29 Haziran 2008 Pazar

beni hayat tutuyor...

ben anladım beni hayat tutuyor ,
ondan hep midem bulanıyor.
gözüme, kendi kirpiğim batıyor.
of içimde kaç tane kadın yaşıyor?

15 Haziran 2008 Pazar

Olaylı bir düğün daha

Hafta sonu kuzenim Obi-Wan Burak ile güzel nişanlısı Yelda'nın düğünlerini yaptık sayın seyirciler. Bana yine vukuat, yine bana rezalet vardı bu gecede de.

Kendime Zara'dan mavili tonlarda bir elbise almıştım, çünkü annemin safirli kolyesini takmayı amaçlıyordum. Bir de max factor'dan lipfinity çıkmaz ruj. Bunun dışında ayakkabılarım üniversite mezuniyetinden kalma, çanta yok, bir tek fotoğraf makinesi alıp gittim ben düğüne. Acele ettirdikleri için makyajım da iyi olmamış , sonradan farkettim.


Düğün Tarabya'da deniz kenarında idi, yani karşımızda masmavi Boğaz, ailemiz biraraya toplanmış, tabii başladık şakır şakır fotoğraf çekmeye. Sözleşmiş gibi bizim familyadan başka resim çeken çektiren yok. Biz sanki ilk kez deniz görmüş gibi ha babam bir sağdan bir soldan poz verip flaşları patlatıyoruz. Millet masasında oturmuş, Görgüsüzler filminin son veriyonunu izler gibi bize bakıyor püahahaahah. Neyse sonunda yerimize oturduk ki, millet manzara görsün
Yavaş yavaş müzik, servis derken, Star Wars'ın aşk teması çalmaya başladı, hani Anakin ile Padme'nin düğünlerinde çalan... Eee, kuzenime boşuna Obi-Wan Kenobi demiyoruz . Bu muhteşem müzik eşliğinde gelin ve damat ve de nikah memuresi düğüne giriş yaptılar ama yine biz başladık şakır şukur fotoğraf çekmeye! Memure kıyamadı bir türlü nikahı. Ve işte tam bu sırada , ayağımdaki sekiz yıllık, mezuniyetten kalma ayakkabılar parçalanmaya başladı dostlar. Aaa bir şerit ikinci şerit derken tabanları çatır çutur söküldü ayol!

Allahtan, anneciğim ben bu topuklu ayakkabılarla rahat göbek atamam diye yazlık sandaletlerimi getirmiş yanında, ayol oturdum masanın altında ayakkabı değiştirdim, yoksa çıplak ayaklı kontes olarak geçirecektim geceyi.
Bu arada nikah kıyıldı, kuzenim çok yakışıklı, Yelda çok zarif ve güzeldi. Nikahtan sonra gözgöze dansettiler, sonra yavaş yavaş çiftler dansa kalkmaya başladı. Aaa! Koca masada bir tek ben kaldım. Elimde bira şişesi, masanın ortasında tek başına Miss judy Abbott. Şişeyle dansa mı kalksam diye düşündüm, vazgeçtim, içmeye devam ettim. Sonra La Capitana kardeşimizin kocası Erkan beni bir tur dansa kaldırdı , bu vartayı da böylece atlattık.

Sonra klasik masaları dolaşma, takı merasimi vb vb derken müzik nihayet Sulukule moduna geçti. Biz de başladık kurtlarımızı dökmeye.
İşte herhalde ne olduysa o an oldu. Parmağımdaki annemin safirli yüzüğü ciyuvvv uçup gitti. Allahım! Ağzım kupkuru oldu. Danseden insanların arasında yere eğiliğ yüzük aramaya başladım. Meseleyi duyan bana katıldı, birdenbire acayip bir konsept oluştu düğünde. Tabii bulamadık yüzüğü. Ben de masaya çöktüm kaldım. Annemin yüzüne nasıl bakarım? Geçen düğünde de cep telefonumu düşürmüştüm (düğünden sonra bulmuştum) Ama bu telefon değil ki, asla yerine koyamayacağım birşey, pırlantalı safir taşlı koca yüzük. Yazık, annem "hiç üzülmedim, sen oyna evladım" dedi ama bende adım atacak hal kalmamış ki. Sonra kalkıp eve geldik, yolda annem duymasın diye sesimi çıkarmadan ağladım ağladım ağladım. Eve gelince ışığı yakmadan hemen yattım, aynada kendime bakacak yüzüm yoktu çünkü. Tam yattım , cebim çaldı. Damat kuzenim arıyor, yüzük bulunmuş!

Valla artık düğün lafı duymak istemiyorum. Bundan sora kim düğün yapacaksa haberi olsun, yanımda küçük dantelli bir don getirip onu kaybedeceğim bu sefer.

Bu arada ruj hakikaten çok başarılı idi. Tavsiye ederim.

13 Haziran 2008 Cuma

Sex and the City

Evet dün birsürü kız toplandık ve Sex and the City filmine gittik sayın seyirciler.
Bunun dizisini toplasan 3 kere seyretmemişimdir herhalde. Özet olarak dizide New York şehrinde bir elleri yağda ötekisi havyarda yaşayan, sürekli tassarımcı kıyafetleri, Manolo Blahnik ayakkabıları giyip şehirdeki tüm adamlarla sırayla yatarak birbirlerine deneyimlerini anlatan 4 hanım kızımızın maceraları anlatılmaktadır. Bir de dizinin ilk sezonunda başlayan başroldeki Carrie kızımızla galantore sevgilisi Mr Big'in big aşkları mevzusu var. Bunlar birinci sezonda aşık olup ayrılıp taa altıncı sezonda Paris'te kavuşmuşlar idi. Filmde bundan sonra kahramanlarımızın hayatı nasıl ilerlemiş, onu izliyoruz.

Gayet eğlenceli bir film olmuş, bol bol güldüm. Tabii kıyafetler, ayakkabılar falan çok şükela olmuş da, bu karıların hayatının bizimle uzaktan yakından alakası yok. O yüzden ha uzaylı filmi ha Sex & the City . Böylesi ekmek elden su gölden, bir eli yağda ötekisi havyarda bir hayat yok yani, varsa da ben görmedim.
Ve de bu film sadece kadınlar için. Sakın sevgiliciğinizi götürüp eziyet etmeyin adamlara.

1 Haziran 2008 Pazar

Al Pacino Sevgisi

Bu hafta sonu peşpeşe 3 Baba filmini izleyince Al Pacino sayfamızı da güncellemek istedim

Bir sürü yeni foto ile:

Al Pacino Sevgisi

Çok ilginç birşey oldu, tam bu yazıyı yazdım, kafayı tv'ye kaldırdım, aaa Al Pacino! Cnbc-e'de Donnie Brasco filmin vereceklermiş. Onun reklamına denk gelmişim. Ne tesadüf ama :))

RIGHTEOUS KILL

işte Al Pacino ve Bob De Niro'nun beraber oynadıkları yeni filmin resmi fragmanı

RIGHTEOUS KILL

Pacino ne kadar çöktü diye üzülüyorum, nerde Don Michael nerde bu peruklu işkembe suratlı adam
ama işte seviyorum napalım :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...