BIKINI VE LAIKLIK

Can Dündar elçi olmuş düşüncelerime, benden daha usturuplu ifade etmiş, buyrun:


Kadınların ne giyip ne giymemesi gerektiği konusunda erkekler arasındaki tartışma sürüyor.Her yaz arifesi, aynı bikini firmasına ait aynı fotoğrafın, aynı panoya asılmasının halkın ahlakını bozup bozmayacağını, laikliğe darbe vurup vurmayacağını konuşup duruyoruz."Bu fotoğraftaki kadın çok açılmış" diyen belediyeci erkekler, "Size kalsa hepten örtersiniz" diyen tekstilci erkeklerle atışıyor.Bizse 21. yüzyılda hala "örtünme" meselesine saplanıp kalmış olmanın utancını yaşıyoruz.Örtünen kadınların kıyafetine müdahale edilmesinden yakınan belediyeler, örtünmeyen kadınların afişlerine müdahale ederken suçluluk duymuyorlar.Yaptıkları müdahaleyle "Bunlar hepimizi örtecek" kaygısına da benzin döküyorlar.Ve kaygılananları , bikini yanında saf tutmaya zorluyorlar.Türban karşısında bikini, laikliğin bayrağı haline geliyor.* * *Oysa önemli olan, kimsenin diğerlerinin kıyafetine müdahale etmediği bir toplumsal hoşgörü ortamı yaratabilmek. ..Laiklik aslında bunun güvencesidir. Günümüzde herkes kendi cephesinden tarif etse de, temelde iki yüzü vardır:Birincisi; inanç hürriyetini güvence altına almak...İkincisi; dinin siyasal, toplumsal alanı kuşatmasına engel olmak...Kimseye "Niye başını örtüyorsun" diye sorulamaması laikliğin birinci işlevidir."Bikinime karışamazsın" itirazı, ikinci işlevi...Bu iki işlevin gri alanı, kamusal alanda karşılıklı saygı gerektiren mecralardır:Ülke laiktir diye camiye bikiniyle girilmez; ama laik bir ülkede ilkokul çocukları da örtünmeye zorlanamaz. Bu asgari müşterek, herkese yaşam alanı yaratır.* * *Son tartışmanın beni rahatsız eden boyutu şu:Son zamanlarda biz laikliği "bikini, içki, zina" cephesinden savunur olduk.Bazı işgüzar belediyeler içkili lokantalara ruhsat mı vermiyor; hurra orada içkili toplantılar düzenliyoruz.Bikini reklamları mı yasaklanıyor; cömert dekolteli afiş asmaya çıkıyoruz.Hükümet tabanına göz kırpmak için zinayı cezalandırma denemesi mi yapıyor; "Zina hakkımız, söke söke alırız" diye bağırıyoruz.Bu yüzden ülkenin mütedeyyin kitlelerinde laiklik, "azgın teke sendromu"yla karıştırılıyor.Ekrandaki paparazzi manzaralarıyla özdeşleştiriliyor. * * *Oysa mesela zorunlu din dersleri, bikinili reklam yasağından çok daha derin yaralar açıyor laiklikte...İlkokuldaki çocuğum, din dersinde anlatılanlarla, Atatürk'ün yazdığı "Medeni Bilgiler" kitabı ya da biyoloji kitabı arasındaki farkı çözmekte zorlanıyor.Ülke sorunlarını "Bir de ulemaya soralım" diyen Başbakan ya da "Dindar bir cumhurbaşkanı" isteyen Meclis Başkanı veya "put" diye heykele tüküren Belediye Başkanı, "Dekolteli ilan yasak" diyen darkafalıdan daha fazla zedeliyor laikliği....Ayrıca laikliğin dekolte üzerinden savunulur hale gelmesi, insan vücudunun (sadece bikinide değil, ilgili ilgisiz her yerde) iştah açıcı bir reklam unsuru olarak teşhirine yıllardır karşı koyan feminist, devrimci görüşleri de bastırıyor; onları reklamcıların saffına itiyor.* * *Laiklik bizi, perişan İslam coğrafyasından farklı kılan hayati unsurdur; dindarların da güvencesidir.Onu sadece "şarap, dekolte, zina"ya indirgemeyelim.
Can Dündar

Yorumlar

Popüler Yayınlar