terkos pasajı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
terkos pasajı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2015 Pazar

Akdeniz Hatay Sofrası'nda Kahvaltı Ziyafeti

Cumartesi sabahı erkenden kalkmamızın yegane sebebi olabilirdi, o da müthiş bir kahvaltı beklentisi. Kızçeler ekibi, bir fire ile Beylikdüzü'nden, karşıdan ve Bebek'ten sabahın erken saatinde yollara dökülüp Aksaray'da buluştuk, hep bu gırtlağımız belasına dostlar! Karşıdan gelen Seval'le Mecidiyeköy'den metro ile Yenikapı'ya gittik. Yenikapı istasyonu devasa bir yer, Marmaray, Havaalanı metrosu ile bizim Hacıosman metrosu burada birleşiyor. Biz Havaalanı metrosuna binip hemen bir durak sonra Aksaray'da indik. Yukarı doğru, Historia AVM'nin hemen yanında AKDENİZ HATAY SOFRASI bulunmakta. Geçen sene burada yemek yemiştim ve tadı damağımda kalmıştı. Bu sefer epey meşhur açık büfe kahvaltısını hep birlikte deneyecektik.


Akdeniz Hatay Sofrası

Rezervasyon yapmıştık ve yerimiz üst katta idi ama şansımıza hemen açık büfenin önünde bir masa boşalınca oraya çöreklendik. Açık büfe inanılmaz zengin ve yöresel lezzetler ve beklenmedik güzellikler ile dopdolu idi :

Abagannuç
Kömbe
Humus
Muhammara
Acılı Sörk
Mutebbel
Arap Köftesi
Menengiç
Bakla Ezmesi














Yediğimiz her şey çok lezzetliydi. Ispanaklı börek, köy tereyağı, petek balı, çeşit çeşit doğal reçeller... İncir reçeli harikulade idi. Fırın sütlaç muhteşemdi. Şam tatlısı enfesti. Kahvaltının içine düştük dostlar, hem midemiz hem ruhumuz doydu. Hararetle tavsiye ediyorum, gidin. Kişi başı 29 TL. Rezervasyon yapılıyor.


Kahvaltıdan sonra biraz yürümek üzere kendimizi Horhor sokaklarına attık. Hava birden bire dönmüş, buz kesmiş, kara bulutlar gökyüzünü kaplamıştı.




Aslında şu bir pazarını gezmek istemiştik ama kapalıydı. Biz de Fatih'e tırmanıp dolmuşa bindik ve Beyoğlu'na geldik. Az da olsa yürürken içimiz titremişti soğuktan. Midpoint'e çıkıp hemen birer kahve içtik.


The Kızçeler:)




İyice ısındıktan sonra Terkos Pasajına dalıp sağı solu karıştırarak ganimet aradık. Ben 2 tane buldum:


Kraliyet tişörtü+

Star Wars tişörtü

Terkos torbalarımızı yüklenip bu sefer Mango'ya girdik. Epey her katı gezdik. Özellikle outlet katından iyi ganimet düşürdüm:





Tüvit ceket çok güzel, kumaşı ve rengi ile tam bir kelepir idi:



Ve de bu cicik çanta:




Mango'nun arka tarafındaki merdivenlerden inerken ise şu harikulade manzarayı gördüm. Bayıldım.

Istanbul

Burası Galatasaray Lisesi mi?






Saatler süren alışverişten sonra artık çok yorulmuştuk ve akşam da olmuştu. Biz de torbalarımızla bohçacılar gibi House Cafe'ye gidip soluklandık. Mümkün değil gibi görünse de acıkmıştık. Ben beğendili köfte yedim, beğendisinin içine gömülesim geldi:

Beğendili köfte


The House Cafe

The House Cafe

Dostluk ve muhabbetle dolu harika bir gündü. pek güzel şeyler yemiş, üstelik alışveriş de yapmıştık. Mutlu mesut evlere dağıldık. Bakalım bir sonraki Kızçeler buluşmasında bizi neler bekliyordu?

xo xo




23 Şubat 2014 Pazar

İstiklal Caddesinde Bir Tatil Günü

Haftasonuna erken başlamak meğersem ne güzel şeymiş dostlar! Cumartesi sabahı Lady Charlotte ile erkenden uyanıp Murat Muhallebicisi'ne kahvaltıya gittik. Erken dediysem 10'da işte:) Simit, peynir, zeytinli sade kahvaltımızdan sonra da metroya binip Taksim'e çıktık.


Aaa, üzerime iyilik sağlık, İstiklal Caddesinde elimizi kolumuzu sallayarak yürüyebiliyorduk, pek bir sakin, ferah ferahtı caddemiz. Hemen Terkos pasajına daldık tabii, tezgahlar bomboş, dükkanlara hala mal yığılıyor idi. Alt kattaki en sevdiğimiz tişörtçüye baktık ilkin. Benim kısmetime bir Queen, bir de Elvis Presley tişörtü düştü. Elvis tişörtü, Lady Charlotte'ın tavsiyesi, onda da aynısından vardı ve çok güzeldi.

Elvis tişörtü 5 Lira

Queen tişörtü 10 Lira

Diğer dükkanları da gezdik, her yerde bolca yünlü geyikli tayt vardı:) Evde sıcacık giyeyim diye alsam mı bilemedim? Ama sanki çok kaşındırır be!

Dipteki diğer sevdiğimiz dükkanda ise, harika bir Star Wars sweatshirt'ü bulmuştum :


Darth Vader sweat, 15 Lira

Terkos'tan çıktıktan sonra meydana doğru yürüdük ve H&M'in yeni açtığı 5 katlı mağazasına girdik. Vay be! Artık İstiklal'de Mango, Zara, H&M ve Bershka, hepsi var idi!

H&M'in mağazasını açarken eski binayı olduğu gibi korumuşlar, yani o odadan bu odaya geçip epey bir dolanarak gezebiliyorsunuz. Bütün katları tek tek gezdik, her şeye baktık.

Artık ayaklarımıza karasular inmiş, karnımız da zil çalmaya başlamıştı. Midpoint'e giderek pencere kenarındaki en sevdiğimiz masaya oturduk. Caddeden sürekli gelip geçen, her tip, boy, renk ve cinsten insanı izleyerek yemek yedik. Yahu bu sokağı izlemek ne kadar zevkli idi. Tam muhabbet ederken birden susup caddeye bakıyoruz, ay insan gözünü alamıyor gelenden geçenden:)

Karnımızı doyurup kahvelerimizi içtikten sonra da son bir kaç mağazayı gezip evlere dağıldık artık.

İşte Istanbul'da en sevdiğim yer İstiklal Caddesi idi. Bütün gün sıkılmadan gezip, yiyip içebileceğimiz harikulade bir yer.

O halde hepinize mutlu Pazarlar dilerim:)

xo xo

16 Ekim 2013 Çarşamba

Bayram Gezmesi : Taksim

Arife günü güneş tepemizde parlarken Lady Charlotte ile kendimizi Taksim'e attık. Şu şehri şirin Istanbul'da en sevdiğimiz yer. Bu esnada parkın ve meydanın son halini de görmüş olduk. Tabii cevval bir belgeselci blogger olduğum için her tarafı bir güzel fotoğrafladım sizler için, benim canımdan çok sevdiğim izleyicilerim:)





Meydandan otobüs durakları kalkmış, iyi hoş amma; Harbiye bomboş görünüyor, öyle beton döküp bırakmışlar :(













Lady Charlotte ile ilk iş koşa koşa Terkos Pasajına gittik dostlar, epeydir gelmemiş,tezgahları karıştırıp gizli hazineler bulamamıştık:) İyice dolaştıktan sonra sonra, şu etekten aldık ikimiz de:))



Eteğin üzerine bir de sımsıkı, dalgıç kıyafeti gibi kalın ve esnek bir ceket buldum, tam ganimet:



Terkos'u sömürdükten sonra İstiklal'in üst kısmına yeni açılan devasa Mango mağazasına gittik. Ama komple binayı almışlar. Burayı da kat kat gezdik. Outlet kısmından yine sımsıkı üzerime oturan, askeri tarzında havalı bir ceket kaptım. Oh, kelepir :




Mango alışverişi de bitince, elimizde torbalar, bohçacı gibi Midpoint'e oturduk, köfte yedik. Köftenin yanında gelen elma dilim patatesleri yalamak istesek de, Perihan diyetinde idik ve zinhar bozamazdık rejimi. Patatesleri geri gönderdik içimiz kan ağlayarak.

Yemekten sonra Midpoint'in altındaki Beyoğlu Çarşısına daldık, burada kat kat tükkanlara daldık çıktık. Lady Charlotte çok şahane çiçekli bomber ceket kaptı:)

Artık yorulmuştuk, fakat gezmeye devam etmek istiyorduk, biz de Nişantaşı'na gittik ama hayal kırıklığı yaşadık. Promod kapanmış:( Topshop'ta da hoş birşeyler bulamadık. Nihayet Watsons'a girip %50 bayram indiriminden Maybelline BB krem, Loreal ruj, Max Factor maskara, Bourjois allık alarak günü tamamlamış olduk:) Ayaklar mafiş olmuş, paralar suyunu çekmiş idi, biz de evlere dağılmaya karar verdik.

Gece Lady Charlotte'ın ayakları su toplamış, benim de dizcağızlarım ağrıyordu:)) Fakat haftaiçi Taksim'de rahat rahat gezmek çok zevkliydi:)

Yaşasın tatil:)

xo xo

10 Haziran 2012 Pazar

Yaz Geldiği İçin Çok Mutluyum

Bu havayı o kadar çok seviyorum ki anlatamam. Nemden şıpır şıpır ter boşaltsak da, otobüslerde  facia "haydi eller havaya" kokularına maruz kalıp bayılayazsak da... Yazın hayat daha kolay be annem. Yol çilesi bile daha katlanır oluyor yazın; yağmur-çamur olmayınca. Oh. Çoraplardan kurtulan ayaklarımız sandaletlerin içinde rahat ediyor, ayak parmaklarımızı kıpır kıpır oynatabiliyoruz. 5 kat giyinmekten; yanımızda palto, hırka ve şemsiye taşımaktan da kurtuluyoruz, daha ne olsun?



Yazın en güzel yanlarından biri gezmeye gittiğimizde, püfür püfür esintili teraslarda oturup soğuk içeceklerimizin tadını çıkartmak. Biz de Cumartesi günü Lady Charlotte ile aynen böyle yaptık. kendimizi İstiklal Caddesi Midpoint'in terasına attık. Buz gibi biralarımızı söyledik, mozarella tabağımızı aldık...



Yıllardır diyet yaptığımız için böyle bir keyif yaşamıyorduk, halbuki blogun geçmiş yıllarında ne sofralar donattığımızı benim canımdan çok sevdiğim izleyenlerim biliyor:))) O günler kadar değil tabii, midemiz küçüldü çok şükür, yine de mozarella kızartmalarını, elma dilim patatesleri lüplettik. Terasta rüzgar serin serin esiyor, güneş lacivert Boğaziçi üzerinde parlıyordu. Dünyada bizden mutlusu yoktu herhalde o an:)))

Ana yemek olarak fish&chips aldım ben, Lady Charlotte da çedar peynirli etli dürüm istedi:) Ama önden yediğimiz sepet bizi doyurmuştu gerçekten. Fish&chips'in fishini yedim sadece, patateslere dokunmadım zinhar. Lady Charlotte da dürümlerin tekini yiyebildi:)) Hazmetmek için şekerli Türk kahvelerimizi içtikten sonra biraz yürüyelim diye kendimizi dışarı attık.



İlk durağımız kaçınılmaz olarak Terkos Pasajı idi. Ben 2 tane elbise buldum, Lady Charlotte da çok şık bluzlar ve süper bir kelebekli elbise kaptı. Sonra bu Terkos'un girişinde bir outlet ayakkabıcı var ya, oraya bakasımız geldi. Burada VAGABOND marka ayakkabılar bulduk. Lady Charlotte'dan öğrendim, bu Vagabond İsveç'in en büyük ayakkabı markası imiş. İncecik deriden bir babet aldım ki, 50 TL ve ayağımda yok gibi. Yok böyle dans dedim dostlar. Nihayet ayak vurmayan, ayağı pamuk gibi saran, incecik hafifçecik babeti keşfetmiştim!

Bakınız elbiselerime :




Bershka'ya doğru ilerlerken, Borusan'da çok enteresan bir sergi gördük, hemen girdik içeri tabii. Serginin adı : REVOLUTIONS & REVELATIONS. Mercan Dede ile Kanadalı bir sanatçının, Romantik Asilerin hazırladığı eserler sergileniyor idi.

Borusan Kültür Sanat, müzisyen/DJ kimliğiyle tanınan Arkın (Mercan Dede) ve ressam Carlito Dalceggio’nun Montreal’den İstanbul’a uzanan serüvenini sanatseverlerle buluşturuyor. “İçsel aydınlanma, evrensel özgürlük” sloganıyla kapılarını açan “Revolution Revelation” sergisi 24 Mayıs–25 Temmuz 2012 tarihleri arasında Borusan Müzik Evi’nde ziyaret edilebilecek. Serginin art book’u için Arkın’ın yakın dostu, yazar Elif Şafak bir önsöz hazırlayacak.

Eserleri çok beğendim; o capcanlı renklere, kurukafalarla Miki Fareyi, sufileri bir araya getiren kolajlara bayıldım.

Bunun tüylerini yolmuşlar, serginin önünde uçuşuyordu tüyler:))











Lady Charlotte'ın sanatla bütünleştiği an:))

Provoke

Sergi gezip ruhumuzu da besledikten sonra, adetimiz üzere Bershka'ya göz attık ama elbisenin, ayakkabının tillahını almış idik Terkos'dan. Daha bir kuruş harcamadan Starbucks'a gittik, kocaman kadife koltuklara gömülüp kahvelerimizi içtik, ohhh, hayat bize güzeldi çok şükür:)))

İşte hemen her haftasonu geçirdiğimiz gibi bir gündü, ama çok güzeldi, içimden Midpoint'de masaların üzerine çıkıp oynamak filan geldi ne bileyim:))

İnşallah bu güzel enerji hafta içi de devam eder :))))

xo xo