Dün sabah İstanbul'a deli gibi yağmur bastırmıştı. Amaan dedim ne güzel gezecektik bu yağmur ne? Bildiğin sel aktı mahalleden... Neyse öğlen hava açtı, biz de Lady Charlotte ile Sabancı Müzesindeki "Rembrant Ve Çağdaşları" sergisine gittik.
Klasik yağlıboya tablolar yüzyıllar öncesinin zengin Amsterdan burjuvalarını olduğu kadar gündelik hayatı ve Hollanda'nın doğa manzaralarını da anlatıyordu. Beğendik. Sanatın moderni yerine klasiğini her zaman tercih etmişizdir zaten.
 |
| elbisedeki detayları sevdik |
 |
| yemeğini kedisiyle paylaşan kadın |
 |
| gömleğin kollarına bayıldık |
 |
| kıyafete hayran olduk |
Ama bizi en çok etkileyen ve ağzımızı açık bırakan eserler, alt kattaki tuval üzerine mürekkep ile yapılmış deniz manzaraları oldu:
Bunlar kocaman tablolar ve sanatçı Willem van de Velde; bunları mürekkepli kalemle taramalar yaparak meydana getirmiş. Minicik bir karikatürün taramasını yapmak bile ne kadar uzun sürüyor, bu tabloları kimbilir ne kadar zamanda bitirmiştir? Hayran kaldık.
Galeride aynı zamanda Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi sergisi de bulunmakta idi. Şeker Ahmet Paşa'dan İbrahim Çallı'ya klasik Türk resimlerini görmek hoştu. En çok sevdiğimiz tablo ise 1940'ların Taksim Meydanını betimleyen eser oldu :
Bakınız Taksim Meydanı yeşillikler içinde, şapkalı pek şık hanımlar rahatça geziniyorlar. Meydan pek derli toplu ve sıcak görünüyor. Ah nasıl beğendim bu tabloyu anlatamam.
Sergiden çıkınca restoranda oturup birer kahve içtik. Sonra da dışarıda bir bank bulup müzenin manzarasının tadını çıkarttık. Güneş tepemizde parlar, Boğaz en lacivert haliyle önümüzden akarken; karşı tepelerde mosmor açan erguvanlar; İstanbul'un eşssiz güzelliğinin asla kaybolmayacağını müjdeliyordu adeta.
Günün sürprizi: Lady Charlotte dövme yaptırdı, hem de sahici:
 |
| The Girl With The Bird Tattoo |
Lady Charlotte'ın gözünden Miss Judy :
 |
| En sevdiğim fotoğrafım oldu bu |
Müzeden çıkıp Lady Charlotte'ın arabasına atladık ve doğal mekanımız Taksim'e geldik. Açlıktan ağzımız koktuğu için önce Midpoint'e oturup bir güzel yemek yedik. Ben burger mi yesem diye düşünürken Lady Charlotte fajita önerdi. Bizim masamızda biri fajita yerse diğeri de daima ona uyar yoksa çok fena kokuyor namussuz:)) O yüzden ikimiz de fajitaya gömüldük, pek iyi oldu, aç karımız doydu:))
Yemekten sonra restoranın da sıcaklığıyla bize bir ağırlık çöktü sormayın. Kalkıp biraz yürüdük. Bershka'ya bakıp kendimizi Terkos pasajına attık. Lady Charlotte ile Zekish geçen hafta buradan denim gömlek almışlardı hatırlarsanız. Aynısından ben de aldım, çok güzeldi:
 |
| Denim gömlek 35 TL |
Gömleğin içine de gençliğimde en sevdiğim grup olan Guns N Roses logolu tişört aldım:
 |
| Guns N Roses baskılı tişört 10 TL |
Bir tane de çok şirin Miki Fareli baskılı tişört kaptım:
 |
| Mickey ve Minnie baskılı tişört 10 TL |
İstiklalde biraz daha yürüdükten sonra kalabalıktan bunalıp kendimizi Ara Kafeye attık. Galiba çok fazla turist vardı, her zamankinden daha kalabalık geldi bana cadde. Ara Kafede kahvelerimizi içtikten sonra da artık ayaklarımız gezmekten ağrımış vaziyette evlere dağıldık:)
Yarın da iş olmadığı için bugün Pazar akşamı bunalımı yaşamayacağız, aksine bu gece Behzat amirimin düğünü var, içip içip coşacağız:))
Bakalım yarın da nereleri gezeceğiz?
İyi tatiller dostlar
xo xo