Cumartesi günü yataktan kalktığımda bacaklarım bir gece önceki kınada nasıl kudurduğumu hatırlatırcasına ağrıyor idi. Kahvaltımı yedim, bacaklarımı uzatıp babamın yeni telefonuna bendeki klasik müzik cdlerinden bol bol müzik yükledim, annemin sevdiğim bi fotosunu da duvarkağıdı yaptım. Baktım öğlen olmuş, bir yürüyüş yapayım diyerek kendimi Bebek sahillerine attım.
Hava kapalı ve soğuktu, rüzgar beterdi ama Aşiyan'a kadar yürüdüm. Tam Aşiyanda iken ETS turdan aradılar. Bizim 9 kasım'daki
Dubrovnik uçuşu iptal olmuş... İstersek bayramın 1. günü uçabilir mişiz ama kişi başı 240 Euro fark ödemeliymişiz! Hırsız terbiyesiz soyguncular!! Epey bir söylendim telefonda, ama elden ne gelir,
turumuzu iptal ettik. Nazar mı değdi ne oldu bilmiyorum ama
DOBROVSKİ OLDUK işte ühüh. O kadar üzüldüm ki anlatamam, bir karış suratımla eve geldim.Hala da canım sıkkın, seyahatimiz deve oldu.
Neyse evde duşumu aldım, yemek yedim açlıktan iyice asabım bozulması diye. Kuaföre gitmem gerekiyordu, birden aklıma geldi, ya 29 Ekim sebebiyle kuaför kapalıysa? Haydaaa... Ne yapayım, kimi bulursam ona giderim diye çıktım Arnavutköy'e yürüdüm. Yolda aklıma geldi, cüzdanımda para yok, para taşımayı sevmem, parakart ile alışveriş ederim ama kuaförde geçmez ki o? Söylene söylene Arnavutköy'ün ucundaki Garanti'ye geldim, tam paramatiğin önünde zırt diye karşıdan gelen herifin biri önüme geçti. Artık kavgaya halim kalmamıştı, sabırla bekledim. Para çektikten sonra da gerisin geriye yürüyüp söylenerek kuaföre geldim.
Kuaför çok şükür açıktı, ama adamcağız ayak bileğini kırmış tövbeler olsun yaleppim, tek ayak üstünde hoplaya sıçraya saçımı kesti, dümdüz de fönü çekti. Ortaya çıkan saç şu idi:
Neyse, nikah Dedeman'da olacağı için küçük siyah bir elbise almış idim Zara'dan onu giydim. Hatırlarsanız günlerce arayıp sonunda rahatını bulduğum minik topuklu ayakkabıları taktım ayağıma, kırmızı rujumu sürünce de artık hazır idim.
 |
| o diyetisyene saçtığım paracıklar helal olsuunnn AAHAHAHAH:)) |
Annemle babam beni görünce pek beğendiler, hatta babam epey şaşırdı, "fıstık gibi olmuşsun kııız" dedi ahahah sağolsun. Böyle ince çorap+kısa bi elbise giymişliğim pek yoktur, o yüzden biraz tuhaf hissederek evden çıktım, taksiye atlayıp Dedeman'a geldim.
Allah otelin kapısında valeler karşıladı, kapıyı açtılar... Şerefsiz taksici de dolandırmıştı gelirken, aman artık ne yapayım, vale kapıyı açıp yol göstermişken 2 tl para üstünü almayayım dedim, höh. Salınarak otele girdim, paltomu vestiyere bıraktım. Kokteylin yapıldığı hole girdim. Demet'in annesiyle abisini gördüm hemen, annesiyle epey konuştuk. Demet'le üniversite hazırlık kursundan tanışırız, neredeyse 20 sene olmuş. Üniversitede ise 3'lü bir grup olmuştuk, Demet-Buket-Aslı üçlüsü, hey gidi:) O seneler Memo'suyla, Cücü'süyle unutulmazdı. Neyse, bunlar ayrı hikayeler:)))
Nikahtan önce 15. kata çıkıp Demet'i gördüm gelin odasında, o kadar güzeldi ki canım arkadaşım, çok duygulandım onu öyle görünce.
Biraz sonra gelinle damat beye yemek geldi, ben de onları rahat bırakıp aşağıya indim. Amaaann, ilk kez hayatımda tek başıma nikaha gelmişim, kimsecikleri tanımıyorum... Baktım masanın üzeri içecek dolu, ohh 2 tane votka-vişneyi yuvarladım ve Demet'in hiç tanımadığım lise arkadaşları ile sohbete giriştim. Aaa ben de şaştım bu girişkenliğe ahahah. Demet'in arkadaşları çok şeker insanlardı hatta gecenin sonunda telefonumu filan aldılar "sen ne kadar pozitif bir insanmışsın" dediler sağolsunlar:)))
Neyse votka vişnelerden ve ısınma sohbetlerinden sonra kapılar açıldı, balo salonuna girdik. Aman aman herşey pek güzel, pek zarifti. Demet beni damadın bekar arkadaşlarının masasına oturttuklarını söylemişti ama ben o masayı hiç beğenmedim. Bi kere masa sahneyi görmeyen kötü bir pozisyonda idi ve somurtuk bekar bi adamdan başka kimse oturmuyordu masada. Öfff , kahrolsun popülarite yaşasın müzikalite diyerek Demet'in lise grubu masasına koştum dostlar, bu masada kısmet yoktu ama muhabbet vardı, şu hayatta en sevdiğim şey:)))
 |
| buketi yakalamadım merak etmeyin:))
|
Biraz sonra garson gelip ne içeceğimi sordu, baktım masadaki mönüde "dana madalyon" yazıyor, kırmızı şarap istedim ayyyy, o kadar güzeldi ki, ben başladım şarapları devirmeye:))) Ama garson oğlanlara bardağımı tekrar doldurmaları için çektiğim minik zarif hareketi görecektiniz, pek hoştu.
Şarap içtikçe çenem açıldı, çenem açıldıkça masa dostlarımla pek bir samimi olduk:)) Haydi beni şöyle çek, böyle çek, ver ben sizi çekeyim derken şangırrrr diye benim şarap devril! Allahtan üstüme gelmedi, ekmek tabağına şarap doldu, pek acayip oldu:))) Bizim garson oğlan peçetelerle toparladı, o canım zarif masayı peçetelerle kapladı da oturabildim, bardağı da tekrar doldurttum tabii:))
Sonra ışıklar söndü, gelinle damat kolkola içeri girip nikah masasına oturdular. Nikah kıyıldı, dansettiler. Herşey çok güzeldi, ama düşünmeden edemedim, acaba bütün bunlar, düğün dediğimiz hadise başkaları için ortaya koyduğumuz bir gösteri miydi? Çünü herşey o kadar kurallı ki, sanki biri önceden yazmış, bak böyle böyle, önce yemek, sonra nikah, sonra dans, konuklarla öpüşme, sonra göbek havası, haydi pasta keselim hoptiiii... Ne oldu? Evlendik! hayırlı olsun.
Efendim, bizim nikah kıyıldı, Demet'le kocası masaları gezip hoşgeldinizlere başladılar, biz de dana madalyona gömüldük, aman yemekler pek enfesti, kadehleri peşisıra yuvarlıyordum, ilk kez tanıştığım insanlarla tatlı tatlı muhabbet ediyor pek eğleniyordum..
İşte o esnada çorabı farkettim...
Şimdi efenim, ben yıllardır opak çorap giyerim, en son ince çorap alışımın üzerinden yıllar geçmiş, meğersem sen çorabın lastiği gevşe...Aaaa ben oturduğum yerde yok şarap döküldü, yok masa beğenmedim diye oturup kalkarken o çorap sen başla aşşağılara kaymaya... Neredeyse çorabın ağı eteğin altından elime gelecek AHAHAHAHAAH ay ne yapacağımı şaşırdım, Miss Judy Düşükçorap oldum bir anda...Koştum tuvalete çekiştirdim çorabı, ağını yerli yerine yerleştirmek için de benim efsane bir hareketim var, balerin kankim Arzu "aaaaa kız plie yaptın!!" der o harekete, işte o hareketi yapa yapa salona geldim, kimse görmedi AHAHAHAHAH Allah kahretmeye:)))
Üstelik daha gece yeni başlıyordu, o kadar yeme içme üzerine çılgınlar gibi dansedip göbek atma saati gelmişti, deliler gibi oynadık, oynadık ama ben oynadıkça benim çorap da oynadı, artık o zarif düğünün şık videosunda sürekli donunu çekiştiren bir görüntü çıktıysa o benim ahahaha, ne yapayım hopladıkça plie mlie yetmiyor, çekmek gerekiyordu çorabı, yoksa valla ağı eteğin altından fışkırıverecekti :))) Hele o damat karşılama mı, damat havası mı, gitgide hızlanan bir dans var ya... Halayda bile ayaklarım karışır artık bu damat havasında heryerlerim birbirine karıştı, zıplaya zıplaya halaydan kaçıp bir köşede çorap çekiştirdim, uçkur yerleştirdim püüüüüüü aaahahah.
Yaa işte böyle, gevşek çoraplarıma rağmen bütün gece eğlendim, düğünün tadını çıkarttım. Gecenin sonunda Demet'in arkadaşları beni eve kadar bıraktılar sağolsunlar. Herşeye rağmen çok ama çok eğlenmiştim, o düşük çorapları da çöpe attım amma çöpe gitmeden önce bir düğüne daha gitti o müsibet yaratıklar, onları da bir sonraki yazıda anlatacağım ooyyhhhh, haftasonu gittiğim diğer düğünde de vukuat eksik olmadı tahmin edersiniz ki dostlar:)))
diğer düğün maceramda görüşmek üzere
xo xo