sherlock etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sherlock etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2012 Perşembe

Sherlock - İkinci Sezon

Bugün hava muhalefeti sebebiyle şirketi tatil etmişlerdi dostlar, ben de ayaklarımı uzatıp geçen sene kendimden geçerek ilk sezonunu izlediğim BBC yapımı modern Sherlock Holmes dizisinin ikinci serisini izledim. Sezonları maalesef sadece 3 bölümden oluştuğu için bir günde bitirmek mümkün. Ama etkisinin bir günden uzun süreceği kesin.

İkinci sezonun ilk bölümünde (A Scandal in Belgravia), Sherlock Holmes'un hayatında iz bırakmış yegane kadın olan Irene Adler ile tanıştık. Bu yeni femme fatale karakteri Lara Pulver oynamış ve müthişti, o eski Humprey Bogart filmlerindeki tehlikeli kadınlar gibiydi ne bileyim. Özellikle hiçbir yeri görünmeden çırılçıplak oynadığı sahnenin koreografisi şahane idi.



İkinci bölüm, en meşhur Sherlock Holmes hikayelerinden birinin uyarlaması : The Hounds of Baskerville, daha çok bir gerilim filmi gibi olmuş. İlk bölüm kadar çarpıcı olmasa da heyecanla izleniyor.

Ama bütün bu ikinci sezon, hatta bu dizi sanki son bölüm için yazılmış : The Reichenbach Fall. Dizi bu sanırım bu hafta Cnbc-e'de yayınlanmaya başlayacak. O yüzden ne olmuş ne bitmiş bahsetmeyeceğim, merak etmeyin. Sadece çarpıldım diyeceğim. Son derece zekice, aynı zamanda belki en duygusal Sherlock bölümü idi. Hikaye kadar oyuncular da kusursuzdu. Özellikle Sherlock'un ezeli düşmanı Jim Moriarty'i oynayan Andrew Scott "Allah belanı versin nasıl böyle oynuyorsun" dedirtti, adama hayran kaldım.


Yine de bu sezonun en çarpıcı teması arkadaşlık idi bence. Sanırım final bölümünde beni bu denli etkileyen de Sherlock ve Dr Watson arasındaki yüzde yüz bağlılık ve sonuna kadar, karşısındaki ne derse desin ona inanmaktan vazgeçmeyen müthiş dostluk oldu. Sezonda sevdiğim bir küçük detay da o meşhur Holmes şapkasının bu seride ortaya çıkması idi.

İkinci sezonda da, Sherlock Holmes ve Doktor Watson'ı kaçınılmaz olarak Benedict Cumberbatch ve Martin Freeman oynuyorlar tabii. Beraber harikalar, kimyaları müthiş. izlediğimiz şeye inandırıyorlar. BBC'ye üçüncü sezonu şimdiden sipariş ettiği için saygı ve sevgilerimi gönderirken, bu dinamik ikiliye de nice sezonlar diliyorum beraber.


Bu diziyi izleyin, izlettirin dostlar. Tam ihtiyacımız olan, son derece zekice ve çarpıcı bir yapım Sherlock. Yılın en iyi işlerinden.
Xo Xo

5 Haziran 2011 Pazar

Sakin Haftasonu

Bu haftasonu evdeydim. Cep telefonuma gelen hava durumu mesajları bile "İstanbul'da hava çok güzel, dışarı çık, dışarı dedim" minvalinde idiler. Hatta aklımdan Bebek parkındaki şenliğe gitmeyi geçirdim, iki adım yürüme mesafesinde, bütün bloggerlar orada, aman pek üşendim. Kalabalıktan da gözüm korktu açıkçası, haftasonu kafamı dinleyeyim dedim. Ama annem gitmiş, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği standından birşeyler almış, duyarlı annem benim.

Cumartesi evde yalnızdım, epeydir ilk kez oldu bu, ama hiç sıkılmadım, hatta çok keyifli bir gün geçirdiğimi söyleyebilirim. Önce kedişi furminatörile bir güzel fırçaladım, yavrucak bu mevside tüy boşaltıyor biliyorsunuz, evin içi tüyden geçilmiyor. Epey tüyünü temizledim kedinin. Sonra yeni aldığım Yakala Chet! 'i okudum, harikaydı, çok keyiflendim:) . Sonra şukela BBC dizisi Sherlock'un DVD setini almıştım, onu seyrettim.


Bu versiyonda Sherlock Holmes ve Doktor Watson günümüz Londrasında suçluların peşinde koşuyorlar, dizi geçen aylarda CNBC-e'de yayınlamıştı. O kadar beğendim ki, setini aldım. Ah, ne acıdır ki ilk sezonu sadece 3 bölüm bu mükemmel uyarlamanın. Karakterleri günümüze kusursuz şekilde adapte etmişler.  En çok hoşuma giden, cep telefonlarına gelen mesajlarıni aramaların ekranda bize de gösterilmesi... Sherlock olay yerini incelerken görüdğü ipuçlarının ekranda yazması, geri dönüşlü açıklayıcı çekimler, bir de tabii Londra manzaraları. Oyuncular da kesinlikle görmelere değer, hele Sherlock Holmes rolündeki  Benedict Cumberbatch tam rolünün adamı olmuş. O tekinsiz, açık mavi gözler; o Alan Rickman-vari nefis ses tonu! Vasiyet ediyorum, ilerde Harry Potter baştan çekilecek olursa Snape'i Benedict oynasın!

Sonra bir de omlet yaptım, evde yalnızsam kendime daima omlet yaparım:) Eskiden yumurtaları kırdığım çanağa bolca kaşşar rendeler, salam sucuk ne bulursam doğrar, omleti bu şekilde pişirip bir nevi pizza elde eder idim. Ya da yumurtaları bolca tulum peyniri ile çırparak nefaset bir omlet yapabilirdim. Bu sefer salt yumurta çırptım ama 30 gram peynir hakkım daha vardı, 2 incecik dilim taze kaşarı tam pişmek üzereyken omletin üstüne koyup erittim. Biraz da sumak serpince bence çok lezzetli bir omlet oldu.


Bu omletin üstüne acayip kallavi bir de Türk kahvesi pişirdim, amanın çok güzel olmuştu, ellerime sağlık:)) Sonra da uyuyakalmışım zaten:)))

Pazar günü bildiğiniz gibi , kitap okuyarak, kediyle oynayarak geçti. Birazdan Behzat'ı izleyeceğiz ve haftasonu toptan bitecek. Haaa, bir de bu gece MTV Movie Awards töreninde Breaking Dawn 1. Bölüm teaser trailer yayınlanacak (Fragmanın fragmanı yani). Bunca zaman Twilight yazısı yazmışlığımız var, bahsetmeden geçmeyeyim dedim. Ödül töreninde yayınlandıktan sonra, teaser'ı bu adresten izleyebilirsiniz:))

xo xo