17 Mayıs 2015 Pazar

Fated To Love You (2014)

Fated To Love You, 20 bölümlük bir romantik komedi dizisi, ya da şöleni diyebilirim. Benim de izlediğim ilk Kore dizisi oluyor kendisi. Malum, ülkemizde ve dünyada böyle bir Kore dizisi salgını var, ben de mikrobu kaptım. Kore uzmanı arkadaşım, Sittirela'cığım sağolsun, diziyi bana o önerdi. Tabii benim uykuyu boş verip sabahlara kadar izleyerek tek bir hafta sonunda diziyi bitireceğimi tahmin edememişti. Ne yapayım çok sevdim Fated To Love You dizisini:)


Dizimizin kahramanları; kimya devi şirketlerin sahibi, köklü bir sülalenin son erkek evladı olduğu için aile tarafından evlenip üremesi için habire baskı gören Lee Gun ile; 

Jang Hyuk, Lee Gun rolünde


küçük bir adadan Seul'e çalışmaya gelmiş, kendi halinde, kimseye hayır diyemeyen, utangaç Kim Mi Young

Jang Na Ra, Kim Mi Young rolünde


Dizimiz bir reklam çekimi ile başlıyor. Güzel manken, reklama konu olan şampuanı beğenmeyince çekim duruyor, herkes şaşkın derken bir kahkaha duyuluyor ve genç bir adam sete dalıp artistik hareketlerle saçlarını yıkıyor. Bu adam, Jangin kimyasallarının patronu, Jeonju klanının 22 kuşaktan 9. oğlu Lee Gun'ın ta kendisi! Lee Gun, ürünü ile, mirası ile gurur duyuyor. Dolayısı ile şampuanı beğenmeyen mankeni oracıkta kovup reklam filmini kendi çekiyor, sonra da ardına bakmadan, herkesi etkileyen pek karakteristik kahkahaları ile setten ayrılıyor.

Koreli adamlar böyle, illa döşü kıllı olsun diyorsanız sizi Adanalı dizisine alalım:))))

Pervasız ve cüretkar Lee Gun, şirketi çok iyi yönetmesine rağmen evlenip çocuk yapması için klandan sürekli baskı görmekte. Nihayet, New York'ta çalışan balerin sevgilisi Se Ra'nın Kore'ye döneceğini klana bildiriyor ve Se Ra'ya evlilik teklif etmek için Macau'da bir tatil planlıyor.


Salyangoz kahramanımız:)

Kim Mi Young, bir hukuk ofisinde asistan gibi çalışıyor. Herkese sürekli kahve getiriyor, patronun özel işlerine koşturmaktan gocunmuyor. O adeta bir post-it kız, kullanışlı ama iş bitince buruşturulup çöpe atılan bir post-it. Mi Young, şirket çekilişinde Macau tatili kazanınca başına geleceklerden habersiz tatile gidiyor.

Kahramanlarımız Macau'da bir takım komploların kurbanı olup bir geceyi beraber geçiriyorlar ve Mi Young hamile kalıyor. Babaannesi Lee Gun'ı evlenmeye zorlayınca ikilinin müşterek hayatları da başlamış oluyor. 

Lee Gun (Jang Hyuk) ve Kim Mi Young (Jang Na Ra)


Dizimizin özellikle ilk 10 bölümü feci derecede eğlenceli ve romantik. Başroldeki Jang Hyuk bir harika. Lee Gun'ın çılgın kahkahalarını, sert görünüşü altında iyi kalpliliğini mükemmel yansıtıyor. Kendisi dişlek bir adam, tabii bir Freddie Mercury haşmetinde değil ama hafif dişlek işte:) Bu özelliğini de Lee Gun'ın o unutulmaz kahkahasında çok iyi kullanmış . Komedi duygusu çok başarılı, fiziksel komik sahnelerde de kendini salak durumuna koymaktan da hiç çekinmemiş, bayıldım adama! Kesinlikle dizinin lokomotifi:)

Lee Gun'ın çılgın kahkahaları

Lee Gun işini bilir:)

Lee Gun kahkahası:)

hafif dişlek:)

Jang Na Ra ise Kim Mi Young rolünde mükemmel. Zaten ufacık tefecik bir kız. Yüzü kaşık kadar, gözleri iri iri, minik dudakları da kiraz gibi olunca, Kim Mi Young ile gülüyor ve onunla ağlıyorsunuz. (Ben bazı bölümlerde ağladım diziyi izlerken) . Tabii arada "yeter kızım eziklenme bu kadar" diye sarsmak istiyorsunuz omuzlarından tutup ama o kadar tatlı bir konuşması var ve o denli sevimli ki pek kıyamıyor insan:)








Dizide sevdiğim o kadar şey var ki hangi birini anlatsam bilemedim. En başta komployu kurup bizimkilerin başını yakan Hamo Hamo ikilisi dizi boyunca biz güldürüyorlar:)

hamo hamooo

Lee Gun'ın sekreteri Tak, aynı şekilde, özellikle dizimizin drama kısmı ağırlaştığında komedi unsurunu devam ettiriyor.


Sekreter Tak :)

Dizide saçma sapan kötü karakter olmamasını da çok sevdim. Yani bu tarz filmlerde veya dizilerde, esas adamın eski sevgilisi manasızca kötü olur ya, bu kötü kadınların ev yakanından çocuk düşürtenine neler gördük :)) Bu dizide eski sevgili Se Ra, gayet normal tepkiler veriyor :)  Sonra Lee Gun'ın üvey annesi de kötücül bir tip gibi ara sıra komplolar kursa da, komik sevimli bir hali var. 


Lee Gun'ın babaannesi ile Mi Young'ın annesi de dizinin eğlenceli unsurlarından. Kafaları attı mı Lee Gun'ı pataklamaktan çekinmemeleri ile gönlümüzü kazanıyorlar.


hahahahah adam süper gülüyor!


Fated To Love You, aşık olmanın heyecanını, ilk aşkın coşkunu pek tatlı anlatan harika bir dizi. "Hadi öpsene kızı!", "kızım, yumul şu adama!" diye tezahürat yaparak seyredebilirsiniz benim gibi. Dizi birer saatlik 20 bölümden oluşuyor. Bizim diziler gibi bir bölüm saatlerce, hikaye de yıllar boyu sürmediği için gönül rahatlığıyla öneriyorum. 



xo xo


2 Mayıs 2015 Cumartesi

Küçük Prenses Evine Gitti

Sabah erkenden yeni bebeğini doğuran Düşes Kate, akşam olur olmaz yatağından kalkıp, ipek elbisesini ve topuklu ayakkabılarını giyerek evine döndü.

Kate hastaneden çıkmadan önce William saraya gidip küçük Georgie'yi getirdi ve Georgie yeni kız kardeşi ile tanıştı.


İlk royal selam








George, çayını içip banyosunu yapmak için saraya geri gönderildikten sonra, Kate'in hastaneden ayrılacağı açıklandı.

İşte tam bu esnada benim internet koptu, tam Kate hastaneden çıkacakken, TTNET ADSL benim modemin şifresini değişirdi, Allah binbir türlü belalarını versin inşallah. Çıkmaz sokaklarda eşşekler kovalasın alayını inşallah. Bütün gün ne güzel Sky News izlemiş, heyecanlanıp keyiflenmiştim. Keyfimin içine etti şerefsizler.

Neyse Kate'in sarı desenli elbisesi ile çıkışını Turkcell bağlantısı ile izledik. Bu sefer Kate ile William, gazeteciler ile konuşmadılar. Belki de yün bereli prensesin üşüteceğinden korktular.







Küçüğü epey sarıp sarmalamışlar. Zavallıcık daha yeni fışkırmıştı anasının karnından.

John Stillwell



Yeni prensesinin ismini belki yarın, belki Pazartesi ilan ederler. Kesinlikle umuyorum ki adı Diana olmaz. Hiç bir çocuk bu ismin taşıdığı yükü omuzlamayı hak etmiyor çünkü. Sara olsun mis gibi, Küçük Prenses Sara.


İsmi ne olsun küçük prensesin?

xo xo



Küçük Prenses Doğdu

Düşes Catherine, herkese yeni bebeğin Nisan ortası ile Nisan sonu doğacağını söylemişti. Nisan'ın 15'i geldiğinde, Kate'in doğuracağı St Mary hastanesinin özel Lindo kanadına park yasağı işareti asıldı. 15-30 Nisan arasında park yapma kısıtlaması getirildi. Basın mensupları için bariyerler kuruldu. Azılı kraliyet hayranları hastanenin önünde kamp kurdular.

Ama hiç bir şey olmadı. Great Kate Wait devam etti ve etti. Hastane önünde kampçılar yavaştan perişan olmaya başladılar. Öyle ki Kensington Sarayından tatlı ve kahve gitti kampçılara. Nisan'ın son haftası haberciler ve fanlar uykusuzluktan hafif delirmeye başladılar. Bu bebek neden bir türlü doğmak bilmiyordu.

Sonunda park yasağı 5 Mayıs'a kadar uzatıldı. Kate iki kere Buckingham Sarayına yüzmeye giderken görüntülendi. Hiç kimse bunun bir Mayıs bebeği olacağını düşünmemişti. Prens Charles, bir kız torun istediğini ama bebeğin ne zaman geleceğini bilmediğini söylüyordu.

Mayıs'ın ilk günü de bebek doğmadan gelip geçmişti ama 2 Mayıs sabahı Türkiye saati ile yaklaşık 8:30'da Londra'dan beklenen haber geldi. Kate hastaneye yatmıştı. Böylece twitter çıldırdı, gazeteciler İngiltere'deki seçimi unuttular. Herkes hastane kapısına koştu. Herkes taa akşama yapılacak bir anons beklerken..

Kate'in 3 kilo 700 gr ağırlığında bir kız doğurduğu ilan ediliverdi. Prens William doğumda hazır bulunmuştu. Küçük prenses, tahta geçme sırasına 4. olarak girmişti:) (Prens Charles - Prens William - Prens George ve 4. olarak yeni kız)

Şimdi Kate ile William'ın yeni bebkle hastaneden çıkmalarını bekliyoruz.

Şehir çığırtkanı da gelip anonsunu yaptı:



Şehir pembeye boyandı :)





Bakalım yeni kızın adı ne olacak? Sara olsun, küçük prenses Sara :)

xo xo

1 Mayıs 2015 Cuma

1 Mayıs

Belki bu Haziran'da, belki gelecekte bir başka baharda, ama illa ki sizden kurtulacağız. Yargılanacaksınız. Kendinden başkasının hakkına hukukuna saygı göstermeyen sahte Müslüman kılıklı faşistler sizi!











16 Nisan 2015 Perşembe

Star Wars The Force Awakens

Yorgun argın oturmuş, hatta İdefix'den son aldığım kitap kolisini bile açmaya üşenirken, pıt diye bir twit düştü ekrana dostlar. Yeni Star Wars The Force Awakens teaser fragmanı yayınlanmış! Hemen açtım ve seyrettim, şu saate kadar da defalarca izledim 2 dakikalık fragmanı, hatta heyecandan ağladım! Çünkü nihayet güç yine bizimle olacak, Force'un rahmetine kavuşmadan Han Solo'yu bir kere daha izleyecektik dostlar.

Fragmanda çarpıcı kareler var,  ekran görüntülerine bakalım:

Öncelikle gümüş rengi Lucas Film yazısını görüyoruz.



ve John Williams'ın harikulade müziği eşliğinde müthiş çarpıcı bir sahne geliyor. Tahminimce Tatooine çöllerinde çürüyen bir Yıldız Destroyeri, ön planda ise canımız X-Wing. Gerçekten nefis bir sahne ... Derken Luke Skywalker'ın, öz hakiki Mark Hamill'in sesini duyuyoruz. Return of the Jedi'da Leia'ya söylediği "The Force is strong in my family" lafını tekrar ediyor. 




"My father has it" diyor ve gördüğümüz sahne ile ağlamaya başlıyoruz. Return of the Jedi'da, Luke'un yaktığı Vader'ın kaskı bu! Nasıl tokat gibi ve beklenmedik bir görüntü!




Luke "I have it" diye devam ediyor. İşte mekanik eliyle bu da Luke olmalı!




Luke "My sister has it" diyor ve bir ışın kılıcının el değiştirdiği bu sahneyi izliyoruz. Kılıcı alan Leia mı? Yoksa başka biri mi? Alan memnun veren memnun... İlk filmdeki (benim için ilk film Bölüm IV) Obi-Wan Kenobi'nin Luke'a, babası Anakin'in ışın kılıcını verdiği sahneyi anımsatıyor bu görüntü bize.




Luke son olarak "You have that power too" diyor. Kiminle konuşuyor? Expanded Universe'de yani filmlerin dışında kalan materyaller ile tanımlanmış alternatif evrende, Luke'un bir oğlu olduğunu biliyorum. Ama bu film EU evrenindeki olayları takip edecek mi ondan emin değilim? Belki de yepyeni ve Star Wars tarihi yazacaklar. Yani Luke'un kızı olabilir, kılıcı ona veriyordur belki, bilemedim.

Sonra uçuşan X-Wingler, yine orijinal üçlemeyi anımsatan heyecanlı kahraman pilotlar, kırmızı bir ışın kılıcı ve çölde koşuşturan yeni kahramanlarımızı görüyoruz. Ardından şak diye ortaya çıkan Stormtrooper birliği bizi heyecanlandırıyor.




Heyecanlı çarpışma sahnelerini görüyoruz ve yeni karakterlerle tanışıyoruz.




Bütün haşmeti ile bir imparatorluk yıldız destroyeri ve Tie Fighter'lar...




ve yine çok merak uyandırıcı, karanlık taraftan olduğunu tahmin ettiğim başka bir yeni karakteri görüyoruz.



Bu arkadaşı da ilk teaser'dan hatırlarsınız. Acaba Lando Carlissan'ın oğlu mu?  



VEEEE MILLENUIM FALCON sahneye giriyor! TIE Fighter'dan kaçan Falcon, çölde çürüyen bir başka destroyerin içine giriyor ve klasik bir kovalamaca sahnesi izliyoruz.




Fragmana göre Falcon'u kovalayan dayı bu. Yine ilk filmdeki (Bölüm IV) Darth Vader'ın Luke'u kovalayış sahnesine benziyor. JJ Abrams'ın bu filmi orijinal üçlemeye yakınsayarak çekmiş olduğunu ümit ediyorum zaten. Fragmandaki sahneler hep orijinal üçlemede izlediğimiz başka bir sahneyi anımsatıyor sanki. Yalnız bu filmde kötü taraf kim, onu tam anlamadım. Hala imparatorluk yıldız destroyerleri, stormtrooper'lar ve Sith varsa... Luke İmparator'u yenmişti ama, Anakin güce dengeyi getirmişti... Kime karşı savaşıyor bunlar, neden TIE fighter kovalıyor bizimkileri hala? Kafamda deli sorular.


Neyse,bir sonraki sahne ile soru filan kalmıyor çünkü 




Fragmanın finalinde O SESİ DUYUYORUZ : HAN SOLO KONUŞUYOR!

Ben burada ağladım işte, iyi ki altıma kaçırmadım heyecandan:)




CHEWIE, WE'RE HOME diyor Han Solo, 



Çenesindeki efsanevi yara izi, kırlaşmış dağınık saçları ve deri ceketiyle; evrenler ötesinden; çok uzaklardaki bir galaksiden Han Solo bize gülümsüyor.




Bu noktada, Twilight fragmanı görmüş ergen gibi çığlık atmaya başlıyoruz. Yapacak hiç birşey yok:) 

Fragman bende hedefi tam 12'den vurdu dostlar. Tam bam tellerine basmış pislikler. John Williams'ın klasik The Force teması, Vader'ın kaskı, Luke'un eli derken; Star Wars'ın en sevilen kahramanını çat diye karşımıza çıkartmışlar. Acaba ne oldu diye merak da ettirdiler. Tamam oldu bu iş' Offff çok mutluyum çok!

Chewie, we're home!





xo xo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...