oyun bizim memlekete gelmiş mi haberim yok, ben zaten Ebay.co.uk'den alırım. Alırım almasına da , hani nerde bu oyunu oynatacak bilgisayar diye sormazlar mı adama? HÜÜÜEEEEAAAAA ÜHÜÜHHÜÜH:(((((

O zaman oyunun resimlerine bakalım. Resimleri IGN.COM sitesinden aldım.

Snitch'i yakala!

Besides, It's LeviOsa, not LevioSA

Hah, serada işler çığırından çıkmış:)



Hogwarts'ı keşfet

O arkadaki uçan yaratık, Adı Anılmaması Gereken Kişi mi?


Fred ! George! Hogsmeade!


Balkabağı suyuuu, kaymakbirasııı

Lupin ve Sirius

Haydi Gryffindor söyle şimdi: Kralımızsın Weasley.

Flitwick'in Lego versiyonunu merak ettim yahu, zaten minicik, Legolar da ufacıcık, adam bamya kadar kalmıştır.

Peeves! Bu Peeves'i filmlerde yok saymalarını hiç anlamıyorum. Hogwarts Savaşının sonunda kim söyleyecek o şarkıyı??

O zaman yarın da size oynadığım diğer Harry Potter oyunlarını anlatayım dostlar.

xo xo

27 Kasım 2009 Cuma

Lego Indy geri döndü

Bir süredir çıktığını biliyordum , işte artık D&R'da da var. En sevdiğimiz kamçılı adam , yeni Lego oyunu ile geri döndü dostlar. Yaptığım araştırmaya göre oyun yine ilk 3 filmi kapsıyor, ama farklı maceralar oynuyoruz, ve tabii oyunun büyük kısmı da Kristal Kafatası Krallığı macerasına aitmiş. Çok sevindim, hemen D&R'a koşup almak istiyorum , hem sağı solu havaya uçurduğum lego konsepti, hem de en sevdiğim Indy:)))




21 Ağustos 2009 Cuma

Underworld tatil

1 haftalık tatilime gidiyorum, bavuldan giysileri çıkartıp bilgisayarımı ve TOMB RAIDER UNDERWORLD oyununu koydum :))) Bayılana kadar oynarım işte en zevkli şey.

Bye.


5 Ağustos 2009 Çarşamba

Tomb Raider Anniversary

Bu oyun 2006 yılında, Lara'nın 10.yıldönümü şerefine yayınlanmış. Benim oynadığım ilk Tomb Raider oyunu ise Legend idi ve o kadar sevmiştim ki, geçenlerde bu Anniversary'i almış idim.

Bu arada Legend'ı bitiremedim, ortada bir bölümdeki boss fight'ı geçemedim , böyle şeyleri beceremiyorum ama Lara'nın Indiana Jones tadında keşifleri, maceraları ve bulmacalarına bayılıyorum.

Neyse efendime söyleyeyim, Anniversary'de Lara bilmem neyin peşinden Peru'ya gitti dostlar. Burada harika ortamlardan atlaya zıplaya geçerken, karşımıza T-Rex çıktı eşşek kadar yuuuhhh. İşte burada yeni bir özellik olan adrenalin saldırısını kullanmak gerekiyormuş. Yaa daha oyunun başı, ben de böyle şeyleri beceremem, 2 gün uğraştım.


Zaten sağlık paketlerini, cephaneleri buluyorum ama relic ve artifactleri bulamıyorum. O kadar üzüldüm ki, bu T-rexi geçemezsem oyuna devam edemeyecektim, yeni bölümleri göremeyecektim, aaa ne yapayım? tabii saatlerce internette araştırma yaptım, sonunda adrenalin saldırısı yapmak için, sağ tık sürekli basılı olacak, bu arada sol tıkla ateş etmeye devam ediyorsun, düşmanın çok kızıp kükreyinceee sağ tıkı hiçç bırakmadan , sağa ya da sola giderken Shift'e bas, sonra hedef odaklanınca tek kere ateş et aaaaaaaayyyyyy, sağ tıkı bırakmayacaksın sakın. Ohh, fakat bunu becerince T-Rex'i geçmek 1 dakika sürdü . Neyse Peru bölümünü bitirdim bakalım bu gece yeni bölümler, yeni maceralar, yeni katliamlar beni bekliyor dostlar.
Tomb Raider oynarken kendimi Indy gibi hissediyorum işte çok zevkli. Bu yüzden Underworld için de sipariş geçtim ebay.co.uk'e. Hepsiburada.com'dan alırsan 70 TL, Ebay'den alırsan 10 pound, gönderi dahil. Neden acaba bizim memlekette düdüklenip duruyoruz dostlar??? Ayrıca bu tarz tavsiye edeceğiniz oyunlar varsa mesajları yağdırın. OK?Thnxbye.
xoxo

8 Temmuz 2009 Çarşamba

hii huu

İşte bilgisayarımı tamirden almıştım, meğerkim şu Mecidiyeköy'den aldığım muadil adaptör sorunluymuş püüüüü (güdümlü anne tükürüğü geliyor bu noktada) 22 TL servis parası ile 80 TL orijinal adaptör parası kaçmış poposuna benim notebookun, çıkarttık!

Artık bayılana kadar oyun oynayabilirim, sabaha kadar mokoko , batman, indy, star wars, yürü be! Ha bu arada bilgisayarın içinden Off Road diye bir cd çıktı, oyun herhalde... artık geçen hafta format atanlar mı unuttu, Perpa'daki tamirciler mi unuttu bilemedim hahahaahah.


18 Mayıs 2009 Pazartesi

Tomb Raider Legend

Haftasonu kendime D&R'ın ucuzcu köşesinden oyunlar almış idim. Bir tane Ratatouille oyunu mesela, fareyi hoplatıp zıplatıp mik mik öttürüp bir takım bulmacalar çözdüğün bir oyun. Bundan hemen sıkıldım tabii, Lara Croft Tomb Raider Legend oyununu kurdum. Oyunu kurmak bir saat sürdü, o kurulurken ben de Bend It Like Beckham filmini izledim. O arada da tırsıyordum, kurulması bu kadar uzun sürüyorsa, ya oynatmazsa benim takoz notebook bunu? Neyse, gayet güzel oynamaya başladım. Gadanallahhhh!! Çok zevkliymiş beaaa. Indiana Jones tadında. Şu anda Bolivia'da dağları, dereleri, koca koca şelaleleri aşarak girdiğim tapınaktan çıkmaya çalışıyorum. Tapınağa girene kadar bi sürü dangalak herif, 2 tane de gariban jaguar öldürdüm. Peki ama tapınağa neden gelmiştim? Hiç fikrim yok. Yolda bir takım altın para benzeri şeyler topluyorum ama özellikle aradığım birşey mi vardı, valla hatırlamıyorum hahahaah. Bir de görüntü kayıyor arada Lara'nın koca götünün tam altına iniyor kamera, ya da meme çatalının üzerine çıkıyor. Çocukların Lara'yı neden çok sevdiğini şimdi anlıyorum. Taş gibi ama bizden iş çıkmaz hahahahaa. Neyse bakalım, şu tapınaktan çıkıp nereye gideceğim, çok zevkli oyunmuş heee. Indy'i seven herkese tavsiye ederim. Indy'nin de yeni oyunu çıkıyor. Ya da çıkmış da olabilir : Indiana Jones and the Staff of Kings. Ama PC versiyonu yok, konsola çıkartıyor körolasıcalar. Anladık, gidip bir PS2 alacağım ucuza, ne yapayım. Ööööf.

29 Ocak 2009 Perşembe

6 Aralık 2008 Cumartesi

ultimate siyah ayakkabı

Bizim blogcak bir siyah ayakkabı problemimiz var malumunuz. Yıllardır "o" siyah ayakkabıyı arar dururuz. Bildiğin basic siyah ayakkabı. Bir türlü "o"nu bulamamış idik. Bugün ben de artık son çare, gözümü kararttım ve Camper tükkanına giderek ceplerimi boşalttım ve bu ultimate siyah ayakkabıyı aldım dostlar:
Artık bu da olmazsa, valla kahverengiye geçeceğim. Oyyy oyy.

Efendime söyleyeyim, son haftalar tam bir kabustu. Tekstil sektörünün kutsal koleksiyon mevsimindeyiz. Geceyarılarına kadar numune yapıp kargo şirketlerine avuçla para saçıyoruz teslim tarihlerini yakalayabilmek için. Ne kadar kendini kendini tekrar eden berbat bir döngü değil mi Lady Charlotte'cuğum?

Bu hezeyenlar içerisinde kafamı rahatlatmak için ne yapıyor idim? LEGO Indiana Jones The Original Adventures oyununu oynuyordum tabii ki. Öykü modunda 3 bölümü de bitirdim. Yani 3 filmi baştan sona oynadım. Çok zevkli, çok komik, resmen lego adamcığını Indy yerine koydum. Öykü modunu tamamlayınsa serbest oyun seçeneği açılıyor. Bu sefer 3 bölümü baştan , istediğin karakteri seçerek oynuyorsun, oynarken de sürekli kişilik değiştirebiliyorsun. Mesela ben bazukalı düşman askeri kişiliği olarak oynuyorum şimdi, sağda solda ne varsa havaya uçuruyorum ohhh... Sen sağ ben selamet, ne koleksiyon kaldı, ne cari hesaplar aklımda.

Bayram tatilinde de parasızlık sebebiyle seyyahate gidememekten ötürü moralim bozuk. Bu yüzden bir oyun daha aldım. Lego Star Wars II : The Original Trilogy püüahahahhah . Sonuçta hayatta en çok Star Wars ve Indiana Jones serilerini seviyorum (Godfather üçüncü geliyor) Lego Star Wars oyunu, Indy'nin oyunundan daha önce çıkmış, oynanma mantığı aynı, legolardan yaratılmış Star Wars evreninde Prenses Leia olarak filmleri baştan sona oynuyor, lego parçacıklarını patlatıp gerekli eşyaları yapıyor, bulmacaları çözüyor, karakterleri yönlendiriyorsunuz. Bunlar benim için hayatta en sevdiğim oyunlar oldu. Daha da oynanmayı bekleyen 2 adventure var, Secret Files Tunguska ve Egypt III fate of Ramses. Fakat bu Indy ve SW üzerine adventure oyunları şimdi ağır ve sıkıcı gelecek.

Bayram tatilinde okuyacak bir sürü kitabım da var. Mesela yepyeni Paris kitabım :

Bu sadece o fotolarla dolu kitaplardan değil. Küçük resimli bir Paris ansiklopedisi tadında. Hatta şu ayakkabının masrafının ağırlığından kurtulunca bunun Roma versiyonu, varsa antik Mısır versiyonunu da isterim. O kadar güzel, dolu dolu bir kitap.

Haa unutmadan, bir de kendime Patrick aldım, şişko pembe denizyıldızı Patrick! Şimdi bayramda el öpmeye gelecek yeğenlerimden saklamam gerekecek Patrickimi .

18 Kasım 2008 Salı

10 Aralık 2006 Pazar

TheHOUSE

kendi kendine ödünü patlatmak isteyenlere :

TheHOUSE

daha önce bunu yollamıştım ama linki değiştiği için tekrar yolluyorum. Mutlaka sesli oynamak gerekiyor. Odada tek başınıza iseniz, ışşığı da kaparsanız sıkı geriyor insanı.

13 Nisan 2006 Perşembe

korkmak isteyenler için birebir

www.sinthaistudio.com/thehouse

ses mutlaka açık olmalı, boş bir ortamda olursanız daha da güzel, karanlıkta izlemeye ben şahsen cesaret edemiyorum, daha ilk odada ödüm patladı ...

1 Mart 2006 Çarşamba

99 ROOMS

Flash ile tasarlanmış harikulade çarpıcı 99 tane odayı gezebiliyorsunuz, mükemmel.

99ROOMS.COM