17 Aralık 2015 Perşembe

Star Wars

Dün geceden sonra anladım ki, Star Wars benim için George Lucas'ın yarattığı, icat ettiği teknoloji ile sinema sektöründe devrim yaratan, film izleme alışkanlıklarımızı kökünden değiştiren, klasik mitoloji hikaye örgüsüyle Uzakdoğu felsefesini harmanlamış ilk üç orijinal film olarak kalacak. Daima.
















































































14 Aralık 2015 Pazartesi

Sezgin Kaymaz İmza Günü

Dostlar, Sezgin Kaymaz 20 Aralık Pazar günü Kadıköy Akademi Kitabevinde kitaplarını imzalayacak, bizlerle söyleşecek.

Sabah 11'de kahvaltı ile başlayacak söyleşi, kahve molasında imza ile devam edecek.

Ben hepsini götüreceğim : Lucky, Kün, Zindankale, Uzunharmanlar, Geber Anne, Ateş Canına Yapışsın, Deccal, Kısas...



Kahvaltılı değişik bir organizasyon olduğu için, Akademi Kitabevini arayarak rezervasyon yaptırmak gerekiyor.




Vay efendim duymadım, bilmiyordum demek yok. Kaçıran üzülür, benden söylemesi:)

Xo Xo


9 Aralık 2015 Çarşamba

Kate Alert : Kate Saçını Kestirdi!

Epeydir Kate alert yapmamıştım dostlar, halbuki favori düşesimiz epey yoğun idi son aylarda!

Dün gece Kate, Buckingham Sarayında Kraliçe 2.Elizabeth'in verdiği özel bir resepsiyona katıldı. Özel olunca şölen sofrasından fotoğraf vermiyorlar. O yüzden Kate'i sadece arabasında görebildik fakat ilk yayınlanan fotoğraf ile ortalıkta yaygara koptu. Dün gece Kate, Galler Prensesi Diana ile özdeşleşmiş olan Cambridge Lover's Knot Tiarasını takmıştı dostlar!


Catherine, Cambridge Düşesi


Kraliçe Elizabeth'in nenesine ait olan bu antika tacı, Elizabeth düğün hediyesi olarak takmıştı Diana'ya... Ancak resmi bir hediye olduğundan, Charles'tan boşandıktan sonra hazineye iade etmek zorunda kalmıştı Diana tiarayı. Diana öldüğünden beridir de tiaracık gün yüzü görmemişti. Ta ki dün gece Kate'in başını süsleyene kadar. Açıkçası çok şaşırdım, ben Kate kendisi Galler Prensesi olana kadar takmaz diye düşünmüştüm. Ohhh afferim kız! William taktırmış da olabilir tabii, bilemedim.


Diana, Galler Prensesi 


Bugün de gelecekte bir gün kral olacak çirkin kocası ile bir hayır işi organizasyonuna katıldı Düşes Kate. Bir kez daha yaygara koptu dostlar, bizimki bu sefer de göğsüne inen lüle lüle kezban saçlarını omuz hizasında kestirmişti! Çok beğendim!







Yaptıkları hayır işi de enteresandı, telefondan bağış mı topladılar ne ettiler anlamadım. 



Don paça çalışan elemanların olayı neydi, bu kadına bu eziyeti neden yapıyorsunuz?



Beğendiniz mi bu yeni saçı?

xo xo

5 Aralık 2015 Cumartesi

Dindoş Mekanda Kızçeler Kahvaltısı

Ortaköy'den Kuruçeşme'ye giderken çok güzel bir park vardı: Cemil Topuzlu Parkı. Taaa ben Gaziosmanpaşa Ortaokulunda okurken yapılmıştı. Boğaz'a nazır yamaçta harikulade bir zarafetle uzanan, gayet sıra dışı tasarlanmış, oldukça şık bir parktı. Dolambaçlı gezi yolları, pek güzel çevre düzenlemeleri ve değişik oyuncakları ile ne Bebek parkına ne de Kuruçeşme parkına benziyordu.


Gel zaman git zaman, bir şeyler değişti ve Türkiye'deki her güzel şeyin kaderine uğradı bu park, hunharca çirkinleştirildi. Bir yanına garabet bir umumi hela diktiler, parkın mimarisi ile alakası olmayan çirkin, pis bir yapı. Sonra Park Fora isimli restorana peşkeş çektiler parkı, park arazisini işgal edip restoran açtı bu işletme. Böyle adilik olur mu? Parkın sahilini de gemi rıhtımı yaptılar. O canım, o zarif park söndü gitti, alelade çirkin bir parka dönüştü.


Yine de bir lokma yeşillik kalmıştı bu parktan geriye, onu da tırtıklamaya devam ediyorlar. Parkın bir ucunda Huqqa diye kafe açmışlar. Dindoşlar için nargileci mekanı. Bunun önüne de The Market at Bosphorus diye et lokantası kondurmuşlar. İsim İngilizce, mekan western tarzı, menüler Ipad, ekranda gezerek seçim yapıyorsun. Minik bir rıhtımı var, tekneyle et met geliyor. Ama zinhar alkol yok :)) Vay arkadaş antrikot yerken şarap içemiyorsan o mekanın içine tükürürüm. Çünkü çok ikiyüzlü buluyorum bu tutumu! İşte Arzuşka bizi bu sabah buraya kahvaltıya götürdü.

Hava pek güzel, ışıl ışıl ama soğuk idi. Yerimiz de manzaraya karşı idi:



Ipad menüden sipariş verdik tabii, portakal reçelinin 5,5 TL fiyatını görünce keşke evde yeyip gelseydim dedim:)




52 TL'ye serpme kahvaltı vardı ama en az 2 tane almak zorundasın. Menüde "en az 2 kişilik" yazıyor bundan da minimum 2 tane ısmarlamak zorunda olduğunu anlamalısın ayyy.

Neyse biz de serpme kahvaltı söyledik, pastırmalı yumurta da aldık. Kahvaltıdan sonra ufak rıhtıma çıkıp fotoğraf çektik:)

Kızçeler

Judy

Yemeğin üstüne Türk kahvesi kıvamındaydı, sonra ortaya 2 tane tatlı alıp Americano içtik. Sonuçta kişi başı 73 TL ödedik. 


Açıkçası bir daha asla gitmeyeceğimiz mekanlar listesine ekledik burayı. Pahalı bir mekan. Bir de etrafımızda kara türbanlı ablalar vardı bir sürü.  Onu da merak ettim, kafaya abajur üzeri siyah saten örtü belli bir cemaati mi işaret ediyor? Tepede de kocaman güneş gözlüğü? Bilemedim doğrusu. 


Kızçelerden ayrılınca ufak bir işimi halletmek için Taksim'e çıktım. Meydan yine şantiyeye dönmüş. mahvettiler meydanı zaten, şimdi de sıvıyorlar herhalde. İstiklal bildiğiniz gibiydi, ben de biraz Galata'ya doğru yürüdüm. Kalabalık, cıvıl cıvıl, çok güzeldi yine oralar:)













Bu Cumartesi de böyle geçti dostlar. Artık yavaş yavaş senenin sonuna yaklaşıyoruz, yılbaşı yazısı gelir bundan sonra. Bu arada güzel bir haber vereyim. 20 Aralık'ta Sezgin Kaymaz'ın imza günü ve söyleşisi var, Kadıköy'de Akademi Kitabevinde.

Kaçırmayın derim!


xo xo