Ohhh nihayet çıktı!

Perşembe günü gazeteler çarşaf çarşaf "kar geliyor, afet geliyor, istanbul bitecek, meteoroloji uyarıyor" haberleri ile doldu taştı. Ben de heyecanlandım, Cuma günü işe giderken üşütmeyeyim diye üzerinize afiyet yünlü külotlu çoraplarımı giyip bi de taa yukarı kadar çektim bunları (hani beyaz çoraplarını donuna kadar çeken liselim modeli:) . Üzerimde dudun mont, zaten onu giyince oldum bir aslan. Ayaklarımda herbiri birer kütük misali Cat botlar, bildiğin robokop kılığında gittim işe Cuma günü. Hava da nasıl sıcaktı, ya da o çoraplardan sebep ben kendimi ılıman iklimde sanıyordum, bütün gün kaşındım durdum ama hava bozmadı.  Fakat gece bir fırtına koptu, uykularımdan uyandım, o saat bu saat oldu, fırtına devam ediyor. Allahtan çatı uçmadı.


Cumartesi ise feci fırtına, sulu kar, dolu, rüzgar kopartıyor, hava muhalefeti nedeniyle evden burnumun ucunu bile çıkartmadım. Hatta diyetisyene gidecektik Lady Charlotte ile, onu da erteledim haftaya gideceğiz. Bütün gün kitap okudum (Jasper Kent'den Oniki) Kedi de kalorifere yapışıp kelimenin tam manasıyla yerinden kıpırmadı, bütün gün uyunur mu, evet babamın deyimiyle inek gibi uyudu kedicik.



Akşam mamasını verdikten sonra beni aldı bir telaş. Valla tufan bile kopmuş olsa kedinin gece 1 kere uykudan önce bahçeye çıkması ve kakasını yapması gerekiyor, yoksa sabaha kadar evin içine eder. Ama hayvan ne yapsın, kapıdan burnunu uzatıyor fırrrr bir rüzgar, fırtına, hop içeri kaçıyor bizimki. Neyse gece 11 oldu, tam tuvalet saati, kapayı araladım, dışarının ışığını da yaktım, ve ohhhh akıllı kedim bahçeye attı kendini. Boynuna taktığım nal kadar çıngırak sayesinde gidip geldiğini işitiyorum. Hemen birkaç dakikada işini halledip koşarak eve döndü, ben de rahatladım ohh.

Sonra, Azra Akın'ın dansetmesini izlerken aklıma çok sevdiğim bir film geldi. Baz Luhrman'ın yönettiği ilk film, 90'ların en güzellerinden biri bence: Strictly Ballroom.


Scott Avustralya dans şampiyonu olmak üzeredir ama dansederken basmakalıp adımların dışına çıkmak; kendi özgün adımlarını kullanmak ister. Fran ise Scott'ın annesinin işlettiği dans stüdyosunda derslere gelen, biraz beceriksiz, biraz alımsız bir kızdır. Scott'ın cesur adımları partneri Liz'in kaçmasına neden olunca şampiyonaya katılmak için Scott etraftaki tek uygun görünen kız olan Fran ile çalışmaya koyulur.

Çok severim bu filmi, pazar günü için ideal , öyle vıcık bayık aşk filmi değil, danslar da şahane:)

Neyse yarın gece halvet var diyorlar teve'de törkiş the tudors geliyor annem.

xo xo

Yorumlar

  1. orda fırtına mı var? burda son birkaç saattir kesintisiz kar yağıyor ama hava çok kıpırtısız, biraz önce -sabahın 3'ünde!- çıkıp yürüyüş yaptık, bembeyaz, sessiz sakin, o kadar güzel ki (ankara sadece karlar altında güzel görünüyor sanırım ahahah).

    YanıtlaSil
  2. ooo Ankara bembeyaz, İzmir'de bile kar yağdı, İstanbul'da tık yok valla, fırtına da bu sabah itibariyle bitti, gökyüzü açıldı mavi mavi oh, kendimize geldik:))
    kardanadam yaptınız mı? :))

    YanıtlaSil
  3. eheh yok ama kartopu oynadık :)

    YanıtlaSil
  4. ohh sefanız olsun:))) Ankara'nın ayazında üşütmeyin sakın:)

    YanıtlaSil
  5. Ankara'ya gelince seni bulacağım kocaman sarılacağım balım desteğin için çok teşekkür ederim tatlı Judy'im benim öperim kocaman.

    YanıtlaSil
  6. Eda'cım ben İstanbul'dayım:)
    Çok geçmiş olsun tekrar, daha güzel haberlerini bekliyoruz inşallah.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yaz ki muhabbet olsun.

Popüler Yayınlar