çok yalnız hissediyorum. hep yalnız olduğumu sanıyorum.
bu duyguya alıştığımı sanıyordum, bunca yıl sonra, alıştım, kabullendim sanıyordum
ama alışmamışım, çok zor geliyor, çok zor geliyor, hala neden ağlatıyor bu his beni?
yalnızlık iyi değil midir, yalnızlık güzel değil midir
kapı önündeki masamda çok yalnız hissediyorum
bir daha o güzel, hafif, kaygısız günleri yaşamayacak mıyız?
neden buna gereksindiğimi de anlamıyorum
keşke yalnız olabilsem
o kadar birşey olabilsem, güçlü mü? ne? güçlü olmak bu mu?
şu kısacık ömrümce hep yalnız oldum, ama hiç alışmamışım
ne tuhaf.
yalnızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yalnızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Şubat 2005 Pazartesi
17 Şubat 2005 Perşembe
siz kazandınız
ben kaybettim
ben de artık herkes gibi mutsuzum
bir farkım kalmadı.
evet siz kazandınız.
ben de artık herkes gibi mutsuzum
bir farkım kalmadı.
evet siz kazandınız.
5 Ocak 2005 Çarşamba
bugün gülmek için ne yaptın?
hayat ne kadar rutin. büyümek ne fena. üniversitede olsak, nerede akşam orada sabah gezip tozarak, her gece içeip sarhoş olsak ve bu bize koymasa, çünkü sabahın karanlığında kalkıp işe gitmek zorunda olmasak. ama bu çirkin dünyada illa ki büyüyeceğiz. maaşımız, servisimiz olacak, her ay kredi kartı borcunu ödemek için her sabah karanlıkt kalkıp işe gideceğiz, her akşam boğucu bir trafikte boğuşup eve leş gibi geleceğiz. ve bu bile bir şans, evet bu rutin hayata sahip olmak bir şans, bir ofis işin olması, maaşının olması şans, çünkü o kadar çok insan buna sahip değil ki, en temel yaşam hakkı, insanca yaşamak için en gerekli ihtiyaçlar lüks ve şans artık. bir elin parmakları kadar arkdaşım var. hiçbirimiz hayallerimizin peşinde koşmuyoruz. hoş benim hayalim falan kalmadı, şu anda ne istiyorum bir düşüneyim: yarın sabah uyumak istiyorum, sabahları karanlıkta uyanmak zorunda olmamak istiyorum, işten erkenden çıkmak, istiyorum, ama işimle ilgili birşeyler yapmak istiyorum, kendi sınırlarımı ölçmek, kendimi zorlamak, sonunda kendime aferin diyebilmek istiyorum, tek derdim kendimle, kendimi hayal kırıklığına uğrattığımı sanıyorum, potansiyelime ihanet mi ediyorum. merak içerisindeyim, hayallerimize ne oldu yahu? herhalde hiçbir zaman tekneyle dünyayı dolaşmayacağız ya da bir çanta takıp sırtımıza, tibet’e gitmeyeceğiz. ama işte buradayız, uzayda bir yer kaplıyoruz , ahmet bey’in dediği gibi bize vaad edilmiş hiçbir şey yoktu, o halde mutsuzluğumuz neden? bize hiçbir şey için söz verilmedi, işte dünya bu, hayatın bu, yerse durumları var yani. o zaman neden mutsuzuz? en azından hala “aman boşver, kasmayalım” diyebiliyoruz, gülebiliyoruz. o halde bizden iyisi yok bence, çünkü kimse GÜLMÜYOR. biz her fırsatta gülüyoruz, artık çoğunlukla hiçbir şeyi takmamaya çalışıyoruz, ne yapayım, bu işte, hayat bu, şu andan ne alırsan o kadar, bugün ne kadar güldüysen yanına kar kalan o, gerisi de boş, o yüzden hep bunu düşünmeli, bugün gülmek için ne yaptın?
12 Aralık 2004 Pazar
bu oyunda hiç şansım yok ama ben yine de denemeliyim
bu oyunda kazanmamın bir yolu yok mu? şimdi onu bıraksam, bir daha aramasam sormasam, umurunda bile olmayacak , bu fikir beni delirtiyor, çünkü bu arada ben onu özlediğimi düşünerek boşu boşuna üzülüyor olacağım, onunsa unutamadığı kimse olamaz, hiç etkilenmez , hiç üzülmez, hiç umursamaz... farketmez bile... bu da beni dehşete düşürüyor çünkü ben tanıdığım herkeste bir iz bırakırım.. o hariç... onu bırakırsam bundan hiç etkilenmeyecek ve yine o kazanmış olacak... o hep kazanır, zaten bu yüzden... neyse! benim bu ounda kazanmamın bir yolu olmalı... ama ben bunu denemiştim, iki yıl önce, bırakmayı... sonra ne oldu, ben üzüldüm ve döndüm ve döndüğümde aramızın açıldığını, o yakınlığımızın , o denli çaba gösterip elde ettiğim yakınlığın yokolduğunu görmüştüm ve bu bana daha ağır gelmişti... bu yüzden bunu tekrar yapmaya cesaret edemiyorum, çünkü dönmek istersem dönerim ve daha da çok uzaklaşmış oluruz ve çok üzülürüm, eğer gidersem bu sonsuza kadar olmalı. bu oyunda hiç şansım yok ama ben yine de denemeliyim diyerek bu kadar yıl devam ettim ama of çok sıkıldım, fakat bir iz bırakarak gitmek istiyorum. sadece bilmek istiyorum, acaba hiç...
4 Aralık 2004 Cumartesi
HAYATTA SADECE KÖTÜ DURUMLAR BİZE BİRŞEY ÖĞRETİR
Mutlu günlerden, iyi hatıralardan geriye kalan hoş bir sedadır, güldüğün yanına kar kalır, “bugün gülmek için ne yaptın” sorusuna cevap verebilmiş olursun
Kötü anlar ise kötülüklerine rağmen en öğretici şeylerdir bu hayatta,
Başıma son gelen (Cuma) kötü olayda hayat boyu unutmayacağım bir ders aldım,
“biri bir teklifte bulunduğunda – size şu gün kesin cevabımı bildireceğim- demek gerekir”, -haa peki olur- ya da -hayatta olmaz- dememek gerekir, üstelik ben bir de “olur” dediğimden şimdi bu beladan nasıl sıyrılacağımı düşünüyorum kara kara ama en azından çok iyi bir ders aldım
başıma bundan önce gelen kötü olaydan bir şey öğrenemedim, sadece günler boyu çok mutsuzdum ama geçti , o zaman belki de bunu öğrenmişimdir
bundan da önceki kötü olayda, çok çok iyi bir biçimde öğrendim ki, “hayatta davul bile dengi dengine” baba, günlük yaşamda herkes bir sosyal sınıfa dahil ve kendi ben kendi sınıfımdan olmayan biriyle olamam asla, dikkat ederseniz “ben” dedim çünkü bu benim için geçerli, benim karakterimle ilgili, belki sen başka sınıftan biriyle mutlu olursun ne diyeyim Allah mesut etsin
tabii her boku bilen atalarımız demiş ki,”bir musibet bin nasihatten iyidir”, bunun üzerine ben de bu kadar lafı boşa etmişim, saygılar!
Kötü anlar ise kötülüklerine rağmen en öğretici şeylerdir bu hayatta,
Başıma son gelen (Cuma) kötü olayda hayat boyu unutmayacağım bir ders aldım,
“biri bir teklifte bulunduğunda – size şu gün kesin cevabımı bildireceğim- demek gerekir”, -haa peki olur- ya da -hayatta olmaz- dememek gerekir, üstelik ben bir de “olur” dediğimden şimdi bu beladan nasıl sıyrılacağımı düşünüyorum kara kara ama en azından çok iyi bir ders aldım
başıma bundan önce gelen kötü olaydan bir şey öğrenemedim, sadece günler boyu çok mutsuzdum ama geçti , o zaman belki de bunu öğrenmişimdir
bundan da önceki kötü olayda, çok çok iyi bir biçimde öğrendim ki, “hayatta davul bile dengi dengine” baba, günlük yaşamda herkes bir sosyal sınıfa dahil ve kendi ben kendi sınıfımdan olmayan biriyle olamam asla, dikkat ederseniz “ben” dedim çünkü bu benim için geçerli, benim karakterimle ilgili, belki sen başka sınıftan biriyle mutlu olursun ne diyeyim Allah mesut etsin
tabii her boku bilen atalarımız demiş ki,”bir musibet bin nasihatten iyidir”, bunun üzerine ben de bu kadar lafı boşa etmişim, saygılar!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Eksik kalan 69. ve70. bölümleri valla yazacağım, seriyi tamamlayacağım diyerek Ezel'in 71. ve de en sonuncu bölümüne geçelim. DİKKAT...
-
***Dikkat! Bu yazı Ezel dizisi hakkında spoiler içermektedir*** Birinci Kısım burada: Ezel, Bir retrospektif - 1.Kısım Ezel, romanı andır...
