Paris'in Sonbahar Güzelliği


Yazımın ilk bölümünü kaçırdıysanız burada : Ekim'de Paris Soğuğu Başkadır


Eveet, kendime tontik bir Totoro figürü aldıktan sonra Opera meydanına çıkmış idim.


İşte Opera:)

Bu meydanda kocaman bir Desigual mağazası var. Renkli tasarımlarını sevdiğim için buradan kendime çanta almaya çalışıyorum Paris'e geldiğimde.

Bu sefer şunu beğendim:


Bir de bluz aldım, şunun laciverti:) Aynı bokun laciverti der gibi oldu :)



Alışverişten sonra Opera'nın önünden daldım bir sokağa, merkeze doğru yürümeye başladım ama artık yorgunluktan ve fazla hareket etmekten ter boşaltıyordum. Bir de hava soğuk diye neyim varsa üzerime geçirmiştim. Hoflaya poflaya yürümeye devam ettim.




Ay bu meşhur Olympia mı yoksam?



Sonuçta Madeleine'e gelmiştim. Buradan dümdüz nehre doğru yürüdün mü, Concorde Meydanındasın zaten:)






Concorde'da epey geniş alana yayılmış yenileme çalışmaları devam etmekteydi.

Place de la Concorde



 Tabii buraya kadar gelmişken Tuileries'ye girmemek olmaz.

Tuileries'deki Jeu de Paume müzesi.

Tuileries Bahçesi, sonbahar renklerinin tüm alacası ile bezenmiş, soluk kesecek kadar güzeldi.







































Parktan çıkıp Tuileries metrosuna bindim, Champs Elysees'ye geldim. H&M'e girip akşam ve ertesi gün dönüşte giyebilmek için 2 tane fanile aldım:) Oradan da Promod'a uğrayıp kalın bir hırka alınca akşam için her şey hazırdı.



Son olarak anneme çikolata, babama karamelli kurabiye alınca, ellerim torba dolmuş, yorgunluktan pestilim çıkmış halde otele dönebilirdim.





Otelde kaynar suyla yıkanıp temiz kıyafetlerimi giydikten sonra arkadaşlarımla buluştuk (Onlar benimle yürümeyi göze alamamış, işimiz bitince otele dönüp yatmışlardı). Hep beraber Tronchet'ye gittik, burada Fransız dostlar bizi yemeğe götüreceklerdi.

Gittiğimiz yer Mollard isimli rüya gibi bir restorandı. St Lazare Garının karşısındaki bu tarihi restoran 100 yılı aşkın süredir hizmet veriyormuş.









Fransızlar masayı donattılar. Kaz ciğeri geldi, istiridye gitti. İstiridye çılgın bir lezzetti, yuttukça insan kendini deniz kenarında zannediyordu.








Tabii ana yemek olarak et yedik, ben bizzat yumuş bir şatobiryan gömdüm.



 Al bu da çok pişmiş güya:)



Yuh tabii ama nasılsa hesabı Fransızlar ödediği için birer tane de tatlı çaktık:) Bu sefer de profiterol tercih ettim. Burada profiterol bizimkinden biraz değişik. O topların içinde krema değil dondurma var ve yerken üzerine sıcacık erimiş çikolatayı dökünce nefis bir tat geçişmesi yaşanıyor.




Yemekten sonra bizi otele kadar bıraktılar. Biz de biraz o civarda yürüdük, birer kahve içtik. Ertesi sabah da erkenden kalkıp eve döndük. Bir Paris seyahati de böylece sona ermişti. Şimdi kredi kartı ekstresini bekliyorum:)))




xo xo


Yorumlar

  1. offf görseller beni benden aldı! ve kıskandım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. canım darısı başına inşallah kuzum:)

      Sil
  2. sevgili judy,
    olur da ilerde bir gün Fransa turu falan yaparsan ben varım. senden iyi rehber bulamam saatlerce yürümeye hazırım :D

    YanıtlaSil
  3. Ama Laduree'nin makaronları eksik kaldı . Arkanızdan ağlayacaklar .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Laduree'nin önünde kuyruk vardı, girmeyi göze alamadım:)

      Sil
  4. Ohh yarasın arkadaşıma Paris:)) Aslıcım özlemişim bu yurt dışı yazılarını, en güzel yerleri görmen dileğiyle, sevgiler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yaz ki muhabbet olsun.

Popüler Yayınlar