4 Ağustos 2012 Cumartesi

Olaylar Olaylar : Istanbul'u 4 Boyutlu Simulasyonla Gezdim, Oto Sanayide Suşici Keşfettim

Cuma akşamı ofiste hepimizi çoktan haftasonu rehaveti sarmış, çıkışa kalan dakikaları sayarken, Kübra arkadaşım akşam işim olup olmadığını sordu. Maslak'ta Dardenia diye bir restorana gidip suşi yememizi önerdi. Dardenia'nın karşıdaki şubesine abone olmuş meğersem Kübracık kocasıyla.

Tabii gezmeye hiç hayır demem, hemen kabul ettim:) Önce Dardenia'nın nerede olduğunu araştırdık, ben Google Maps'den yerine baktım. O esnada Kübra da üşenmemiş aramış bunları. Demişler ki, metroda İTÜ Ayazağa durağında inin, Witçikivüt çıkışından çıkın... Ne? Ne? diye 3 kere sormuş Kübik, o çıkışın adını anlayamamış. Adam da "düblüve bilir misin, düblüve'yle başlıyor" deyince, daha da soramamış:))

Düblüve ile başlayan kaç tane metro çıkışı olabilir ki, elbet buluruz diye gülerek çıkıp servise bindik. Trafiğe rağmen keyifli bir yolculuktan sonra Mecidiyeköy'e vardık. Tabii benim çenemden illallah getiren diğer servis arkadaşlarımız o kadar sefalanamadılar herhalde yolda. Neyse biz çok güldük. Mecidiyeköy'e gelince, Kübra oruçlu ya, madem öyle iftara kadar vakit geçirelim diye Sapphire'e gidelim dedim. Hem de metrodan direkt çıkış olduğu için rahat gireriz diye düşündüm. Sapphire'e gelince de Kübracık, boş yere mağaza gezmeyelim, gelmişken bu kazulet yüksek binanın tepesinde manzara terası var ya, oraya çıkalım dedi.

Bilet alırken, terasta 4 boyutlu bir İstanbul Simulasyonu olduğunu gördük. Ona da girelim tam olsun diyerek, biletleri alıp turnikeden geçtik. (Teras + simülasyon 25 TL)

Asansöre binince ne görelim, böyle Amerikan filmlerindeki gibi kerli ferli, kırmızı üniformalı bir amca yönetiyor asansörü! Bir de kontrol panosu var ki evlere şenlik:

ohaaa


O kadar katı 50 saniyede çıktık, biraz fena oldum, kulaklarım tıkandı. Resmen asansör tuttu beni. Ama yukarı çıkıp da manzarayı görünce herşeyi unuttum. Istanbul şehri, inanılmaz şekilde önümüze serilmişti.


Çok yüksekteydik, aşağısı, caddeler gerçeküstü biçimde ufak görünüyordu. Trafikteki araçlar; yuvalarına giden minik karıncalar gibiydi adeta. Ağzım açık kaldı resmen.



Bir de şehrin yayıldığı alanın bu kadar genişlemiş olduğunu farketmemiştim. Yani 20 milyon insan yaşıyor burada, biliyoruz.. Çok büyük ve kalabalık bir metropol, biliyoruz ama sanki o kalabalığın içindeyken, gerçekten büyüklüğünü algılayamıyoruz bu şehrin. Tepeden, bütün o binaların kapladığı uçsuz bucaksız alanı görmek ürkütücüydü doğrusu.





Trafikte sıra sıra giden arabalara çok güldük niyeyse:) Sanki her sabah ve akşam o trafikte çile çeken biz değiliz. Ama tepeden bakmak o kadar tuhaf geliyor ki insana, hepsi oyuncak gibi görünüyor:)





Simülasyona nereden bineceğimizi görmek için içeri girince, terasın ikinci kısmını farkettik. Meğersem doğu terası - batı terası varmışmış. Biz şimdi Boğaziçi tarafını gören terasa çıkmıştık ve bu güzelliği görünce birden deminki umutsuz düşünceler kafamızdan silinivermişti. Ne kalabalığın, ne de trafiğin önemi vardı. Istanbul her zaman güzel olacaktı.






göz alabildiğine bina















Artık tamam, simülasyona girelim dediğimizde şahane birşey oldu, bulutların arasından batan güneşin ışıkları yansıdı birden bütün manzaranın üzerine. harikulade bir görüntü sunuyordu şehir bize, bütün kaosu ve çirkinliklerine rağmen üzerini kaplayan bir güzellik muhafazası vardı Istanbul'un.











İstanbul Boğazı
Nihayet güneş yavaş yavaş eski payitahtın üzerinde battı. 




Gördüklerimizden çarpılmış, şaşırmış, etkilenmiştik ve sıra simülasyona gelmişti. Bu 4 boyutlu şeyleri daha önce denediniz mi, ben hiç girmemiştim. Çok zevkliymiş meğersem. Ufak bir sinema salonu, büyük koltuklara oturuyorsunuz, emniyet kemerinizi bağlayıp 3 boyutlu gözlüklerinizi takıyorsunuz. Daha sonra filmi izlerken koltuk oynuyor, sallanıyor, kalkıyor, iniyor:)))

Sapphire'deki helikopterle Istanbul'u gezdiğimiz bir simülasyon idi. Çatıdan havalanıp, Boğaz Köprüsüne dalış yaptık. Bulutların arasından geçtik (burada içeriyi duman bastı, bu da 4. boyuttu işte) Sonra bir vapura pike yaptık, bu esnada koltuklar da havada yani kamera hareketlerine göre biz de hareket ediyoruz ve 3 boyutun içine giriyoruz resmen. Denize çok yaklaşınca sular fışırdadı, üstümüze başımıza sular sıçradı (gerçekten sıçradı) Harikaydı! Sonra helikopterimiz tarihi yarımadayı gezdirdi bize, Ayasofya, Sultanahmet derken daracık mağaralardan geçtik, yarasalar üzerimize uçtu, Yerebatan'a gelmişiz meğersem. Taksim'de bir turdan sonra gezimiz sona erdi. Biz de kendimizden geçip mest olmuş vaziyette dışarı çıktık. Bir kere daha, ama Ramazan'dan sonra gelip manzaraya karşı martini içmeye karar verdik:))

Sapphire'den çıkarken neredeyse iftar olmak üzereydi, ay üzüldüm, Kübra'ya su alalım dedim, istemedi. Hemen metroya atlayıp Ayazağa'ya geldik, dabülü ile yazılan çıkış şak diye karşımıza çıktı: Windowist çıkışı imiş meğersem:) Yukarı tırmanınca bilmediğimiz, etmediğimiz yerlerde bulduk kendimizi. Karşıda İş Bankası vardı, Kübracık tarif alırken, İş Bankasının yanından girin demişler. Büyük büyük plazaların arasından geçip yürüdük ama ortada Dardenia filan yoktu. İftar da olmuştu,    ay eyvah derken taksi durağı gördüm. Amcalara Dardenia'yı sordum bilemediler. Allahtan adres aklımda kalmış, Ahi Evran Caddesi 8 numero? diye sorunca "aşşağı yürüyün" diye tarif verdiler sağolsunlar. Atatürk Oto Sanayi'nin önünden inerken hemen karşımıza çıktı Dardenia.

karışık suşi tabağı:)

Burası plazaların arasında ufak bir balıkçı fasto food restoranı idi. Kapalı olmasından korkarak bomboş görünen restorana girince, bütün çalışanların iftar yaptıklarını gördük. Kedi gibi miv miv "açık mısınız" diye sorduk. Evet, açıklardı, ama hayır, her sabah Japon şefin gelip hazırladığı suşiler bitmişti. Olamazdı! Gözleri fıldır fıldır dönen Kübra, uzakta tezgahta bir tabak olusu suşiyi işaret etti. Bunlar meğersem günlük taze suşilermiş ama kalan dağılmış parçalarmış. Aaa olsun olsun, biz ittiririz onları diyerek aldık tepeleme suşiyi. (Emin olmak için önce kokladık tabii, çırçır olmayalım değil mi?) Ama gerçekten taze ve nefisti suşicikler. Üstelik nasıl fiyatlandıracaklarını bilemedikleri için bize ikram olarak, beleşe verdiler bu nefis şeyleri:)))




Ortaya bir tane de fish&chips aldık. Balıklar çok hafifti, patates kızartmasını pek başarılı buldum. En güzeli de sarımsaklı ekmek idi bu porsiyon ile verilen. Gayet güzel doyduk, bir sürü şey arttı, Kübracık da onları kedisine götürdü:)

Dardenia'nın fiyatları çok uygun, yiyecekleri çok lezzetli ve porsiyonları da tatminkar. Erenköy ya da Maslak şubesi size yakınsa deneyin derim. Bildiğimiz Dardanel'in bir girişimi imiş zaten.

Istanbul Eteklerimin Altında:)))
Aç karnımızı da doyurunca metroya geri yürüyüp evlere dağıldık, ama kesinlikle bu Sapphire-Dardenia turunu bir kere daha yapmaya karar vermiş idik dostlar.

**Fotoğrafları Samsung Galaxy Note ile çektim, üzerlerine Pixlr-o-matic ile efekt uyguladım. Beğendiniz mi?


xo xo

18 yorum:

  1. Çok beğendim :) fotoğrafları da çok beğendim :)
    Teşekkür ederim Judy'm, İstanbul'u çok özlemiştim, gezmiş kadar oldum sayende :)
    4 boyut güzel de, dumanı fazla kaçırırlarsa kötü oluyo, kendimden biliyorum :D
    Ben nedense pek sevemedim bu 'şuşi' işini :)
    Alışacağım elbette ama zaman alacak her yeni mutfağı tatmaya başlamam gibi.
    Afiyet olmuş, çok güzel olmuş, Martini içerken benim yerime de kadeh kaldırmayı unutma... ramazan sonrası :)
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oh ne güzel olmuş çok sevindim Sitticim:)
      aslında dört boyutlu film 10 dk sürdü ama başımın arkası ağrıdı, acaba dumandan mı bilemedim? filmden çıkınca da geçti gitti.
      öptüüü:)

      Sil
  2. Fotoğraflar şahane, gezmiş kadar oldum sayende. :)

    YanıtlaSil
  3. çok beğendim
    içim fena oldu
    yine bu gece rüyamda hala istnbulda yaşadığımızı Zonguldağa hiç taşınmamış olduğumuzu görürüm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. üzülme minik, elbet birgün kavuşacaksınız, Istanbul ve sen. çok şükür gidip gelebiliyorsun, hem Istanbul'un tadını çıkartmayı da biliyorsun.Eninde sonunda geri döneceksiniz inşallah.

      Sil
  4. beğenmek ne, kıskandım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o manzarada şarap, mojito martiniii düşünsenee:)

      Sil
  5. Selam Aslıııı...Dardenia da sushi pek iyi sayılmaz bana kalırsa...Yalnızca fiyatları iyi...Izgara balık salataları daha başarılı,en azından yeşillikler taze.Bu arada çok yersen çırçır değil cırcır olursun çırçır bir balık türüdür heheheh...Safir'e çıkmadım ama sayende görmüş oldum manzarayı.Görünen şey şehir değil koca çirkin bir beton yığını,hatta varoş beton yığını,planlama sıfır.Şehri ne hale getirmişiz böyle?Üzücü...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pipicaaan, mahlasın çok İLGİNCİME GİTTİ ahahah:)) Dardenia bir Mori değil elbet, ama ağzıma dolu dolu lezzetli geldi. Yoksa beleş diye mi o kadar tatlıydı o suşiler???
      tempura varmış orada, ondan yediniz mi, güzel miydi? bir daha gidersem tempura yemek istiyorum.

      Istanbul'u bitirdiğimizi hep söyleriz de böyle şak diye karşında görmek çok tuhaf gerçekten.

      Sil
  6. Hmm bir kere denemiştim tempurayı fena sayılmaz sanırım, kızarmış şeyleri ve yağı seviyorsan tabe...Dragon roll muydu neydi yılan balıklı olan sushi başarılıydı,korkarım artık menude yok.Bu kaportada sorun felan yoksa sanayiilerde gezme bence dardenia caddedede wağ...Hem kahveni de bizim terasta içersin(o da beleş) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yılan balıklı suşiyi sevmem ööö
      beleş kahve çok severim:)))))
      ama o cikcikcik kuşlarınızı boğasım geliyor arada sırada ahahah:))

      Sil
  7. fotoğraflar şahane olmuş canım! ayrıca dardenia'yı tavsiye ettiğin için çok sevindim bu haftasonu gidicez oraya inşallah eşim de bayıldı. suşi dedin mi bizde de film kopuyor :) elbisen de çok yakışmış ayrıca :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gittiniz mi yoksa bu haftasonu mu gideceksiniz, beğendiniz mi yoksa suşileri kafama mı atmak isteyeceksiniz, çok merak ediyorum:))
      ben gerçekten beğendim ama bir daha ki sefere tempua yemek istiyorum şapırt:)

      Sil
  8. Şu 4 boyutlu 5 boyutlu şeyleri ben de üç beş defa denedim. Tabii benimkiler güzelim İstanbul değil uyduruk 8 dakikalık filmlerdi ama çok eğlenceli cidden :) Fotoğraflar da süpermiş. Pixlr-o-matic gerçekten güzel bir uygulama.Fotoğraf çeke çeke dünyaya filtreli bakacağım diye korkuyorum artık :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sorma gözlerim kupkuru oldu bilgisayar başında pikselmatik ile oynamaktan:)) onsuz fotoğrafler pek bir solgun, cansız geliyor. hem pikselmatik ile fotoğraflarım mis gibi oluyor :)))

      Sil
  9. judy,
    İstanbul'u özledimmmmmm ben...
    fotoğraflar süper...
    samsung galaxy note'dan memnun musun merak ettim?
    S3 mü almalı onu mu diye düşünmekteyim de:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben büyük sevdiğim için Note'dan çok memnunum, Samsung bağımlısı oldum diyebilirim, habire telefonu mıncıklayasım geliyor ama boyutları sana aşırı gelebilir, denemeden alma sakın. S3 de buna yakın boyutlarda sanırım.

      Sil

Yaz ki muhabbet olsun.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...