Minik Seval "Aslı sen şarhoş olmadın mı hala?" diye sorup durdu ahahahaha. Çünkü en çok istediği şey (yüzük takmaktan sonra -ki onu gerçekleştirdi- benim sarhoş olup masaların üzerinde dansettiğimi görmek:))) Lady Charlotte "o sarhoş olmaz, daha tekila içmesi lazım" gibilerden bir cevap verdi ona. Canım Charlotte, o benim herşeyimi bilir.
Başka bir şarap içmiş olsam ya başım ağrıdan çatlıyor ya da kusuyor olurdum şu an; tam 1 şişe (4 kadehçik sadece) buz gibi Turasan 2008 Öküzgözü Boğazkere içtim. Sadece enfes bir tat, hafif bir baş dönmsi, tatlı bir keyiflilik hali. Ne güzel şarapsın sen Turasan, çok seviyorum seni ya! Nilüfer'den "Son Arzum" şarkısına en çok yakışan şarap sensin.
İşte Profilo'da buluşup Tansaş'tan yiyecek içecek alıp; Sino'ya gittik, çorba içip salata yedik. Ayrıca bir Antakya spesyali de vardı, etli ekmek gibi enfes görünen birşey, ben yemedim ondan. Sonra Sino'nun yaptığı krem karamel ve de muhteşem görünen çikolatalı kek vardı. Onlardan da yemedim, kimsenin aman yiyeyim diye ısrar etmemesi ayrı bir güzellikti, canım dostlarım benim.
Seval salatanın üzerine koyacağımız cevizleri kavurdu, Arzu havuçları rendeledi, Sino otları doğradı, Deniz üşenmeden kırmızı lahanaları tuzla ovdu. Biz Lady Charlotte ile onları izleyip takdir ettik ahahahah:))) Sinem herşeyi evvelden hazır etmiş zaten, bize yapacak bir iş kalmamış, keyif keyife yedik içtik. Sonra Arzu inanılmaz çaysamış, hemen çay demlendi, bense şarap içecektim ama Sino'nun tirbuşonu yokmuş meğersem, amaannnn ne yapacağızzz diye inlerken Arzu hemen "mantarı içeri iteceğiz" dedi ve Sino'nun yumurta çırpıcısı ile itti mantarı şişenin içinme pıt diye, ben de oturup içtim 1 şişe Turasan Ökzgözü Boğazkere kupajını. Zerre başağrısı yapmayan enfes bir şarap, bayılıyorum.
Sonra işte şarap bitti, çay bitti; benim sesim gitti, boğuk boğuk konuşmaya başladım. Eski fotoğraflara baktık. Çok anımız var beraber. Ne bileyim, 4 - 5 yıl önce çekilmiş bir fotoğrafta biz yine beraberiz ve yemek yiyoruz:))). Benim gözlüklerim var filan:))) Konuştuk konuştuk, evet zor yıllardı, ama o zamanlar biz hep beraberdik, o yüzden en kötü zamanlar aynı zamanda en güzel zamanlardı.
Artık yatmam lazım.
xo xo
turasan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
turasan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ocak 2011 Cumartesi
1 Ocak 2011 Cumartesi
Yeni yıl, yeni yıl, yeni yılll
Yeni yılın ilk yazısını onunla süsleyelim bakalım. Çok uslu davrandı, şapkasını takmama izin verdi, tırmalamadı ve fotoğrafını çekerken de birkaç saniye hareketsiz durdu akıllı bıdık kuşum:)))
Yılbaşı günü izinli olmak gerçekten mükemmel bir hediye oldu benim için, hiç bu kadar keyifli girdiğim bir sene olmamıştı. Öğlen vakti Bebek Pelit'e yürüyüp önceki gün sipariş ettiğim framboazlı milföy pastayı ve tabii anneme çiçekler aldım. Sonra annemin hediyesini de erken verdim, çiçekleri içine koyduk. Pek güzel oldu.
Öğlen kahve likörü ve bademle başladığım ziyafete akşam soslu cipslerle devam ettim. Sonra fırında patatesli tavuk ve paçanga böreklerinden yedim. Bu noktada patlayacak hale gelmiş idim. Zaten yemek zevkim kaçmış sanırım, çünkü hep "kilo alırsam yeni aldığım güpgüzel çizmelerin içine girememmm" gibi bir düşünce aklımda dolanıyor idi. Ama yemekle beraber 2 şişe Turasan Öküzgözü-Boğazkere kırmızı şarabı bayılarak içtim, o konuda bi eksilme yok. Sanırım bir anda çok yediğim için rahatsız olmuştum. Yanarım yanarım bu kadar tıknınca kuru yemişlerden tadamadım ona yanarım:(((
Gecenin ilerleyen saatlerde meşhur milföy pasta ile kendimizden geçtik, kesinlikle dün gece yediğim en güzel şey o idi.
Herşeyi yiyip içtikten sonra şampanya için geceyarısı beklemeye koyulduk, ama televizyon çok sıkıcıydı. Sadece akşam NTV'de yayınlanan Berlin Filarmoni Orkestrası'nın 2010'a veda konseri harikaydı, yemek yerken onu izledik ama sonra ne bir dansöz vardı, ne de Zeki Müren. Ben de film koydum, laylaylom filmi izlerken babam "oniki olduuu" diye bağırmasa yılbaşını kaçıracak idik:)))). Bu sefer şampanyayı ben patlattım, biraz taşıp masa örtüsüne döküldü, bu harika ve 2 haftadır dolapta soğumakta olan içki ile kendimizden geçtik. Sonra NTV Spor kanalında latin dansları şampiyonası vardı, biraz onu seyrettik. Baktım dansöz çıkmıyor, ben de pes edip yattım.
Sabah beşte karnımda uğursuz bir ağrıyla uyandım, midem şişmiş ıııhhhh, başıma geleceği anlayıp tuvalete koştum ve yediğim içtiğim ne varsa kustum dostlar. İlk kez içkiden değil yemekten hastalanmıştım, şansıma tüküreyim, diyetisyen büyü mü yaptı nedir HAHAHAAHH. Tuvaleti temizleyip yattım, oh rahatladığım için 10'a kadar uyumuşum.
Yeni yılın ilk günü, sıcacık odamda İstanbul Hatırası'nı okuyarak geçti. Biraz uyukladım, biraz da kediyle bahçede top oynadım, soğuk hava iyi geldi. Kitaba bayıldığımı söylemeliyim, bu gece bitirip yarın yazısını yazmak istiyorum.
Sizin 1 Ocak'ınız nasıl geçiyor dostlar?
xo xo
Yılbaşı günü izinli olmak gerçekten mükemmel bir hediye oldu benim için, hiç bu kadar keyifli girdiğim bir sene olmamıştı. Öğlen vakti Bebek Pelit'e yürüyüp önceki gün sipariş ettiğim framboazlı milföy pastayı ve tabii anneme çiçekler aldım. Sonra annemin hediyesini de erken verdim, çiçekleri içine koyduk. Pek güzel oldu.
Öğlen kahve likörü ve bademle başladığım ziyafete akşam soslu cipslerle devam ettim. Sonra fırında patatesli tavuk ve paçanga böreklerinden yedim. Bu noktada patlayacak hale gelmiş idim. Zaten yemek zevkim kaçmış sanırım, çünkü hep "kilo alırsam yeni aldığım güpgüzel çizmelerin içine girememmm" gibi bir düşünce aklımda dolanıyor idi. Ama yemekle beraber 2 şişe Turasan Öküzgözü-Boğazkere kırmızı şarabı bayılarak içtim, o konuda bi eksilme yok. Sanırım bir anda çok yediğim için rahatsız olmuştum. Yanarım yanarım bu kadar tıknınca kuru yemişlerden tadamadım ona yanarım:(((
Gecenin ilerleyen saatlerde meşhur milföy pasta ile kendimizden geçtik, kesinlikle dün gece yediğim en güzel şey o idi.
Herşeyi yiyip içtikten sonra şampanya için geceyarısı beklemeye koyulduk, ama televizyon çok sıkıcıydı. Sadece akşam NTV'de yayınlanan Berlin Filarmoni Orkestrası'nın 2010'a veda konseri harikaydı, yemek yerken onu izledik ama sonra ne bir dansöz vardı, ne de Zeki Müren. Ben de film koydum, laylaylom filmi izlerken babam "oniki olduuu" diye bağırmasa yılbaşını kaçıracak idik:)))). Bu sefer şampanyayı ben patlattım, biraz taşıp masa örtüsüne döküldü, bu harika ve 2 haftadır dolapta soğumakta olan içki ile kendimizden geçtik. Sonra NTV Spor kanalında latin dansları şampiyonası vardı, biraz onu seyrettik. Baktım dansöz çıkmıyor, ben de pes edip yattım.
Sabah beşte karnımda uğursuz bir ağrıyla uyandım, midem şişmiş ıııhhhh, başıma geleceği anlayıp tuvalete koştum ve yediğim içtiğim ne varsa kustum dostlar. İlk kez içkiden değil yemekten hastalanmıştım, şansıma tüküreyim, diyetisyen büyü mü yaptı nedir HAHAHAAHH. Tuvaleti temizleyip yattım, oh rahatladığım için 10'a kadar uyumuşum.
Yeni yılın ilk günü, sıcacık odamda İstanbul Hatırası'nı okuyarak geçti. Biraz uyukladım, biraz da kediyle bahçede top oynadım, soğuk hava iyi geldi. Kitaba bayıldığımı söylemeliyim, bu gece bitirip yarın yazısını yazmak istiyorum.
Sizin 1 Ocak'ınız nasıl geçiyor dostlar?
xo xo
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Eksik kalan 69. ve70. bölümleri valla yazacağım, seriyi tamamlayacağım diyerek Ezel'in 71. ve de en sonuncu bölümüne geçelim. DİKKAT...
-
***Dikkat! Bu yazı Ezel dizisi hakkında spoiler içermektedir*** Birinci Kısım burada: Ezel, Bir retrospektif - 1.Kısım Ezel, romanı andır...






