10 Nisan 2016 Pazar

Kate Alert : Hindistan Kraliyet Turu (ETS Tura benzemez:))


Cambridge Düşesi Catherine ile kocası William, ömürlerinde ilk kez Hindistan'a seyahat ederek kraliyet turuna başladılar dostlar. Hindistan deyince kafamda sonsuz renkler, kokular, fakirliğin yanında acayip bir ihtişam canlanıyor. O yüzden bu turu merakla beklemekte idim.


Tura başlamadan bir kıyafete göz atalım istiyorum. Geçen hafta bunlar Kensington Sarayında bir kokteyl verdiler, Hintli öğrencilerle tanışıp kaynaştılar. Bu davette Kate aşağıda gördüğünüz puantiyeli elbiseyi giydi ve ortalık epey karıştı. Kate'in rüküşlüğü üzerine sayfalarca yazılar yayınlandı. Valla ben seksenlerin vatka perma modasını, Düşes Sarah Ferguson'un poposuna her fırsatta takmayı pek sevdiği kurdeleleri yaşamış bir insan olarak hiç rüküş bulmadım. Rüküş değil ama sakil biraz. Siz ne dersiniz?

Rüküş mü? Değil mi?



William ile Kate dün gece saatlerce uçtuktan sonra sabah Hindistan'ın Mumbai şehrinde (Eskiden Bombay olarak bildiğimiz şehir)  kalacakları otele geldiler : Taj Mahal Palace Hotel.

The Taj Mahal Palace 

9 saatlik uçuşun hemen ardından tabii yüzleri gözleri şişmiş, torbaları çıkmış ama olsun. Bu ilk karşılama için Kate Alexander McQueen modaevinden bir peplum elbise giymiş, renkleri ve desenleri ile Hindistan havası yakalamaya çalışmıştı.





Ben elbisenin üst kısmını çok beğendim, etek kısmını ise sevmedim. Sanki hem peplum, hem o öndeki yırtmaç fazla olmuş. Etek düz olaymış keşke.







William ile Kate 2008'deki terör saldırısında otelde ölenlerin anısına çelenk bıraktıktan sonra odalarına çekilip tazelendiler, kokulu Hint yemekleri yediler. Sonra üzerlerini değiştirip günün devamı için sokaklara döküldüler.




Kate günün ikinci kısmı için Bombaylı bir tasarımcının etnik desenli elbisesini tercih etmişti. Uygun bir seçim, evsahibi ülkeye saygıdeğer bir yaklaşım. Ayağına da dolgu topuk giymişti, sebebi sonradan anlaşıldı.


William ile Kate Bombay'ın en güzel parkı Oval Maidan'a gelmişlerdi. Burası spor yapılan, etrafı izleyebileceğiniz bir yermiş. Bizimkiler de sportif tipler olduklarından hiç tanımadığım pek meşhur bir sporcu ile kriket oynadılar, yardım derneklerinden gelen çocuklar ile ilgilendiler.




Wingardium Leviosa!





Buradan da üzeri açık bir tur otobüsüne binip tarihi Banganga Su Tankına geldiler. Subaşında bizimkilere geleneksel bir hoşgeldin töreni düzenlendi, suda çiçekler yüzdürdüler filan, epey otantikti :)




Bu görüntü çok hoşuma gitti :



Böylece Bombay'ın güzelliklerini gördükten sonra sıra gerçek kesite gelmişti. William ile Kate Slumdog Millionaire oldular dostlar, kenar mahallelere gidip insanlarla tanıştılar, yardım derneği vasıtasıyla zor durumdaki çocuklarla görüştüler. Futbol oynayıp dert dinlediler herhalde ne bileyim.


Kenar mahalle düşesi:)















Böylece gündüz aktiviteleri bitmiş, sıra merakla beklenen Bollywood balosuna gelmişti. Akşam otelin önüne kırmızı halı kuruldu, Hindistan'ın en meşhur yıldızları otelin balo salonunda kuyruk oldular. Ben içlerinden bir tek Aishwarya Rai'yi tanıyordum.




Artık heyecan son raddeye ulaşmıştı ki, nefes kesici Jenny Packham tuvaleti ile Kate salona giriş yaptı. Kıyafetin pulları Hindistan'da elle işlenmişti. Ay rüya gibiydi Kate. Küpeleri de Hintli bir tasarımcıya aitmiş. Keşke bir de kafasına Kraliçe'nin taçlarından birini takaydı, muhteşem görünürdü.




Az önce kenarın dilberiyken şimdi tam bir pilemses




Şu elbiseyi umarım şalı olmadan da görebiliriz bir gün, harika bir tuvalet. Kolları zaten uzun, neden şal kullandı bilemedim, herhalde Hindistan'ın sarisine benzesin diyedir?








EDIT :

işte pelerini çıkartınca elbisenin güzelliği az da olsa bu fotoğrafta belli oluyor:




Turun ilk günü çok başarılı geçti bence, bakalım devamı nasıl olacak?

Beğendiniz mi Kate'i dostlar?

xo xo 



Kızçelerle Haftasonu : Arnavutköy ANY


Cumartesi günü kızçelerle Arnavutköy'deki ANY isimli kafede buluştuk dostlar. Burası son zamanlarda pek popüler oldu, bana da çok yakın. Beğendim mekanı. Benim hatırladığım kadarıyla burası bizim eski kurukahveci idi. Çok hayal meyal, babamla bu antika dükkana geldiğimizi anımsıyorum.







Lady Charlotte ile biz erken buluştuk, erken dediysem 12'de yani. Ben de bu yazın ilk mojitosunu içtim kızçeleri beklerken, pek güzeldi. Tabii diğer insancıklar kahvaltılarını yerken ben mojito içince kendimi biraz Ketrin Çenslır gibi hissetmedim değil :)




Kızçeler gelince ben keçi peynirli burger söyledim, güzelce pişmişti ve pastane ekmeği kullanılmıştı, hoşuma gitti. Lady Charlotte kahvaltı tabağından memnun kaldı, Deniz açık büfeden seçimleri ile brunch yaptı. Arzu da menemen yedi :)))







Yemekten sonra Bebek'e yürüdük. Biliyorsunuz şu an yıl boyu beklediğim erguvan zamanı. Boğaz tepelerinde kalan son erguvanlar o harikulade mosmor çiçeklerine bürünmüşlerdi. Çok seviyorum bu ağaçları ya. Yıl boyu kapkara, çirkin çirkin duruyorlar, Nisan geldi mi dünya güzeline dönüşüyor canım erguvanlar.


































Erguvanları da gördüm ya, artık benim için bahar gelmiş demektir :)

xo xo


221B Dergi Lansmanı


Geçenlerde işyerinde bilgisayar başında tosun tosun otururken Mylos Kitap'tan gelen gelen email ile 221B Derginin lansmanına davet edildim.


Mylos Kitap, sadece polisiye basan Labirent Yayınları'nı bünyesine kattığı gibi, bir de polisiye dergi çıkartıyor: 221B. Dergi 2 ayda bir yayınlanıyor ve şu anda ikinci sayısını kitapçılarda, marketlerde, her yerde bulabilirsiniz. Bizim işyerinin bulunduğu Cevizlibağ'ın ara bir sokağındaki Migros'ta bile dergiyi görüyorum ve seviniyorum.




Derginin kadrosu evlere şenlik, hemen hemen tüm polisiyeciler burada yazıyor, bence Esmahan Aykol ve Mehmet Murat Somer de kadroya eklense harikulade olacak : Algan Sezgintüredi, Sevin Okyay, Esra Türkekul, Suphi Varım, Celil Oker, Ahmet Ümit, Erol Üyepazarcı, Seval Şahin...


Ben açıkçası en başta Algan Sezgintüredi'nin yepyeni Vedat ile Tefo hikayesi için dergiyi almıştım. Ama dergi sadece polisiye hikaye dergisi değil. Filmler, diziler, kitap tanıtımları, çok ilginç araştırmalar (misal dedektifler ne yer ne içer?) ile dopdolu, zengin bir içeriği var derginin. İlk sayısı 64 sayfa idi, ikinci sayı 96 sayfa, yani çok daha dolu.


Lansmana gelince, Salı akşamı işten çıkıp Taksim dolmuşuna binerek kolayca geldim, Şişhane'deki Nan diye hoş bir mekanda idi kokteyl. Hava pek güzeldi, bütün yazarlar ve davetliler kaldırıma dökülmüş, mekanın mükemmel içki servisinden faydalanıp sigara ve pipolarını tüttürüyorlardı. Pek enteresandı atmosfer, sanki her an bir çığlık kopacak, biri şangır şungur yere düşecek ve yazarlarımız bu cinayeti çözmeye çalışacaklardı. (Öyle bir şey olmadı)





Arka arkaya gelen kokteylleri, votkaları dikleyerek müthiş sohbetli ve eğlenceli bir gece geçirdim:

Esra Türkekul

Kapalıçarşı Cinayeti'nin harika yazarı Esra Türkekul ile çok keyifli bir sohbet ettik. Hatta kitabımı imzaladı :) Yeni kitap Cadıbostanı Cinayeti de çıktı bu arada.


Algan Sezgintüredi

Vedat ile Tefo serisinin kıymetli yazarı Algan Sezgintüredi, yeni kitabın seneye çıkacağını müjdeledi. Facebook'dan ve imza günlerinden tanışıklığımız var sağolsun, tabii o beni Judy Abbott diye biliyor:))) Eh, 1991'den beri kullandığım mahlasım, bence sıkıntı yok :) Bu arada lansmanda hakiki Tefo ve Seyfo ile tanıştığımı da söyleyeyim :)


Esmahan Aykol

Kati Hirşel polisiyelerinin müthiş yazarı Esmahan Aykol ile ilk kez tanıştım. Çok candandı, gece boyu epey sohbet ettik.


Sibel Gür Sezgintüredi

Ve tabii ilham perisi, şahane kadın Sibel ile bütün gece muhabbet ettik, bir sürü yazarı nefis bir şekilde çekiştirdik. Sohbetine doyum olmadı :)


Harika bir geceydi, çok eğlendim, epey de içmişim farketmeden:) Mekanı da tebrik etmek gerek, hiç durmadan içki servis ettiler, hiç boş bırakmadılar :)

Bence Türkiye için gayet ütopik bir hayali gerçekleştiren 221B derginin, upuzun bir yayın hayatı olur umarım.



xo xo

24 Şubat 2016 Çarşamba

Kate Alert : Haftanın Karması

Cambridge Düşesi Catherine, son günlerde üzerindeki ölü toprağını silkeleyerek kraliyet görevlerine geri dönmüştü. Hızlı döndü diyemeyiz, henüz çarpıcı bir kıyafet de göremedik ama olsun. Hevesimi bahardaki Hindistan turuna saklıyorum dostlar.


Kate bugün İskoçya taraflarına doğru çıkarak Edinburgh'da bir okulu ziyaret etti. Koyu yeşil mantosu ile hoştu, yeşili yakıştırıyorum Kate'e. Birazcık Scarlett O'Hara havasına sahip oluyor sanki yeşillenince.


işte yeşil manto


işte prensesliğin olmazsa olmazı, bir buket çiçek

Peki o mantonun altından ne çıktı dersiniz. Rezil, korkunç bir haminne eteği tabii ki. Herhalde Kate bu eteği büyük kaynanası Elizabeth'den ödünç almıştır. Malum bu kraliyet ailesi hiçbir şeyi atmaz, tutumluluğu ile kendinden bahsettirmeyi pek sever; kraliçe de 60 yıldır giymediği artık bir zahmet ufalan eteğini Kate'e vermiş herhalde, ne bileyim?


haminne eteği:(

Günün ilerleyen saatlerinde ise Kate bir tenis organizasyonuna katıldı. Andy Murray'in annesinin ev sahipliği yaptığı etkinlikte, eşofmanları çeken Kate, çoluk çocuk ile tenis dersine katıldı.


Vay arkadaş, nerede benim evde giydiğim, gri, diz yapmış aşortmanım, nerede prensesin dar paçalı eşofmanı:









Geçen hafta ise Kate'in iki tane işi vardı. Ay resmen haftada bir ya da iki gün çalışıyor, o da bir kaç saat anca. Bulamadınız kızlar kendinize bir Galler Prensi, ne yapayım? Neyse işte, keltoroş kocası ile Kuzey Galler'deki Kraliyet Hava Kuvvetleri Arama Kurtarma Birliğini ziyaret etti bunlar. Kate ile William evlendiklerinde William bu birlikte pilottu, ikisi evlilik hayatlarına Kuzey Galler'de başlamışlardı.




Ayy kırmızı mantoya bir şey demezdim de, kahverengi ile kırmızıyı bir arada hiç beğenmedim. Atkuyruk saçın üzerine o Betty Boop şapkadan resmen tiksindim. Gördüğüm en çirkin Kate kılıklarından biriydi bu be!




William ise iyice çökmüş, gençliğinde dalgalı sarı saçları ile tam beyaz atlı prens iken şimdi bildiğin beygire dönmüş, çirkinlikten yıkılıyor adamcağız. Allahtan Kate bununla evlendi de Windsor sülalesine biraz güzel gen havuzu eklendi. Yoksa çirkinlikten ölürler, bize de bakacak güzel bir şey olmazdı.


Son olarak yine geçen hafta, Kate, Huffington Post gazetesinin bir günlük editörü oldu ve gazetede yayınlanacak makaleleri seçerek çocukların ruhsal sağlığını destekledi. Bu iş için de şifon Reiss gömlek ile kırçıllı Dolce & Gabbana etek giymişti. Bu takımı pek beğendim ama Kate'in bacakları çok cılız görünmüyor mu? Nerede Prenses Diana'nın sülün bacakları, nerede bu kızcağızın çırpı bacacıkları?









İşte böyle, beğendiniz mi bakalım Kate'i?

xo xo

7 Şubat 2016 Pazar

Kate Alert : Subay ve Centilmen

Cambridge Düşesi Catherine, yılbaşında, Kraliyet Hava Kuvvetleri Hava Harp Okuluna onursal komutan olarak atanmıştı. Bugün okula ilk ziyaretini yaptı.


Add caption


Kate ziyaret için Alexandre McQueen modaevinden Sarah Burton'ın hazırladığı şık mavi mantosunu giymişti. Bu mavi mantoyu çok beğenmeme rağmen genel görüntüden hoşlandığımı söyleyemem.


Canım broşun çok küçükmüş

Yani göğsündeki bu sefer abartısız kafam kadar broşa bile lafım yok ancak bu mantoya o şapkayı hiç beğenmedim. Mavinin tonları arasında tutarsızlık var, şapka ile mantonun alakaları yok birbirleriyle. Saçlarını dağınık buldum, keşke at kuyruğu yapsaydı!


Havacılar değil de şen denizciler geliyor gibi olmuş:)

Okulun en genç öğrencisi ile pasta keserken

çok güzel bir görüntü ama AYAKLAR NEREDE???

Kate sene boyunca havacılar ile çeşitli organizasyonlara katılacakmış.

Eee, nasıl buldunuz bakalım?


xo xo

Mavi Ay Dedektiflik Bürosu İyi Günler Diler


Arkadaşlar, Ranini.tv'ye pek nostaljik bir Mavi Ay yazısı yazdım. David, Maddie, Bayan Topesto ve tabii Alev Sezer'in harikulade seslendirmesiyle en sevdiğim dizilerin başını çekerdi Mavi Ay. Yazıyı yazmadan önce youtube'da birkaç bölüm izledim, yine eğlendim. Okuyun bakalım yazıyı, siz de benim gibi nostalji rüzgarlarına kapılacak mısınız:)

http://www.ranini.tv/klasik/12098/1/moonlighting-mavi-ay-dedektiflik-burosu-iyi-gunler-diler


Maddie... Maddie.. Maddie...

xo xo