Kontrolden sonra Nişantaşı'na yürüdük, Kırıntı'da yemek yedik. İstanbul'da sabahın 2'sine kadar alışveriş etmek isteyenlere özel Shopping Fest başlamış, Nişantaşı pek cıvıl cıvıl idi.
Yemekten sonra Yargıcı'ya çıkıp Zekish ile buluştuk, taksiye binip Türkiye'deki en sevdiğim müze olan Rahmi Koç Müzesi'ne geldik Müzede şahane bir sergi vardı : Görünmez Müzisyenler. 80 tane müzik kutusu, laterna ve mekanik müzik aletlerinden oluşan bu sergi büyüleyiciydi, hem gözlere hem kulaklara şenlikti, çünkü sergilenen parçaların her biri çalışır durumda idi.
![]() |
| Bu müzik dolabı bir çocuk için yapılmış, kolu çevirdiğinizde içindeki 9 müzisyen birden çalmaya başlıyor ve odayı müzik dolduruyır |
Sergiyi rehberle gezdik, çünkü müzik kutularının herbiri çalışır durumda ve rehber kızlar hepsini çalıştırıp bize şenlikli bir gösteri sunuyorlar.
![]() |
| Bu müzik kutusu tren gecikince yolcular oyalansın diye yapılmış, arkada müzik çalarken öndeki kızlar dans ediyor |
![]() |
| Laternalar |
![]() |
| Türk Laternası. Tamamen yerli malı, kolu çevirerek sonsuza kadar Üsküdar'a Gideriken melodisini dinleyebilirsiniz |
![]() |
| Arp ve banjo, kuruyorsun, kendi kendilerine çalıyorlar, evlere şenlik |
![]() |
| Panayırda çalmak için tasarlanmış, oldukça şenlikli bir müzik kutusu |
![]() |
| Atlıkarınca olağanüstü güzeldi |
![]() |
| Bu dayı saksafonu icat eden adammış. Cihaz kurulduğunda dayı güzel bir jaz çalarken piyano da kendi kendine çalıyor, tuşlar gerçekten görünmez müzisyenler tarafında çalınıyor gibi görünüyor. |
Müzeden çıkınca hemen Taksim otobüsüne atladık, birer kahve içelim de kendimize gelelim diyerek Odakule'ye yürüdük. Buradaki Gloria Jeans'de ne zaman kahve içelim desek bir problem çıkıyor gerçekten, bu sefer kahvelerimiz soğuk ve tatsız idi. Tünel'deki Gloria'da böyle tatsızlıklar olmuyor halbuki. Neyse, kahveleri değiştirdik, yine de tadını sevmediğimizden hepsini içemedik maalesef.
Kahveden sonra Terkos pasajında bir tur attık, pasajda hep shopping fest var nasılsa, herşey 5-10-15 lira :) Orijinal Gap Skinny jeans 25 lira:) Gel vatandaş!
İstiklal Caddesi Shopping Fest için süslenmiş püslenmiş, ışıklar balonlar altında rengarenkti.
Caddede yeni açılan alışveriş merkezine girdik, alt katı kocaman Sephora, üst katta kocaman 2 katlı Virgin Megastore var idi. Kitaplardan gözüme birkaç tane kestirdim, ama ince ve ucuz Francis Ford Coppola kitabını aldım en sonunda, içinde bir sürü Marlon Brando ve Al Pacino resimleri vardı.
Artık Mango'ya geldiğimizde bayılacak gibi hissediyordum kendimi, o yüzden sıra sıra koltuklardan birine oturup kızları beklemeye karar verdim ama fazla sürmedi, önce Zekish sonra Lady Charlotte pıt pıt yanıma düştüler:))) Oturduğumuz yerden gelenin geçenin kıyafetine kulplar takarak oldukça eğlenceli dakikalar geçirdik:))))
Biraz daha oturursak oracıkta uyuyacak idik, o yüzden son bir gayretle kalkıp meydana çıkıp, otobüslere binip evlere dağıldık.
Eve geldiğimde ağrılar içindeydim, aman ne kadar yorulmuşum, sabah erken kalkmak da dengemi bozmuş idi. Kahve pişirip Colin Firth'in Bay Darcy'i oynadığı Pride & Prejudice dizisini izledim aaahhhhhhh , işte Colin isterse 10 tane Oscar kazansın, o benim için her zaman aşık bakışlarıyla Bay Darcy olarak kalacaktı.
Pazar günü de King's Speech filmini izledim, biraz ağırdı ama güzeldi. Kraliyet ailesinin popülerliğini arttırmak için yapılmış bir film gibiydi. Oyunculardan Helena Bonham-Carter'ı çok beğendim. Ana Kraliçe Elizabeth rolüne cuk oturmuş idi kendisi.
Onun dışında Pazar nasıl geçti hatırlamıyorum bile, bugün de gayet bitkin bir Pazartesi geçirmekteyim. Gri hava üzerime basıyor adeta, sırf o yüzden, biraz aydınlık olsun diye en cırt kırmızı ojemi sürmüştüm.
Bu hafta kendime belirlediğim hedef : Flormar'ın turuncu ojesini almak
Herkese iyi haftalar, sergiye gidin muhakkak.
xo xo
Sansüre karşı bildirimiz : Bloguma Dokunma!
Blogları özgürce okuyabilmek için lütfen destekleyin : http://www.facebook.com/blogumadokunma












