17 Haziran 2013 Pazartesi

OKUYALIM BU YAZIYI


Bir Devrimin Mimari Şifreleri




Alkol yasası gibi yeri geldiğinde referans verdiğiniz Avrupa gibi niteliğe önem veren tüm ülkeler, mimari rüküşlüğünüz ve şehircilik facialarınızı gözleri açık ve üzülerek seyrediyorlar. Görgüsüzlüğünüz ve kibriniz dünya çapında ün saldı. Ne yazık ki tüm gücünüzle kentlerimizi, coğrafyamızı, doğamızı mahvettiğinizde iş işten geçmiş olacak. Sonuçta rant faizi ve gayrimenkul lobisi ile birlikte çirkinleştirdiğiniz kentlerdeki kartonpiyerlerle süslü uyduruk kopya bir camiden sizi ebediyete uğurlayacağız. Hatalarınızı düzeltmek şu anda Gezi Parkı'nda direnen yeni nesile düşecek.


Gezi'de çekmiştim bu fotoyu, direnişin başında

16 Haziran 2013 Pazar

15 HAZİRAN GECESİ

Cumartesi akşamı Gezi parkı kadın erkek, çoluk çocuk, yaşlı, genç doluyken; görülmemiş canilikte bir saldırı başlattı çevik kuvvet. Basının parka girmesi engellendi. Parkın reviri basıldı, doktorlar gözaltına alındı. Divan Otele sığınan kadın ve çocuklara gaz bombaları atıldı. Ambulansların geçmesine izin verilmedi. Evlerinde insanlar gazla zehirlendiler. Parkta kuş, kedi, köpek kalmadı zaten, telef oldular. Sonra Vali çıkıp yüzümüze bakarak yalanlar söyledi.

Onlar saldırdıkça Türkiye uyandı, Türkiye ayağa kalktı. Bu bir sivil direnişti başından beri. Ve bunun önünde duramayacaksınız. Titreyin zalimler.

Parkın içine saldırı anı:




Divan Otele saldırı anı


Otelde çocuklar






Yaralıların sığındığı Divan Otele gazla saldırı


Parktaki marjinal gruptan biri! Gazdan boğulan bir çocuk! Parkta çocuklar oyun oynuyordu, çocukların kafasına gaz bombaları atıldı!!!





Parktaki dilek ağacını yaktı polis



Kafasına gaz bombası yiyen Can Dündar'ın yazısı : REVİRE BİBER GAZI

Reuters fotoğrafları : http://www.reuters.com/news/pictures/slideshow?articleId=USBRE9590QA20130615#a=8

Savaş esiri mi bu çocuklar?




Gözaltına alınanlar nerede?

12 Haziran 2013 Çarşamba

Yürüyoruz gururla yeni bir yarına!

Duyuyor musun sesi 
İşte bu halkın öfkesi 
Olmayacak hiçbir zaman bir başkasının kölesi 
Sanki kalp atışları karışıyor davullara 
Yürüyoruz gururla yeni bir yarına 
Sen de gel katıl bize 
Diren bütün bu baskıya 
Durur koca dünya barikatın arkasında 
Sen de özgürlüğün için diren omuz omuza! 
Duyuyor musun bizi 
İşte çapulcunun sesi 
Olmayacak hiçbir zaman bir başkasının kölesi 
Sanki kalp atışları karışıyor davullara 
Yürüyoruz gururla yeni bir yarına


11 Haziran 2013 Salı

Kelimelerim Bitti

Sabah meydanda tiyatro düzenle.
Avukatları tekme tokat göz altına al.
Bütün gün Vali mesaj göndersin "müdahale olmayacak" desin
Onbinler çoluk, çocuk, genç, yaşlı meydana çıkınca.
Saldır.

Valinin sözünü dinleyip ailesiyle meydana gelen ve kaybolan çocuklar
Elinde Türk bayrağı olduğu halde tekerlekli sandalyede TOMA'dan dakikalar boyu tazyikli su yiyen vatandaş
Ağaçları korumak isterken bir kere daha, bir kere daha ve tekrar gaza maruz kalan gençler
Ölenler, yaralananlar, sakat  kalanlar
Telef olan sokak hayvanları
Ve hatta gözlerine canlı yayında Talcidli su sıkılan CNN International muhabiri
Olanları Türk kanallardan değil CNN International'dan izlemek zorunda olmak.

...

Polis parka girdi, çadırları yakıyor.

1 gün daha bu dikta rejimi altında yaşmak istemiyorum ben!


9 Haziran 2013 Pazar

Everyday We Are Çapuling

Herşey, katledilen ağaçları korumak isteyen bir avuç gence polisin aşağılık, vahşi saldırısı ile başladı. Ve gençlere destek olmak isteyen halkın direnişi başladı.





31 Mayıs'ta bu ülkeye dair ümitlerini kaybetmiş olan ben, yeni bir umut kazandım.



Artık zorbalığın ve diktatörlüğün sonu gelmişti.




Ağaçlar için başlayan direniş, özgürlük ateşini yaktı. Gençler Gezi Parkında bir cennet yarattılar.




Gerçekten rüyamda görsem inanamayacağım günler yaşıyoruz. Yüzbinler kolkola yürüyüş yapıyor, ilk kez halk kaynaşmış. Ve bütün bunları başlatan, Gezi Parkının 70 yıllık ağaçlarını korumak isteyen 15, 20 genç adam ve kadın.

Asla unutmayacağım sizleri gençler.

xo xo

8 Haziran 2013 Cumartesi

Taksim Meydanı Bizim, Gezi Parkı Bizim, İstanbul Bizim

Dün akşam işten çıkıp Taksim'e gittim yine arkadaşlarımla.  Taksim Meydanı belki ömrünün en güzel zamanlarını yaşıyor. Geçen haftadan beri meydanda hayat var, her tür her renk bayrak; her telden ses, her yaş boy ve cinsten insan meydanda adeta panayır yapıyorlar. Tabii satıcılar maske, düdük, bayrak gibi direnişte gerekli malzemelerin piyasasını oluşturmuş. Biz sanırım meydanı özlemişiz, hep beraber dışarı çıkmayı, açık havada beraberce vakit geçirmeyi, meydanda olmayı özlemişiz. Sokak sanatını bile özlemişiz yahu.















Gezi Parkında ise gerçek direnişçi kardeşlerimiz çadırlarını kurmuşlar, öncekine göre oldukça fazla çadır vardı. Direniyordu Gezi Parkı.









Meydandaki yeni moda ise çuval bezinden yapılmış fenerleri havaya salmaktı. Biri bunlara dilek feneri demiş, yersen:) Ama gökyüzüne süzülen fenerlerin görüntüsü çok güzeldi.













Dün gece bir kere daha Taksim'i ne çok sevdiğimi anladım. İstiklal Caddesi her daim nereye gidelim dediğimizde ilk aklımıza gelen yer, çünkü orada herkese göre bir şeyler var. Zara da Terkod da var. Kitabevleri de var sahaflar da var. Cafe de var Mandabatmaz kahvesi de var. 5 liraya shot da var, 25 liraya manzaralı kokteyl de var. Ve yeniden bulduğu kimliğiyle, Taksim'i daha da çok seviyorum. Taksim'de bu şehrin gerçek bir parçası olan tarihi Gezi Parkı'nın yokedilerek  irticayı temsil edecek bir yapının dikilmesine tüm varlığımla karşı çıkıyor ve direniyorum.










3 Haziran 2013 Pazartesi

Pazartesi Direnişe Devam

Bu akşam iş çıkışı ufak tefek erzak, içecek alarak Gezi Parkına gittik. Taksim Meydanı tıpkı haftasonundaki gibi nasıl kalabalıktı anlatamam. Açıkçası beklemiyordum bu kalabalığı bugün Taksim'de. Hem şaşırdım, hem sevindim.









Parka girerken halay çekenler, konuşan gülüşenler, slogan atıp tezahürat yapanlar... Mutlu gençler vardı hep.

bu bayram bizim

Bu da bir polis aracı mıdır nedir, dilek ağacı gibi birşeye dönmüş. Sümüklü Teyyip ile Evlat Olsan Sevilmezsin favorilerim:)))





Çapulcu Judy Abbot

İşten çıkıp parka giden ayyaş, çapulcu, marjinal takımı:)))

Parka girince erzakları nöbetçi gençlere verdik. Parkta geceledikleri için battaniyeye ihtiyaçları var, bilginiz olsun. Biz de birşeyler ayarlamaya bakıyoruz.

Park sanki festival yeri, gençler çimenlerde, gruplar, protestolar... Bir sloganla birden , bir anda hepimiz ayakta... Nasıl anlatabilirim o coşkuyu?









Ayyaşın çapulcunun başganııı:)))







Çeşitli gruplar parka girdikçe heyecanlanıp alkışlıyorduk, misal gencecik avukatları cüppeleriyle görünce çok duygulandım:)

Konuşmalar oldu, bir tiyatrocu abiyle Nazım'ın Davet şiirini okuduk


Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...

Hepimiz artık bazı şeylerin gerçekten değişeceğine inanıyorduk ve bu inancımızdı bizi sürekli gülümseten.

Sonra tam Sevda ile "hadi biz yaşlıyız, uyku saatimiz geldi" demiştik ki, gaz kokuları gelmeye başladı parka. Meğersem polis Beşiktaş'ı bombardıman ediyormuş. O gaz rüzgarla parka gelmiş. Rüzgarla gelen kısmıyla bile ağzım yüzüm kavruldu, gözlerim tutuştu. Ah bu çocuklar günlerdir ne acılar çektiler bir kere daha anladım.







Beton Taksim

Parktan çıkıp Harbiye tarafına yürüyelim dedik. Bu arada o taraf bomboş, dümdüz beton... Herhalde herif parkı da keserek betonlayacak, canım Taksim meydanı betondan bir havuza dönüşecek. Vicdansız şerefsiz.

Neyse, Harbiye'den akın akın insan ve gaz bulutu gelince benim gözler mafiş oldu, ohhh bir gazlandım ki sormayın:))) Sevda'nın koluna girdim, yan yola girip yokuş aşağı Tarlabaşı'na indik. Abboovvv, ömrümde burada yayan gezeceğimi düşünmezdim:)) Bu esnada gözlerim de açılmıştı çok şükür fakat taksi bulamıyorduk. Oralarda sap gibi kalmış idik. Sevda sonunda gözüne kestirdiği bir arabanın önüne atladı. 23 yaşında bir genç, bizi Mecidiyeköy'e kadar getirdi sağolsun:) Ne kadar teşekkür etsek az Doğukan'a.

İşte bugün de böyle geçti. Gençler hala parktalar. Ben yarın değilse de öbür gün yine giderim. Gün aşırı gidebiliyorum işte yaşlılık ne yapalım:))

xo xo



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...