29 Ocak 2010 Cuma

ohh çok şükür bu hafta bitti

İşte kar kış kıyamet haftasını geride bırakmıştık sevgili seyirciler. Eğer cüce Şubat bi yamuk yapmaz ise, İstanbul'un kar olayı bitmiş sayılır. Nasıl ki Ağustos ayında 1 hafta hava 40 derece olur, kışın da 1 hafta karımız var. Ben hiç sevmem karlı havayı. Çünkü işe gitmek zorundayım ve hayatta en korktuğum şeylerden biri kayıp düşmektir. Ya elim kolum bacağım kırılırsa? Ya gözlük parçalanıp gözüme girerse ? Of çok korkunç. Bir de İstanbul sokaklarının kar altında gömüldüğü o kara vıcık çamurumsu pislikten nefret ederim. Oh işte neyse bitti gitti.

Kar yağışının ilk başladığı Cumartesi günü Arnavutköy 'de şöyle fotolar çekmiş idim , bari onları koyayım da postum şenlensin :



bu fotoyu da Pazartesi gecesi çekmiş idim, o sağdan geçen ışık hüzmesi neymiş acaba, çözemedim?



Ondan sonracığıma artık her akşam spora gidiyor idim. İşte yürüyüş bantı, bisiklet, bir de en sevdiğimiz SKY WALKER denen cihaz var, vallahi iflahımızı zikiyor , sonra bacak bilmemnesi, işte ağırlıklar falan filan... Gece de eve gelince küt diye uyuyorum, ne oyun oynayabiliyorum, ne kitap okuyabiliyorum, ne de MSN'i açabiliyorum... fakat kararlıyım , spora devam, acı yoksa ödül de yok, eski normal halime geri dönmeliyim acilen.

Ama size asıl spor salonunda yerlerde yuvarlanırken fotolarımı çekip koymalıydım püahahaha. Zıbıdı bi hoca var salonda, böyle sıska kemiksiz birşey, ilk gün bize esneme gerilme hareketleri gösteriyor idi, dengede duramadığım için Allaaah diye bağırıp uçan amca gibi yerlerde yuvarlandım ahahahah

İşte başka bir macera yaşamadım bu hafta. Ama haftaya La Capitanacığıma doğumgünü ziyafeti şölenine davetliyiz dostlar. Keçipeynirli böreğinden yaparsa yerim valla tutamazsınız beni:)))

26 Ocak 2010 Salı

Vefa

Mehmet, yazının yorumlarda kalmasını istemedim, bloga taşıyorum. Çok teşekkür ederim


Henüz ilkokula başlamadığım günlerde, anneannemin evinin içinde oturduğum penceresinden bakkala şöyle seslenirdim:"Bayram Amca, bi Hürriyet, bi Milliyet!"
O zamanlar bu ikisi girerdi bizim eve. Sonra bir gün hatırlıyorum Abdi İpekçi katledildi. büyük bir olaydı bu diğer katliamlı ve çalkantılı günler içinde. Ve babam Milliyet'i almayı bıraktı Abdi İpekçi'den sonra.

Başka bir gün lisedeyken, bir öğleden sonra eve geldiğimde haberler Çetin Emeç'in katledildiğini duyurdu. Kız kardeşi ile sınıf arkadaşı olan ve kendisini tanıyan annemin dizlerini döverek üzüntüsünü haykırdığını hatırlıyorum.

Sonra Uğur Mumcu gitti. Bahriye Üçok. Muammer Aksoy. Ahmet Taner Kışlalı.

Yerleri dolduruldu mu hiç sanmam.

Bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük vatanseveri bile hayatından vaz geçerek dünyanın o zamanki süpergüçlerinden Türkiye'yi bir Irak olmaktan kurtardı, az gelişmişlikte bir Afganistan olmamamız için her şeyin temellerini attı dünya standartlarına entegre etti de ne oldu. Ona teşekkürümüz her türlü iftira çamur ve nefret bugün.

Oysa Fener'in Cimboma kaç attığı önemlidir bu diyarda. Behlülün Bihtere kaç gol attığı.Deniz'in Hüsnü'nün klarnetini şenlendirmesi. Bu kadarı bize yeter de artar. Daha fazlası vicdan ister, sorumluluk getirir, adamın rahatını kaçırır. Ne gerek var, rahat mı battı.

Cehalet ve bencillik mutluluk için kafi olunca senin milli kahramanın Ağca olur. Çıkar için her şeyi yapıp geceleri rahat uyursan başbakanın da Özal olur,Tansu olur,Tayyip olur. Her şey babalar gibi özelleşmekle meşgulken o dev şirketleri korumakla yükümlü ülkeleri AB dümenine içişlerini yönetir yasalarını düzenler. Topraklarında faaliyet gösteren teröristle savaşamazsın çünkü senin var olmayan dışilerini yöneten ABD izin vermez, kendi ekonomini kendin yönetemezsin eskiden Duyuni Umimiyenin yaptığını bugün IMF yapar. Eh 90 sene öncesinden çok da farklı değil. Amma 90 sene önce senin kazandığın savaşların devri kapandı artık, sen hala öyle zannetmeye devam ededur, devir savaşların ekonomik politikalarla kazanıldığı, sömürgelerin çokuluslu şirketlerce gerçekleştirildiği başka bir çağa gelmiştir. Sense hala sanırsın bağımsız bir ülke yaşadığını. Bunları söylersen hedef gösterilir hapse tıkılırsın, kanserden ölmen hızlansın diye elden gelen yapılır. 


O yüzden sus ve dalgana bak. Bu mümbit diyarda ormanlar, dağlar, göller bile dolara çevrilebilirken daha ne istiyosun, hem sen de alıcan payını, hem de öyle kömür falan değil artık. Çamaşır makinesi kapına kadar gelecek. Zaten Vefa dediğin de boza markası diil mi? Sen boşver boyunu aşan işleri de bak bakalım Eda nerde güneşlenmiş bu hafta.
Ya da hala mı konuşuyosun, ee o zaman artık arabanada mı vurulursun, gelen zarf mı açınca patlar ya da kontağı çevirince sen mi patlarsın onu da sen düşün.



MEHMET

25 Ocak 2010 Pazartesi

Nicole Kidman 2010 SAG Awards

Nicole Kidman, Screen Actors Guild ödül törenine Oscar De La Renta'nın aşağıda gördüğünüz kıyafetı ile katılmış dostlar. (Tören dün gece idi) Bu sefer gerçekten çok beğendim, bayıldım Nicole'ün seçimine. Saçları , kıyafeti, takıları baştan aşağı harika :








24 Ocak 2010 Pazar

24 OCAK 1993

Uğur Mumcu 17 yıl önce katledildi. Katilleri hala bulunamadı . Abdi İpekçi'nin katili ise gösterilerle karşılandı!!!  Bu ülkede düşünmenin, yazılarıyla halkı aydınlatmanın , çapraşık ilişkilerin ardında yatan gerçeği araştırıp, ispatlayarak yazmanın ödülü bu mu?

Ben Atatürkçüyüm.
Ben cumhuriyetçiyim.
Ben laikim.
Ben anti-emperyalistim.
Ben bağımsız Türkiye'den yanayım.
Ben özgürlükçüyüm.
Ben insan hakları savunucusuyum.
Ben terörün karşısındayım.
Ben yobazların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım.


Öyleyse vurun, parçalayın!


Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır.
Uğur Mumcu




Unutmadık, unutturmayacağız. , bir gün mezarlarımızda güller açana kadar...


22 Ocak 2010 Cuma

God save the QUEEN

Geç geldim eve, böyle köpekler kendi etrafında dönüp pat diye otururlar ya , öyle çöktüm odamdaki en sevdiğim köşeme (kedinin yanı:)) Mutlaka Queen 'in Wembley konserini izlemeliyim dedim.Yani izlemezse ölecek o derece, bu hissi anlayabilir misin sen kedicik? hani yazın ben dondurma yerken böööyle yemezsem ölürüm bakışıyla burnunu kaseye dayıyorsun ya? Ondan bile daha güçlü bir FREDDIE ve QUEEN özlemi. Freddie, Brian, Roger, Deaky özlemi. Bu adamların beraberliğini seviyorum. Beraber müzik yazıp beste yapmaları; 4 kişi beraber o muazzam soundu yaratmaları, konserlerde konuşmadan bakışarak anlaşmaları, hepsinin kusursuz , zamanlamalarının mükemel olması ve bu beraberlikten doğan QUEEN. Oh valla başka birşey dinlemeye gerek yok Mesela Queen II diye bir albüm var, her dinlediğimde hala şaşırıyorum ve hayranlık duyuyorum. Sonra birden Freddie İİİBBRAAHİİMMM MUUSTAPPHAA diye semalara haykırıyor, güm ardından Jelousy geliyor, rap isteyene Another One Bites the Dust; ağlamak isteyene Who Wants to Live Forever, gaz isteyene DEATH ON TWO LEGS.... herkese göre birşey var, is this a kind of magic Freddie? Ahhhh neden bizi bıraktın, neden terkettin bizi???

Yoksa sen Stone Cold Crazy'i birMetallica şarkısı mı sanıyorsun kedicik??




oyyhh işte konseri izledim dostlar. Bu konserin 1 tek kötü yönü var: ben bunu her izleyişimde 2 defa izlerim. Valla özellikle değil, öyle oluyor, bırakıp ayrılmak istemiyorum ve bu gece de konser bitti ,başa döndüm tekrar:

oh mamma mia, mamma mia let me gooo

ooooooff Freddie ter saçarak koşuyor, onbinlerce adam ve kadın onunla beraber söylüyor, nolurdu yaleppim biz de 1 kerecik, 1 kerecik olsun onu görebilseydik??

NOTHING REALLY MATTERS... NOTHING REALLY MATTERS TO ME...
anyway the wind blows:)

iyi geceler:)

19 Ocak 2010 Salı

Altın küre

İşte bir altın kürre olsun, bir MTV movie awards olsun, bir Oscars gecesi olsun... bunları izlemeyi seviyorum dostlar.

Şu anda Altın Kürenin kırmızı halı geçişlerini izlemekteyiz sevgili seyirciler. İlk kez görüyorum , yağmur yağıyor, herkes dev gibi şemsiyeler taşıyor, arsız yüzsüz sunucular resmen aktörleri kolundan tutup çekiyor bi röportaj versin diye , nefes almadan "aman harikasın, cartsın, ne güzelsin" deyip, hemen dehliyorlar 2 dakikada.. yahu onlar Harrison Ford (muşmula formunda), Julia Roberts (yaşlanmış), Tom Hanks, (moruk)  hey gidi hey. O Tom Hanksin karısı ne giymiş öyle yaleppim dallı güllü, inanılır gibi değil


Kırmız halıdan geçtiler, şimdi tören başladı
İşte Ricky Gervais çok komikti püahahahah, buradaki yüzlere bakınca geçen yıl yapılan harika işleri görüyorum... plastik cerrahi...:)))

İlk ödülü sunmaya site kokonamız Nicole çıktı , bu arada

oy aman bizim losttaki jack çıktı, ne yazacağımı unuttum bir an hahahhaha , hah, bu arada salonda sevdiğimiz film ve dizi aktörlerini bir arada görüyoruz ya , çok hoşuma gidiyor.Ah Harrison baba nasıl yaşlandın sen beaa..

Şimdi Toni Colette bir ödül kazandı, kendisini tombul Muriel olarak hatırlıyoruz ama artık bayağı skinny olmuş, afferim. Yaaa ben orada olsam ne dedikodu yapardım oturduğum yerden herkese bir kulp takardım hahaha

Aaaa Rob de Niro da orada!! Heyy Sheldon çıktı The Big Bang Theory'den ödül vermeye... Veteranlardan John Lithgow kazandı ödülü...

Paul McCartney çıktı, animasyon çocuklar ve uyuşturucu kullanan yetişkinler içindir dedi, ödülü kazanan UP :)


Glenn Close dizi kategorisinde adaydı ama kazanamadı,

Tom Hanks film tanıtımı için çıktı, yahu şu Da Vinci ve Melekler'de de bu kadar canlı olabilseydin ya... Anam Meryl 2 filmle birden aday olmuş komedi dalında, kırmızı ruju ile harika görünüyor ve tabii o kazandı, "I wanna change my name T BONE" dedi hahahaha  harika Bayan T Bone Streep.

Aa Edge'i gördüm ama Bono da orada mı acaba, bilemedim.

Şimdiki kategoride veteranlar dolu idi, (Jeremy Irons, Kenneth Branagh vb vb)  ama skinny pantolonu ve ceketi ile Kevin  Bacon kazandı. Şimdi de Drew Barrymore bir ödül kazandı ve "7 yaşından beri bu salonda oturuyorum, siz benim ailemsiniz" dedi, eh doğru söze ne denir?


ooo bebeğim, Sophia Loren geldi, salon ayakta, gözlükleri de var benim gibi, ben olmalıydım orada ya! hahhahaha  (Yaşlı başlı kadın, Penelope Cruz'dan daha az aksan var konuşmasında aferim. Penelope de bu gece çok esmer ve çok güzel görünüyor)


Herhalde yabancı dilde en iyi film ödülünü kazanan filmle hiçbirimiz ilgilenmiyoruz dostlar?

Aaaa bizim Twilight Jacob çıktı film tanıtıyor, pek havalı, çirkin Rob'dan daha çok iş yapacak bu çocuk.

Hahahaha Gossip Girl oyuncuları çıkınca salondaki veteranlara kal geldi,bel bel bakakaldılar...  tanımadınız mı yavrum, bunları izliyoruz biz artık...

Oyy Christopher Plummer da aday olmuş bu gece, 80 yaşındasın evinde dinlensene amcam ya, Von Trapplik halin hiç kalmamış, çekil.



Heee, Rob de Niro ile Leo Di Caprio, Marty Scorsese'ye onur ödülü vereceklermiş. Şu Caprio da ne biçimsiz bir adam, patates suratlı,  bir türlü incelemiyor o surat .Robert de Niro'yu da Nuri amcama benzetirim hep .)))

Peki Al Pacino'yu niye göremiyoruz bu gecelerde acaba dostlar??? En sevdiğimiz, her zaman.

Oy oy, en patates suratlı George Lucas da orada idi, acaba neden? Ben herhalde törenin kesilmiş, kısaltılmış bir versiyonunu izliyorum? Demek ki arada birşey sundu o da, yoksa niye gelsin?

Robert Downey JR ödül kazandı nihayet vay , ben bunu hep Al Pacino'ya benzetirdim, ama yaşlandıkça benzerlik inanılmaz derece artıyor... Yoksa bunun babası, Al Pacino mu? Bu kadar benzerlik olur??

Heyy Balıkçı Kral Jeff  Bridges kazandı en iyi aktör ödülünü, salon ayakta alkışlıyor Jeff'i. Heey adam dublörüne teşekkür etti, işte bu bir İLKti!

Aman ya, en iyi film Avatar seçilmiş püüü

Saat de gecenin 1'i , yarın uykusuzluktan gebereceğim , hadi herkes yatağaaa

18 Ocak 2010 Pazartesi

Nicole Kidman 2010 Golden Globes Red Carpet

İşte dün gece Altın Küre ödüller verildiğine göre bugünün beklenen postu geliyor, Nicole Altın Küreye giderken ne giydi?








15 Ocak 2010 Cuma

New Moon DVD çıkış tarihi açıklandı

20.03.2010

The New Moon DVD date is official!  On Sat., 3/20 be the first to get the 2-Disc Special Edition DVD or Special Edition Blu-Ray!

Az önce Twilight twitledi:))) Yani doğumgünü hediyesi olarak isteyemeyeceğim tüüüh.

bu arada Ezel dizisi Show TV'den ATV'ye geçmiş, rezalet !

14 Ocak 2010 Perşembe

spora niyet kebaba kısmet

Dün akşam arkadaşlarımla Sports International'ın Şişli şubesine gittik dostlar, fiyat almak için. 4 kişiydik, içeride arkadaşımız da vardı, buna rağmen bize çekilen fiyat 2.400 TL idi... Tabii "bu kadar para veremeyiz" dedik, adam da bizim ne kadar verebileceğimizi sordu, 1.500 TL dedik. "O imkansız" dedi, o zaman biz gidelim diye kalktık, aaa "o zaman spor yapmayacak mısınız yani?" diye ukalalık yapmasın mı? ben de kızdım, "yapmayacağız, şimdi gidip kebap yiyeceğiz" dedim , adam anında sustu. Biz de gidip Gelik'te kuyu kebabı yedik dostlar:

11 Ocak 2010 Pazartesi

ıslak hamburger

Cumartesi günü Sibelinsu ile Taksim'e çıktık sevgili seyirciler. Biliyorsunuz, eski Vakko mağazasının yerine eşşek kadar Mango açıldı, içinde ne var ne yok merak ediyor idim, Sibel'i kandırdım, otobüse atlayıp gittik:))

İşte mağazanın giriş ve gelişme katları bomboş idi, çünkü bütün kadınlar alt kattaki outleti yağmalamakla meşgüldüler. Nasıl kalabalık karınca yuvası gibi anlatamam. Kasa kuyruğunda beklerken bile kıyafet deneyen tipler var , o derece. Giriş katına da sıra sıra koltuklar dizmişler, adamlar oflaya puflaya burada oturuyor, karılar bırakmış adamları, "sen otur, ben geliyorum " demişler , yağmaya gömülmüşler. Bence bir adamı Mango'ya sokmak ona verilen korkunç bir ceza ayıp günah yani. Alışverişe yalnız gidilir!


İşte biz de kalabalıkta ezilmeden şöyle bir dolandık , Sibo bir çift çizme kaptı, hakikaten çok iyi idi tipi mipi fiyatı, ben de kapri buldum bi tane (Sibo aldı benim için kapriyi :))) , denemedim bile deli miyim o kalabalıkta bir de kabin sırası mı bekleyeceğim (neyse eve gidince denedim, oldu)

Bu korkunç yağmadan, kaçıp kendimizi kurtarınca, İstiklal'de şöyle bir yürüdük taa Tünel'e kadar. Bershka'ya da girip baktıp (orası sakindi ama) Sonra yorgun argın meydana geri yürüdük . Ben bi de Benetton'da hırka baktım ama düdük gibi oldu, sevmedim.

Bu kadar yorgunluğun üzerine ne yapalım, meydandaki büfelerden birine daldık, muhteşem ıslak hamburgere gömüldük dostlar


O kadar güzeldi ki, o kokusu, o bol sarımsaklı yağlı sosu ile lüp diye kaydı valla , ağzımda eridi burgerler, muhteşemdi.

Sonra ben akşam nerede yattığımı bilemedim tabii , o kadar yorulmuşum. Pazar günü ise ANGELS & DEMONS filmini izledim. Da Vinci Şifresi ile bunun takım dvd setini almıştım da. Bence Da Vinci'den daha iyi bir film olmuş, kırpıp kuşa çevirmişler kitabı ama iyi becermişler, hem de hareketli idi. Beğendim, izleyebilirsiniz. Sadece Illuminati Elması damgasını atıp onun yerine neden ters anahtarlar damgasını koymuşlar onu anlamadım. Camerlengo'yu da herhalde Ewan McGregor oynuyor diye İtalyandan İngilize çevirmişler, italyan aksanı yapamadın mı Ewan kuşum? Olsun çok tatlısın, gözlere ziyafetsin, Scotsman aksanın da şurrupppp gibi oy oy oyyy ölürümmm :))))))




9 Ocak 2010 Cumartesi

Taksim'de Cuma gecesi ve yılın ilk ziyafeti

Dün akşam Seval , Sinem, ben Taksim'e gittik iş çıkışı dostlar. Beyoğlu kalabalık, tıklım tıklım, ışıklarla bezeli idi. O hayat dolu , capcanlı hali hiç rahatsız etmedi beni aksine, ben de yaşamın enerjisini hissettim dostlar. (force mu bu yoksa??:)))

Geçen yıl maaşlarımızı doğru düzgün alamadığımız için çoğunlukla kendimizi eve kapanmıştık, fazla gezememiştik, dün gece hayret içinde kaldık, o kadar hafta sonunu, kutsal Cuma gecesi gezmelerini biz nasıl kaçırmıştık? Bütün barlar, restoranlar kapı önüne masaları doldurmuş, heryerden müzik sesi geliyor, gençler bira içip eğleniyorken, biz nasıl bir umutsuzluk içinde kendimizi işteki sorunlarda boğmuştuk?



Böylece Bibuçuk'a girdik ve şans eseri yer bulup acılı kanatlara gömüldük dostlar. Halbuki 1 (bir) haftadır rejim yapıyor idik, rejim derken normalden az yemeye çalışıyoruz, yoksa öyle her sabah kibritkutusu yediğin rejimlerden değil. Kantlardan önce patates kızartması ve kombo tabakla kendimize ziyafet çektik.



5 baharatlı kanat:

Yemeğin üzerine garson kardeşin ısrarlarıyla RAKI SHOTları fondip yaptık böyle limonlu limonlu gadanallah... içerken güzeldi de sonra o anason tadı beni fena etti:))

Yemekten sonra şöyle Tünele doğru yürürken Sino dedi ki, "Jadore kafeye gidip çikolata föndü yiyelim mi?" Tabii Seval'in dediği gibi bize öyle "yiyelim mi?? aç mısınız " gibi sorular sormak zaten gereksiz!! jadore cafe hani mandabatmaz kahvehanesi var ya, orada dipte bir chocolatier; Olivya geçidinin ağzında.

Oh la la sıcak çikolata:



Tükkanın içi de rengarenk , harika bir yerdi Jadore. Masanın üzerinde kristal kesme su bardakları, nane yaprakları ve limonla tatlandırılmış bir sürahi su vardı. Biz 3 kişilik dev bir föndü aldık, çilek, muz ve elma ile gelen çikolata kazanında kendimizden geçtik dostlar.



Sonra hesabı öderken dükkandaki süslü püslü eski moda aksesuarlarla fotoğraf çektik, herşey o kadar güzeldi ki dostlar .



Bu sene çok gezelim , hiç gitmediğimiz yerlere gidelim heeyyyyyy

6 Ocak 2010 Çarşamba

Veda

Livaneli 'den Atatürk filmi. Ölüme meydan okuyan bir kuşağın hikayesi :

http://www.vedafilm.com/

http://vedafilm.blogspot.com/



1 Ocak 2010 Cuma

Yeni yıl, yeni yıl, yeni yılll

Güzel sürprizlerle dolu çok hoş bir yılbaşı geçirdim dostlar. Umarım siz de bu kadar hoş bir akşam geçirmişsinizdir :))))) :



Geçen gün babam bir demet kokina almış, annem de dalları küçüklüğümden kalma toplar ve minik noel baba ile süslemiş, odamda neşeli neşeli sallanıyorlar idi.





Sonracığıma bir sürü hediye geldi,

kendimden Bourjois Paris kutulu bir takım aldım, hiç pahalı değil, metal Paris temalı kutu işte, içinde ruj allık falan var, ama hepimiz biliyoruz ki burada önemli olan kutu idi






Sonracığıma beni "koçum benim" diye seven patronumdan Tazmanya Canavarlı fincan aldım.




Efendime söyleyeyim, Seval arkadaşımdan misss kokulu mangolu vücut yağı aldım, o kadar muhteşem kokuyor ki kremi yemek istiyorum allah sizi inandırsın, yalayasım geliyor:



Ve de Sinem arkadaşımdan pofidik bere ve eldivenler ile gül şeklinde pompomları olan bir atkı aldım:



Akşam ailecek çok güzel bir yemek yedik, kabak tatlısı da vardı ağzınıza layık. Bebek kuruyemişçisinden aldığım çerez ve de cipslerle de kendimize ziyafet çektik. Gecenin içkisi TURASAN şarabı idi, yıllar önce bunun bir şişesini tek başıma içmişliğim var, harika bir kapadokya şarabı.. Dün gece de bayılarak içtik (Öküzgözü-boğazkere) Sonra tabii cipslerle efes fıçı, vee geceyarısı şampanya patlatıp dansöz seyrettik, o kadar şamata yaptık ki kedicik kırmızı donunu bırakıp arkasına bakmadan bahçeye kaçtı koşa koşa hahahahaha



İşte böyle... bu sene güzel olacak, özellikle canım Lady Charlotte'un verdiği harika haberden sonra bu yılın harika geçeceğine inancım tam. Bütün olumlu enerjimi sizlerin üzerine yağdırıyorum işte dostlar, ciyuvvvvvvvvvv ciyuuuuuvvvvv , pozitife odaklanın, konsantre olun, gücü kullanın, harika bir yıl geçireceğiz:)))

xoxo
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...