Filmin en kötü tarafı, daha ilk saniyede başlayan, son derece yavan, adi müzikti. Zaten filmin enerjisi çok düşük, her sahnenin altına gıygıy pembe dizi müziği döşeyince film gerçekten bayağı bir hal almış, iyice iç sıkıcı olmuş. Bu da hayrete şayan, Twilight filmleri daima sağlam müzik seçimleriyle bilinir. Arada çalan birkaç hareketli şarkı biraz durumu toplasa da, filmin bütününe yaydıkları bayık müzik maalesef işleri iyice kötüleştirmişti.
Daha önceki filmlerde sevdiğimiz Alice'in saç tuvaletini değiştirmişler, olmamış. Onun kırpık, sivri uçlu saçları olması lazım, kısacık traşlı değil. Zavallı Jasper'ın 2 cümlesi filan ancak vardı herhalde. Emmet şöyle bir göründü. Dünyanın en muhteşem sarışını olması gerekirken epesmer bir oyuncu tarafından canlandırılan Rosalie, ilk filmde okside sarı saçları ile gözümüzü acıtmış; ikinci filmde sarı peruk-kara kaş kombosuyla günümüzü şenlendirmiş, üçüncü filmde ise nihayet kendini bulup sarışın havasını yakalamıştı. Bu filmde Rosalie'nin yine perukası değişmiş, bu sefer de bizim röfle hastası umutsuz ev kadınlarına benzemişti. Röfleli Rosalie yuh! Nasıl Edward daima ilk filmdeki gibi görünmeli idiyse, Rosalie de daima üçüncü filmdeki haliyle kalmalıydı. En güzel, en doğru hali oydu. Geçmişler olsun artık. Carlisle desen, film yıldızları gibi görünmesi gereken baba vampir, iğrenç sarı peruğunu kafasına yapıştırıp küçük kızların çişli donlarını koklayarak kendinden geçen bir sapık gibi görünüyordu.
Bella'nın babası Charlie'yi canlandıran Billy Burke, filmdeki en iyi oyuncudur herhalde, çok sıcak, ifadeli bir yüzü var. Onu da harcamışlar, o eğlenceli tek satırlık vurucu replikleri yoktu bu filmde, eksikliğini hissettik.
Hiç bir zaman Team Jacob taraftarı olmadığım halde, Taylor Lautner sayesinde sonunda Jacob taraftarı oldum sanırım. Kendisi bu donuk, cansız, bomboş, sünepe filmde tek izlemeye değer varlıktı. Samimi ve sıcak; gayet doğal buldum, oyunculuğunu izlemekten zevk aldım.
Ya da film o kadar kötüydü ki, Taylor Lautner'in oyunculuğundan zevk alır hale geldim bilmiyorum. Bana da yazık!
Filmde hakkını vermem gereken bir nokta, vampir kocasından hamile kalan Bella'nın o korkunç makyajı idi. Evet kıza süper makyaj yapmışlar, bilgisayar efektleri ile de karnındaki şeytan çocuk tarafından iliği kemiği ve de kanı sömürülen Bella'yı çok başarılı bir şekilde ekrana geirmişler. Tabii Bella'nın çirkin geberik halini görmek için sinemaya gitmeye değer mi, ona siz karar verin artık.
Finalde kayan yazılardan sonra sürpriz bir sahne var, meraklısına duyurulur. Artık illa gidip bu rezillik senfonisi izlediyseniz, onu da bekleyip görün.
Gitmeyin, gitmeyin, gitmeyin... Yazık günah, para israfı bir film. Bu filmin yayınında ve yapımında emeği geçen herkesi eşşekler kovalasın çıkmaz sokaklarda. Ayıp ayıp, film diye çekilir mi bu, git Cesur ve Güzel çek, beşgen çeneli , siyah slip mayolu Ridge Forrester izleyelim daha iyi!!!




