Ezel 2.Sezon 3. Bölüm : SON KABADAYI

Ezel'den yine duygusal ağırlıklı, aksiyonu ve oyunu olmayan bir bölüm geldi. Ama bu seferki duygusallık; Neyşann - Hömerrr cıvıklığı değildi. Ramiz Karaeski'ye, alemin son kabadayısına, bir babaya, dedeye; neredeyse Tuncel Kurtiz'e adanmış, çok duygulu ve etkileyici bir bölüm izledik dostlar.


Bu bölümde özellikle Dayı'nın ceylan gözlü kızı Azad rolünde Burçin Terzioğlu öne çıktı ve gerçekten iyi oyuncu neymiş gösterdi, duygularını o kadar güzel güzel geçirdi ki bize, tv karşısında gözlerim doldu , dizi izlerken pek görülmüş şey değildir. Keşke Eyşan yerine daha çok Azad izlesek. Sekiz rolündeki Kıvanç Tatlıtuğ da bu bölüm daha iyiydi, hatta terminatör gibiydi, geçen haftaki gibi sırıtmadı dizide amma yine de Kıvanç'ı zorla bu diziye sokmasalar iyi olurdu yeğen.

Dayı ile Kenan Birkan'ın tanışmalarını anlatan 1971 senesine ait flashbackler mükemmeldi. Sırf bu flashbacklerden bi film olur. Genç Ramiz'i Ufuk Bayraktar oynuyor. Kenan'ın gençliğini de Cahit Gök canlandırıyor. Bu denli başarılı genç aktörlerimiz olduğunu görmek de ayrı bir zevk.

Bu bölümde ayrıca Kenan Birkan'ın ne adi pislik fırıldak bi adam olduğunu da daha iyi anladık. kendisinden tiksindim şahsen.

O halde bakalım Ezel'in 36. bölümünde neler olmuş:


DİKKAT SPOILER !!! READ AT YOUR OWN RISK

EZEL 36. BÖLÜM 

SON KABADAYI





Geçen hafta Dayı ile Sekiz'i balık ekmek yerken bırakmıştık. Bunlar yemişler içmişler, artık gün Sekiz'in Dayı'yı öldürmeye karar verdiği o gün, 8 Eylül'e dönmüş amma Sekiz öldürmemiş henüz dedesini, dedesi de ona atkısını vermiş, Sekiz ayrılmış balıkçıdan.

Ezel, Şebo ile buluşup durumu açıkladı, mallara devlet el koyuyor, birkaç şey ayırmıştım, git onları sat dedi. Peki Kenan Birkan Ömer'i nereden öğrendi? "Cengiz mi?" diye sordu Şebo, "Hayır bizden biri" dedi Ezel. Ulan Şebnem mi yoksa?

Dayı KenanBirkan'ı ziyarete gitti. "Bitir şu oyunu" dedi, "ben sana hiç birşey öğretemedim mi çocuk" dedi, "al bıçağı çık karşıma" dedi. Kenan ise o iş için torununu hazırladığını, Dayı'yı öz torununun öldüreceğini söyledi zevkle. "benim kanım, benim kanımı akıtmayacak" dedi Dayı. Torununun içindeki iyiliğe, kan bağlarına inanıyordu. Sekiz'in kanını dinleyip dedesini öldürmeyeceğine inanıyordu Dayı. "Göreceğiz" dedi Kenan Birkan "Senin yüreğin mi, benim aklım mı?"

Önce aile var yanında, sonradan bir yabancıyı aile yaptıysan kendine, yüreğinin seçtiği aileyi bir daha kimse sökemez senden.

Ezel, Dayı'yı arıyordu handa, Ali hep peşinde Ömer'e yardım etmek için, Cengiz de yanında ama mızmızlanıyor, "yardım etmeyeceksen siktir git"

1971 yılında,

Genç Ramiz elinde mektup adres arıyor, Kenan peşinde, "senin evin yok mu?" "ev sıkıcı"
Ramiz izbe, karanlık, döküntü bi batakhaneye girdi, Kenan'ı sokmadılar bile içeri.

Genç Ramiz, mekanın kabadayısı olan iri yağlı herifin yanına gitmiş, adı Jilet Ahmet mi neymiş, Jilet diyelim, masada oyun oynuyor herif. Ramiz buna bi mektup verdi, Jilet baktı "Rahmi abimizin hatrı büyüktür" dedi, Ramiz'in eline bi deste kağıt verdi, "karıştır şunları" dedi, Ramiz beceremedi. Bi deste para verdi "say şunları" beceremedi Ramiz. "Rahmi abimizin hatrı büyüktür de bu kadar büyük değildir, ne bilirsin yavrum sen" DAAAANNN" Ramiz masadaki heriflerden birinin kafasını yakaladığı gibi masaya çarptı. "Kağıt oynamayı bilmem amma bu kartlar senin değil" meğersem o kafasını çarptığı herif kart saklamış manşetinde, çıkarttı Ramiz kartları. "para saymayı bilmem ama bu paralar senin" herifin önündeki paraları Jilet'in önüne itti . Jilet arabasının anahtarını verdi Ramiz'e, böylece aleme girmiş oldu genç Ramiz Karaeski.

Bugünde, Dayı ağır ağır yürüyüp mekanlarından birine geldi, oturdu, herkes kaçıştı. Biri geldi, Agop. Diğer mekanları dağıtmışlar, Dayı'nın adamları da "Dayı geri dursun" demişler, ama Agop ve ekibi Dayıyı bırakmamış, emirlerini bekliyormuş. "bana bir kahvaltı getirin, sonra da helalleşelim, beni yalnız bırakın" dedi Dayı.

Ezel Maseratisi ile polis çevirmesine yakalandı. Ali ile Cengiz peşinde ciple takipteler. Polis ruhsata baktı, sonra "arabadan çıkın, yediemine çekeceğiz arabayı" dedi. Ezel başını salladı, sonra bastı gaza, kayboldu, herkes şaşkın, döndü geldi, arabaya veda turu atmış meğersem. Arabayı son bi kere okşayıp caddeden geçen bi dolmuşa atladı Ezel:)) Cengiz ile Ali de yaşlı çiftler gibi didişe didişe peşinden gitmeye devam ettiler.

Eyşan'ın oğlan Can , Birkan malikhanesinde dolanıyor idi, Kenan'ı gördü. "Abi burası neresi?" "Kenan Birkan'ın evi" "iyi biri mi" "arkadaşı olursan çok iyi, tanıştırayım mı sizi" "cık" Can sinir olmuştu bu abiye, "Kenan Birkan sensin, adını söylerken şişiniyorsun" Sonra Can bahçe kapısında tepinmeye, Kenan'ı iteklemeye başladı "aç kapıyı babama gideceğim aç aç"
Kenan "seni babana götürürüm" dedi, "ama bana bi söz ver", "annene neşeli görüneceksin"
Ulan ne adi, ne pislik bi herifmişsin, ufacıcık çocuğu bile kullanıyorsun dedik burada Kenoş'a. Can da onun sözünü dinledi, annesine güldü, Kenoş abisinin trenlerine bakmya gittiler.

Sekiz bomboş ama öküz gibi deniz manzaralı bi dairede, el bombasının pimini takıp çıkartarak kendince eğleniyor (!) idi. Kenan babuşu aradı, Ramiz'le dedesiyle konuştuğunu, dedesinin ona atkısını verdiğini anlattı. Ve Kenan şeytanlığını gösterdi a dostlar, Sekiz'e tek tek babasının vurulduğu anı anlattırdı, ufacıcık çocukken babasını gözleri önünde öldürten Kenan idi, ve Sekiz'e yıllar boyu o anı, o acıyı durmaksızın anlattırmış, anlatmış Kenan. Sekiz yine o günü, o çaresizliği, üzerine sıçrayan babasının kanını hatırladı, korkunç bir sahneydi, Kenan'ın iğrençliğini, Sekiz'in azabını çok iyi anladığımız bir sahneydi dostlar.


Dayı, Selma'yı ve kızı Azad'ı çay bahçesine çağırmıştı. Uzaktan onlara bakarken, 1971 yılına geri döndük.

Genç Ramiz kılığını kıyafetini düzeltmiş, gazinoda Jilet'in yanında. Bi tane daha kabadayı var, ona da Ağa baba diyelim, adını yazmamışım:) Jilet Ramiz'e bi kutu verdi, "hanımefendiye götür ama Ağa Baba görmesin" dedi. Hanımefendi dediği de Nesrin mi ne , yaşlı assolist, gencecik, iri iri gözlü Selma'ya eziyet ediyor soyunma odasında. "Kara Sevda'yı ben söyleyeceğim" diyor, saçlarını çekiyor. Ramiz geldi tam bu sırada, kutuyu verdi, Kenan da peşinde tabii. Tam o sırada Ağa baba gelmesin mi, yüzüğü görmesin mi, kudurdu, "kim verdi???" Kenan attı kendini ortaya, "ben verdim" dedi, "Selma'ya verdim " dedi, yere diz çöktü, bi tirad attı uzaktan sevmek konulu... "Belki bu yüzüğü takarsa bir yabancının aşkını kabul edeceğini anlarım" dedi.. Kenan en baştan beri Selma'yı seviyor, belli. Ama Selma'nın gözü de genç Ramiz'de, bu da belli.

Selma kalktı ayağa, Kenan'dan yüzüğü alıp taktı, üçü birden odadan çıktılar. O zaman Selma yüzüğü çıkartıp Ramiz'e geri uzattı. "Kalsın" dedi Ramiz.

Bugüne geldiğimizde, Selma'nın yaşlı elinde idi yüzük ve Ramiz okşuyordu o elleri.

Ramiz, Azad ve Selma otururken pat Ezel yetişti, yanlarına oturdu. "Dayı yan masaya geçelim mi, konuşacaklarımız var" "Konuşacak birşey yok yeğen, ağırlıklardan kurtulduk, hafif hafif oturuyoruz "

Bu esnada Şebo ile Tefo, yükte hafif pahada ağır ne varsa satmaya çalışıyorlardı, polis gelince kaçtılar amma Tefo, Şebnem'in en çok sevdiği tabloyu kurtardı.

Çay bahçesinde Ramiz hayatını anlatıyor, babasının niyetini anlamış olan Azad onu tersleyip duruyordu. O kadar güzeldi ki Burçin Terzioğlu'nun oyunu... Sevgisini öfkeyle dışa vuruşu o kadar etkileyiciydi ki... Ben benim olanı alamadım diyordu Dayı, 2 karım 4 çocuğum gitti, en iyi arkadaşımın boğazına bıçağı dayadım, kızımı dünyanın bi ucuna yolladım, "sen senin olanı haketmedin" diye azarlıyordu kızı, Dayı kızının çıkışmalarına hiç birşey demiyor, tek laf bile etmiyordu. Bacağıma mı sıkarsın diye damarına basıyordu da kızı "ben bacağa sıkmam kızım, tam ortaya sıkarım" diye sakince söylüyordu Dayı. En nihayetinde "veda konuşması mı bu" diye patladı Azad. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak babasına koştu, "senden nefret ediyorum, beni bırakamazsın, daha yeni yanına aldın, veda edemezsin" diye öyle bir ağladı ki Azad, allak bullak oldum. Bu sahne daha güzel yazılıp oynanamazdı.

Dayı Selma'ya ve kızına veda edip, Ezel'le birlikte gitti. Bu sırada Tefo ile Şebo hana gelmişler, biz ne olacağız, bize ne olacak diye sevgili muhabbetine girmişlerdi ki, Sekiz'i gördü Tefo. Şebnem'i aşağı yolladı, Sekiz'in peşine düştü. Tefo Dayı'nın ofisine girip ışığı kapattı.

Ezel Dayı'nın haline dayanamıyordu. "Neden kuzu gibi bekliyorsun, anlatalım gerçekleri Sekiz'e" diye ısrar ediyordu. Dayı zaten yıllardır anlatmaya çalışmış, peşine adamlar takmış Sekiz'in amma yıllardır beynini yıkamışlardı Sekiz'in. Dayı ne dese cevabını önceden vermişti Kenan.

"Konuşacak birşey kalmadıysa Dayı?"
"Söz ver bana, söz ver Dayına, kapışmayacaksın onunla"
Ezel yanlış anladı, Dayı torununu korumaya çalışıyor sandı "ben sana birşey olmasın istiyorum , söz ver Dayına"
başını salladı Ezel. "Benim de oğlum var Dayı, bana gelse, kan bağı baba oğul arasında aksa.. inşallah kan o kadar kuvvetli birşeydir, ama benim sana bağım kan bağından kuvvetli Dayı."

Dayı Ezel'i mezarlığa getirdi. Hömer'in mezarı başında ailesi bekliyordu. Cengiz ile Ali de ciple peşlerinde tabii.

Tefo Dayı'nın karanlık ofisinde bıçağı çekti, bi gürültü duyunca hızla dönüp dayadı bıçağı, Şebo'ya!

Ezel isyanlarda idi, Dayı annesi ile konuşmuş, Ezel'in artık babası ve kardeşine de gerçeği söyleyip ailesi ile biraraya gelmesini istiyor idi.
"Böyle olmaz Dayı"
"Böyle olur yeğen, seni sağsağlim ailene teslim edeceğim, hakkını helal et oğlum, oğlum!"

Kurtiz'in hakkını helal et oğlum deyişini sadece bu sahneyi izleyenler bilebilir...

Handa, Şebo yerde kan kaybediyor, Sekiz ise Tefo'ya eziyet ediyordu. Tefo'nun zamanında kendi kızkardeşini öldürdüğünü biliyordu Sekiz. Ulan herkesin her dalgasını biliyor, bunları nasıl öğrendiler? Sekiz Şebo'nun bu yarayla 1 saati olduğunu söyledi Tefo'ya. Tefo üzerine atlayınca gümm bi tekmeyle yere serdi Tefo'yu.

"Ramiz seni neden yanında tutuyor?"
Tefo tekrar saldırdı, güm bi tekme daha, Tefo'nun nefesi kesildi, yerlerde...
"niye? niye?"
"elimi tuttu, bırakmadı" dedi Tefo nihayet nefes nefese.
"bu adam için ölüyorlar, niye? sen ölür müsün?"
"benim canımı kurtardı"
"benden bahsetti mi hiç?"
"hayır"
"kızı varmış, kızından bahsetti mi?"
"evetttt"
"seviyor onu yani"
"evettt"
"ne kadar"
"çookk"
"nerde?"
"bilmiyorum"

bu anda Şebnem hık hık gitmeye başladı, yerler kan içinde..
"bekleriz" dedi acımasızca Sekiz.

Mezarlıkta Ezel ailesinin yanında, ama aklı Dayı'da idi, dönüp dönüp arkasına bakıyordu... Kör anasının yüzü parlıyordu sevinçten, oğlu geri gelecek ya. Ama Ezel "bugünlük beni affedin" dedi ve koştu Dayı'nın yanına.

Şebo titreyerek mefta olmak üzereydi ki, Tefo Ezel'i aradı,"Azad'ı yalnız bırakmayalım, korumaya gideyim" dedi, Ezel Dayı'ya danıştı, Dayı Azad'ın nerede olduğunu söyledi Sekiz dinlerken, sonra "Sağol Tevfik" dedi, "benim gibi bi ihtiyara iyi dostluk ettin, sana çekmecede bir şey bıraktım, hakkını helal et"

Tefo telefonu kapattığında Sekiz çoktan gitmiş idi.

Ezel "bi yolunu bulacağız" Dayı diyordu bu sırada. Tefvik tekrar arayınca reddetti. Dayı "beni istiyor, alsın, çok yoruldum" dedi ."bana yaslan dayı o zaman" dedi Ezel. Dayı güldü.

"Kim saldıysa bizi bu dünyaya, kim izin verdiyse yaptığımız herşeye. Ezel, o artık bizi geri çağırıyor. Verdiğini aldık tepe tepe. Şimdi alacağını vermemiz gerek, yeğen."

"Nereye gidiyoruz? " diye sordu Ezel
"Kenan'a" dedi dayı. "onu bu işe ben soktum, çıkarmasını ben bilirim."

Tefo can havliyle Ali'yi aradı. Ali "sen kızı hastaneye götür, ben Azad'a giderim" dedi, Ezel'in peşini bırakıp Azad'la annesinin kaldığı otele uçtular.

Şebo'yu hastaneye götüren Tefo onu hayatta tutmaya çalışıyordu "uyuma kız.. bak Dayı bana kitabını verdi, beni azad edecek, beni azad edecek,!"

Dayı Kenoşu aradı "benim nasıl biri olduğumu ilk kez gördüğün günü hatırlıyormusun, seni o gün götürdüğüm yerde buluşalım"


Azad otelde tuvalette iken bi gürültü duydu, eline parfüm şişesini alıp odaya çıktı ki Ali gelmiş. Ali tuttu bunu elinden koştur koştur merdivenlerden garaja indiler ama Sekiz yetişti bunlara. "Ali Kırgız, en deli doluları senmişsin, kaç saniye dayanırsın?"

Cengiz Ali'ye işaret etti, oyun yaptılar hemen, Ali Cengiz'i tutup attı arabadan, bastı gitti. Cengiz bağırdı çağırdı. "Cengiz Atay" dedi Sekiz. "Ben Kenan Bey'le çalışıyorum, benim hakkımda ne söylediler" dedi Cengiz, Sekiz bi tekme de buna patlattı "konuşmasına izin verme dediler" , Corvette'e atlayıp Ali ile Azad'ın peşine düştü.

Ali ile Sekiz son sürat gidiyorlardı. Ali cipi çevirdi , karşı karşıya gelip birbirlerinin üzerine sürdüler. Ama Azad "ben artık kaçmaktan sıkıldım" dedi, Ali durduğu sırada atladı arabadan, Ali koşamadı bunun peşinden, emniyet kemeri mi takıldı aptalca bişey oldu işte.

Azad , Sekiz'le beraber arabaya bindi.

Ramiz Dayı ve Ezel, o izbele batakhanede Kenan ile buluştular. Dayı Ezel'e bi hikaye anlatmaya başladı . Canım bazen Dayı'ya "özet geç lan piç" diyesim geliyor benim de doğruya doğru :))) Kenan'la beraber anlatmaya başladılar, Ramiz'in Jilet Ahmet'in yanında çalışmaya başladığını ; Jilet Ahmet düsturu olmayan , yol yordam bilmeyen bi adammış.

1971

Genç Ramiz ile "çocuk" diye hitap ettiği tüysüz Kenoş (bıyıklı ama tüysüz işte anladın sen onu) arabada bekliyorlardı, Ramiz Kenan'ı göndermeye çalıştı, ama olmadı, Jilet Ahmet'in adamları ikisini de aldılar, batakhanede Jilet Ahmet ile Ağa Babanın karşısına geçtiler.

Babalar bunları sorguladı, Jilet suçu kenoş'un salaklığına verdi, Ramiz de "abimin dediği gibidir" diye onayladı, Kenan'ın suçunun salak olmak olduğuna karar verdiler:))) Ağa Baba "ne ceza vereceksin" diye sordu , Jilet "sen ne uygun görürsen abi" deyince çok kızdı, yumruğunu masaya çarptı "bana bir daha lafımı tekrarlatma, ne ceza vereceksin" Jilet "sadakat ne demek onu öğreteceğim" dedi, adamları aldı Kenoş'u arka odaya dövmeye.

2 baba, Ramiz'i masaya, oyuna davet ettiler. Kenan dayak yerken bunlar oyun oynadılar, Ramiz arada dönüp bakıyordu "ne oldu Ramiz" "yok bişey abi, kağıt gelmedi" Nihayet Kenoş pelteye döndü, oyun bitti, Ağa baba Ramiz'e "bana bi uğra" dedi, gitti.

Ramiz Kenoş'un yanına gitti. "neden bıraktın beni" dedi Kenan. "hayatta kalasın diye" dedi Ramiz. Bugüne döndük. Masada karşılıklı otururlarken "çocuğum ben de o zaman, inandım" dedi Kenan Birkan.Dayı da "bırakmasam ikimizi de harcarlardı" diye bitirdi hikayeyi, o zaman Ezel uyandu "dayı sen bu hikayeyi neden anlattın?"

Ramiz Kenan'ın gözlerine baktı
"Azad'la Selma'ya dokunmayacaksın"
"Hay hay" dedi Kenan. Ezel dellendi, "Dayı, kandırdın beni Dayı." Kenan'ın adamları Ezel'i tuttular, çünkü Dayı ölüm yolculuğuna, torunu ile yüzleşmeye tek başına gidecekti.

"torunumu bırakacaksın, istediği yere gidecek"
"denerim" dedi Kenan dürüstçe.

"Ezel'e dokunmayacaksın, o benim son oğlum, son oğlum! hayatta kalacak."
"peki" dedi Kenan
"Bu seferlik Ramiz Karaeski değilim, ben kendi torunumla savaşacak adam değilim" dedi Dayı, Ezel bağırdı, Dayı ona döndü.
"Hoşçakal yeğen" dedi "Sen hayatı kaçırma istedim, ben son kabadayının son trenini"
Ve Dayı, Ezel'i bırakıp Haydarpaşa Garına, herşeyin başladığı yere gitti.

Azad, Sekiz'le konuşuyordu arabada. Burçin Terzioğlu yine harikaydı, harika. Babasından yıllarca nasıl nefret ettiğini, ama onu gördüğü anda, sesinin onu nasıl çağırdığını, elinde olmadan babasını nasıl sevdiğini anlattı. "Sen de ilk gördüğün gün anlamadın mı, bu adamın sesi benim sesim, bu adamın kanı benim kanım demedin mi? Allah kahretsin ben bu adamı çok özlüyorum demedin mi?" " diye sordu, sonra "Darmadağın ettiler bizi Ramiz" dedi yeğenine. Sekiz'in duymaya dayanamadığı kendi ismini kullandı yani.

Ali bunların peşinden geliyordu, kırmızı ışıkta durunca bi baktı, Sekiz Azad'ı salmış, Azad bankta oturuyor. Bunlar bakıştılar. İşi pişirecek sanırsam bunlar, Kerpeten Ali Dayinin damadı olacak.

Ali, Azad Cengizi de yoldan topladılar. Ezel, Tefo hepsi buluştular garda. Çok güzel sahne geçişleriydi, her karakter konuştu bu anlarda...

Ramiz: Yıllarca biriktirirsin bazen bir anı.
Kenan: Senelerce beklersin tek bir saati.
Cengiz: Seninle beklemezler, yalnız kalırsın.
Tefo: Gerçeği söylemezler, aciz kalırsın.
Ali: Bir daha ki sefere dersin, yine kaybedersin.
Ramiz: Sonra o saat gelir çatar.
Ezel: Beklerken bilemezsin ama kaderin bir anda ters yüz olur.
Ali: Kaybettiğini sandığın şey, önüne çıkıverir.
Tefo: Lanetin zannettiğin şey, tersine döner.
Azad: Aileni kaybettiğinde...
Ezel: Kaybedenler ailen olur.


garda biraraya gelen kahramanlarımız, Dayıyı aramaya başladılar, daha doğrusu cesedini. Ama bi baktılar, Dayı karşı peronda oturuyor. Sekiz gelmemiş, Dayı haklıymış. "gelmedi" diye bağırdı Dayı, "o zaman sen bize gel" diye bağırdı Ezel.


1971

Ramiz, Jilet, Ağa baba içiyorlardı. Kenan başka bi masada, Ramiz'le bakıştılar. Ramiz Jilet'i bi tepeye götürdü arabayla, adam sızmış, uyandı, Kenan çıkageldi sonra peşlerinden. Jilet başına geleceği anladı "bu çocuk için değer mi Ramiz" dedi. "İliğini alır senin diğerleri" dedi. "biliyorlar zaten, ben Ağa babaya söyledim, o başını salladı" dedi Ramiz. karşılıklı bıçakları çektiler, korkunç haykırışıyla Ramiz adama daldı.

Ramiz adamı paramparça deşip öldürmüştü, Kenan titreyerek geldi , oluk oluk kustu. harika bir sahneydi. "ben onu o gün öldürmüştüm, bugün öğrendi" dedi Ramiz. "Peşimden ayrılmıyorsun ya kim olduğumu önce sen gör istedim" dedi.

2010

Dayı, peronda sevdiklerine kavuşmak için yürürken Sekiz çıkageldi. Bıçağı tık diye dayı'ya sapladı, sonra da kaçıp gitti. Bu esnada ekşi sözlük çöktü işte dostlar. Bizim ekip de perondan raylara atlayıp, Dayı'nın yanına koştular, Ezel ağlayarak kollarına aldı Dayı'yı. Dayı gülüyordu. "Kanı bana çekerse yapamaz diyordum ama , şu işe bak eğen, meğer kanı bana çektiği için yaparmış" Sonra Dayı, elinde bir bavul, cebinde bir bıçakla İstanbul'a gelen delikanlıyı gördü garda... Tuncel Kurtiz nasıl titretti bizi bu sahnelerde, elini uzatıp gözlerinin önünden geçen gençliği ile vedalaşması, "herşey başladığı yerde bitsin" demesi...

Böylece içimde bir ağrı bırakarak bu bölüm sona ermişti sevgili seyirciler. Tabii biz geçen sezon finalinden Dayı'nın kötürüm olacağını biliyoruz da, yine de içimizi bu denli ağrıtmak, senaristlerin, yönetmenin ve oyuncuıların büyük başarısıdır diyor, hepinize selam ediyorum.

kimi gençken öldürür sevdiğini
kimileri yaşlı iken öldürür;
şehvetli ellerle öldürür kimi
kimi altından ellerle öldürür;
merhametli kişi bıçak kullanır
çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.



xo xo

Yorumlar

Popüler Yayınlar