AMSTERDAM SEYAHATİ 3.GÜN : VOLENDAM KÖYÜMÜZ


Paris'e ufak bir iş gezisine gittiğim için Amsterdam yazılarının arası açıldı. Şuraya bir kaç fotoğraf koydum, yazı Paris'te karşıladım ve dedim ki ne olursa olsun Paris başka bir şey.

Şimdi Amsterdam macerasına devam edelim :)

Amsterdam'daki üçüncü günümüzde hava pırıl pırıl ve güneşliydi. Manzaradan aldığımız keyifle neşelenerek Omelegg'de güzel bir kahvaltı yapmaya karar verdik.

Bu da olmazsa olmaz turist pozu. O takatukaları giyeceksin:)




Günlük güneşlik Damrak


Omelegg harika bir kahvaltı mekanı, menüsünde çeşit çeşit omletler var. Kapıda genelde kuyruk oluyor ama fazla beklemeden oturuyorsunuz. Omlet dışında kruvasan, reçel vs vs başka bir sürü birşeyler de var ama ben omlete gömülmeyi tercih ettim.


Karpuzlu gömleğim ve ben

Menüde Sucuk diye  bir omlet görünce çok şaşırdım. Aynen bu şekilde Sucuk diye yazıyordu. Sorduk, Türk sucuğu dediler. Sonra bir baktım Şakşuka da var menüde. Canımsın Omelegg deyip sucuklu omletime kavuştum :)

8,95 Eur

Kahvaltıdan sonra Centraal Station'a giderek binanın sonuna kadar dümdüz yürüdük, merdivenlerden yukarı çıktık. Buradaki peronlardan civar kıyı köylere giden kırmızı otobüsler kalkıyor. 10 Eur verip şu bileti alıyorsunuz otobüse binmeden. Bu biletle bütün günü kasabalar arasında gezerek geçirebilirsiniz.




316 numaralı otobüse bindik ve yemyeşil kırlardan geçerek yarım saatte Volendam kasabasına ulaştık. Burası kıyı köylerinin en büyüğü ve canlısıymış.




Manasız bir fotoğraf :)

Minik bir kafe

Volendam Müzesi (gezmedim)

Otobüsten inip sahile yürürken ne görelim, buranın Salı pazarına denk gelmişiz. Tabii gün itibari ile aslında Cumartesi pazarı idi ama bana her pazar Salı pazarı :)











Şu küçük küçük evler, dik çatılar çok güzel değil mi?





Volendam'ın upuzun bir sahili var. Sıra sıra kafeler, hediyelik eşya dükkanları, fotoğraf stüdyoları ile bezeli cıvıl cıvıl bir kordon burası, bayıldım. Karşımda engin deniz, arkamda restoranlar, yiyen içen alışveriş eden insanlar. Arka planda sakin bir balıkçı kasabası. Resmen rüya gibiydi Volendam köyümüz.







Bir sürü fotoğraf stüdyosu var dedim ya, bunların özelliği şu : Size geleneksel Hollanda kıyafeti ve hatta tahta takunyaları giydirip fotoğrafınızı çekiyorlar. Kostümler beden beden, herkese göre var, asistan kızlar sizi giydiriyor, poz verip fotoğrafınızı çektirdikten sonra 2 tane basıp veriyorlar. O esnada kendiniz de çekebilirsiniz, birşey demiyorlar :)




Hadi gel köyümüze geri dönelim










 








Köy yollarında dolaşırken tombik bir sarman kedi görünce çok sevindim tabii. Amsterdam'da asla göremezdik, demek ki köylerde sokağa salmaktan korkmuyorlar kedileri.













Sıra sıra hediyelik eşya dükkanlarında kendinizi kaybetmek çok kolay. Magnet, anahtarlık, çanta, tepsi, tabak, çanak, tahta ayakkabılar derken sayısız seçenekle dolu onlarca mağazaya gire çıka insan kafayı üşütebilir. Kalıcı bir hatıra olsun derseniz, elde boyanmış porselen objeler, lezettli bir hatıra dilerseniz de çeşit çeşit waffle'lardan almanızı öneririm:)











 






Rıhtımın sonunda küçük bir iskele var, bu iskeleden Marken adasına feribot kalkıyor. Aslında bir otoyol inşa ederek Marken adasını karayolu ile anakaraya bağlamışlar ama feribot daha eğlenceli değil mi? Üstelik iamsterdam kartımızla feribot ücretsiz.

Marken feribotu

Marken minicik bir ada, insan aklını kaçırır bu kadar ufak ve sevimli bir yerde. Fotoğraf çekerken bir ara bir tane de kuğu gelmesin mi süzüle süzüle? Yaa yuh artık dedim, bu denli romantik, büyüleyici, huzurlu olmak zorunda mısın eyyy Merken? Bize fazla gelir bu kadarı.



 





 
Bulmuşken bir daha :)





 





kuğu geldi valla :)









  








Küçücük rıhtımda bir tur attıktan sonra hemen iskeledeki Taverne de Visscher'de oturup güzel bir fish & chips yedik. Yemek yerken kuşlar masamıza gelip elimden ekmek yediler. Yahu resmen masal diyarına düşmüştük.



 


Yemekten sonra yavaş yavaş köyün içine otobüs durağına doğru yürüdük. Etraftan çıt çıkmıyordu, sadece birkaç tane top oynayan çocuk vardı. 





işte kuğu :)
 





 








kapıya ayakkabı asmışlar, ne güzel

Bir başka tombilik köy kedisi :)






 


Yine kırmızı otobüse binerek Amsterdam'a geri döndük. Durağa geldiğimizde otobüsün gelişine 5 dk kaldığı yazıyordu elektronik tabelada. Gerçekten 5 dakika sonra tıngır mıngır otobüs geldi ve yine etrafı seyrederek şehre döndük. 

Bence Amsterdam gezisinde vaktiniz olursa bu köylere gidin, insanın o doğal güzellikten içi açılıyor, bir sürü de ufak tefek alışveriş yapabilirsiniz.

Dönüşte yine Amsterdam'da biraz yürüdük, maşallah toynaklarım çıktı yürümekten, kendime hayret ettim.
 






Adım başı bulunan peynircilerden birine girip peynir aldım, yanında peyniri sarmak için yağlı kağıt da verdiler. Sonra baktım bu biraz pahalı, markete girip 4'lü paket buldum bir tane ohh, en güzeli. Peynir alacaksanız marketten alın.


Gece dinlendikten sonra yine Rembrandtsplein'a gittik ve bu sefer bir coffee shop'ta oturduk. Allahıııım bildiğin nargile kafe, ergen dolu duman altı bir mekan. Ben sigara içmem dolayısıyla cıgaralık da içmedim ama bir tane space cake yedim.
 


Amsterdam'a gelmişken denemedim demeyeyim:)

Valla ne kafa yaşadım ne bir şey, kek bana mısın demedi, bira da içtim üzerine, hâlâ bir numara yok ama deli gibi uykum geldi ve otele dönüp uyudum. Belki bendeki etkisi bu olmuştur. Kendimden geçercesine uyudum yani :)


Amsterdam'da üçüncü günümüz de böylece geçmişti, son bölümde görüşmek üzere,

xo xo

Yorumlar

  1. amsterdam serisini çok sevdim ama en çok bugünküne bayıldım! fotoğraflar harika :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. film seti, kurmaca gibi yerler ama gerçek. Volendam'da 22.000 kişi yaşıyormuş sadece:) masal köyü tam.

      Sil
  2. Gece yarısından sonra o huzurlu köyü vampirler basıyormuş ha haaa :) Mübarek gün günahlarını almıyım ama oralarda bir işler dönüyor gibi geldi bana. :D
    Birde köylü kızı resmin süperdi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annem köylü kızı fotomu çerçeveletip fotoğraf rafına koymuş:)))) gece neler dönüyor bu köylerde bilmiyorum. Korkarım ben orada gece ıssıııızz boooşş ayy:)))

      Sil

Yorum Gönder

Yaz ki muhabbet olsun.

Popüler Yayınlar