yeni yıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni yıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2014 Perşembe

Tombala Oynamayı Özlemişim:)))

Ben çok küçükken (ananasa sarılıp poz verdiğim senelerde), yılbaşının en büyük eğlencesi ailecek bozuk parasına tombala oynamak idi. Antika bir oyun setimiz vardı, taşları için eski, kareli bir torba; rengi solmuş kartlar... Kartların arkasında on yıllar önce amcalarımın, halalarımın başka yılbaşlarında aldıkları notlar, attıkları tarihler yazardı.

Bu sene yılbaşı gecesi, Japon abim, Sibo ve de minik Pelinsu bize geldiler gelirken de Pelüş'ün tombala setini getirdiler. Yemek faslından sonra masanın etrafına dizilip tombala oynadık, ne eğlendim anlatamam:))

Üzerinize afiyet, bu sene artık dırdırlarıma dayanamayan Japon abim bana bir hediye almıştı : 3 boyutlu Star Wars posteri:))



Hakan abimden de istediğim bir çantayı kopartarak yeni yıla pek renkli girmeyi garantilemiştim:)

Sibolar gelince önce soframızı kurduk. Bir sürü meze getirmişlerdi, annem belki de tüm dünyada en sevilen menü olan köfte-makarna yapmıştı. Ben de makarnaya 1 kavanoz pesto sosu dökerek yemeği havalı hale soktum. Sonra en sevdiğimiz ayak kokulu peynirlerle kocaman bir peynir tabağı hazırladım. Kuruyemiş zaten olmazsa olmaz. Sibel bir de çok hoş minik börekler yaptı, sosisleri ufak ufak kesip etrafına yufka sarıp kızartınca, tek lokmada yutmalık mini mini sosisli böreklerimiz olmuştu.




Böylece bayılana kadar yiyip içtik, Pelinsu'yu bile isyan ettirecek kadar çok fotoğraf çektik:))) Benim odamda huzurla uyumakta olan Kediş Hanım da nasibini aldı eğlencelerden:)))








Tabii bir Osman Aga olsun, Somalı Mustafa'dan Balıkesir çiftetellisi olsun... bunları çalıp çalıp epey göbek de attık ama o fotoğrafları ileride şantaj yapabilmek adına saklıyorum:)))

Gecenin ilerleyen saatlerinde ise sıra tombalaya geldi. Yahu ne kadar eğlendim anlatamam, özlemişim tombala şamatasını! Yok sen doğru mu çektin, yok sen taşlara bakıp bakıp torbaya atıyorsun, 50 dedim sen 51'i kapattın diye ne güzel didişe didişe oynadık:) Herkes bilir ki bu işin eğlencesi didişmekte:))




Oyundan sonra aaa bir de ne göreyim? Abim, Sibo, Pelinsu, hepsi bir tarafa serilip ağızları açık uyuyakalmışlar:))) Annem, babam, ben cin gibiydik maşallah:)) Yılbaşı gecesi diyet yapmamanın verdiği keyifle, pek özlediğim çerezleri avuçluyordum coşkuyla:)

Nihayet geceyarısına doğru herkes uyandı, şampanyamızı patlatıp pür neşe girdik 2014'e. Ailecek kutlayacağımız nice yeni yıllar olsun inşallah:)

Ayyyy, sonra o çerezler mi dokandı ne oldu anlamadım dostlar:) Sadece 3 bira içmiştim, sarhoşu geçtim, hıçkırık bile tutmamıştı. Fakat gece uyuyup uyuyup terler boşaltarak uyandım, bütün gece ateş bastı. Rüyamda lukur lukur coca cola içtiğimi gördüm filan:))) O kadar fena oldum ki, ertesi günü herkes evinde yayıp yatarken üşenmeden gittim 1,5 litrelik cola zero aldım da içimin yangınını öyle bastırabildim.

Bir süre çerez merez görmek istemiyorum:)

2014'de bol bol maceralarla ve yazılarla beraber olmak dileğiyle şimdilik esen kalın benim canımdan çok sevdiğim izleyenlerim:)


xo xo

6 Ocak 2013 Pazar

Yılın İlk Haftası

Yeni yıl diye diye kendimizden geçtik, yılbaşı diye kudurduk. Ne oldu? Yeni yılın ilk haftası geçti gitti bile. Pazartesi işten erken çıkmama, Salı da tatil olmasına rağmen bana pek ağır ve yorucu geldi Ocak'ın ilk haftası.

Pazartesi günü şirkette çocuk partisi vardı, herkes yavrusunu getirmiş, showroomda deli gibi hoplayıp zıplayıp eğlendiler, gangnam dansı bile yaptılar. Sihirbaz geldi, baloncu geldi, dananın kuyruğu koptu resmen:) Biz çocuksuz ve bekarlar da araya kaynayıp eğlenceleri izledik, sonra hepimiz evlere dağıldık.

31 Aralık'ta işten erken çıkmak çok iyi olmuştu, çünkü anneme epey yardım edebilmiştim. Çamaşırları topladım, sofrayı hazırladım, salatayı yaptım, kuruyemiş tabaklarını doldurdum, dondurma kaselerini, şampanya kadehlerini masaya dizdim. Ve müthiş bir peynir tabağı hazırladım ellerimle:)



Soframız babamın anneme getirdiği güzelim lilyum ve kazablankalarla bezenince çok güzel olmuştu.


TRT'de canlı yayınlanan Berlin Filarmoni Orkestrasının yeni yıl konseri eşliğinde yedik içtik, konserden sonra Youtube'a bağlandık, Bülent Ersoy'dan şarkılar, fasıllar derken yine TRT'de nostalji programında Bülent'in gençlik halini görüp şaştık. Kediyi de kutlamalara katma çalışmalarım hiç hoş karşılanmadı:)))

bırak beniiiiii:)))

Biralardan sonra Rodos dönüşü freeshoptan kaptığım Jack Daniels viski-kolaları devirdik. Geceyarısı babam şampanyamızı patlattı. Sonra dondurma ikram ettim aileme. Arından ne yaptık ne ettik pek anımsamıyorum, ama sanki o kadar çok oynadım kurcaladım ki, Kediş can havliyle kendini büyük kanepenin arkasına attı. Ay kuzum. Ancak annem çağırınca süklüm püklüm çıktı dışarı. Ben de rahat bıraktım hayvanı ama ne yapayım? O kadar şişko, yumuş, pofidik birşey ki, sürekli mıncırıp yoğurmak istiyorum. Bir tombul tekir kolay yetişmiyor ne olsa.

Gece bir alka seltzer içip yattım. 1 Ocak sabahı zımba gibi kalktım, yine de bir tane daha alka içtim. Sonra hafif bir kitap okudum, yılın ilk günü böyle sütlaç kıvamında geçti.

Yılın ilk çalışma günü ise perişandım, neden bilmem, psikolojim çökmüştü. Tek arzum çantamı omzuma takıp kaçıp gitmekti. Akşamı nasıl akşam ettim bilmiyorum. Perşembe daha yoğun idi, neyse bari haleti ruhiyem birazcık düzelmişti. Akşam Beren Saat'in Revenge uyarlaması yeni dizisini izledim. Beren maşallah pek güzeldi, şahaneydi. Dizi zaten çeviri, işte yalılar malılar, para sıçan tipler, izlerim ben bu diziyi, muhabbeti çok olur:))

Cuma akşamı nasıl oh çektim anlatamam. Hafta çok uzun ve yorucu geçmişti benim için. Zaten bizim koleksiyon dönemlerimiz hep böyle kan kusturucudur.

Cumartesi sabahı Lady Charlotte aradı ve Sabancı Müzesine gideceğimizi söyledi. Hemen giyinip süslnip kendimi dışarı attım. Monet'nin Bahçesi sergini kapanmadan görmüş olduk. Bugün serginin son günü idi dostlar. Sergide fotoğraf çekmek yasaktı, en çok devasa nilüfer resimlerini sevdiğimi söyleyeyim.

İlk hafta böyle geçti, dileğim Ocak ile Şubat'ın çabucak geçip defolup gitmeleri. Çok bunaldım.

Henüz sevmedim bu yeni yılı.

ya siz?

xo xo



31 Aralık 2012 Pazartesi

2012 Özet Geç Lan Piç Yazısı

Maceralarla dolu koskoca bir yıl daha geride kalırken geleneksel olarak geriye dönüp bu sene neler yapmışız bir bakalım istedim benim canımdan çok sevdiğim izleyenlerim.


2012'de blog performansım yarı yarıya düşmüş, geçen senenin yarısı kadar post yapmışım. Ben bunu artık gün içinde hiç bir şekilde bloga giremeyip, akşam iş dönüşü de hep yorgun olmama bağlıyorum. Çoğu günler bilgisayarı açmıyorum bile, kocaman Galaxy Note ile internette gezinirken sızıp gidiyorum zaten. O zaman 2013 için hedefim, bloguma en az haftada 2 kere yazı yazmak olsun. Aynı durum kitaplar için de geçerli, geçen sene 70 tane kitap okumuşken bu sene 60'da kaldım. O da son aylarda, evde kapandığımız kış günlerinde gerçekleştirdiğim atak sayesinde.

Ocak

Ocak ayı haliyle indirimleri sömürdüğüm, bir sürü elbiseler aldığım ay oldu 2012'de. Aynı geleneği 2013'te de sürdürmek boynumuzun borcu olsun:))

Ocak ayında 6 tane kitap okumuşum, en güzelleri Amcam Oswald ve Zindan Adası idi.


Şubat

Nedense günlük hayatımda hep Aralık'la karıştırdığım cüce Şubat'ta bir alarm krizi yaşamıştım hatırlarsanız. Meğersem eski musibet cüzdanımın içinde zıkkım bir alarm etiket kalmış, defalarca rezil olmuşum o yüzden mağazalara girip çıkarken.  Bunun dışında Oscar heyecanı, 3 boyutlu Yıldız savaşları, kızçelerle kutladığımız Sevgililer Günü derken dolu dolu geçmiş bu kısa ay.

Bu kadar gezmeye bir tane kitap okumuşum : Kedi Hikayeleri


 Mart

Kutlu doğumgünümü kutladığımız bu güzel ayda dillere destan 32 kısım tekmili birden hayat hikayemi yazmış idim:)) Ayrıca emektar pasaportumu yenileyip yeni, 10 yıllık pasaportlardan almıştım.

Mart ayında okuduğum 7 kitaptan en çok Travma ve Tatlı Rüyalar'ı sevmiştim.


Nisan

2012 için 2 hedefimden ilkini Nisan ayında gerçekleştirdim ve kendime Samsung Galaxy Note telefonu aldım. Fakat hala taksitleri bitmedi mendeburun, banka bunun taksitlerini bana sormadan 6 ay ötelemesin mi, bunun taksitleri 6 ay sonra başlayıp yaz tatili taksitleriyle çakışmasın mı, abovvvv hala ödüyorum, iflahım sikildi dostlar:))

Bu güzel bahar ayında Lady Charlotte ve Zekish ile bol bol sergi gezip, Terkos pasajını da talan etmiş idik.

Nisan ayının kitabı ise tabii ki Ahmet Ümit'in yeni romanı Sultanı Öldürmek idi.


Mayıs

Havanın ısınıp şahane bir İstanbul baharı yaşadığımız bu güzel ay, Denizo'nun evindeki mangal partisi ile başlamıştı. Sonra Smash dizisini izleyip çok sevmiştim. Nihayet blogda bol bol yer verdiğim Cambridge Düşesi Kate'in rüya gibi kıyafetine ayılıp bayılmıştık.

Bu ayın tek kitabı ise gayet eğlenceli bir çocuk kitabı : Gizemli Benedict Derneği


Haziran

Haziran ayı muhteşemdi. İstanbul yazı doyumsuzdu. İstiklal caddesinde şu günü unutamam. Haziran'da, İngiltere kraliçesi İkinci Elizabeth, tahta çıkışının 60. yılını yani elmas jübilesini kutladı muhteşem törenlerle. Ekrana yapışıp izlediğimi söylemeye gerek var mı? Tabii İstanbul'un aksine Londra'da hava götüm gibiydi, Thames nehrinde yapılan efsanevi tekne geçişinde yağmur hiç durmadı. Neyse, jübile konserinde yağmur yağmadı ve ağzım açık izledim o müthiş organizasyonu. Haziran'ın unutulmaz olayı ise Lady Charlotte ve Zekish ile gittiğimiz Madonna konseri idi.

Haziran'da okuduğum 2 kitabı da sevdim : 22/11/63 ve Gece Sirki


Temmuz

Temmuz ayında Londra'da şahane törenlerle Olimpiyat Oyunları başladı. Once Upon A Time dizisni keşfettim ve çok sevdim. Ayrıca 2 ay önce mangal partisi yaptığımız Denizo'nun malikanesnde bu sefer havuz partisi yaptık ve nihayet karpuzum suya girdi!

Temmuz'da ayrıca eski kitap okuma hızıma kavuşup 9 tane romanı bitirdim. En sevdiğim kesinlikle Kar Kuyusu olurken, Kitap Hırsızı unutulmazlar arasına girdi.


Ağustos

Ramazanın Ağustos'a denk gelmesi tabii bu ay hızımızı kesti. Yine de gökdelenlere tırmanıp 4 boyutlu simülasyonlar izlemekten geri kalmadık. Olimpiyatlarda ise 2 gencecik Türk kadını, harikulade bir başarıya imza atıp hepimizi ağlattılar. Aslı Çakır Alptekin ve Gamze Bulut, 1500 metre kadınlar finalinde birinci ve ikinci olup tarihe geçtiler. Ayın sonunda Lady Charlotte ile Bodrum'da 2 haftalık bir tatile çıktık:) Rodos senin, Kos benim, deli gibi gezdik, Bodrum koylarını fethettik:) . Bu tatil 2012'de gerçekleşmesini istediğim 2. dileğimdi:)

Ağustos ayının en güzel kitabı, Ferhan Şensoy'un Başkaldıran Kurşunkalem'i idi.


Eylül

Eylül  ayında William ile Kate'in uzakdoğu turunu takip ettik keyifle. Tur esnasında Kate'in çıplak fotoğraf skandalının patlaması ayrı bir eğlence oldu. İtalya ve Fransa'daki müşterilerimizin yolladığı dergiler sayesinde Kate'in yalın ayak götü kabak fotoğraflarıyla ofisimiz epey şenlendi. Fotoğrafları tarayıp bloga koyma önerilerini reddettim:)

Bu ayın kitabı : Hiç Kımse Sıradan Değildir


Ekim

Ekim ayına damgasını vuran hadise, iş için gittiğim Paris'te geçirdiğim haftasonu ve de Emine'nin kınasında dehşet biçimde dağıtmam olmuştu. Paris'te daha önce hiç gitmediğim yerleri yağmura aldırmadan arşınlamış; Montmartre'daki üzüm bağını bile keşfetmiştim. Kınada kendimi kaybederek pistin tozunu atmamın ardından ise adım şirkette dillere düşmüş idi yaleppim:)))

Ekim ayı boyunca bin küsur sayfalık bir başyapıtı okudum : Monte Cristo Kontu


Kasım

Kasım ayına damgasını vuran gün kesinlikle Tüyap Kitap Fuarında Sedef ve Nihan'la tanışmamız; Sittirella ile Euphoric kuzuların da bize telefonla katılması olmuştu. 2013'teki dileğim hepimizin bir araya gelerek toplanmamız. Bakalım, olacak inşallah:)  Nihan bize kitaplarını imzaladı, çizimlerini hediye etti. Ne kadar mutlu bir gündü anlatamam.

Kasm ayında okuduğum kitaplardan en etkileyici olanı Tavan Arasındaki Buda idi


Aralık

Yılın son ayına uçuk çıkartarak girdim, yine uçuk çıkartarak bu ayı kapatıyorum. Demek ki en çok sıkıldığım günler bu kısa ve karanlık kış günleriymiş:(  Bu ay ekseri gezip tozma ve yeme içmeyle geçti, ayrıca kitap fuarının ardından başlayan İdefix sanal fuarından bolca kitap aldım. Çoğunu da okudum.

Yılın son ayının unutulmayacak hadiselerinden biri de, Düşes Kate'in nihayet hamile kalması olmuştu:)) Aman gözümüz aydın:)

İnşallah içimize attığımız sıkıntılarımız da eski yılla birlikte geçip gider. Dermansız derdimiz olmasın, sağlığımız sıhhatimiz yerinde olsun yeni yılda. Sevdiklerimiz, dostlarımız hep bizimle kalsınlar, etrafımızı çevirsinler. Ve her mahalleye bir hayvan barınağı açılsın. Sokaktaki kedilerin köpeklerin hep mamaları olsun ve kışın ıslanıp üşümesinler. 2013'den isteklerim bunlardır.

Herkese mutlu seneler,yeni yılda yeni maceralarla görüşmek üzere:)

xo xo


tabii annemle sekiz olup kedinin geleneksel pozunu da çekmiş idik :

MUTLU SENELER:))))