27 Ocak 2015 Salı

GONE WITH THE WIND - RÜZGAR GİBİ GEÇTİ - 2.Bölüm: Bir Scarlett Aranıyor

David O. Selznick 1936 senesinde Rüzgar Gibi Geçti'nin film haklarını aldığında, çoktan Hollywood'un en başarılı yapımcılarından biriydi. MGM ve RKO gibi iki büyük stüdyoyla çalışmış; orijinal King Kong'u, David Copperfield'ı, Greta Garbo'lu Anna Karenina'yı yapmıştı. Karısı Irene, MGM'nin patronu Louis B.Meyer'ın kızı idi.


David O. Selznick, Oscar ödül töreninde


David, Amerika büyük depresyon döneminden kurtulmaya çalışırken, yıldızlarla dolu göz alıcı, gösterişli filmler ile halka teselli ve eğlence sağlıyordu. Ama gönlünde yatan bağımsız olmaktı. Kendini beğenmiş, kibirli, neşeli bir adamdı. İsminin ortasındaki O harfini salt havalı olsun diye kendi eklemişti. 34 yaşında Hollywood'un en büyük yapımcısı idi. Bu yüzden Amerikanın en zengin adamı Jock Whitney ile ortak oldu ve 1935 senesinde kendi yapım şirketinin başına geçti. Bu dönemde orijinal "Bir Yıldız Doğuyor" filmini, Zenda Mahkumları'nı yaptı.


Douglas Fairbanks Jr, Kay Brown ve Jock Whitney, Rüzgar Gibi Geçti'nin haklarını satın aldıklarını açıklayan basın konferansında. Kay Brown kitabı keşfedip David Selznick'e gilm haklarını aldıran kişidir.


David 1936 senesinde Rüzgar Gibi Geçti'nin film haklarını satın aldığında henüz kitabı okumamış, adı sanı duyulmamış bir yazarın kitabı için para ödemekten de pek hoşlanmamıştı. Kitabı yaz tatiline giderken yanına alıp okudu ve karşısındaki sorunu gördü: 1000 sayfalık bir romanı nasıl film haline getirebilirsiniz?


Filmin yönetmeni olarak David'in arkadaşı George Cukor tutuldu. David, Sidney Howard'ın senaryoyu yazmasını istiyordu. Howard çiftliğinde kalıp çalışmak kaydıyla bu işi kabul etti. Oyuncu seçimi ise ülkede adeta milli meseleye dönüşmüştü. Scarlett O'Hara kim olacaktı? Filmin çekilmesi ile kuşkusuz tarihe geçecek olan bu karakteri oynama şansını kim kazanacaktı?

Dönemin en büyük yıldızları bu rol için aday gösteriliyordu :

Bette Davis

Joan Crawford

Katherine Hepburn

Miriam Hopkins

David bir gazeteci ile anlaşmıştı. Adam manşet atmayı ve haber şişirmeyi çok iyi biliyordu. Böylelikle birbiri ardına çıkan haberlerle, Scarlett arayışı kısa sürede çılgınlığa dönüştü! David'in sekreteri bütün ülkeyi dolaşarak yetenek araştırması yapmaya başladı. Seçmelere yüzlerce kadın katılıyor, arama hummalı şekilde sürüyordu. Bu esnada Hollywood'da deneme çekimleri başlamıştı.

Scarlett O'hara rolü için toplam 32 aktris ile deneme çekimi yapılmıştı. Bunlardan ilki Tallulah Bankhead idi:


Tallulah Bankhead

Deneme çekimi yapılan diğer kızlar arasında kızıl saçlarıyla tanıdığımız Susan Hayward, sonradan büyüleyici bir yıldız olacak Lana Turner ve Charlie Chaplin'in karısı ve başrol oyucusu Paulette Goddard bulunmakta idi.


Susan Hayward

Susan Hayward deneme çekimi, kütüphane sahnesi

Lana Turner

Lana Turner deneme çekimi

Paulette Goddard

Paulette Godard deneme çekimi


David Selznick'in bu filmi yapmak için henüz ne senaryosu ne de parası vardı. Fakat aynı zamanda, manyaklık noktasına çıkmış Scarlett arayışının halkın ilgisini ortada esamesi olmayan film üzerinde tuttuğunu bilecek kadar zekiydi.


Şaşırtıcı şekilde, Scarlett rolünün tam aksine, en başından itibaren Rhett Butler için sadece ve sadece tek kişi kabul görmüştü. Kitabı okuyan milyonlarca kişi, onu sadece tek bir adamın oynayabileceğini biliyordu : Hollywood'un en büyük yıldızı Clark Gable!


Clark Gable

Clark Gable o dönem MGM'nin en çok hasılat getiren yıldızı idi. David, Gable'ı filmde oynatmak için önce yalvardı, sonra da utanç verecek kadar astronomik bir parayı ödemeyi kabul etti.


1937 senesi sona ererken, Sidney Howard ilk senaryo taslağını teslim etti. Bu haliyle film beş buçuk saat sürüyordu ve kesilmesi gerekmekte idi. George Cukor ve Sidney Howard ile senaryo üzerinde çalışan Selznick, ilkinden de uzun süren bir taslak çıkarttı! David filmin devasa olacağını anlamıştı. Son derece kritik bir kararla, yapım tasarımcısı William Cameron Menzies'i işe aldı. Bir dahi olan Menzies, senaryoyu adeta kare kare çizerek her sahne için taslak hazırlayacaktı. Filmin genel görüntüsünü ve setlerin tasarımını bu taslaklar belirleyecekti. Böylece Hollywood'da geleneksel Güneyin zengin atmosferini yansıtacak olağanüstü setler inşa edilecekti.


İşte Menzies'in storyboard çizimlerinden bir kaç örnek:













1938 yazında, David O. Selznick, Rüzgar Gibi Geçti için 400.000 dolar harcamıştı ve ortada ne senaryo ne de oyuncular vardı. David'in daha çok paraya ve Rhett Butler'a ihtiyacı vardı. Stüdyolar arasında pazarlık kızıştı. MGM, Clark Gable'ı verip filmin dağıtımcılığını ve yedi yıl boyunca hasılatın yarısını aldı. 1 milyon dolar kadar da masraflara ortak oldu. Ağustos ayında Clark Gable kontratı imzaladı. Şimdi David'in zamana karşı yarışı başlamıştı. Kontratın bağlayıcı şartına göre, film çekiminin Ocak 1939'da başlaması zorunlu hale gelmişti.


David 1 aylık tatile çıkıp senaryoyu elden geçirdi. Diyalog yazması için başka bir yazar tuttu. Hollywood'a döndüğü zaman Scarlett O'Hara için bir aday öne çıkmıştı: Yeni deneme çekimiyle Paulette Goddard herkesi etkilemeyi başarmıştı.


Paulette Goddard deneme çekimi, Tara'da Ashley ile yüzleşme sahnesi


Bu videoda çeşitli aktrislerle yapılmış deneme çekimlerini izleyebilirsiniz:



Bette Davis, bir sene önce Jezebel isimli ve hikayesi Güney'de geçen bir filmde oynamış, bir de Oscar ödülü kazanmıştı. Katherine Hepburn halkın antipatik bulduğu biriydi. Lana Turner ise çok toydu. Bu aktrisler Scarlett O'Hara mücadelesinde yarış dışı kalmışlardı.


Paulette Goddard Technicolor renk testi


Paulette Goddard ile renkli deneme çekimleri yapıldı. Paulette Scarlett olabilir miydi? Bu rolü sonuna dek taşıyabilir miydi? Paulette, Charlie Chaplin yaşıyordu, evleri de David'in evinin karşısında idi. Gerçek hayatta arkadaştılar. Ama David kendini bir türlü Paulette konusunda ikna edemiyordu.


Paulette Goddard renkli deneme çekimi


1938 senesinde, büyük İngiliz aktör Laurence Olivier, Hollywood'a geldi. Olivier'in sevgilisi, genç ingiliz oyuncu Vivien Leigh'den başkası değildi. Vivien İngiltere'deki menajerine haber vermeden gizlice Amerikalı bir menajerle anlaşma imzalamıştı. Bu adam Myron Selznick idi. Rüzgar Gibi Geçti'nin yapımcısı David O. Selznick'in kardeşi! Vivien, yeni fotoğraflar çektirip Amerika'ya yolladı ama sonuç alamadı. Sonunda 1938 sonbaharında gemiye binip Amerika'ya gitti. Aslında ayrı kalamadığı sevgilisi Laurence Olivier ile beraber olabilmek için bu yolculuğa çıkmıştı. Yine de yolda kitabı bir kere daha okumuş ve bazı bölümlerini ezberlemişti.


Vivien Leigh, Laurence Olivier


Vivien Leigh, Myron Selznick'in karşısına çıktığında, efsaneye göre Myron ona "bir yangına gitmek ister misin" diye sormuş. Bu yangın, Rüzgar Gibi Geçti filmindeki meşhur Atlanta yangını sahnesi idi.


Yangın çekiminden


David Selznick'in stüdyosu, önceki filmlerinden kalan setlerle doluydu. Rüzgar Gibi Geçti'ye yer açmak için eski setleri yakmayı, yangını da filmde kullanmayı düşünüyorlardı. Tekrar edilmesi imkansız bu çekim için düzenekler kuruldu, bir sürü kameralar koreografiye göre sete yerleştirildi. Piyasada sadece 7 tane bulunan renkli Technicolor kameraların tamamı bu çekimde kullanılıyordu.


Eski King Kong seti yanarken


Devasa alevler kocaman stüdyoda yayılırken, Scarlett ve Rhett'in arabayla kaçış sahnesi yüzlerini gizleyen dublörlerle çekildi. Yapım Tasarımcısı Cameron Menzies, bu seti planlayan ve yöneten kişi idi.


Anlatılanlara göre, Myron Selznick, yangın esnasında David'in yanına gitti ve "Scarlett O'Hara'nla tanış" diyerek Vivien'i takdim etti. David Vivien'den etkilenmişti. Vivien'in Scarlett olabileceğini düşünüyordu.


Vivien Leigh deneme çekimi


O hafta son deneme çekimleri yapıldı. Büyük yarışta geriye sadece 4 aday kalmıştı : Joan Bennett, Jean Arthur, Paulette Goddard ve Vivien Leigh.


Vivien'in deneme çekimlerini bu videoda izleyebilirsiniz :




Vivien'da o ana kadar kimsede bulamadıkları hırsı ve canlılığı bulmuşlardı. O sanki Scarlett'in birinci dereceden kuzeni gibiydi! Ve Noel günü Vivien'e rolü aldığını söylediler. Hollywood nihayet Scarlett O'Harasını bulmuştu.


Vivien Leigh

Vivien Leigh

Vivien Leigh


Yangın sahnesinin filme yerleştirilmiş hali :





Ashley Wilkes rolü için İngiliz aktör Leslie Howard seçilmişti. Howard 46 yaşında idi ve filmin ilk kısmında genç Ashley'i oynayabilmesi için yüzüne epeyce makyaj yapılması gerekiyordu.


Olivia De Havilland

Leslie Howard


Melanie rolü içinse David sadece Olivia De Havilland ile çalışmak istiyordu. Ne var ki De Havilland, Warner stüdyolarına bağlıydı. Sonunda stüdyo sahibinin eşine rica ederek izin aldı ve kontrat imzalayabildi.


David O Selznick, Vivien Leigh, Olivia De Havilland, Leslie Howard kontrat imza günü

13 Ocak 1939'da basın açıklaması yapıldı. 2 sene süren arayıştan sonra, gencecik bir İngiliz oyuncu, sinema tarihinin en çarpıcı kadın karakterini oynamak üzere seçilmişti. Güneyliler özellikle buna bayılmışlardı. Bir yankee yerine bir İngiliz yeğdir demişlerdi.


Vivien Leigh ve Clark Gable sette


25 Ocak 2015 Pazar

GONE WITH THE WIND - RÜZGAR GİBİ GEÇTİ - 1.Bölüm: Filmden Önce Bir Kitap Vardı

Rüzgar Gibi Geçti; benim hayatta delice hayranı olduğum ilk şeydir. Yıllar boyunca pek çok hayranlık geliştirdim. Alelade bir beğeni değil; hani böyle sizi heyecanlandıran; o konuda bütün filmleri izleten, kitapları okutan, hatıra eşyalarına para saçtıran türden bir hayranlıktan bahsediyorum. Misal seneler sonra Al Pacino, Star Wars, Harry Potter konularında bu denli heyecanlanır olmuştum. Ama Rüzgar Gibi Geçti ilkti. Ve klişelerin dediği gibi, ilkler asla unutulmaz.


Rüzgar Gibi Geçti ile tanışmam, yıllar yıllar evvel; TRT'nin güzel yayınlar yaptığı seneler ama o denli eskiden; bir bayram günü 3 bölüm halinde yayınlanan filmi izlemem ile gerçekleşti. 80'lerin sonu olmalı, belki 1990. Ailecek 3 gece ekran karşısına geçtik ve ta 1939 senesinde çevrilmiş bu devasa filmi bayıla bayıla izledik. Ben tek kelime ile çarpılmıştım. Scarlett O'Hara'nın ateşli tavırları ve yaşama tutkusu, Rhett Butler'ın o büyük ve dile gelmemiş aşkı, Ashley ile Melanie'nin sadakatleri, Gerald O'Hara'nın çiftliği Tara'ya, toprağa duyduğu sevgi beni büyülemişti.





Bu filmin dünyasında, güzel kadınlar incecik bellerini ortaya çıkartan şaşaalı elbiseler giyiyor, centilmen erkekler pamuk çiftlikleri yönetiyorlardı. Filmde adeta başrolde olan Tara çiftliği aklımı almıştı, artık hayattaki en büyük hayalim bir pamuk çiftliğine sahip olmaktı. Sürekli "uğrunda yaşamaya, savaşmaya ve ölmeye değen tek şey topraktır!" diye sayıklıyordum. Sanki bir İrlanda köylüsü idim:) Rüzgar Gibi Geçti ile yatıyor, onunla kalkıyordum. Annem filme dair bildiklerini anlatıyordu. Scarlett rolüne Vivien Leigh'nin seçilmesi Hollywood'un en meşhur hikayelerinde biri haline gelmişti. Rüzgar Gibi Geçti; Hollywood'da kendi efsanesine sahip, sinema tarihinin en unutulmaz, en görkemli, en büyük filmi idi.


Ama filmden önce, bir kitap vardı. Ve o zamanlar bilgisayarım, internetim, dvdlerim yoktu. Fakat kitabım olabilirdi. Rüzgar Gibi Geçti'yi ilk kez teyzemin 2 ciltlik kopyasından okudum. Harika bir çeviriydi, eğer ki bir sahafta 2 ciltlik Rüzgar Gibi Geçti bulursanız alın onu.


Kendi Rüzgar Gibi Geçti kitabıma 1991 senesinde kavuştum:



Bu zavallı kitap, okunmaktan derbeder haldedir. Sayfalarında kırışıklar, lekeler eksik değildir. Resmen okunmaktan eskimiştir kitabım. Ama o kadar güzel ki, şimdi şu satırları yazarken rasgele açtığım sayfalara takılıp yarım saat okudum :)


Rüzgar Gibi Geçti, Amerikalı yazar Margaret Mitchell'in tek romanıdır. Mitchell 1900 senesinde Amerika'nın güney eyaletlerinden Georgia'da, romanının da geçtiği Atlanta şehrinde doğmuş.  Yani Amerika'daki iç savaşın, kuzey-güney savaşının bitmesinden sadece 35 sene sonra. Annesi, küçük Margaret'in elinden tutup onu savaşta mahvolmuş eski malikaneleri gezmeye götürürmüş. Annesi küçük kıza bir zamanlar o malikanelerdeki korunaklı dünyalarında yaşayan insanları anlatırmış. Dünyalarının  ayakları altında patladığını, bir gün Margaret'in de dünyasının yok olabileceğini ve her duruma hazırlıklı olması gerektiğini öğütlermiş. Belki de yazarın romanının temelleri böylece atılmaya başlamış.


Margaret Mitchell


Eski Güney'in kahramanlık öyküleri ile büyüse de Margaret, tam manasıyla özgür ruhlu bir 20'ler kadını imiş. Atlanta Journal gazetesinde çalışmaya başlamış. Daima esprili, cüretkar ve ilgi çeken biri olmuş Margaret. Atletik ve de yakışıklı ilk kocasını çok içtiği için boşamış, düğünde sağdıç olan John Marsh ile evlenmiş. 1926 senesinde attan düşüp sakatlık geçirince, evde oturmaya başlayınca. kadına sürekli kitap taşımaktan bıkan kocası onu bu kadar okumak yerine bir roman yazması için heveslendirmiş. Böylece Margaret Mitchell, 10 sene sürecek olan ve İç Savaş dönemini anlatan meşhur kitabını yazmaya başlamış.


Aslında Rüzgar Gibi Geçti'yi anlatmak için, birazcık Amerika tarihinin bu en kanlı döneminden bahsetmek gerek.


Amerikan İç Savaşı, 1861-1865 seneleri arasında; kuzeydeki sanayileşmiş eyaletler ile; güneyin gelenekselci, varlığını köle emeğiyle işletilen pamuk çiftliklerine bağlı zengin eyaletleri arasında yaşanmıştır.  1861 senesinde başkan seçilen Abraham Lincoln köleliği kaldırınca; köleliğin bedelsiz iş gücünden yararlanıp refaha kavuşmuş güney eyaletleri birlikten ayrılıp Konfederasyon'u kurdular. Konfederasyon ordusunun Sumter kalesine saldırması ile iç savaş başladı. Amerika tarihinin en ölümcül savaşında yaklaşık 800.000 asker ve sivil ölmüş, Güneyli bir nesil toptan yok olmuştur. Savaşın sonunda Kuzey kazanmış, kölelik kaldırılmış, Güney'deki eski geleneksel yaşam tarzı rüzgar gibi geçip gitmiştir.


Rüzgar Gibi Geçti filmindeki meşhur panoramik Atlanta mağlubiyeti sahnesi ve Konfederasyon bayrağı


İşte Rüzgar Gibi Geçti romanında anlatılan tam da budur. Savaşın başladığı sene 16 yaşında olan Güneyli güzel Scarlett O'hara; babasının çiftliği Tara'da refah içinde yaşarken, kendini savaşın ortasında buluverir. Roman boyunca Scarlett'in ayakta kalma mücadelesini ve Ashley Wilkes'e duyduğu karşılıksız aşkın peşinden koşmasını okuruz. Savaştan daha zor olan belki de, savaş sonrası hayata adapte olabilmektir. Güçlüler değişime ayak uydurup hayatta kalır. Zayıflarsa bu değişimle baş edemez. Ve Scarlett O'Hara edebiyat tarihinde yaratılmış en güçlü kadın karakterdir. Savaşı ve mağlubiyeti yaşar; etrafında sayısız ölüme şahit olur, ailesiz yapayalnız kalır, çiftliği Tara'yı elinde tutabilmek için her şeyi göze alır, ırgat gibi tarlalarda çalışır, erkek gibi iş kurar, Yankilerle ticaret yapıp para kazanmaktan imtina etmez. Çünkü hayatta kalmanın, kendisinin ve ailesini bir daha asla aç kalmamasının tek yolu budur. Ne yazık ki Scarlett bu cevvalliği aşk hayatında gösteremez. Savaş boyu ona yoldaşlık eden Rhett Butler'ın tutkulu aşkını fark edemez. Ashley'in kendisini sevmediğini, kendisinin de aslında Rhett'e aşık olduğunu anladığında ise artık çok geçtir. Fakat Scarlett O'Hara için o bitti demeden hiç bir şey bitmez. O daima bir yolunu bulacaktır. Çünkü Scarlett için yarın daima yeni bir gündür!




Margaret Mitchell, neredeyse 1000 sayfalık romanının basılacağını hiç düşünmemiştir. Fakat 1935 senesinde basacak yeni eserler arayan bir editör Atlanta'ya gelir. Kitabı gören adam bunun bir best seller olacağını anlar, Margaret'den sadece baş kahraman Pansy O'Hara'nın adını değiştirmesini ister. Pansy'nin adı böylece Scarlett olmuştur. Kitabın yayınlanacağı kesinleşince, Margaret 6 ay daha çalışıp tarihi noktaların gerçeğe uygunluğunu kontrol eder. Açılış kısmını defalarca değiştirir. 1936 senesinin Haziran ayında Rüzgar Gibi Geçti yayınlanır.


O zamana göre astronomik 3 Dolar fiyattan satışa sunulan kitabın satışı yıl sonunda 1 milyona ulaşmıştır bile. 1937 senesinde Margaret Mitchell Pulitzer ödülü kazanır. Kitap tüm dünyada okunmaya başlamıştır. Türkiye'de ise 1941 senesinde ilk kez yayınlanmıştır. Elimde bunu kanıtlayan ciltler mevcut:)




1941 senesinde Hilmi Kitabevi basmış Rüzgar Gibi Geçti'yi. Orijinal ismin bu harikulade çevirisi için de bu göçüp gitmiş kahramanlara, Hilmi Ziya Ülken ile Avni İnsel'e binlerce teşekkür!






Şu kapağın güzelliğine bakar mısınız?




Kitap henüz yeni satışa sunulmuşken, Temmuz ayında, Hollywood'un en meşhur yapımcılarından David O. Selznick, adı sanı duyulmamış bir yazarın kitabına 50.000 Dolar ödeyip kitabın film haklarını satın alır. Ve bir efsane böylece doğmaya başlamıştır!


24 Ocak 2015 Cumartesi

24 OCAK 1993 : UĞUR MUMCU

Türk gazeteci, araştırmacı, yazar Uğur Mumcu; 24 Ocak 1993'te katledildi. Uğur Mumcu'nun failleri hala bulunmamıştır.

Uğur Mumcu'nun oğlu Özgür Mumcu'nun bugün Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan yazısını okumanızı tavsiye ederim:


Ocak Ayını Hiç Sevmem


Ocak ayını hiç sevmem. 22 sene önce bir Ocak ayında babamı öldürdüler. Ondan evvel Ocak’la aramızda bir husumet yok idi. Hatta yılbaşı eğlencesi ve okulun tatile girmesi sebebiyle sempatik bile bulduğumu söyleyebilirim.

yazının devamı için :
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/195025/Ocak_Ayini_Hic_Sevmem.html




20 Ocak 2015 Salı

Kate Alert : Bebe Mavisi

Cambridge Düşesi Catherine dün yine hayır işleri ile meşgul olu. Kesin ailesi ile Mustique adasına tatile gidecek, ondan bu ara bu kadar ortada göründü. Yoksa sarayda yan gelir yatar; bir eli yağda ötekisi havyarda hiç çalışmadan geçirdiği lüks yaşama devam ederdi:)

Fakat Kate dün o kadar şık, o kadar cici bir yengemizdi ki, bloga koymadan edemedim:)

Bebe mavisi mantosu ve içindeki yeşilli mavili elbisesi ile çok beğendim Kate'i.












AY GÜLDÜRME, DONUMA KAÇIRIRIM!

ZARA İNDİRİME Mİ GİRMİŞ?

Ayy kız olsun yeni bebek de bize daha çok mevzu çıksın istiyorum:))

xo xo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...