13 Ağustos 2013 Salı

Burası Alaçatı, paranla rezil olursun, yemek için ağlar da yiyecek yer bulamazsın!

Alaçatı... Alaçatı... Şimdi bloglara girseniz, aman pek tatlısın Alaçatı, çok şirinsin Alaçatı, tiri viri Alaçatı, yaşasın Alaçatı'nın görmemiş gibi saldırdığımız dükkanları diye bir alay yazı bulursunuz. Ben size gerçek Alaçatı'yı anlatacağım dostlar.

Çarşamba sabahı, kalkması ile inmesi bir olan uçağımızla İzmir'e ulaşıp; ETS Tur'un transfer aracına geçtik. Yani klimalı, mis gibi minibüs. Bu noktada bir çiftin "Aaaaaa biz 2 kişilik siyah mersedes parası ödedik, minibüsle mi gidecez?" diye beyin cıkcıklaması yaşaması dışında olay çıkmadı. Siyah mersedes diye söylene söylene bindi denyomatikler minibüse de yola çıktık. 1,5 saat mi; 2 saat mi ne yol gittikten sonra; güneş altında kavrulan; eski batının kovboy kasabaları gibi, tozlu yollarında in ile cin'in top oynadığı; yol kenarları yarım inşaatlar ve moloz dağları ile dolu bir bozkır kasabasına geldik. İşte burası pek cici, pek trendy Alaçatımız idi.


Alaçatı

Otelimiz yeni inşa edilen Port Alaçatı'da Antmare diye 35 odalı ufacık bir oteldi. Burası tam deniz kenarı, köy içinden biraz uzakta kalıyor. Arabayla ben diyeyim 3 siz deyin 5 dakika falan uzaktadır hani. İçine girince beyaz dekorasyonlu, güzel görünen bir mekan yapmışlar. Oda da hoşumuza gitti. Ama biz 2 ayrı yatak istemiştik, öyle yatakları yok imiş. Başka oda isteyince, resepsiyondaki kızçe hakarete uğramış gibi titreyerek "Otelimiz doluuuu" buyurdu:)  İlk falso bu idi.


Oda güzeldi 

Manzaramız hoştu


Neyse biraz dinlendik, sonra çıkıp resepsiyondaki kızçeden bize bir tur attırmasını istedik:))) Özellikle de otelin kumsalını görmek istemiştik, çünkü biz rezervasyon yaparken ETS Tur bize otelin kumsalı var dediği için özellikle burayı seçmiştik. Yalaaannnnn!!!


Kedi kumu plajı

Bizim kedinin kumundan hallice bir yapay kumsal yapmışlar, 5 şezlong alıyor ancak. Ve de sonradan yapılmış olduğundan direkt 2,5 metreden başlıyor deniz:) İşte bu büyük falsoydu, kumsalı var diye burayı pazarlamak en hafif tabirle yalancılık, başka birşey değil.


İskeleden cup denize

Resepsiyona dönerek ETS Tur yetkilisine veryansın ettik. Bayram zamanı ve bütün oteller ağzına kadar dolu olduğundan elinden bir şey gelmeyen yetkilimize 7 yıldızlı otel parasını çatır çatır alıp kokmuş tavuklu salatayı önümüze koyan otelimize dair şikayetlerimizi anlatırken bizim resepsiyon lafa dalıp "otelimiz butiktiiirrr" demesin mi! Eh, cevabını aldı tabii:)

Neyse, sonuçta bir kaç günlüğüne gelmişiz diyerek odaya döndük. Soyunup dökünüp şimdiden "Kedi kumu plajı" adını taktığımız küçücük plaja indik. Tabii sadece 1 adet boş şezlong var idi, şezlong isteyince de epey ayak dirediler, deli mi nedirler anlamadım? Beraber tatile geldik sonuçta. Yanyana 2 şezlongda yatamayacak mıyız mal gibi güneşin altında??? Sonunda ekstra şezlong geldi; üstelik biraz sonra 2 yabancı turist şezlong isteyince anında getirdiler onlara; o küçücük yere tıkıştık. Bir de ecnebilere "complimentary" içecekler filan ikram edildi. Eh tabii biz bir alay şirretlik yapınca ikram filan alamadık:)

rüstik tasarımlar, birşeyler:)

Plastik platformdan 2,5 metrelik denizimize cumburlop atlayınca nasıl nefesim kesildi anlatamam. Alaçatı'nın denizi yanında Bozcaada Hacı Memişin aptes suyu gibi kalıyor sevgili seyirciler. Nefes alamadım lan! O denli soğuk bir su.

Sonunda öyle, böyle, hem yüzdük hem güneşlendik; güç bela bulduğumuz şezlonglarımıza uzanıp kitaplarımızı okuduk. (Ben büyücü dedektif Harry Dresden'in ilk macerasını okudum; Lady Charlotte ise Antik Çağda Kuşatmalar'ı okudu). Akşam olunca da köy içine gidelim de yemek yiyelim dedik. Herkesin anlata anlata bitiremediği Alaçatı'yı görememiştik hala.


kumru

Otelden meydan ben diyeyim 3; sen de 5 dakika sürüyor dedim ya; taksimetre 20 lira yazıyor annem. Bebek'ten Atatürk Havalimanı'na 50 lira yazdığını düşünecek olursak; alayına sokalım; ne bulduysak köküne kadar geçirelim mantığının taksisinden oteline; Alaçatı'nın hizmet sektörünün her alanında şaşmaz biçimde nasıl işlediğini anlayabilirsiniz sevgili dostlar.


Meydan

Meydanın girişindeki Erol Kumrucusuna kendimizi atıp birer yağlı ve lezzetli kumru yedik. Özellikle peyniri kızartma şekli hoşuma gitti benim. Bu kumruculardan Şevki olanı daha moda sanırım. O da Erol'un karşısında. Artık hangisinde boş yer bulursanız ona oturun yavrum.




Kumrucudan aşağısı da işte o bıdı bıdıların olduğu sokak. Solda bir balıkçı, karşısında hediyelikçi, yanında Özsüt var. Özsüt'ün önünden yol sola kıvrılıyor, işte bu yol iki taraflı lokanta, pastane, butik, antikacı, eskici, pek bir tasarım ürünler satan ah canım mağazalarla dolu. Meslek ayağa düşmüş, herkes tasarımcı olmuş, konsept mağazanın bini bir para anacığım Alaçatı'da. Esprili, cin fikirli kelime oyunlu tükkan isimleri havada uçuşuyor.

Bu buzdolabını da çekmeyen kalmamıştır herhal

İşte bir bu sokak, bir de köşe kahve'den aşağı doğru 1005 nolu sokak (Tokoğlu mahallesi). Alaçatı bu iki sokaktan ibaret dostlar. Tokoğlu'ndan biraz daha inince de Hacı Memiş'e çıktın, bitti. O da bu kalabalıkta yürüyebilirsen:

Şirin beldemiz Alaçatı

Bir tezgahta 5 liraya ince metal yüzükler bulunca onlardan aldık. Çok hoşumuza gitti güç yüzüklerimiz:)




Efendime söyleyeyim, kalabalıkta biraz sürüklenip sokağı baştan sona yürüdükten; artık bütün o incik boncuk gözümüze aynı görünmeye başladıktan sonra, taksiye yine 20 lira ödeyip otelimize geri döndük.

Perşembe sabahı klasik açık büfeden aşırısı aşırısı kahvaltımızla güne başladık. Aman pek iyi etmişiz. İlerleyen saatlerde olacakları bilseydik, daha da çok yerdik:)




Önceki gün kumsal safsatasına çok sinirlendiğimiz için otel bize Wyndy Beach'e beleş giriş kartı vermişti. Bu kulüp de, Port Alaçatı'nın içinde; yürüyerek 5-10 dakikada gittik.

Port Alaçatı mekanları

Gece buralar hep club 

Wyndy Beach, Reina'nın plaj versiyonu. Normalde giriş 40 lira filanmış. İçeride yatak şeklinde şezlonglar vardı, viski şişeleriyle gençler yayılmış dinleniyorlardı. Biz de birer normal şezlonga oturup birer maden suyu istedik. Normalde bizim şirkette bir kutu var, 50 kuruş atıyorum; bir şişe maden suyu veriyor. Burada 5 lira istediler maden suyuna dostlar:) Haşırt böcek ilacı!








Deniz çok sığdı, istediğin kadar git derinleşmiyor. Fazla da gidemiyorsun her yer acemi sörfçü dolu. Ustalar zaten sürat motörü gibi o kadar hızlı gidiyorlar ki, çok şaşırdım. Öğretmenin bütün gün dibimizde bağıra çağıra ders verdiği acemiler ise sanki hep üstüme üstüme geliyorlar diye korktum denizdeyken.




İşte Alaçatı'nın olayı bu idi sevgili dostlar. Gerçekten sörf yapıyorsan git oraya, cenneti yaşa. Yoksa deniz güneş tatili için kesinlikle uzak durulası bir yer bence Alaçatı. Ha kazıklanmaya bayılırım, köküne kadar yemeden rahat edemem diyorsanız, ben sizi tutmayayım.




Tabii hal böyle olunca; akşama kadar birşey yemedik Wyndy'de. Akşam tıngır mıngır otele dönüp giyinip kuşandık, aklımızda Hacı Memiş mahallesine gidip buradaki Dutlu Kahve'de yemek vardı. Taksi çağırdık, 10 lira mı ne tuttu Hacı Memiş ama yakın mesafe diye 20 lira aldı şöför amca. Artık yalama olmuştuk, ses çıkartmadan verdik parayı. Saat 8'di, Hacı Memiş mahallesi henüz bomboş ve tekinsizdi. Dutlu Kahve'de oturan  bir Allahın kulu görünmüyordu. Açlıktan karnımız guruldayarak içeri girdik. Ahçıbaşı tabak tabak zeytinyağlıları, yemekleri pişirip masaya dizmiş; sipariş almak için bekliyordu. Heyhat! "Çok açız" dedik. "Rezervasyonunuz var mı?" diye sordu. Yoktu tabii. "Haftaya Cumartesi'ye kadar doluyuz" diyerek kovaladı bizi oradan Ahçıbaşı. Ne yapacaktık? Alaçatı'da öyle yollardan taksi filan geçmiyor. Aç bilaç, bilmediğimiz mahallelerde yürüdük. Uzaktan tırıs gelen bir amcayı gözümüze kestirip nasıl taksi bulacağımızı sorduk, o da bir tanıdığını çağırdı sağolsun. Adama adres de sorduk ama bu Alaçatı'da sokak isimlerini numarayla değiştirmişler. Tokoğlu olmuş 1005 nolu sokak. Herkesin şirazesi kaymış haliyle.


Kırmızı Ardıç Kuşu

Gelen taksi bizi caminin dibinde bıraktı. Oradan 1005 no'lu sokağa yürüyüp Kabak Çiçeği'ne baktık ama orada da yer yoktu. Cuma akşamı için rezervasyon yaptırdık sonra o iğne atsan yere düşmez yerlerde kendimize yiyecek alacak bir yer aradık. Deli işi kalabalıkta sürüklendik, sonunda ilk gece gözümüze çarpan pizzacıda iki kişilik yer bulabildik. Burası Kırmızı Ardıç Kuşu idi, pizzası incecik ve çok lezzetli idi. 2 pizza 2 kola 100 lira idi. Haşırt böcek ilacı!!!


Pizza çok lezzetliydi, gerçekten.

Yemekten sonra caminin dibine geri dönüp oradaki çay bahçesinde oturup çay içtik. Burada çiğ börek de yapıyorlardı, ulan pizzaya o kadar para verene kadar şurada börek yeyip çay içsek; kalan parayla da ertesi günü Wyndy'de soğuk birer gazoz içebilirdik belki ahahahahah:)))

Cuma günü ne yapalım yine beleş giriş kartlarımızla Wyndy'e gittik, yüzdük, güneşlendik. Ama ben daracık kayalıkların üzerinde şezlongumu istediğim gibi ayarlayamadım, sağ yanım bir güzel yandı.  Ayol yandan yemiş döndüm, bir yanım beyaz, beri tarafım pancar rengi, evlere şenlik bir durum. Acılarımı 20 TL verdiğimiz frozenlarla bastırdık, ne yapalım mecbur.

Akşam otelden bindiğimiz takside, şöför amca ile muhabbet ettik. Mantık dışı kalabalıktan, restoranlarda yer bulamamaktan bahsettik. Bir filozof edasıyla dedi ki : Burası Alaçatı, paranla rezil olursun, yemek için ağlar da yiyecek yer bulamazsın! Heyhat! Ne kadar doğru söylemişti taksici amca!

Kabak Çiçeği

Kabak Çiçeği'nde bu sefer rezervasyonumuz olduğu için, don lastiğiyle tutturulmuş pötikare örtülü masamıza oturduk, sonra bizi içeri çağırdılar. Küçük bir mutfak, Barış abi yapmış çeşit çeşit yemek. Görüp istediğini söylüyorsun. Zaten kokular o kadar nefis ki; başın dönüyor. Biz yiyeceklerimizi seçerken 2 kadın geldi; ahçıbaşıdan kabak çiçeği dolması istediler de vermedi, "Bari iki tane dolma ver" diye yalvardılar da alamadılar. Çünkü, hep birlikte söyleyelim; Burası Alaçatı, paranla rezil olursun, yemek için ağlar da yiyecek yer bulamazsın!


Kabak çiçeği dolması

Zeytinyağlı dolmalar, den,z börülcesi

Kişi başı değil, totalde 4 adet kabak çiçeği, 5 adet yaprak, 3 adet lahana sarması; bir küçük tabak deniz börülcesi, 1 tabak enginarlı pilav, 5 adet mercimek köfte yedik. Birer kola içtik. Yine 100 kağıt hesabı bırakıp çıktık, tövbeler olsun yarabbim, biz Alaçatı'da öyle böyle kazıklanmadık yani. Köküne kadar kazıklandık yahu!

Yemekten sonra taksi bulabilmek için meydana yürümeye çalışırken içine düştüğümüz; metrobüsü mumla aratan kalabalığı anlatmama imkan yok. O iki tane sokakta sırt sırta; göt göte, dip dibe kımıldanıyor millet. Yürüyemiyor o yüzden kımıl kımıl ilerlemeye çalışıyorsun ancak. İmkanı yok böyle bir kalabalık olamaz ya. Valla abartmıyorum. Korkunçtu. Biz de insan selinden kurtulup meydana kaçmayı başarınca hiç oyalanmadan otelimize kaçtık, odadaki ısıtıcıyla kendimize neskafe yaptık. Kahve faslını da böylece atlatmış olduk.

Daha bunun Cumartesisi, Pazarı ve aldığımız incik boncuk kısmı var ama halim kalmadı, onlar da sonraki yazıya kalsın:)

Xo Xo

37 yorum:

  1. Neymiş: Alaçatı'ya gidilmeyecekmiş! :)
    Gözünü seveyim Bodrum'un ben :)
    Geçmiş olsun guzuuuum! (Haggaten iyi geçirmişler) ahahaasdfghjkjhgfdsa

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçirmişler oldu yavrum yaa ahahahah
      Bodruum Bodrummm
      hani orada geçirmiyor mu? geçiriyor ama usturuplu geçiriyor:) denizi de mis gibi:)

      Sil
  2. :))))) gitmeden biz alaçatıya gitmeyi düşünüyoruz, ne dersiniz diye yazsanız olmayacakl bunlar. esnaf lokantasını da bulamamışsınız; girişteydi ben gittiğimde, ama kapanmış ve kazıkçı bir yer olmuş da olabilir artık.

    alaçatıyı böyle popüler yapan haşmet babaoğlu, ona yolla bence yazıyı:)))
    adaya gelin, hafta içi ama daha güzel

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bulamadık lokantayı bulamadık, kumru yedik onu yerine. her yer hediyelik, incikçi boncukçu, sabuncu. belki esnafın yerini de rustik dekorasyonlu ultra trendy bir tükkana dönüştürmüşlerdir:))
      yani rüzgar sörfü yapmayana niye bu kadar popüler gerçekten anlamadım. bizim gibi kanıp gidiyor millet herhalde oyyy

      Sil
  3. Çok güldüm..:)))
    Çeşme ve Alaçatı'yı hiç görmedim ama kafamda ya rüzgarlı, sörfe uygun deniz görüntüleri ya da ünlülerin şu git git hâlâ dizine kadar gelen suda çekilmiş fotoğrafları olduğu için deniz tatili için de hiç düşünmedim şimdiye kadar. Ama merak ediyorum. İlkbaharda falan sadece gezmek için gitmeyi istiyorum. Butikleri, pazarları, taş evleri, sokakları falan boşken görmek daha keyifli olabilir sanki..

    Sana tekrar geçmiş olsun.. Belki de evimizin ve evde yediklerimizin değerini anlamamız için bayramlarda bu eziyetleri yaşatıyorlardır bizlere..;)

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çeşme'ye hiç inemedik. Sanırım Çeşme'de kalmak, bir günlüğüne Alaçatı'yı gelip görmek yeterli. Hakikaten git git dizine kadar gelen bir denizi vardı:))) sağdan soldan fışkıran sörfçüler de cabası:))
      Pazarı Cumartesi günüymüş, aklında olsun:)

      öptüü:)

      Sil
    2. Haksızlık etmişsiniz. Alaçatı çok özel ve güzel bir yer. 4 kez gittim. Yine gitmek ve hatta yaşamak istediğim bir yer. Yılbaşında yemeği Kabak Çiçeğinde yedik. Sahiplerine, lezzetli yemeklerine, sıcak ortamına bayıldık ve çok makul bir hesap ödedik. Girişte Avrasya'da, merkezi Çeşme'de olan bayıldığım İmren lokantasında, Yusuf Usta'da çok lezzetli ve hesaplı yemek yenebilir. İmren Pastanesi, köşedeki kurabiye fırını, Furun (fırın ve pastane) ilk gittiğimden beri unutamadığım yerler. Cumartesi pazarını da unutmamak lazım tabii.
      Bunlar mutevazı ornekler yoksa daha sayacak çok yer var. Kalabalıklarla biraz itici oluyor tabii.Eylülde ve yılbaşında çok daha keyifli.

      E doğası itibariyle çoraksa buna yapacak bir şey yok. Taksi tarifeleri de bütün turistik merkezlerde İstanbul'un kat kat üzerindedir. Hatta Ankara'da bile İstanbul'dan bayağı yüksektir. Bu yüzden karşılaştırmak pek doğru değil.

      Alaçatı'yı bir deniz tatili beldesi gibi de görmemek lazım tabii. Gerçi Çark plajını çok beğenmiştim ama Çeşme civarındaki koylar kesinlikle deniz için daha doğru bir şeçim olur.
      Türkiye'deki diğer turistik merkezlerin durumuna bakınca mimarisini korumuş olması,iyi bir estetik seviyeyi tutturması, plastik sandalye kullanılmaması, gürültü kirliliğinin olmaması, el sanatı ve tasarım dükkanları Alaçatı'yı benzersiz yapıyor bence.

      Sil
  4. Ulen dünyada cehennem deneyimi gibi olmuş :)
    Pizza çok lezzetli demişsin de bütün gün aç bilaç dolaşıp nihayet yiyecek bir şey bulmuşsun önüne donmuş pizzada koysalar sana bal börek gelirdi :)
    Kabak çiçeği dolması için yalvaran kadınlarda beni benden aldı.
    Ben bu kabak çiçeği dolmasına acayip kılım. Hiç yemedim ve bu trendi mekanların babalaması yüzünden yiyesimde gelmiyor :D
    Devamını bekliyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahahah hakikaten, gece dokuz buçukta yemek bulmuşuz, bana cennet yemeği gibi geldi o pizza:))) açlıktan sesimiz soluğumuz kesilmişti, yüzümüz düşmüştü, paramızla rezil olmuştuk yahu:)))

      Sil
  5. Ne guldum Juddy :) gecmis olsun :)

    Otelinizin oldugu yer cok yeni bir yer. Biz bir kere Ozanla babamsiz ciktik yola kaybolduk oraya dustu yolumuz. Ayni seyi dusunmustuk burada kal guzel ama taksisiz hicbir yere gidilmez. taksiciler de kimbilir ne kaziklar diye. Oyleymis hakikaten bak.

    Alacati eskiden cok guzeldi. Ah buralar dutluktu teyzelere donucem ama vallahi guzeldi. her yil daha da cirkinlesiyor. bir kere o evler onunde teyzeler cekirdek citlarken sirindi. simdi hepsi dukkan mukkan. arkadas tatilde niye bu kadar dukkana ihtiyacimiz var ben anlamiyorum. Alisveris yapacaksan yap istanbulda. gel tatilde bir yat degil mi ama?

    Sonra yemek olayini hic anlamiyorum alacatida. o kalabalik yanindan akarken gurultude iskence afedersin. Insan ne yedigini anlar ne bir sey. Millet habire koluna omzuna carpiyor gecerken bir de. Yok yok civisi cikti hakikaten.

    Babam her yil ayni seyi sorar bu insanlar niye alacatiya gidiyor acaba diye. babama okutacagim bu yazini eminim her satirinda evet evet diyecek :) Gecmis olsun Juddycim Cesmeciyimdir ama her soylediginde haklisin sonuna kadar katiliyorum sana.

    Sen bosver alacatiyi bir daha cesmeye gidecek olursaniz sen bana yaz ben sana guzel denizleri soylerim :) ya da alacati istersen gel sen eylulde okullar acildiktan sonra ya da haziranda okullar kapanmadan once git. bak o zaman biraz normallesiyor :)

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah canım çok teşekkür ederim, geçirmişler oldu:)))

      Alaçatı güzel, o taş evler, pembe çiçekler çok tatlı ama hani gelip 2 saat gezip gitmek lazım. ne yüzebilirsin, ne yatabilirsin kalabalıkta rahat. sörf yapmıyorsan yandın:)

      yemek aynen dediğin gibiydi ayhh, o kırmızı ardıç kuşu'nda masamız tükkanın içine doğru idi, arkamızda da kocaman bir perde asılıydı. orası da tuvaletmiş. teyzeler dötlerini bize dayaya dayaya gelip geçtiler, bak şimdi hatırladım, yine bir hoş oldum:))) sokakta otursan insanlar masanın üzerinden yürüyecek neredeyse. bu nedir arkadaş , anlamadım gitti.

      biz bilemedik işte, Çeşme'ye gidip kalacaktık mis gibi, bir gün de gelip Alaçatı'yı görürdük. Kısmet artık :)

      öpüyorum, çok teşekkürler:)

      Sil
  6. Ayyyy bana bir şeyler oluyor :D Ayy sinirlerim bozulduuu :D
    Çok güldüm ama ben sinirlerim bozulunca da gülerim, off...
    Resmen hayal kırıklığı yaşıyorum şu anda. Aylar öncesinden Alaçatı'daki kalacağımız otelin ücretinin tamamını ödeyerek yer ayırttık. 2 ay sonra düğünüm var ve balayı için Alaçatı'ya gideceğiz. Aylardır hayalini kurup sabırsızlanıyordum ben.. Gerçi yılmaz özdil de bir yazsında Alaçatı'nın çok pahalı olduğunu eleştirmiş de, ama seninki çok net ve objektif. Neyse, gideceğimiz varsa göreceğimiz de var, ben sezon sonu gideceğim, belki-inşallah bu kadar kazıklanmayız biz. İçim acıdı yazını okurken :(
    399. takipçin benim.
    Bu arada çok hoş bir çekilişim var muhakkak beklerim :)
    Sevgiler
    http://whiteglaze.blogspot.com
    twitter: @_gamzeahmet_

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. canım, balayı için o butik oteller güzel olabilir. çünkü dekorasyonları genelde çekici, insanın içi açılıyor. bizim kaldığımız otel de romantik butik otelmiş, gidince öğrendik. mesela banyo duvarı camdandı, önüne de dekoratif beyaz süsler koymuşlar. birimiz duşa girdiğinde diğerimiz arkasını dönüyordu:))) 40 yıllık rkadaşıma erotik şov yapacak değilim ya:))) hele servis de iyiyse, etrafında pır dönüp bir dediğini iki etmezlerse siz keyfinizi yaparsınız. tabii money talks. haşırt böcek ilacı. inşallah çok geçirmezler, unutulmaz bir balayı yaşarsınız:)

      Sil
  7. Siz aç biilaç yiyecek aradığınızı anlattıkça sizinle birlikte resmen acı çektim, açlık hissettim. Bazı tatil mekanları pahalı olabilir ama 3-5 zeytinyağlı vs.’ye bu kadar para istenmesi utanmazlık. 2 hafta önce genellikle pahalı diye yorumda bulunulan Kaş’ta söylemesi ayıp son derece lezzetli kılıç şiş, ahtapot ızgara, kalamar tava, birkaç çeşit meze ve 20’lik rakıya 135 lira verdik. Ki daha pahalı da yesek normal karşılardık çünkü yediklerimiz balık, deniz ürünü gibi fiyatı daha yüksek olan yiyeceklerdi. Porsiyonlar da gayet makuldu, bitiremedik bile. Adamlara ayıp olmasın diye ahtapotu, kılıcı gizli gizli peçeteye koyup otel önündeki kedilere götürdüm. “Birkaç” zeytinyağlıya, pilava ve kolaya 100 lira bedel biçmeyi hiçbir şey bana mazur gösteremez. Pahalılığın bile bir adabı olmalı.

    Alaçatı tüm bu “hype”e rağmen hiç ilgimi çeken bir yer olmamıştır. Ben denizle birlikte ağaç görmek isteyen bir insanım. Alaçatı hep bana biraz çorak gözükmüştür. Ama arkadaşlarımın filan gazına gelip gitme gafletinde bulunabilirdim. O yüzden sizin için talihsizlik olmuş olsa da yazınızla bir amme hizmeti vermiş oldunuz. Bu yüzden size teşekkür eder ve en içten geçmiş olsun dileklerimi iletirim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet, gerçekten Alaçatı çorak. Bozkırın ortasına kurulmuş bir köy. Bence keşke sadece sörfçülerin geldiği, sahillerinde hasırdan sörfçü kulübelerinden başka birşey olmayan, ufak, kendi halinde bir kasaba olarak kalsaydı. Bir günlüğüne gidip gezilebilir, ama kalmaya gerek yok bence; aman aman:) mis gibi Kaş, Kalkan, Kemer, Bodrum varken:)

      Sil
  8. Hiç gitmedim, bu yazıyı okuduktan sonra da iyiki gitmemişim dedim. Herkesi yolunacak kaz gibi gören bu zihniyetle turizm olmaz, boşuna filmlerde Türkleri hırsız, aç gözlü, rüşvetçi göstermiyorlar, adamlar ciğerimizi biliyo:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım turistik yerlerde genel eğilim bu yönde. Ne kopartsak kardır mantığı hakim. Maalesef.

      Sil
  9. Gerçekten yazınız için tebrik ederim. Küçüklüğümden beri yazları alaçatı'da oturuyorum. nerede diye sorarsanız tam o halı sahanın sokağındaki cadde üstünde. fakat 2007'den sonra yavaş yavaş tanınmayacak hale geldi bu meşhur Alaçatı. Biz küçükken o herkesin anlata anlata bitiremediği 2 sokağında oynarken etrafta dolanan eşeklere kavun karpuz kabuğu atardık. Geceleri yürümeye korkardık o caddelerde. Türkiye'de başka yer yoktur ki, deniziyle merkezi bu kadar uzak olup da, meşhur olan bir tatil beldesi. Sörfçülere bir lafım yok, onlar gerçekten Alaçatı'nın hakkını veriyorlar ama arkadaşı "Bu haftasonu neredeydin cnm?" diye sorduğunda "Alaçatıdaydım şekerim ay inanamazsın ama dehşet eğlendim" diyebilmek için gelenler yüzünden, bu kasabadan bozma yer berbat bir hale büründü. Neredeyse herkes de o kazığın tadını tadabilmek için akın akın geliyor. İnsanlar et ete sürtünüp geçiyor o daracık sokaklardan, yemek yiyen adam çatalı ağzına götürürken acıkan biri olsa uzanıp lokmayı kapar o derece. Kafa dinlemek ve gerçekten tatil yapmak istiyorsanız size tavsiyem çeşmeden feribotla 45 dk mesafedeki sakız adasında 2 gün kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahah hakikaten milletin masasının üzerinde yürüyorsun gerçekten. Bi ondan bi bundan otlanmak mümkün:) Sakız adasımı Handan arkadaşım da önermişt; keşke oraya gitseydik. Alaçatı bence sörfçülere ait. Keşke öyle kalsaydı. Halk zaten onlara kucak açmış. Bu arada ahali esnaf çok sıcak kanlıydı. Dikkatimizi çekti, Istanbullu atarlanması; terslenmeler yoktu hiç. Herkes pek güleryüzlü idi. O kalabalığa rağmen bu iyi niyeti koruyabilmek ne güzel.

      Sil
  10. ilk önce yazıyı bir erkek yazdı sandım,konuya yabancıyım :) sonra okudukça bir yüzük falan muhabbeti oldu dedim hayret bir kadın alaçatının gerçek yüzünü yazmış.. iyimiş.. sonra şirkette 50 kuruşa maden sodası falan demişsin o da güzel. dedim yoksa bu kız o kız mı..ta ki bodrumun gözünü seveyim diyene kadar.. orda olmadı işte. bodrum tatil ve eğlence sektörü olarak istanbulun bire bir yansımasıdır. mesafeler arası uzak,trafik kalabalığı yazın yoğun,kışın 0'a yakınsayan..(çünkü istanbul tüketir) clubları güzel.. kısaca insanı yoran bir yer. tıpkı istanbul gibi. orası da tüketim yeri. para orda kazanılıyor,bodrumda çeşmede alaçatıda harcanıyor.. bayramlarda,resmi tatillerde istanbul neden hayalet şehre dönüşüyor? çünkü halktan sayabileceğin herkes memleketine gidiyor. halktan sayamayacağın kişiler istanbulun kalabalığını bodruma,çeşmeye taşıyor. velhasıl kelam buraya nerden geldik.. deniz falan demişsin bodrumda güzel diye.. tüketecek kimseyi götürmeyeceğine söz verirsen türkiyenin en güzel denizlerine profosyonel bir yüzücü olarak seni götürebilirim..yemeği de ben ısmarlayacam söz. hem o resmini koyduğun kabak çiçeği alaçatı yöresinin değil,ayvalık yöresinin yemeğidir.Türkiye'de her yere ayvalıktan gider,toplaması çok zahmetli olup,toplayıcı için gün doğarken sadece 1 saat zaman vardır. Alaçatı ve diğer yerlere en erken öğleden sonra gelir.Dolayısıyla tazeliği de kalmaz.Bütün bunları yazdım da aman adam asılıyo falan deme.. dostça yazdım..

    yine de keyifli yazı olmuş..eyvallah.(ömrü hayatımda da ilk defa bir bloğa yorum yapmış oldum)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bodrum'a geldim. Halk plajına gittim. Hani şezlong parası filan almıyorlar. Küçük mini mini bir su 3;5 lira. Annem annem. Yemek otelden o iyi oldu. Bu otelde o yüzden kalıyorum. Dandik ama merkezi; yemekleri de güzel. Deniz biraz hayal kırıklığı oldu; kirlenme mi var anlamadım. Üzüldüm. Yarın Yalıkavak'a gideceğim bakalım. Keşke Istanbul'da denize girebiliyor olsaydık. Sonuçta ben buraya denize girmeye geliyorum. O dediğin koylara gitmeyi çok isterdim.

      Sil
  11. Harika bir yazı dizisi olmuş :) Alaçatı'ya hiç gitmedim ve hep de merak etmişimdir ama şu anda bütün hevesim kırıldı sanki :) Gerçi günübirliğine uğrayıp biraz ortalığı fotoğraflamaya (en çok fotoğraf için istiyorum orayı), gezip-dolaşıp hemen yakınlarda başka bir yere kaçmaya değer belki, ne dersin??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günübirlik gidince tatlı olur. Fotoğraflar da çok güzel çıkar:)

      Sil
  12. Alaçatı için biz de Çeşme'de konaklamıştık yoksa Alaçatı yaklaşılacak gibi değil hakkaten. Ama sezonda o kadar dolu ki yürüyemiyorsun bile. Hiiiç gerek yok. Sezon sonunda gidip göreceksin, o dükkanlar kafeler falan mini mini renkli renkli ya, o görüntü çok hoşuma gidiyor. Hani şu 10 yıl öncesine kadar hakiki dam olan kafeler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o renkli görüntüler güzeldi, pazar öğlen boş saatte gidip görünce biz de beğenmiştik:) ama onun dışında kalmaya değmez bencileyin:)

      Sil
  13. arkadasım ben alacatılıyım senın gıttıgın yerler sızın gıbı dısardan gelıp yer satın alıp satın aldıgı yerlerı sıze pazarlayan kısıler senın gıttıgın kırmızı ardıc kusu ıstanbullu dıgerlerıde aynı sekılde bırtek barıs abı harıcınde ıstersen kendı otelınden harıc sana yakın olan cark plajı vardı bıde orayı deneseydın yada ayayorgıye bı gıtseydın ısınıze geldıgı gıbı foursquarede facete cekın yapmayı bız alacatıdayız bakın dıyıp gosterıs yapmasını bılıyosunuz camur atmayı bırakında otelınıze tıkanıp kalmayın sızın gıbıler yuzunden zaten turızm bu hale gelıyor otelden cıkmayanlardan olmassanız gıttıgınız yerın tadınızı cıkarırsınız gıttıgınız otel hakkınızdakı yorumllar harıcınde soledıgın hıcbısıye katılmıorum hassırttı bocek anladın sen onu

    YanıtlaSil
  14. Süper yorum :-) baska yorumlarınız varmı acaba?

    YanıtlaSil
  15. ali filis'e katılıyorum bende çeşmeliyim çok kötü gösterilmiş aslında ets tur ile değilde kendiniz otel ayarlasaydınız bu kadar madur olmazdınız çünkü çok kötü bir otelde kalmışsınız. yiyecek yerleride yerlilere sorsaydınız sizi yusuf usta,imren gibi çok makul ve temiz yerlere yönlendiririlerdi.Ayrıca çok pahalı diyorsunuz ama şunu unutuyorsunuz gidilicek yerleri bilmiyorsunuz ve hiç araştırmadan gelmişsiniz. Umarım bir dahaki sefere daha iyi araştırır öyle gelirsiniz.tekrar bekleriz alaçatya sevgiler.

    YanıtlaSil
  16. windsurf yapmıyorsanız,birtek ağacın ve gölgenin olmadığı,bir tek doğal plajın bulunmadığı,yılın 300 günü sert poyrazı ile ünlü(aslında suyun soğuk olma nedenidir ve soğık denizi severim),bir iki yıl içinde beton rengine tamamen bürünecek bir beldeye deniz ve güneş için neden gider insan?trend diye he mi?

    YanıtlaSil
  17. windsurf yapmıyorsanız,birtek ağacın ve gölgenin olmadığı,bir tek doğal plajın bulunmadığı,yılın 300 günü sert poyrazı ile ünlü(aslında suyun soğuk olma nedenidir ve soğık denizi severim),bir iki yıl içinde beton rengine tamamen bürünecek bir beldeye deniz ve güneş için neden gider insan?trend diye he mi?

    YanıtlaSil
  18. Alaçatı gece hayatı ve meşhur Ege yemekleri ile biliniyor. Alaçatı beldesinin özel kültürü ile şekillenen eğlenceli havası ve yiyecek – içecek zenginliği sizleri bekliyor… Alaçatı’da ne yenir, ne içilir, hangi mekanlarda eğlenilir gibi sorularınız varsa doğru adrese geldiniz…

    http://www.alacatiotel.com.tr/

    YanıtlaSil
  19. Kesinlikle katılıyorum.... Asma yapraği diye bi yere gittik ben bole gecirme gormedim... Bi bardak limonata 15 Türk Lirasııı.... O kalabalık sokaklarda dolanirken, 2-3 metrede bir; yedigi yemeyin - içeceğin hesabını odeyen birilerini sıklıkla görürsünüz... Mutlaka yüz ifadesine bakın :))))

    YanıtlaSil
  20. Öyle bi anlatmıştın ki inan yaşamış kadar oldum. Sen çok sabırlıymışsın, ben olay çıkarırdım ve o kadar çekmedim o rezalleti. Acı tecrübeni halk diliyle bu kadar yalın bir şekilde paylaştığım için teşekkürler😉

    YanıtlaSil
  21. Öyle bi anlatmıştın ki inan yaşamış kadar oldum. Sen çok sabırlıymışsın, ben olay çıkarırdım ve o kadar çekmedim o rezalleti. Acı tecrübeni halk diliyle bu kadar yalın bir şekilde paylaştığım için teşekkürler😉

    YanıtlaSil
  22. İstanbul'da Kilyos'un denizi çok güzel, sırf kum ve tertemiz. Gelin bir haftasonu kendiniz deneyimleyin ;)

    YanıtlaSil
  23. Alacatidayim suan keske yorumları daha once gorseydim güzel farklı bir yer ama burada mekanlari acan kimlerse insan değil hers3y aşırı pahali be berbat

    YanıtlaSil

Yaz ki muhabbet olsun.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...